Anasayfa Arşivler 2015

Yıllık Arşiv2015

1 7.182 görüntüleme

İkinci cheesecake yapışım. Galiba yavaş yavaş öğreniyorum pasta yapma işini. Ama maalesef bende estetik bakış açısı yok 🙂 Kendime bir geri bildirimde bulunmuş olayım 🙂 Yaptığım pastaları adam akıllı sunamıyorum. Güzelce süsleyip püsleyip fotoğraflayamıyorum. Ne yapacaksınız, hayatta bazılarında da bende olduğu gibi estetik bir bakış açısı yok 🙂

Ben 13 yıldır hatta hemen hemen 14 yıldır tip-1 diyabetliyim. Tip-1 diyabetle ilk tanıştığımda yaklaşık 2-3 yıl adam akıllı beslenme listeme uyum sağlıyordum. Ayaklı kantin olmak, üniversitede acıkan biri olduğunda ‘Esra’da garanti bir şeyler vardır.’ diyerek yönlendirme yapılan ya da acıkıldığında yanıma gelip ‘Çantada neler var? Bana da bir elma ya da sunta (ETİ Form Kepekli ya da Altınbaşak) var mı?’ diye sorular sorulan biri olmak da muhteşemdi 🙂

Sonrası mı? Bir kendinden geçme dönemi 🙂 75 kiloya çıkma, mühendislik yaparken arazide zor yürüme, nefes nefese kalma. Ama yine de sabahları kebaplarla açılan, öğlenleri iskender, gözleme, içli köftelerle, akşamları ise yine kebaplarla günü bitirmek. Bunlardan vazgeçememek 🙂

Yaşım şu anda 33. Daha sağlıklı beslenme ve daha düzenli kan şekeri için ben ve Eşref düşük karbonhidrat ve rafine şekersiz beslenmeye ve paketli ürünler tüketmemeye alıştık. Ve yaklaşık 3 aydır da düşük karbonhidratla ve rafine şekersiz besleniyoruz. Ki hoş tip-1 diyabetle tanıştıktan sonra küp ya da toz şeker sadece hipoglisemi anlarında yanıma oldu. Yaklaşık 14 yılı değerlendirdiğimde tip-1 diyabette doğru beslenme ve hatta düşük karbonhidratlı beslenme, spor, doğru dozda insülin yapmak ve kan şekeri ölçümü çoook önemli.

Şimdi bir cheescake tarifi vereceğim. Bu şu ana kadar en beğenilen cheesecake 🙂

Yaş ve Kuru Hurma İle Unsuz, Rafine Şekersiz Cheesecake

Toplam hazırlık süresi: 15 dakika

Pişirme süresi: 20-25 dakika

15 dilime ayrılırsa her bir dilim:  8,5 gram karbonhidrat

  • 2 adet yumurta: Karbonhidrat içermez.
  • 4 tepeleme yemek kaşığı labne peyniri: Karbonhidrat içermez.
  • 2 tepeleme yemek kaşığı süzme yoğurt: 5 gram karbonhidrat
  • 2 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı: Karbonhidrat içermez.
  • 1 çay kaşığı tarçın: Karbonhidrat içermez.
  • Ortalama 100 gram çiğ badem: 15 gram karbonhidrat
  • 11 adet kuru hurma: 55 gram karbonhidrat
  • 2 adet küçük boy yaş hurma: 60 gram karbonhidrat
  • Kaymak: Karbonhidrat içermez.
  • Yarım su bardağı süt: 5 gr karbonhidrat

100 gram çiğ bademi rondoda toz haline gelene kadar çektim. Toz haline gelen bademleri kare bir borcama aldım ve erittiğim tereyağından 1 yemek kaşığını toz haline gelen bademin içerisine koydum ve eldiven ile iyice harmanladım. Bir bardağın altı ya da ağır bir aparatla badem tozunu bastırmak gerekiyor. Ben cezve ile bastırdım. Cheesecake yaparken taban kısmını sıkılaştırmak çok önemliymiş.

