Anasayfa Arşivler 2021 Mart

Aylık ArşivMart 2021

1 3.918 görüntüleme

Omnipod DASH®, Kablosuz İnsülin Pompam, Geldi…

Omnipod DASH® (Kablosuz İnsülin Pompası) Artık Türkiye’de başlıklı yazımda sizlerle Omnipod’un Türkiye’ye geldiğini paylaşmıştım. Bu linkteki yazıda tüm teknik konularla maliyet hakkında da bilgi var. Bilginiz olsun.

Yazıyı paylaştığım tarih ise 13 Ocak 2021 🙂 Bu tarihi unutmayacağım.

Biliyorsunuz yenilikçi diyabet teknolojileri ülkemize Medsalus ile geliyor. Dexcom G6’yı da Omnipod’u da Medsalus getirdi. Omnipod’u getirmenin muhteşem bir başarı olduğunu hep söylüyorum. Olmayacak şeyi yılların emeğiyle oldurdular.

Omnipod hakkında daha detaylı bilgi almak için kendi siteleri olan https://medsalus.com.tr/omnipod/ linki üzerinden bilgi alabilirsiniz.

https://www.instagram.com/medsalus/ linkinde Instagram sayfaları var. Sayfayı takip ederek hem Dexcom G6 hem Omnipod kullanıcılarının deneyimlerini hem de Medsalus’un ülkemize getireceği ürünler hakkında daha yakından bilgi sahibi olabilirsiniz.

Peki ben kullanmaya başlayabildim mi?

Üzülerek söylüyorum ki hayır 🙁 🙁 🙁

Omnipod’un kumanda ve pos kutuları evde duruyor ama daha kullanmaya başlayamadım. Yıllar yıllar önce, 5 Ocak 2013’ten bu yana bildiğim bu cihaz Türkiye’de ve evimde ama ahhh bu doz ayarlamalarına bekleme hali 🙂 🙂 🙂

O günden bu zamana, Dr. Nazif Bağrıaçık Kadıköy Hastanesi’ndeki hekimim Dr Enver Göncüoğlu ile kh/insülin oranımı, IDF’i, bazal doz ayarlarını yapmaya devam ediyoruz. Kendisine hayranım 🙂 Hem şu andaki sensörlü pompamın ve sensörünün verileri hem de Dexcom G6 ve Roche‘un mySugr mobil uygulamasındaki parmak ölçüm verilerini detay detay inceliyor. Ve şu an geldiğimiz nokta öyle muazzam ki 🙂 🙂 🙂 Bu mutluluğumu nasıl anlatırım bilemiyorum.

Bu süreci nasıl yönettiğimizi de Enver Bey ile derleyip sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Neden bu kadar detaylı ayar yapıyoruz?

Omnipod DASH® sensör dedike çalışan bir sistem değil. Bense yıllardır sensörlü insülin pompası kullandığımdan ve düşük öncesi veya düşükte duraklatma gibi özelliklerden çokça faydalandığımdan tüm doz ayarlamalarının iyi yapılması gerekiyor.

Yani şu anda kullandığım sensörlü insülin pompasında düşük öncesi veya düşükte duraklatma gibi durumlarla artık karşılaşmıyorum. Ve bu da bizim Omnipod’a geçmemizin ayak sesleri oluyor 🙂 🙂 🙂

Bir aksilik olmazsa ay sonunda Omnipod’a artık geçebileceğim…

Omnipod 1 aydır ülkemizde satışta. Satın alıp kullananlar da olmaya başladı. Bana yazan ve kullanmaya başlayan kişileri gördükçe de bendeki motivasyon daha da artmaya başladı.

Bu arada daha öncesinde yurt dışından alıp kullanmaya başlayan kişiler de vardı.

Onların deneyimlerimi oluştukça da sizlerle paylaşacağım.

Kablosuz, özgürce ve rahatlıkla yaşayacağım bu teknoloji beni fazlasıyla rahat ettirecek. Aynı zamanda da Dexcom G6’yı kullanmaya da devam edeceğim. Deneyimlerim oluştukça da sizlerle paylaşmaya devam 🙂

 

1 3.161 görüntüleme

Alberta Üniversitesi Araştırmacıları Tip-1 Diyabetin Çözümü İçin Çalışıyor

Bu araştırma Alberta Üniversitesi Diyabet Enstitüsü’nde, 1990’lardan bu yana çalışılıyor.

