Anasayfa Arşivler 2018 Mayıs

Aylık ArşivMayıs 2018

1 1.569 görüntüleme

Tip-1 Diyabet Yönetiminde Denediğim Beslenme Prensipleri

Aslında hayatta da “tek doğru yoktur”. Denedikçe, yanıldıkça ve başardıkça hangisinin iyi olduğuna ancak karar verebiliriz.

Bugüne kadar gelenekçi yöntemlerden daha günümüz yöntemlerine kadar birkaç beslenme prensibini denedim. Bunların iyi ve iyi olmayan taraflarını sizlere aktarmaya çalışacağım.

Standart Besin Programı ve Standart İnsülin Dozu

Tip-1 diyabetle ilk tanıştığım ve hatta ortalama 6-7 yıl kadar da bu yöntemle diyabetimi yönetmeye çalıştım. Tüm menüler belirlenmiş ama bazı ufak değişikliklere izin veren, sabit bir insülin dozu yaptığımız bir beslenme şeklidir.

Menülerin sabit olması uzun vadede insanı maalesef sıkıntıya sokuyor.Canınız bir şey istediğinde yeme lüksünüz yok. Bireye kendini kapana kısılmış gibi hissettiriyor. Ayaklı kantin modunda ara öğünler mutlaka taşınıyor vs. Uzun vadede yönetilebilir göremedim. Ve sizi meşhur “kaçamaklara” yönelten bir yöntem.

Karbonhidrat Sayım Yöntemi ve Kişiye Özel İnsülin Dozu

Tip-1 diyabet=Matematik

Bu eşitliğe sonuna kadar katılıyorum. Çünkü vücuda girdiğinde şekere dönüşen her besinin miktarı bilinirse bireyin, kendine özel, bu besin miktarları için ne kadar insülin yapacağı hesaplanabilir.

Karbonhidrat sayım yöntemini de ortalama 9-10 yıldır tecrübe ediyorum. Esnek yeme modeli sağlarken yenilene göre insülin dozu yaptırmak, ama günlük total kalori miktarını geçmemek diyabetli kişiyi özgür bırakmaya çalışıyor. Yemek yeme istemediğin zaman yememek, canın bir şey istediğinde menüye ekleyip doğru dozda ek doz insülin yapmak ve kararı diyabetli kişiye bırakmak kişiyi rahat ettiriyor.

Ama bu yöntemin en büyük handikapı “ye ve insülin yap”. “Aman bundan ne olur?” deyip yeme alışkanlığı sağlaması, kişiyi fazlaca özgür bırakması kendi içinde handikapları da barındırıyor.

Genel olarak değerlendirirsem de; karbonhidrat sayım matematiği başka beslenme stillerini seçseniz bile hep yanınızda oluyor ve olmalı da. Bunu ileriki yazımda da daha iyi anlayacaksınız.

3 Gün Sadece Sıvı Beslenme

Şu meşhur soğuk ve katkısız meyve ve sebze sularından bahsediyorum 🙂

Bunu da denedim 🙂

Maksimum 3 güne kadar çıktım. Ama uzun vadede yapılabilecek bir beslenme şekli değil. Ki zaten bu tarz sıvı beslenme detoks etkisi için yapıldığından uzun vadeli de yapılması istenmiyor.

Çalıştığım yere yakın bir alış-veriş merkezinde Juico mağazası var. Her sabah gidip sevdiğim Juico ları alıp hepsini gün içine yayarak içtim. Elbette uygun oranda insülin de yaptım. Ve sıvı beslenirken de spor yapmaya devam ettim.

Gün içinde çok sık tuvalete çıkıyorsunuz. İlk günün ortasında baş ağrısı daha doğrusu enseden biri vurmuş gibi olan ağrı sizi dağıtıyor.

Şeker ise gayet regüle gidiyor. O ip gibi giden şekeri görünce fena mutlu oluyorsunuz 🙂

Beden kendini gayet temiz ve taze hissediyor ama sürekli bu tarz sıvı beslenmek uzun vadede sabredilebilecek bir beslenme şekli olarak da görünmüyor.