Rondonun içerisine öncelikle 11 adet hurmayı ve yarım bardak sütü koydum ve ezilene kadar rondodan geçirdim. Ardından içerisine iki yumurta, labne peynir, süzme yoğurt, bir çay kaşığı tarçın ve bir yemek kaşığı tereyağını ekledim. Biraz daha rondodan geçirdim. Bu malzeme akışkan oluyor. Tabanı badem tozu olan borcama doldurdum. Ve önceden 180 derecede ısıttığım fırında yaklaşık 20-25 dakika pişirdim.

İki adet yaş hurmayı rondoda azıcık ezdim. Çok ezmeyin. Çok akışkan olur. Üzerine 1 kaşık kaymak koydum. Ve kaymağı yemek kaşığı ile hurmaya yedirdim. Rondodan geçirmedim.

Cheesecake ılıyınca yaş hurma ve kaymaklı karışımı ekledim ve buzdolabına koydum. 2-3 saat sonra bir dilim yedik. Eşref ve ben çok beğendik. Sabah ise şirkete gelince yanımda getirdim. Tadı tam oturmuştu.

IMG_5731Toplamda 140 gram karbonhidrat var. Ve 16 dilime ayırdım. Her bir adet cheesecake ortalama 9 gram karbonhidrat. Bu arada her bir dilim oldukça da büyük 🙂

Oldukça sağlıklı ve düşük karbonhidrata sahip olması da insanı ayrı mutlu ediyor  Yağ oranı biraz fazla olsa da insülin pompası kullanıcıları yedikten 3-4 saat sonra kan şekerinde oynama hissederse ikinci kez bu cheescake ten yediğinde yayma yapabilir. İnsülin kalemi kullanıcıları da kan şekerinin gidişatına göre müdahale edebilir.

Dr Murat Keklioğlu’nun hurma hakkındaki paylaşımını da bu vesileyle sizlere aktarmak isterim. Cennet Hurması (Trabzon Hurması) ana vatanı Çin olmasına karşın Japonya’nın ulusal meyvesidir. Mevsimi oldukça kısadır, kasım – aralık aylarında raflarda görülür. Yüz gramında 70 kalori ve 33.5 gram karbonhidrat bulunan cennet hurması diyet yapanların tüketebileceği bir meyvedir. Cennet hurmasında portakala yakın miktarda (100 gramında 66 miligram) ve günlük ihtiyaca karşılayacak kadar C vitamini vardır. Bol lif içerdiğinden (100 gramında günlük lif ihtiyacımızın %10 kadarı vardır) ötürü sindirim sistemi için faydalıdır, açlığın bastırılmasına yardımcı olur. Bir adet orta büyüklükte cennet hurması yediğinizde 270 mg potasyum, 2,700 IU A vitamini almış olursunuz. Manganez (manganez güçlü bir serbest radikal tutucusu olan süperoksit dismutazın ko-faktörüdür), bakır (kan yapımında önemlidir), fosfor ve B6 vitamini için iyi bir kaynaktır.


Turuncu meyve grubundan olan cennet hurması A vitamini, likopen, zeaksantin ve lutein içermesinden ötürü göz sağlığına faydalıdır. Bu meyveye hafif buruk tadını veren taninler sayesinde kötü kolesterolü düşürücü etkiye de sahiptir. Taninler anti-viral özellikleri de olan bileşiklerdir.


Cennet hurması flavonoid poli-fenolik anti-oksidanlar olan kateşinlerin ve gallokateşinlerin yanı sıra önemli bir anti-tümör bileşik olan betulinik asit içermesiyle anti-kanser özellikleri ön plana çıkan bir meyvedir.

12 4.590 görüntüleme

Esra’nın Notu: 23andMe ve Tip1 Diyabetin (T1D) Genetik Riski başlığındaki yazıyı hatırlıyor musunuz? Diyabet riskinin aslında genetik testlerle de belirlenebileceğini.

Aslında her ne kadar tip-1 diyabetin çözümlenmesini umut etsek de aynı zamanda yeni tip-1 diyabetlilerin olmasını da istemiyoruz. Özellikle ülkemizde artan diyabetli sayısı, çocuklarda dahi tip-2 diyabetin çıkmaya başlaması önleyici ve çözümleyici sağlık politikamızın olmadığının bir göstergesi.

