Anasayfa Arşivler 2021 Eylül

Aylık ArşivEylül 2021

1 1.023 görüntüleme

Tip-1 Diyabetli Melis’in Doğum Hikayesi – “Dünyam değişti. İyi ki geldi. Hoş geldi…”

Benim küçük bebeğimin aralamaya çalıştığı boncuk gözleri benim gözlerime değdiği ilk anda bildiğim her şey evrildi, dünyam değişti, iyi ki geldi hoş geldi…

Hayalimin de ötesinde güzeldi ve artık yanıbaşımdaydı. Ne çok özlemişim meğer bilmeden, görmeden, tanımadan. Kalp yalnızca kan pompalamazdı bilirdim de bu çoktu çokça sevgiydi. Bir kalbin alabileceğinden çok daha fazlaydı…

Ameliyat yaklaşık 10 dk sürmüştü😲 Ben de Bulut da iyiydik ve ben odamıza çıkarılmıştım.

İlk tetkiklerin ardından Bulut da bize katılacaktı ama biraz gecikti. Hemen endişe tavan tabi bizde. Meğer benim küçüğüm çok üşümüş onu ısıtmaya çalışmışlar. Bir de annesi diyabet olduğu için şeker takibi yapılmış belli bir süre.

Bulut’un hamileliğim boyunca gelişimi hep normaldi. O yüzden doğduğunda da hem kilosu ve boyu hem de yapılan şeker takibi sonucu çok normaldi çok şükür 🙏

3650 gram kilo ve 52 cm boy ile doğdu 🥰

Sonrasında o da bize katıldı. Corona sebebiyle sezaryen ameliyat ile doğum yapan anneler yalnızca bir gece hastanede tutuluyorken diyabetli olduğum için tedbir amacıyla iki gece kalmıştık. Zaten Bulut sünnet de olmuştu. Bizim için avantajlıydı bu durum.

Ameliyattan hemen sonra Yavuz sürekli endokrincim ile irtibattaydı. Sık sık şeker takibi yapıyorduk. Yemek yemeden hemen önce bu değerlere göre hamilelikten önce kullandığım üniteleri de baz alarak endokrincimin belirlediği üniteleri yaptık ve sürekli takipteydik. Hastane hemşireleri ayrı biz ayrı, iki koldan takip ediyorduk. Başta biraz yüksekti ama sonrasında, emzirmeye başladığım andan itibaren, düşmeye başladı ve başlarda oldukça düşüş yaşadım.

Emzirdiğim sürece Humulin kullanmaya da devamdı. İlk ay emzirme anında kalori kaybettiğimiz için düşüşler devam etti ama zamanla ve sıkı takiple daha iyi bir hale girdi. Ama hala daha istediğimiz kadar iyi değil arada dalgalanmalar oluyor.

Neredeyse 6 ay olacak doğum yapalı ve HbA1c şuan da 6.9. İnsülin ünitelerim neredeyse hamilelikten önceki değerleriyle aynı. Doğumdan önce 62 kg idim. Doğuma 76 kg ile girdim ve şu anda 65 kg ım😐 Ama itiraf etmeliyim ki birazcık kural dışı şeyler de yapıyorum. Arada ufak kaçamaklar 🙈

Bu arada eminim sizler de merak ediyorsunuzdur; “Bu sezaryen yarası geç iyileşir mi?” diye. Ama öyle bir durum yok. Diyabeti kontrol altında olan kişilerde böyle bir durum söz konusu değildir 👍

İlk muayenesinde bir sıkıntı gözlemlenmemişti ancak yine de taburcu olduktan yaklaşık 2 ay sonra çocuk doktorunun şiddetli önerisiyle, ben diyabetli olduğum için, Bulut’u çocuk kardiyologuna götürdük ve gerekli testler yapıldı. Çok şükür ki her şey normaldi🙏