Bu tarz sıvı beslenmede de spor yaparken ya da herhangi bir anda şekerim düşse de meyve şekeri yoğun olan Juico’yu içip şekerimi normale çekebiliyordum.

Sürekli değil ama ara ara vücudun kendini iyi hissetmesi ve bireyin kendini toparlaması için bence iyi bir yöntem.

Toparlama

Bu 3 beslenme şeklinden en uygulanabilir elbette karbonhidrat sayım yöntemi. Ancak aralarda da kişin kendi inisiyatifiyle sıvı beslenme de yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü denenebilir.

Bir sonraki yazımda daha iyi anlatacağım ama bu kadar yüksek oran karbonhidrat gerçekten almalı mıyız? Ya da ne yapmalıyız? Sürekli karbonhidrat mı sayacağız? Düşük karbonhidrat, yüksek lifli beslenme mi? Ya da Oto-İmmün beslenme protokolü mü?

Şimdilik bu kadar. Bu kısım baya uzun oldu. Pazartesi günü de diğer denediğim ve devam da ettiğim 2 beslenme prensibini sizlere anlatacağım.

Yazı içi görsel kaynakları: DiyetAsistan.com , MagKadın , Uzman Diyetisyen Beyza Eliuz Tipici

 

1 1.790 görüntüleme

Koç Üniversitesi Tarafından Düzenlenen Sürekli Glukoz İzlemi (CGM) Sistemlerinin Etkin Kullanımı Sempozyumu 26 Mayıs 2108’de Yapıldı

Bilindiği gibi son yıllarda başta Tip 1 diyabetliler  ve insülin kullanan Tip 2 diyabetliler olmak üzere, glukoz izleminde dokular arası sıvıdan  sürekli glukoz ölçümüne dayanan sistemlerin kullanımı giderek artmaktadır. Bu sistemler bir tür “24 saat glukoz videosu” gibi, diyabetlilerin glukoz seyirlerinin yakından izlemine imkan verdiği gibi, glisemik kontrolün değerlendirilmesine, özellikle de glukoz dalgalanmalarının saptanmasına önemli katkıda bulunmaktadır. Yakın zamanda “parmaktan ölçüm ile doğrulama gerektirmeyen” sistemlerin ABD’de FDA tarafından onaylanması ile, glukoz izleminde yeni bir dönem başlamıştır. CGM sistemleri, tek başlarına kullanıldıkları gibi, insülin pompaları ile entegre olarak da önemli   bir işlev görmekte ve “Yapay Pankreas”,  “Biyonik Pankreas” olarak bilinen  otomatik insülin verme sistemlerinin geliştirilmesine kapı açmaktadır.

Glukoz izlemindeki bu gelişmelere karşın, bir taraftan diyabetli çocukların/kişilerin bedenlerinde yabancı  bir şey taşımaktan hoşlanmaması, diğer taraftan ise henüz ucuz olmayan bu sistemlerin sosyal güvence kapsamında olmaması kullanımlarını sınırlamaktadır. Buna rağmen ABD’de okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarda CGM kullanımı % 25’e kadar ulaşmıştır. Bu sistemler, sahip oldukları alarm  özellikleri ile kan şekerindeki düşüş ve yükselişleri önceden haber vermektedir; ayrıca uzaktan izleme özellikleri ile ailelerin örneğin okuldaki çocukların glukozlarını, ofislerindeki bilgisayar ekranlarından sürekli izlemeyi sağlamaktadır.

CGM sistemlerinin ülkemizde kullanımı artmakla beraber, beklenen hızda değildir. Bunun temel nedeni, bütün çabalara rağmen SGK kurumunun   çocukların “ Sensörleri devlet ödesin, parmak uçlarımız bize kalsın”sesine kulak vermemesi ve bu sistemleri geri ödeme kapsamına almamasıdır. Öte yandan ise gerek çocuk diyabet ekibi üyeleri, gerekse Tip1 diyabetliler ve aileleri bu sistemlerden elde edilen bilgilerden  yeterli ölçüde yararlanmamaktadır.