Çalışmalar sonuçlandığı takdirde, diyabet riski altında olan ve riskli genleri taşıyan kişiler önceden aşılanarak Tip 1 diyabetin ortaya çıkışını önlemek ve bu hastalığı tarihten silmek mümkün olabilecek

Geçen hafta Kanada’da yapılan Dünya Diyabet Kongresi’nde üzerinde yıllardır konuşulan diyabete karşı aşı geliştirilmesi konusunda çok önemli bir çalışma sunuldu. Bu çalışmada, Tip 1 diyabetin“enterovirüsler”le doğrudan ilişkili olduğu bildirildi.

Enterovirüsler içinde özellikle “koksaki virüsleri”nin Tip 1 diyabette insülin salgılayan beta hücrelerinin harabiyetine sebep olan otoimmün mekanizmaları tetiklediği gösterildi.

Koksaki virüsü, bildiğimiz gribe neden olan virüslerden biridir. Gerçekten uzun yıllardan beri grip salgınlarında, Tip 1 diyabetli vaka sayısında büyük ölçüde artış olduğu bilinmekteydi. 17 üniversitenin katıldığı “nPOD Viral Grubu”nun yaptığı çalışmalar sonucunda, diyabete yatkın genleri olan kişilerde diyabetin önce bir enterovirüsler enfeksiyonu ile tetiklendiği, sonra uzun yıllar insülin salgılayan hücrelerde kronik bir enfeksiyonun sessiz bir şekilde gittiği ve yeni bir alevlenmeyle hastalığın ortaya çıktığı gösterildi. Bu bulgulardan yola çıkarak Finlandiya’daki Tampere Üniversitesi, “Enterovirüs71” (EV71) aşısını tip 1 diyabet açısından riskli olan hastalarda denemeye başladı. 5120 kişide uygulanan EV71 aşı sonuçları, dünyaca ünlü Lancet Dergisi’nde yayınlandı ve aşının % 90 oranında etkili olduğu ortaya çıktı. Halen dünyada beş büyük grubun yürüttüğü çok merkezli proje, enterovirüsler ve bu virüsler içinde en riskli olan “koksaki B1” (CVB1) virüsüne karşı daha etkin aşı geliştirmek için araştırmalarını sonlandırmak üzere. Bu çalışmalar sonuçlandığı takdirde, diyabet riski altında olan ve riskli genleri taşıyan kişiler önceden aşılanarak Tip 1 diyabetin ortaya çıkışını önlemek ve bu hastalığı tarihten silmek mümkün olabilecek.

TİP 1 DİYABETTE İNSÜLİNSİZ YAŞAM İÇİN UMUT: T-REG TEDAVİSİ

Son günlerde “Tip 1 diyabet” için yeni bir tedavi yönteminden bahsediliyor. Bu yeni tedavi yöntemiyle diyabetin iyileştirildiği, bir yıl süre sonunda hastaların insülini bıraktığı anlatılıyor. Bu yöntemin ne olduğu, gelecekte ne ölçüde bir umut olduğu sıkça soruluyor.

Tip 1 diyabet, diyabetin çocukluk ve gençlik çağında ortaya çıkan formudur. “Otoimmünite” adı verilen “vücudun bağışıklık sisteminin bozulması”yla ortaya çıkıyor. Virüsler, toksin ya da benzer etkenlerin tetiklediği hatalı sinyallerle vücudun bağışıklık sistemi, kendi insülin salgılayan hücrelerini (beta hücreleri) düşman olarak algılıyor ve tahrip ediyor.

Bu tahribat sonucu beta hücrelerin tamamı yok oluyor, vücutta insülin hormonu tükeniyor ve hasta zorunlu olarak dışarıdan insülin enjeksiyonu yapmak durumunda kalıyor.

Tip 1 diyabettte hastalığın tetiklenmesinde, insülin salgılayan hücreleri tahrip eden aracı “T hücreleri”(inflamatuar mediatörler) temel rolü oynar. Hücreye toksik etki eden T hücreleri ve sitotoksinler, bir taraftan hücreyi tahrip ederken diğer taraftan T-REG (antienflamatuar mediatörler) sistemini baskılar. T-REG, beta hücrelerini koruyan ve T hücrelerinin saldırısını önleyen sistemdir.