Şimdilerde hayatımın yaşayabileceğim en özel ve en güzel zamanlarını yaşıyorum. Ve bunu elimden geldiğince, tadını çıkararak, her anını hafızama kazıyarak, heyecanla, keyifle yapıyorum. Yeniden öğreniyor keşfediyorum. Hem kendimi hem Bulut’u. Çok şanslıyım ki Bulut’la yanyana, gözgöze yaşıyoruz her anı. Ve dilerim tüm şahane annelere, anne olmak isteyen müthiş kadınlara çok daha iyisi çok daha güzeli nasip olsun…

Biz kadınlar içimizde bir mucizenin büyümesine imkan sağlayan bir diğer mucizeyiz. Hele bir de diyabetsek çarpı 2yiz. Bizdeki iradeyi, gücü hayal edebiliyor musunuz 💜

Umutlu, mutlu ve pozitif olun. Ben başardım. Başaran başka diyabetli anneler de tanıdım. Siz niye başaramayın?

Mücadeleye devam. Her şey güzel olacak…

Gökten 3 elma düştü. Biri biz’e, biri hikayemizin sonunu sabırla bekleyen size, e diğeri de kalbi güzel olup iyilik dileyen herkese. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine 💜

Not: Atladığım bir konu, kafanıza takılan bir soru veya konu olursa bana Instagram DM‘den yazabilirsiniz. Doktor değilim. Sadece tecrübelerimi aktararak yardımcı olmak ve yalnız olmadığınızı söylemek isterim…

Melis

Melis’in bir önceki deneyimlerini okumak için: https://www.diyabetimben.com/?s=Tip-1+Diyabetli+Melis’in+Doğum+Hikayesi

Not: Tip-1 diyabetli ve hamilelik süreci geçirmiş akranlarımız deneyimlerini paylaştıkça, anlattıkça diğer akranlarına eminim rehber niteliğinde olacak. Bu sebeple tip-1 diyabetle hamilelik sürecini anlatmak isteyenler bana esra@diyabetimben.com mail adresinde yazabilir.

 

1 960 görüntüleme

Tip-1 Diyabetli Melis’in Doğum Hikayesi – “Tanışmamıza Az Bir Zaman Kalmıştı”

Tanışmamıza az bir zaman kalmıştı ama sanki dakikalar, saatler de bir o kadar yavaşlamıştı.

Endişelerimden daha çok heyecan ve merak doluydum artık. Tanışma anımızın hayalini kurmadan uyuyamaz olmuştum.

Sedat Bey bizi kabul ettikten ve her şeyin yolunda olduğunu söyledikten sonra artık kas ağrıları, diyabet, tombiş bir göbek ve hareket kısıtı, uykusuzluk, halsizlik vb. artık önemli veya problem olmaktan çok ötedeydi…

Sabah açlık değerlerim hala 200 veya 200 e yakındı ama bununla ilgili de artık endişelerim kalmamıştı. Nedendir bilmem ama bir rahatlamıştım sanırım. Terazinin heyecan kısmı daha ağır basıyordu💜

Doğum için doktorumuz riske girmeden, sezaryenin en uygun yöntem olacağını belirtti. Biz de kendisine güvendik ve kabul ettik. Doğum için 38+0 olduğumuz günü kararlaştırdık.

Doğuma birkaç gün kala endokrin  doktoruma gittim ve kendisiyle son kez doğumdan önce ve sonra neler yapmalıyız gözden geçirdik.

Sedat Bey’in de istediği doğrultusunda doğumdan önceki gece Humulin’i yapmayacaktım. Sonrasında ise endokrincimle iletişime geçecek, hamilelikten önceki değerlerimi de baz alarak, o günkü ölçüm değerlerime göre bir yol izleyecektik.

Tahmin edersiniz o gece geldiğinde uyuyamadım. Sabah olmak bilmedi. Oğluma anlattım; “Bak böyle böyle olacak, korkma. Dünyaya gelir gelmez beni göreceksin. Kısa bir ayrılık yaşayacağız ama sonra yine ve hep bizim yanımızda olacaksın.” diye…

Hastaneye yatışımız oldu. Sabah ilk beni alacaktı doktor. Çünkü diyabetlilerin şekerinin yükselmesini geciktirmek için öncelik diyabetlilerde😁 Tüm tetkikler tamamdı.