İşte bu ihtiyaçlardan yola çıkarak, Koç Üniversitesi Hastanesi Çocuk Diyabet ekibi tarafından, 26 Mayıs 2018 günü “Sürekli Glikoz Ölçüm Sistemleri” (CGM)’nin Etkin Kullanımı” konulu bir sempozyum düzenlenmiştir. Toplantıya, Sivas, Diyarbakır, Konya, İzmir, Edirne, Ankara, İzmir, Bursa, Van, Kocaeli, Isparta ve İstanbul’dan 20 hekim, 10 hemşire, 9 diyetisyen, 1 psikolog, birisi Tip  1 diyabetli 2 tıp öğrencisi, 3 Tip 1 diyabetli çocuk ailesi, 1 Tip 1 diyabetli blog yazarı ve 6 firma temsilcisi olmak üzere 52 kişi katıldı ve toplantı boyunca problem odaklı, günlün klinik uygulamaların iyileştirilmesini sağlayacak canlı tartışmalar  yapıldı.

Toplantıda, Prof. Dr. Şükrü Hatun, hemşire Gizem Bayrakçı, Doç. Dr. Gül Yeşiltepe Mutlu, diyetisyen Tuğba Gökçe, psikolog Serra Muradoğlu, sırasıyla CGM kullanımının avantajları ve dezavantajları, CGM verilerinin değerlendirilmesinde kullanılan parametreler, ülkemizde kullanılan CGM sistemlerinin özellikleri ve uygulanması, insülin pompa tedavisinde CGM verilerinin yorumlanması, CGM verilerinin beslenme planlanması  ve karbonhidrat sayımında kullanımı, CGM sistemlerinin aile ve çocukların ruhsal durumu üzerine etkileri konularında güncel bilgileri  ve deneyimlerini paylaştılar.

Toplantının sunumlarına http://www.arkadasimdiyabet.com/yeni-teknolojiler/sunumlar-rehberler-kitaplar adresinden ulaşılabilmektedir. Toplantının ikinci bölümünde ise grup çalışmaları yapıldı ve gerçek vakalar üzerinde CGM verilerinin analizi  konusunda pratik eğitim yapıldı.

Nitsa’nın öyküsü ve ailelerin bakışı

Toplantının özgün yanlarından birisi, Tip 1 diyabetli çocuk ailelerinin de kendi bakışlarını yansıtan sunumlar yapması olmuştur. Bunlardan birisi de  2 yaşından beri Tip 1 diyabet tanısı ile izlenen ve şimdi 12 yaşında olan Nitsa Darsa’nın annesi Rina Darsa idi. Rina, bütün naifliği ile önce Nitsa’dan bahsetti ve  onun “12 yaşında, aynı  zamanda çölyak ile mücadele eden,  başarılı, bilinçli, kendi diyabetini  yönetebilen bir genç kız adayı” olduğunu söyledi. Uzun yıllar Nitsa’nın kan şekerini günde 8-10 kez parmaktan ölçümle izlediklerini, daha sonra 2016 yılında kola takılan sensörler (CGM) ile glukoz izlemi yapmaya başladıklarını söyledi ve “Kızımız, Günde 8-10 kez parmak delmekten kurtulmuş, onun için büyük bir konfor sağladığımızı düşünmüştük” diye ekledi. Daha sonra yabancı sosyal medya gruplarını izlerken kullandıkları sistemi bazı ek teknolojiler ile uzaktan ve  anlık glukoz izlemini mümkün kılan sisteme dönüştürdüklerini  anlattı ve “ CGM kullanımının en büyük katkısı kuşkusuz kesintisiz gece uykusu. Diyabetli çocuk ebeveynlerinin en çok korktuğu şey uykuda yaşanacak hipoglisemidir.10 yıl boyunca yaptığımız gibi her gece saat 3’te saatimizi kurarak kalkma zorunluluğumuz ortadan kalktı. Bu bizi çok rahatlattı. Şeker düzeyi 70 mg’ın  altına düştüğü an alarm çalıyor ve böylece çok düşükleri yaşamıyoruz“ dedi.  Rina, CGM kullanımın kendi hayatlarından götürdüklerini ise “Diyabet 7/24 her an hayatımızda, aklımızda. Özellikle benim gibi evhamlı bir annenin 24 saat boyunca sürekli buna konsantre olması bazen psikolojik olarak ağır gelebiliyor.Bağlantı problemleri olduğunda, Nitsa’yı biraz bunaltmış olmalıyım ki zaman zaman şikayet ediyor” sözleri ile anlattı ve  konuşmasını “Ne yazık ki ülkemizde bu tip sistemler geri ödeme kapsamında değil…Aileleri maddi olarak çok zorluyor.Gönül ister ki, tüm tip 1 diyabetli aileler bu teknolojiler hakkında bilgi sahibi olsa ve kolayca ulaşabilse” dileği ile tamamladı.