Yale ve California grubunun çalışması bu noktada yoğunlaşıyor. Bu çalışma, hastanın kan örneğinden ayrıştırılan T-REG mediatörleri, laboratuvar ortamında çoğaltılarak tekrar hastanın kendi vücuduna verilip beta hücrelerini bu saldırıdan korumayı amaçlıyor.

T-REG sistemi içinde en önemli aracılar, insülin salgılayan hücrelerin sağ kalımını ve çoğalmasını sağlayan TGF-B hücreleri. Vücuttan alınan kan örneğinden kendi TGF-B hücrelerinin ayrıştırılması, diyabetin erken döneminde tahribatın önlenmesi ve Tip 1 diyabetin gelişiminin durdurulması açısından çok umut verici çalışmalar.

Netice olarak T-REG tedavisi ve immünolojik çalışmaların zaman zaman tekrarlanması gerekli, sonuçlarda bir yıla kadar insülinin bırakılabileceği belirtiliyor. Ancak bu tedavinin Tip 1 diyabetin hemen başlangıç döneminde etkili olduğunu belirtmek gerek. Tip 1 diyabetin ileri döneminde beta hücre nakli ve kök hücre çalışmaları, umut bağladığımız çalışmalar.

Kaynak: http://www.haberturk.com/saglik/haber/1165832-diyabet-riski-tasiyanlara-asi-mujdesi

9 45.958 görüntüleme

Geçen gün ayağımda bir tırnak batması oluştu… Şeker ile ilgili ayak bakımının önemini cok iyi biliyorum.

Doktora gideceğim en kısa zamanda. Şimdilik yürümeme engel felan değil. Ağrısı yok. Sadece kücük bir şişlik var..
Bu konuyla ilgili tecrübe, tavsiyeleriniz nelerdir..

Yusuf

16 4.129 görüntüleme

Tip-1 diyabet sosyo-ekonomik seviye, kültür düzeyi, eğitim seviyesi, sosyal statü farketmeksizin çoğu ailenin hayatında bulunuyor.

Ya çocuk ya da yetişkin bir birey tip-1 diyabetle tanıştığında ilk eğitimler hastanede ve diyabet ekibi tarafından verilir. Bazen eksik bazen de oldukça donanımlı bir şekilde hastaneden eve geliriz. Ancak gerçek hayata gelince ya öğretilen bilgileri unutuyoruz ya da bize öğretilmeyen bilgileri öğrenince ‘bunu bize ne doktorumuz, ne hemşiremiz ne de diyetisyenimiz söyledi’ diye söylenip duruyoruz. Hele ki bilgi seviyemiz çok iyi değilse sosyal medya kanallarında her türlü sömürülmeye açık hale geliyoruz. Doğru olmayan bilgilere güveniyoruz. Saymakla gerçekten bitmez. Bu sebeple aşağıda yazdıklarımı okuyun. Tip-1 diyabet hepimizin hayatının merkezinde ama ne adam akıllı tip-1 diyabeti yönetmeyi biliyoruz ne de tip-1 diyabetin şimdilik çözümü olmadığını. Okuyun. Lütfen okuyun.

Birkaç konuyu vurgulamak gerekirse;