Anestezi için bir gün öncesinde hazırlıklara başlamıştım. Açtım ve Humulin’i yapmamıştım.

Ameliyathaneye indirildiğimde heyecanım katlandı resmen. Tansiyonum için verilen dil altını dilimin altına koymak yerine çiğneyerek yuttum. Artık heyecandan mı yoksa açlıktan mı, yoksa her ikisi birden mi o kısmı ben de bilemiyorum. Anestezi uzmanı da şok oldu tabi🙈

Hafif gevşemiş ve yarı uyuşmuş vaziyette hissettiğim tek şey Bulut ile tanışacak olmanın yarattığı heyecan ve kalp çarpıntım idi…

O anı sonsuz kez yaşasam yine de bıkmam usanmam. Her salisesine değerdi ve değdi…

Son bölüm ise yarın 🙂 

Melis’in bir önceki deneyimlerini okumak için: https://www.diyabetimben.com/?s=Tip-1+Diyabetli+Melis’in+Doğum+Hikayesi

Not: Tip-1 diyabetli ve hamilelik süreci geçirmiş akranlarımız deneyimlerini paylaştıkça, anlattıkça diğer akranlarına eminim rehber niteliğinde olacak. Bu sebeple tip-1 diyabetle hamilelik sürecini anlatmak isteyenler bana esra@diyabetimben.com mail adresinde yazabilir.

4 2.151 görüntüleme

Haftada 1 Kez Yapılabilecek Bazal İnsülin: Icodec

Icodec; Novo Nordisk tarafından çıkarılması planlanan ve şu anda faz3 çalışmaları devam eden “haftalık bazal insülin”.

Aslında normalde insülin kullanan tip-2 diyabetliler çıkarılması planlanan bir bazal insülin. Tip-2 diyabetli olup; Lantus, Levemir, Basaglar, Toujeo gibi günlük bazal insülin yapan tip-2 diyabetliler haftada bir kez Icodec yapmış. Ve glisemik kontrolün iyi olduğu belirlenmiş.

Şu anda ülkemiz ve dünyanın birçok hastanesinde insülin Icodec “tip-1 diyabetliler tarafından” deneniyor…

İnsülin Icodec haftada 1 yapılan, yapıldıktan ortalama 196 saat sonra yarılanan ve şekeri regüle etme becerisinin de eşit dağılımda olduğunu belirtilmiş.

ONWARDS 6 adı verilen araştırma programına 30 Nisan 2021’de başlanmış. Dünya geneli ve ülkemizdeki tip-1 diyabetlilerle beraber yapılan bu araştırma programına Adana Çukurova Üniversitesi Hastanesi, Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi, Aydın, İstanbul ve Kayseri hastane/hastaneler katılmış.

Bu araştırma programına katılmak isteyen tip-1 diyabetliler mevcut kullandıkları insülin degludec bazal insülinle Icodec’i kullanarak etkilerini kıyaslayacaklar.

Klinik çalışma olduğunu vurgulamak isterim.

1 yıl 2 ay sürmesi planlanan bu araştırmada tip-1 diyabetlinin 28 kez doktor  ziyareti ve 28 telefon görüşmesi yapması hedefleniyor. 28 doktor ziyaretinin 11’inde ise tahliller yapılacak. Bu sürede aynı zamanda kişinin sensör kullanması de bekleniyor.

Kimler katılabilir?

  • 18 yaş ve üstü, cinsiyet farketmeksizin, tip-1 diyabetliler,
  • Sensör kullanan/kullanabilecekler,
  • Tip-1 diyabet teşhisini 1 yıl veya daha öncesinde almış olanlar,
  • İnsülin kalemi kullananlar,
  • A1c’si 10’un altında olanlar.

Kimler katılamaz?