Yapay Pankreas

Toplantıda öne çıkan noktalardan birisi, çocuk diyabet ekiplerinin teknoloji ile klasik hekimliğin insani dokunuş olarak tanımlayabileceğimiz özelliklerini birleştirmesi gerektiği, ailelerde gerçekçi beklentiler yaratması, başta beslenme planlanması olmak üzere diyabet tedavisinin  gerekleri konusunda bir düzen/disiplin oluşturmaya önem  vermeleri oldu. Toplantıda bulunan ve pilot olarak çalıştığı için çocuklarında  yakın zamanda Yale Tıp Fakültesinde Doç. Dr. Eda Cengiz’in desteği ile  bazal insülin hızlarını otomatik olarak ayarlayan “Yapay Pankreas-670G İnsülin Pompası” kullanmaya başlayan Bülent Ecevit Sarıca ve Nadide Sarıca da teknolojinin  çocuklarının yaşamında yeni  bir dönem başlattığını, bu sayede başta gece olmak üzere glukoz dalgalanmalarını ve hipoglisemi sıklığını belirgin şekilde azaltırken HbA1c’lerini ilk kez  % 7’nin altına düşürdüklerini  ve  aile olarak diyabetin yükünü daha az hissettiklerini anlattı. Toplantıya katılanlardan ve uzun süredir Tip 1 diyabetiler ile canlı bir topluluk ortamında deneyimlerini paylaşan Tip 1 diyabetli blog yazarı Esra Avcı da, Tip 1 diyabet  tedavisinin 360 derece ve teknoloji odaklı olmasına karşın, günlük sorunları içerecek şekilde gözden geçirilmesinin ve diyabet ekibine Tip 1 diyabetlileri  ve aileleri de katan  “Bir Takım Oyunu” yaklaşımını görmekten çok etkilendiğini söyledi. Toplantının sonunda,  Tip 1 diyabetli endokrinoloji profesörü Dr. Oğuzhan Deyneli kendi  CGM deneyimlerini anlattı  ve  teknolojinin son 30 yılda idrarla şeker ölçmekten, 5 dakikada bir glukoz izlemini mümkün kılan sistemlere doğru evrildiğini, uzak olmayan bir zamanda insan pankreasına daha çok benzeyen, örneğin arabalardaki navigasyon ekranlarına dek günlük yaşamda kullanılan araçlarda da görüntülenebilen sistemlerin geliştirileceğini ama bu arada diyabet tedavisinin  gereklerini yaparak, diyabetle arkadaş olarak bir yaşam sürmeyi elden bırakmamak gerektiğinin altını çizdi.

Koç Üniversitesi Çocuk Diyabet Ekibi olarak, teknoloji kullanımı ile çocukların ve ailelerin sorunlarını/ihtiyaçlarını/endişelerini duyarlı bir şekilde hisseden/izleyen, tedaviyi ve eğitimi bireyselleştiren bir  anlayışla çalışıyoruz. Birkaç aydır hazırlıklarını yaptığımız bu toplantıda, bir kez daha ekip çalışmasının önemini  ve çocuk diyabet ekiplerinin, Tip1 diyabetlilerin kendileri  ve aileleri çok yakın bir işbirliği  ve deneyim paylaşımı yapmasının yararlarını gördük. Bundan sonraki adımda,  önümüzdeki sonbaharda benzer bir toplantıyı “ Diyabetli çocuk aileleri ve Tip 1 diyabetliler “ için düzenlemeye karar vererek ve iyi yorgunluk duygusu ile toplantıya katılanlarla vedalaştık. Bir kez daha toplantıya emek verenlere ve katılanlara çok teşekkür ediyoruz.