  • Kısa ya da uzun etkili insülinleri vücudumuzda insülin enjeksiyonu yapabileceğimiz her yere yapabiliriz. Uzun etkili insülinler olan Lantus ve Levemir bazı bölgelerde daha iyi emilse de insülin enjeksiyonu yapılan her bölgede emilim oranı hemen hemen aynıdır. İnsülin Enjeksiyonu İçin Vücutta Hangi Bölgeler Kullanılır? linkindeki yazı sizlere rehber olacaktır.
  • Levemir ve Lantus uzun etkili insülin tiplerindendir. Kan şekerini Humalog, Novorapid ya da Apidra gibi hızlı düşürmezler. O yüzden ‘kan şekerim yüksek çıktı, Lantus ya da Levemir’i birkaç ünite fazla yapabilir miyim’ diye sormayın. Tekrar hatırlatmak gerekirse; Lantus ya da Levemir saatiniz gelse bile kan şekeriniz yüksekse düşürmek için Humalog, Novorapid ya da Apidra kullanmalısınız.
  • Hangi glükometreyi önerirsiniz diye gelen mailler, atılan mesajlar ya da sosyal medyadaki paylaşımlar gereğinden fazla. Bu konuya da değinmek lazım. Türkiye’de SGK maalesef hem glükometreleri (kan şekeri ölçüm cihazları) hem de striplerini (kan şekeri ölçüm çubukları) maalesef % 100 ödemiyor. % 100 ödedikleri de var elbette. Ancak kan şekeri ölçüm sonuçları güvenilir değil. Abbott, Bayer ya da Roche markaları en güvenilir markalar. Bu markaların glükometre ve stripleri devletin ödediği miktara göre yüksek. Ve maalesef ekonomik durumunuz iyi değilse bu markaları değil, SGK’nın ödediği markalara yöneliyorsunuz. Bu durum olduğunda da tip-1 diyabet yönetiminizde kocaman bir soru işareti oluşuyor. Bu markaları bilin. Ve mali gücünüz yeterliyse bu markalardan birini tercih edin.
  • Yıllardır tip-1 diyabetimizi daha iyi yönetmek adına karbonhidrat sayım yöntemini öğreniyoruz. Bu öğrenme süreci de devam ediyor. Ancak karbonhidrat/insülin oranı ile insülin duyarlılık faktörü herkesin değişkendir. Örneğin ben sabah 6 gram karbonhidrat için 1 ünite insülin yapıyorum. Sizde de bu oran aynı olamaz. Bu sebeple birbirinizden örnek beslenme tablosu almaya çalışmayın. Ya da 1 ünite kısa etkili insülin kan şekerimi 50 mg/dl düşürürken sizinkini de aynı oranda düşürecek diye bir gerçek yok. Bu sebeple kan şekeriniz yüksekken birbirinizin dozlarından yardım alarak çözüm üretmeyin. İnsülin oldukça önemli bir hormon. Ve bu hormonu kafamıza göre yapamayız. Hayati risk oluşturur. Dr. Eyüp Aybek’in Karbonhidrat Sayım Yöntemi İle İlgili Yazısı / Yorumları Okumayı İhmal Etmeyin linkindeki yazıyı okumanızı öneririm.
  • Kısa etkili insülini yanlışlıkla fazla yaparsanız korkmayın. Bu durum olabilir. Bunun tek çözümü karbonhidrat/insülin oranınıza göre ek karbonhidrat yemek. Kutu kutu meyve suları içmek ya da çikolatalı besinler tüketmek olmasın çözümünüz. Bu sebeple Eyvah! Fazla İnsülin Yaptım… yazısını da okumanızı öneririm.
  • Uzun etkili insülininiz yapmayı unuttuysanız ve çok zaman geçmemişse uzun etkili insülinizi yapın. Duruma göre de mutlaka doktorunuza danışın. Sosyal medyada tanıdığınız insanlara değil.
  • Kan şekeriniz yüksek çıktıysa ve çıkan sonuç size göre doğru değilse mutlaka elinizi yıkayıp ve iyice kuruttuktan sonra tekrar ölçüm yapın. Özellikle yediğimiz besinlerin elimizde kalma olasılığı sebebiyle ellerimiz temiz değilse kan şekerimiz yüksek çıkabilir. Kan Şekeri Ölçümlerinizde Aman Dikkat tecrübesini de bu vesileyle okumanızı öneririm.
  • Özellikle besinlerin karbonhidrat miktarlarını soranlar oluyor. Ve sadece bir mail, bir telefon mesajı ya da sosyal medyada yorum yaparak sadece ve sadece ‘şu besinin karbonhidratı nedir?’ şeklinde soruları görmek inanın garip geliyor. Çünkü sadece soru-cevap yaparak cevabı almaya çalışmak en kısa yol. Okumuyoruz. Araştırmıyoruz. Yazılanları anlayamıyoruz bile. Örneğin diyabetimben.com’da Karbonhidrat Rehberi var. Besinleri oraya yazın ve karbonhidrat miktarından, bazı detaylarına kadar ulaşın. Ama dediğim gibi hap bilgilere kısa yoldan ulaşma alışkanlığımız bitmiyor.
  • Bir de tip-1 diyabetin geçeceğini düşünerek yoğurt-limona, garip sulara ya da tarçına bel bağlayanlar var. Organik beslenirseniz tip-1 diyabet geçer diyenler var. Yine bıçak sırtı bir konuya değiniyorum. Farkındayım. Ama yine bunlardan medet umanlar yorum yaparlarsa gerçekten yayınlamayacağım 🙂 Şu anda dünyada tip-1 diyabeti kesinlikle bitiren bir çözüm yok. Çözüm olsa sizce diyabetimben.com olur mu? Ya da ben ya da sizler tip-1 diyabetli olmaya devam edermiydiniz? Ya da bilim insanları deli olmalı ki halen tip-1 diyabetin oluşma sebebini ve çözümünü bulmak için gece gündüz çalışsınlar.

