Anasayfa Arşivler 2019 Kasım

Aylık ArşivKasım 2019

1 1.126 görüntüleme

CANLI YAYIN: Norveç’te Yaşayan Tip-1 Diyabetli Annesi ve Diyabet Yönetim Denemeleri

Türküler Özgümüş ile birkaç ay önce tanıştım. Facebook’tan mesajlama ile başladı iletişimimiz.

Norveç’te yaşayan bir tip-1 diyabetli annesi. Kızı 9 yaşında ve 5 yıldır diyabetli.

Diyabet üzerine, diyabetimben.com’daki paylaşımları maceralarının en başından beri takip ediyor,

2 yıl öncesine kadar Türkiye’de yaşıyorlarmış. Şimdi ise Norveç’te yaşıyorlar. Ve Norveç’teki bir hastanede diyabet araştırmaları grubunda çalışıyor. Tıp doktoru değil. Biyoinformatikçi olarak genetik üzerinde çalışıyor.

Türküler ile bu Cuma akşamı canlı yayın yapacağız. Canlı yayınımızın afişi de yazının sonunda 🙂

Hem diyabet araştırmaları grubunda neler yaptıklarını hem 5 yıllık tip-1 diyabet maceralarını hem de yeni bir ülkede tip-1 diyabete tekrar alışma süreçlerini kendisinden dinleyeceğiz.

Canlı yayın hem Instagram hem de Facebook‘tan olacak. Ama Türküler ile Instagram’da canlı yayın yaparken diğer telefonumla da Facebook’tan ben canlı yayını yayınlayıp hem de kaydedeceğim 🙂

29 Kasım Cuma, 21:30’da hepinizi bu keyifli ve verimli geçecek sohbete bekliyoruz.

Canlı yayını kaçıranlar olursa Facebook kaydını da elbette izleyebilirler 🙂

2 1.742 görüntüleme

Eyvah! Tip-1 Diyabet Teşhisi Konuldu

Tip-1 Diyabetle Yeni Tanışanlar İçin Kılavuz bölümünde tip-1 diyabetle yeni tanışanlar için;

👉Tip-1 diyabetin bilinen belirtileri ile başlayıp,
👉Hastanedeki ilk tanı sürecine,
👉İnsülin çeşitlerinden,
👉İnsülin enjeksiyon yöntemlerine,
👉Doğru kan şekeri ölçümünden,
👉İdeal beslenmeye ve daha birçok detayı paylaşmaya, yeniden yazmaya başlayacağım☺️

Bu yazıyla da ilk adımı atmış oluyorum 🙂

“Tip-1 diyabet teşhisi konulduğunda “sadece teşhis konulan kişi” tip-1 diyabetli olmaz, “tüm aile” tip-1 diyabetli olur.”

Bu cümleyi unutmayın. Tip-1 diyabetle yaşadıkça, yaşamınızı her anında bu cümle ile ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Belki de koma halinde gittiniz hastaneye veya çocuğunuzu götürdünüz. Ya da çok su içmek, sık idrara çıkmak, halsizlik, aseton kokusuna benzer ağız kokusu sizi şüphelendirdi ve hastaneye gittiniz.

Ki bu belirtiler tip-1 diyabetin en temel belirtileridir.

Hastanede doktor veya hemşire sizin ya da çocuğunuz için; “Artık tip-1 diyabetlisin/diyabetli” dedi.

“Aslında bu bir yaşam biçimi. Ve tip-1 diyabetle arkadaş gibi yaşamalısın, yaşamalısınız.” dediğinde hayat gerçekten duruyor. Ne söylenen bu cümleler size anlamlı geliyor ne de “tip-1 diyabeti” tam olarak anlayabiliyorsunuz.

Tip-1 diyabet mi? O ne ki? Neden oldu? “Eyvah! Şimdi ne yapacağım, yapacağız.” gibi bir sürü soru geçecek aklınızdan. Ama şunu bilin ki; ne siz ne de çocuğunuz tek tip-1 diyabetli. Yani yalnız değilsiniz!

Eyvah demeye bile fırsatınız olmadan tip-1 diyabetle tanışmak ve O’nu anlamak  zorunda kalacaksınız…

Tip-1 diyabet

Basit bir anlatımla başlayalım.