Prof Dr Şükrü Hatun

1 5.360 görüntüleme

Futbolun Zirvesinde Bir Tip-1 Diyabetli

Dün oynanan Real Madrid – Liverpool maçının futbolseverler için önemi büyüktü. Çünkü günümüz futbolunun zirvesindeki takımın kim olduğu belli olacaktı.

Çok keyifli ve heyecanlı geçen maçın 37. dakikasından itibaren bazılarını yani biz tip-1 diyabetlilerin de büyük keyif ve ilham alarak izlediği bir mücadele oldu.

Peki neydi bu heyecan ve ilhamın sebebi?

Mücadelenin 37. dakikasında, yani futbolun zirvesinde oyuna giren Nacho Fernandez, Tip-1 diyabetli!

Tip-1 diyabet hiçbir zaman engel değil. Nacho Fernandez bunun en önemli örneklerinden. Hele hele günümüz futbolunda efor ve dayanıklılığın ne kadar önemli olduğu ve bulunduğu konumu göz önünde bulundurursak.

2017 yılında Diabetes.co.uk sitesinde verdiği röportajından;

“Sınırlarım yok. Biraz daha dikkatli olmamız gereken gıda türleri var. ama kontrol altında olduğum için şanslıyım ve doktorumla çok iyi geçiniyorum.”

“Dediğim gibi diyabet sizi daha sorumlu bir insan yapar ve böylece kendinize daha çok bakarsınız. İyi bir tedavi/çözüm bulamazlarsa, hayatımın geri kalanı için orada olacağını biliyorum. Benim için diyabet bir takım arkadaşı olmak gibi. ”

Nacho Fernandez’in bazı başarıları;

  • 3 Şampiyonlar Ligi Kupası
  • 1 İspanya Şampiyonluğu
  • 1 İspanyol Kupa Şampiyonluğu
  • 2 İspanyol Süper Kupa Şampiyonluğu
  • 3 Dünya Kulüpler Şampiyonluğu Kupası
  • 3 Süper Kupa

Nacho Fernandez, tip-1 diyabetini bir engel olarak değil, kendini geliştirme fırsatı olarak görmüş ve şu an bulunduğu konuma ulaşmış. Siz de kendinize sürekli halinden şikayet edenler yerine sürekli yapabilenleri ve başaranları örnek alın.

Son olarak; Nacho ne kadar gardaşımız olsa da, biz yine de safımıza belli edelim “You Will Never Walk Alone Liverpoll” 😉 😉

Eşref Avcı

 

8 3.694 görüntüleme

Yeni Bir Glükometre; Contour Plus One Artık Türkiye’de

Özellikle, Diyabet İçin İleri Teknolojiler ve Tedaviler Kongresi (ATTD) için gittiğim Viyana’dayken Ascensia’nın Contour Plus One glükometre standını da ziyaret etmiştim. Orada deneyimledikten sonra Türkiye’ye de gelmiş olması elbette büyük bir mutluluk.

Bu arada Contour Plus One’ın geçtiğimiz yıl İzmir’de düzenlenen 1. Diyabet Teknolojileri Sempozyumu’nda da standı vardı. 1. Diyabet Teknolojileri Sempozyumu’nda Neler Oldu? linkindeki yazımızda da sizlerle paylaşmıştım.

Contour Plus One

Aslında diğer glükometrelere göre önemli farkları olan bir cihaz.

  • Contour Plus stripleri ile çalışan,
  • Strip giriş haznesi ışıklı olan,
  • Kan şekeri sonucuna göre strip giriş haznesinin rengi değişen,
  • Bluetooth ile GooglePlay ya da Apple Store’dan ulaşılabilen uygulaması ile de entegre çalışan bir kan şekeri ölçüm cihazı.

Çok kısa birkaç özelliğinden bahsetmeye çalışacağım.