1990’ların sonunda bulunan Edmonton Prokolü ile tip-1 diyabetin çözümü üzerine yıllardır büyük bir emekle çalışan bir ekip.

Kanadalı Cerrah Dr. James Shapiro, Edmonton Protokolü’nün geliştirilmesine 20 yıldır öncülük ediyor.

Dr. Shapiro ve meslektaşları, Alberta’da yaşayan tip-1 diyabetlileri, adacık hücre nakliyle tedavi etmeye başlayabildiler. Kendilerinin yönettiği diğer adacık hücre nakil merkezleri ise Montreal ve Vancouver’da.

Öncelikle Edmonton Protokolü’nü anlayalım.

İnsülin üreten adacıklar Liberase adı verilen bir enzim karışımıyla izole ediliyor. Bu yöntemde amaç her zamanki gibi bağışıklık sisteminin saldırısının önüne geçebilmek. Aksi halde bağışıklık sistem saldırısını önlemek adına bi dolu ve negatif etkisi yüksek ilaç kullanılmak zorunda.

Mart 1999‘da tip-1 diyabetli bir kişi Edmonton Protokolü uygulanarak tedavi edildi. Ardından 7 kişi daha tedavi edilmiş. Ve 1 yıl boyunca insülin bağımsız bir hayat sürmüşler.

Ekip, 1999 ve 2009 yılları arasında, pankreas adacığı alan 571 tip-1 diyabetli hakkındaki verilerini sundu . Nakilden iki yıl sonra yaklaşık yarı sayıdaki kişi insülin bağımsız bir yaşama sürebildi ama sonrasında tekrar insüline başlamak zorunda kaldılar.

2000 yılından bu zamana ise, birkaç yüz kişiye daha adacık nakli yapıldı. Nakilden bir yıl sonra, tip-1 diyabetlilerin % 50-68’inin ek insülin almasına gerek kalmamış. Ancak bu işlemden beş yıl sonra %10’dan daha az kişi insülinsiz yaşama devam edebilmiş. 

2021 yılı yani günümüzdeki durum ise şu yönde;

Dr. Shapiro ve ekibi tip-1 diyabetin uzun vadeli çözmek için, ikinci kez, tedavi geliştirme çalışmalarına tekrar başladı.

Dr. Shapiro, “Bu çalışmadaki en büyük teorik zorluklardan birinin, tip-1 diyabetlilerin kendi hücrelerini tekrar yerleştirdiğimizde ve anti-ret ilaçları vermediğimizde, otoimmün süreç (bağışıklık sisteminin saldırısının.) hala aktif olma hali ve yeni hücreleri tahrip etmesi.” dedi.

Herhangi bir bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanmadan, hücreleri yeniden programlamanın, oto-immün sistem tarafından yok edilmemesini sağlamak için ek bir protokol gerekliliğinden bahsetti. Ve bunun için de daha çok adacık hücresi ihtiyacı olduğunu vurguladı.

British Columbia Üniversitesi’nden Timothy Kieffer

Bu sebeple de British Columbia Üniversitesi Diyabet Araştırma Grubu’ndan Dr. Timothy Kieffer tarafından geliştirilen bir protokol benimsendi. İnsülin salgılayan hücrelerin toplu olarak üretilmesini başaran Dr Timothy ve ekibi de Alberta Üniversitesi Diyabet Enstitüsü araştırmasına implamente edildi. Bu araştırma da çok ilginç. https://www.forbes.com/sites/johnfarrell/2015/11/20/canadian-researchers-recognized-for-diabetes-breakthrough-using-stem-cells/?sh=387bc45b3d7a linkinden detaylarına ulaşabilirsiniz.

Dr. Shapiro, “Bu yaklaşım ve proje ortaklıkları bizi çok heyecanlandırıyor. Tip-1 diyabeti bu tür hücrele ve denemelerle iyileştirmenin gerçekten mümkün olduğunu düşünüyoruz.” şeklinde vurgu yaptı.