  • Programa katılmadan 180 gün içinde miyokard enfarktüsü, felç, angina pektoris veya geçici iskemik atak nedeniyle hastaneye yatanlar,
  • New York Kalp Derneği’nin (NYHA) sınıf IV olarak sınıflandırdığı kronik kalp yetmezliği olanlar,
  • Kilo veya glikoz metabolizmasını etkilediği bilinen rahatsızlıklar (Örnek:Orlistat, tiroid hormonları veya kortikosteroidler tedavisi alanlar.) sebebiyle ilaç kullananlar ve/veya dozlarında 14 gün süresinde değişiklik olanlar,
  • Retinopati veya makülopatisi olup kontrol altına alınmamış veya bu rahatsızlıkları değişken olan kişiler.

Bu tarz çalışmalara katılmak kıymetli…

Çalışmanın daha birçok önemli detayı bulunmakla birlikte bu çalışmalara katılmayı önemli görüyorum.

Her gün bir veya iki kez yapılan bazal insülin yerine haftada bir defa yapılabilecek bazal insülinin tip-1 diyabetlilerin hayatlarına sağlayacağı pozitif katkı elbette yüksek olacak. Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de bu çalışmaya dahil olan/olacak tüm tip-1 diyabetli akranlarımıza şimdiden teşekkür ediyorum.

Şu an için bazal insülinin haftalık olma ihtimali çalışmaları yapılırken dileğimiz elbette daha fazlası. Tip-1 diyabetin bir gün son bulması veya daha pratik çözümlerle tip-1 diyabet yönetimini sağlayabilmek.

Daha detaylı bilgi için  https://clinicaltrials.gov/ct2/show/record/NCT04848480 linkini ziyaret edebilirsiniz.

1 1.380 görüntüleme

Eylül’ün Okuldaki Tip-1 Diyabet Yönetimi

1 haziran 2021, yani 3 ay önce, aşırı kilo kaybı sebebi ile bebeklikten bu yana takibini yapan canımız doktorumuzun tanısı ile başladı serüven.

Acil Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi’ne sevk ve yatışımız yapıldı. 8 gün boyunca eğitim aldık. Elimize insülin dozlarını verip gönderdiler. Baktım olacak gibi değil! Hipo yaşıyor kızım. Açtım, geceler boyu okudum, izledim.

Size ne kadar teşekkür etsem az. Videoalarınız ile karbonhidrat sayımını öğrendim. Blog yazılarınızla sensör ve pompayı.

1 hafta sonra kontrolde, diyabet hemşiremize karbonhidrat sayıp yapıyoruz insülini dediğimde inanamadı 🙈

Yazın sorunsuz 20 günlük Antalya tatili yaptık ve eve dönüş. Okullar açılmadan (kızım 7. sınıfa geçti) sınıf öğretmenini aradım. “Tek isteğimin iğnesini yapacak bir ortam sağlanması.” olduğunu söyledim. İlk gün okulda öğretmenimize glükagon iğnesini olası bir komplikasyonda nasıl yapacağını anlattım.

Eylül (kızım) diyabetini kendi yönetebiliyor çok şükür. Bir kez bile iğne yaptırmadı bana ve kimseye. Şimdi sensör siparişi verdik Medrotonic firmasına. İşimiz daha kolay olacak o zaman.

Kızım devlet okulunda, 1500 kişilik bir okulda, okuyor. Küçük diyabetli çocukların devlet okullarında öğretmenlerin sorumluluk almak istememesi sebebiyle sıkıntılar yaşadığını duyuyorum. İmkanı olan sırf bu yüzden özel okulları tercih ediyor.

Diyabeti benim kabullenmem kızımdan daha zor oldu. Yaşadığım şok yüzünden günlerce hiçbir şey yiyemedim. Çok ağladım ama sonra dedim ki tedavisi var.

Beslenme konusunda hep dikkatliydim. Şimdi ise biraz daha ayrıntılı. Bağışıklığını hep destekliyorum kızımın. Sabah kahvaltısını yapıyor evde. Öğlen meyve, kuruyemiş, ayran ve sağlıklı sandiviçler hazırlıyorum beslenmesine.