Kan Şekerine Göre Değişen Renkler

Kan şekeri hedef aralıklarınızı sadece aplikasyondan belirliyorsunuz. Hipoglisemi, hedef aralık ve hiperglisemi olarak. Şekeriniz belirlediğiniz aralıkta çıkarsa strip haznesi yeşil yanarken uygulamada da aynı renkle kayıt oluyor. Hipoglisemik değerde “kırmızı”, hiperglisemik değerde ise “sarı” renge dönüşüyor. 

Mobil Aplikasyon Entegrasyonu ve Raporlama

Tüm şeker ölçümleri telefonunuzun bluetoothu açık oldukça mobil aplikasyona gidiyor. Ve tüm verilere excel, csv vb raporlama stilleriyle raporlanıp maille gönderim sağlayabiliyorsunuz.

Aynı zamanda kan şekerinin açlık, tokluk, spor öncesi ya da sonrası olup olmadığını işaretleyebiliyoruz. Ek olarak da öğünlerin fotoğraflarını çekip, yediklerinizi de kayıt altına alabilmektesiniz.

Kısaca tip-1 diyabetli kişinin doktoruna, hemşiresi ya da diyetisyenine gitmeden tüm verilerini girebileceği bir mobil uygulama gibi de kullanılabilmekte.

Ben diğer detayları paylaşana kadar siz de https://www.diyabetnedir.ascensia.com linkini ziyaret ederek daha fazla bilgi alabilirsiniz.

Maliyeti

Şu anda eczaneden satın almak isteseniz 200 TL’ye alabilirsiniz. Ama takipte olduğunuz endokrin kliniklerine çalışan Ascensia mümessilleri varsa diyabet eğitim hemşiresine sorup, elinde varsa ücretsiz isteyebilirsiniz.

Contour Plus glükometre strileri de tüm diğer markalarda olduğu gibi SGK tarafından desteklenmekte. Biliyorsunuz 1 kutu 50’lik stribi SGK KDV dahil 19,5 TL tutarında destekliyor. Stribin standart satış fiyatı neyse aradaki farkı da ödemek zorunda kalıyoruz.

Son olarak; parmaktan şeker ölçümünün güvenilirliği biz tip-1 diyabetliler için hayati önem taşımakta. Contour Plus’ın yıllardır diyabetimben.com’dan da güvenle önerdiğimiz bir marka olduğunu da belirtmek isterim.

Contour Plus One’ın önemli birkaç özelliğini ise daha detaylı olarak birkaç video ve içerikle sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

 

 

1 2.334 görüntüleme

İnsülin Pompa Seti Sadece Ama Sadece İnsülin Yapılan Bölgelere Takılır

İster insülin pompası ister insülin kalemi isterseniz insülin enjektörü kullanın. Farketmez. İnsülin gönderimi sadece insülin yapılan bölgelerden sağlanır.

👉 Göbek deliğinde 4 parmak sağ, sol ya da üstüne
👉 Üst kolun dirsekten ve omuzdan 4’er parmak alt ve üstten kalan alanına
👉 Popoya
👉 Bel boşluğuna
👉 Baldırın diz kapağı ve kasıktan 4’er parmak ölçtükten sonra arada kalan alanı insülin gönderimi için kullanılır.

Bense sadece 3 bölge kullanıyorum. Bel boşluğu, popo ve göbek. Her bölge çift olduğu için 6 bölge kullanımım için yeterli oluyor.

İnsülin gönderilebilecek bu bölgeler dışında maalesef başka bölge kullanılmamalı. Bu bölgeler dışında bir bölge kullanılırsa insülin emilmiyor, gereksiz yere cilt altında birikip iş yapmadan vücudumuzdan çıkıp gidiyor.

 

Özellikle tip-1 diyabetle yeni tanıştıysanız bu temel bilgiyi aklınızdan çıkarmayın ✌️👊

 

Her yaştan insülin pompa kullanıcılarının 10 fotoğrafını ise sizlerle paylaşıyorum.

Özellikle yukarıdaki çocuğun Instagram hesabındaki fotoğraflar bir harika 🙂 Instagram sayfa linki: https://www.instagram.com/adventures_of_katherine_jean/?hl=tr