Kanada Diyabet Araştırma Enstitüsü Vakfı’nın da bu araştırma için fon desteği sağlama çalışmaları da devam etmekte. Vakfın Genel Müdürü Melanie Hibbard’ın da iki oğlu tip-1 diyabetli. Hedefleri 2022 yılına kadar 22 Milyon Dolar toplayabilmek.

Dr. Shapiro, “Kanada, insülinin keşfiyle, diyabet yönetiminde, baştan beri liderdi. Kanadalılar olarak bu bilimsel geleneği sürdürmek en büyük umudumuz.” dedi.

Kaynakça

Alberta Diabetes Institue Research

Edmonton Protocol – Wikipedia

 

 

3 7.487 görüntüleme

FDA, Tip-1 Diyabetin Çözümü İçin, Yeni Bir Tedavinin Deneysel Denemelerine Yeşil Işık Yaktı

Tedavinin adı: VX-880

Kök hücreden türetilmiş ve tamamen farklılaştırılmış pankreas adacık hücre tedavisi olarak tanımlanıyor.

Bu tedavide; laboratuvar ortamında, insülin üreten beta hücrelerine dönüştürülmüş, kök hücreler kullanılıyor.

Bu kök hücreler tip-1 diyabetli kişilere nakledilerek sanki kendi beta hücreleri gibi çalışması sağlanıyor.

VX-880 tedavisini geliştiren firma ise Vertex. Firma, yaptığı hayvan denemelerinde oldukça olumlu sonuçlar almış.

2019 sonbaharında, Vertex, Douglas Melton tarafından kurulan Semma firmasını satın aldı.  Doug Melton’ı başka haberlerden de hatırlıyorsunuzdur diye düşünüyorum. Kendisi aynı zamanda Harvard Kök Hücre Enstitüsü’nde Profesör. Semra firmasının da ana odağı tip-1 diyabetin tedavisi/çözümü. Oğlunun tip-1 diyabetli olması da bunun en temel sebebi.

Vertex şirketi ise ciddi hastalıkları olan insanların tedavilerini geliştirmek adına bilimsel yeniliklere yatırım yapan bir şirket.

Semma ve Vertex şirketlerinin kendi alanlarındaki bilgi ve deneyimi, bu birleşmeyle beraber, birçok kronik yaşam şekli olan kişilere ümit verecek gibi.

Anladığım kadarıyla; VX-880 tedavisini diğer kök hücre araştırmalarından farklı kılan en önemli detay ise hücrelerin laboratuvar ortamında daha kolay üretme şanslarının ve özel bir kök hücre kültürüne sahip olmaları.

Doug Melton’ın 2019’de verdiği bir röportajda ürettikleri hücrelerin tip-1 diyabeti iyileştireceğine inancının yüksek olduğu yönünde. Ancak bu tarz nakillerde bağışıklık sisteminin saldırısına maruz kalmasını engellemek oldukça zor. Ya bağışıklık sisteminin saldırısını önlemek adına baskılayıcı ilaçlar kullanılacak ya da kök hücreler, bu saldırıyı bloke edecek, ‘çay poşetine benzer’ bir keseye yerleştirilecek.

Faz 1/2 klinik çalışmalar 2021 ilk yarısında başlayacak. Bu çalışmalar için 17 tip-1 diyabetli programa dahil edilecek. VX-880 tedavisine en çok ihtiyaç duyan, hipoglisemisinin farkında olmayan ve/veya şiddetli hipoglisemi geçiren kişiler firmanın odağında olacak.

Bu araştırma için https://www.vrtx.com/ ‘u takip edebilirsiniz.

Bildiğimiz gibi kök hücre çalışmaları yıllardır, birçok kronik yaşam şekli olan insanlar için, devam ediyor. Oldukça umut verici çalışmalar da var. Ancak bu çalışmaların sonlanması, tip-1 diyabetin birçok detayının dahi bilinmemesi sebebiyle de, ha deyince maalesef olmuyor.

Umudumuz her zaman var.