Mesela yarın anne köftesi ve ayran var menüde 😍 Okulumuzda yemekhane var ama tercih etmedik. Çünkü liste tavuk dünyası gibiydi😂 Tavuk kırmızı çizgim. Gerekirse ayda bir kez yesin ama organik yesin diye düşünüyorum. Haftalık dondurucuda yemekler hazırlamak çok işe yarıyor. Kıymalı ve patatesli börekler, zeytinyağlı yaprak sarma, anne köftesi gibi.

Hipo ve hiper zamanlarında müdahaleyi kendi yapıyor. IDF’sini biliyor. Kısacası okulda beni zorlayan bir davranış ile karşılaşmadım. Her şey yolunda gitti.

Sevgiler,

Hülya

Not: Birbirinize rehberlik etmek adına;

👉Diyabetli çocuğunuzun/çocuklarınızın okul süreçlerini nasıl yönetiyorsunuz?
👉Öğün planlamasını nasıl sağlıyorsunuz?
👉Okulda enjeksiyon veya kan şekeri ölçümü konusundaki çözümleriniz neler? Çocuğunuz bunları kendi başına yapabiliyor mu? Ya da nasıl yapıyorsunuz?
👉Hipoglisemi ve hiperglisemi anlarında çocuğunuz ne yapması gerektiğini biliyor mu? Hangi durum için ne yapıyorsunuz?
👉Okulda destek alabildiğiniz kişi/kişiler var mı? Varsa bu desteği almak için nasıl bir yol izlediniz?

Bu konularla ilgili yorum yapabilir veya diyabetimben.com’da, herkesin deneyiminizi okuması adına, yayınlanması için bir yazı yazabilirsiniz. Yazıyı esra@diyabetimben.com‘a mailleyebilir veya Diyabetimben Instagram hesabına DM ile bana atabilirsiniz.

1 1.319 görüntüleme

Tip-1 Diyabetinizi Bazı Kişilerden Koruyun!

Geçenlerde Twitter’da denk geldiğim bir Tweet ve bana gönderilen mailler, mesajlar sebebiyle bu yazıyı yazmak istedim.

Tip-1 diyabetli olduğumuzda ya yakınlarımız ya da bizler mutlaka Google’da araştırır dururuz. “Acaba geçiyor mu?” “Acaba insülin dışında bir çözümü var mı?” “Mutlaka bir çözümü vardır.” vs vs diye bu araştırma sürüp gidiyor.

İnternetteki bilginin ise ucu bucağı yok. Doğru bilgi olduğu kadar doğru olmayanlar daha da çoğunlulukta.

“Diyabeti bitiriyorum.” “Diyabeti sonlandırıyorum.”

“Diyabete kesin çözüm.” “Diyabete ameliyatla çözüm.”

Bu cümlelerin olduğu Google reklamlarından tutun, tıp fakültesinden mezun olan veya tip-1 diyabetlilerin umutlarıyla oynayan insanlar, kronik yaşam şekli olan bizleri, maalesef markaja alıyor. Birden hedef kitleleri oluyoruz.

Bu kişilerin uyguladığı yöntemler de genelde şu şekilde oluyor;

  • Ozon tedavisi
  • Düşük karbonhidratlı beslenme
  • Organik beslenme
  • Takviyeler
  • Arınma

Biliyoruz ki şu an için tip-1 diyabetin bir çözümü yok. İnsülinin yerine geçebilen, şeker ölçümünü sonlandırabilen (Diyabet teknolojileri dışında.), karbonhidrat sayımını engelleyecek vs bir çözüm maalesef bulunmuyor.

TV programlarına dahi çıkan, sosyal medyada paylaşım yapan bazı “ünlü olmuş”, “ün yapmaya çalışan” kişiler (Bu kişiler ya tıp fakültesi mezunu ya da insanların umutlarına göz dikenler.) ücreti mukabilinde insülini bıraktıracaklarını vaadediyorlar. Bu kişilere inanan yetişkin tip-1 diyabetliler olduğu gibi çocukları diyabetli olan aileler de var.