Son birkaç cümle. Ülkemizde maalesef farklılıklara saygımız ve hoş görümüz kalmadı. İnsan temelli bakamıyoruz. Birbirlerine gerçekten, hiç bir farklı amaç güdmeden, yardım etmeye çalışan insanlara ihtiyacımız var. Sosyal medyada klavye başında inanılmaz gergin oluyoruz. Ve bütün hakaretleri birbirimize yapmaya hak sayıyoruz. Özellikle tip-1 diyabet gibi kronik rahatsızlığı olan bireylerin birbirinden destek ve rehberlik alması lazım. Buna hem ülke hem de bizlerin çoook ihtiyacı var.

Tip-1 diyabetli yetişkin bireylere, tip-1 diyabetli çocuklara, annelere, babalara ve tüm tip-1 diyabetli yakınlarına güzel bir hafta ve daha bilinçli bir tip-1 diyabet yönetimi diliyorum 🙂

 

0 7.475 görüntüleme
Kalem iğneleri

İnsülin kalem iğnelerinin ambalajlarında tek kullanımlık oldukları belirtilmektedir. İnsülin kalem iğneleri ilk kullanım için sterildir. Tekrar kullanılan kalem iğneleri artık steril değildir.

Kalem iğnesinin tekrar kullanılması aşağıdaki sonuclara yol acabilir:

  • İnsülin kalem iğnesi içinde kristalleşerek kalem iğnesinin tıkanmasına nedenolabilir.
  • Kalem iğnesinin üzerinde bulunan kayganlaştırıcı tabaka tekrar kullanımda yok olarak ağrılı enjeksiyona sebep olur.
  • İğne ucu aşınarak körleşir ve ağrılı enjeksiyona sebep olur.
  • İğnenin ucu fazla kullanımlarda kırılır ve metal parçacıklar enjeksiyon bölgesinde kalabilir.
kullanılmış iğne ucu

kullanılmış iğne ucu

 

 

 

 

 

  • Tekrar kullanılan iğneler yağ dokuda bozulmalara sebep olarak lipohipertrofi oluşumunu arttırır. Kalem iğneleri tek kullanımlıktır ve sağlık bakanlığı tarafından tam geri ödeme kapsamındadır. Lütfen iğneniz bitmeden hekimize kullandığınız iğne ucunu marka ve uzunluk belirterek reçetelemesini rica edin. İğne ucunu 1 kereden fazla kullanarak tasarruf yapmaya calışmak sizi tekrar kullanım sonucu oluşabilecek risklere bir adım daha yaklaştırır. 
  • Kalem iğnelerinin tekrar kullanımı bulaşıcı hastalık ve enfeksiyon riskini arttırır. İnsülin kalemleri ve kalem iğneleri kişiye özeldir. Lütfen kaleminizi ve iğnenizi başka kişilerle paylaşmayın.
tek iğne ucu

tek iğne ucu

 

 

 

Kalem iğneleri kullanım sonrası kalem üzerinde bırakılmamalı ve hemen atılmalıdır. Kalem iğnesini kalem üzerinde bırakmak insülinin hava ile temasına ve bulaşıcı hastalık riskine sebep olur. Ayrıca hava kabarcıkları insülin dozunun doğru uygulanamamasına ve kan şekeri kontrolünün bozulmasına neden olur.

hava kabarcığı oluşumu

hava kabarcığı oluşumu