Vurgu yapa yapa, altını çize çize söylemek gerekir ki; tip-1 diyabetin şimdilik bir çözümü yok. Şekeri regüle etmeye yarayan ya da insülinin yerine geçen bir şey de maalesef bulunmuyor.

Bunu iddia eden kişilerden uzak durun. Bu kişiler sizlerin sağlığına, para kazanma hırsıyla, göz dikmiş insanlar. Ben bu kişileri “katil adayı” olarak görüyorum. Belki çok rahatsız edici bir tanımlama ama böyle. Hatta diyabetli çocuklarını bu kişilere götürenler de, yetişkin bir diyabetlinin bu kişilere gitmesi de bence aynı kefede.

Elbette bir umut diyerek her yere saldırıp bir çözüm aranıyor ama konumuz tip-1 diyabet. Ve şu an için geçebilecek bir yaşam şekli değil.

Ne kimsenin umutlarınızla oynamasına izin verin ne de ne kendinizin ne de çocuğunuzun sağlığını tehlikeye atın. Bu kişiler tehlikeli kişiler.

Bir diğer konumuz da tip-1 diyabetli kişilerin takibi…

Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle herkes bir varolma çabası içinde. Bu noktada yaş, cinsiyet vs hiç fark etmiyor.

Son yıllarda bu daha da belirgin bir hal aldı. Bazı doktorlar, ekipler tip-1 diyabetlilerin diyabet yönetimlerine katkı sağlamaya çalışırken konuyu sosyal medya üzerinden de ilgili çekici hale getirmeye çalışıyor. Bu çok ince bir çizgi. Yani sağlık profesyoneli olmak ile sosyal medya paylaşımları yapan bir sağlık profesyoneli arasında çok ince bir çizgi var.

Şunu yaptık, bunu başardık vs bilgilerinden öteye gidilmesi lazım.

Bilgi içeren, yönlendirme yapan her paylaşım çok kıymetli. Severek, ilgiyle takip ettiğimiz bazı hesaplar da var.

Ama bizler bu kişilerin, sosyal medyada varolma çabalarından ziyade diyabet yönetimimize katkı sağlamalarını, bu önemli takım oyununda özne olan biz diyabetlilerin gerçekten özne olmasını bekliyoruz.

Son bir konum da kullandığımız diyabet teknolojileri…

Kan şekeri ölçüm cihazlarından sensörlere, insülin pompalarına kadar birçok farklı diyabet teknolojisi var. Bunlardan en azından glükometreyi hepimiz kullanmak zorundayız. Ve hemen hemen tüm diyabet teknolojilerinin de bir maliyeti var. Ve bu maliyetler az da çok da olsa bizlerin cebinden çıkıyor.

Bir diyabet ekibi, bir endokrin uzmanı veya bir hemşire, takibindeki bir kişiye, ülkemizdeki tüm diyabet teknolojilerini objektif anlatmalı. Hepsinin özelliği, olumlu/olumsuz yönleri anlatılırken kişinin beklentileri de anlaşılmalı. Ve kişi ya da ailesi en doğru kararı versin ki daha katılımcı bir diyabet yönetimi olsun.

Direkt marka öneren, mutlaka bunu almalısınız diyen, bu markayı almazsanız size yardımcı olamam diyen sağlık profesyonellerini duyuyoruz. Bunlar bana çok şaşırtıcı geliyor. Eminim sizlere de geliyordur.

O teknolojiyi/teknolojileri kullanacak, takacak kişinin düşüncesi ve beklentisinin öğrenilmeden verilen kararları doğru bulmak mümkün değil.

Her fırsatta söylüyoruz. Tip-1 diyabet yönetiminin merkezinde tip-1 diyabetlinin olduğu gibi, doktor, hemşire, diyetisyen, aile ve diğer birçok paydaşıyla bir takım oyunu. Bu takım oyununda umutlarınıza ve paranıza göz dikenlere fırsat vermeyeceğiniz gibi aldığınız sağlık hizmetinin iyi olması için de koşulları, kişileri maksimum düzeyde zorlayın.

Adım adım daha iyi giderken bunlara ihtiyacımız var…