Yemek yemeden dolayı yükselen şekerimizi normale getirmek için, pankreastaki beta hücrelerinin salgıladığı “insülin” hormonu devreye girmeli. Ama biz tip-1 diyabetlilerde bu hormon maalesef üretilemiyor. Üretilemediği için “dışarıdan almak zorundayız.Tekrar yazalım. Bu hormonu ne olursa olsun dışarıdan almak zorundayız.

Sadece yemekten dolayı şekerimiz yükselmez. Yatarken, yemek yemediğimiz anlarda da vücudumuz çalışmaya devam ediyor. Bunu arabanın rölantide olması gibi düşünebilirsiniz. Vücudumuzun da rölantide çalışması için “bazal koşullarda da” şeker üretimi olmakta. Bunu da şeker deposu karaciğer sağlıyor. Yani bu bazal koşullar için de insüline ihtiyacımız bulunmakta.

Diyabetin birçok tipi var ama tip-1 diyabette insülin hormonu üretilemiyor. En temel detayı budur.

Neden oldu?

Bilinen bir sebebi yok!

Ne çok yemek yemekten, ne çok şekerli besinler tüketmekten vs. Sakın kendinizi sorgulamayın veya “benim yüzümden oldu!” demeyin.

Sebebi bilinmeyen bir şekilde, bağışıklık sistemimiz, pankreastaki, insülin üreten beta hücrelerine saldırıyor. Yani beta hücrelerini düşman olarak görüyor. Ve bu sebeple de bu insülin hormonunu dışarıdan almak zorunda kalıyoruz.

Ne zaman olacağı belli değil. Neden dolayı olduğu belli değil. Asıl önemli olan; tip-1 diyabetle tanıştıktan sonra, bir doktor, bir hemşire veya bir diyetisyen gibi tip-1 diyabeti bilmek. Kendinizi eğitmek dışında başka bir alternatifiniz yok.

Belki de bu yazıyı okurken şu an hastanedesiniz. Bilemiyorum. Ergen, çocuk veya yetişkinsiniz.

Özellikle diyabet tanısı almış çocuklarımızın aileleri için söylüyorum; ağlamayı, üzülmeyi bir kenara bırakmanız, doktor ve hemşirenizi kulaklarınızı dört açıp dinlemeniz lazım. Çünkü hastaneden çıktıktan sonra, tip-1 diyabetle, insülinle, kan şekeri ölçüm cihazıyla ve beslenme ile başbaşa kalacaksınız.

Şu an öğrenmelisiniz. Şu an size anlatılanları harfi harfi not etmelisiniz.

Geçecek mi?

Şu anda tip- 1 diyabetin bilinen ve kesin bir çözümü maalesef yok. Bir grip, bir baş ağrısı veya ayak burkulması da değil. Bilim insanları çözümünü bulunana kadar tip-1 diyabetle yaşamaya devam edeceksiniz.

5 1.556 görüntüleme

Günü Geldiğinde Reçete Yazdırmayınca Daha Az İnsülin, İğne Ucu, Strip Alıyoruz!

Tip-1 diyabet yönetimi ve tip-1 diyabete sistemin bakışının olumlu yönde değişeceği bir ülke diliyorum✌️
Bunu eminim ki çoğumuz tecrübe ediyoruzdur.

🎈İnsülin, iğne ucu ve/veya strip yazdırmalarımız 3 ayda 1 oluyor. Galiba 3 ay dolmadan 10 gün kadar önce yeniden reçete yazdırabiliyoruz.

Ama bu reçeteleme işlemini 3 ay dolduktan 1 ay kadar sonra yapınca, doktor ne reçete ederse etsin, reçete edilen kutu sayısında insülin alamıyorsunuz!

Eczacıların yaptığı açıklama ise şu; “Sistem bu ilaçları zamanında yazmayınca kişinin yazılan ilaçlara artık ihtiyacı kalmadığını düşünüyor. Bu sebeple de daha az sayıda ilaç veriliyor?”

Benim aklımın almadığı bir durum bu. Tip-1 diyabet gibi kronik yaşam şekilleri olan bireylerin reçete zamanını geçirdiği zaman karşı karşıya kaldıkları bu durum inanılmaz anlamsız.

Hep dediğimiz gibi; tip-1 diyabetin şu an için bilinen bir kesin çözümü yok. İlaç alınca da geçebilen bir durum değil.

Hoş, ülkemizde çoğu konu bitti de buna mı şaşırıyor ve tepki veriyorum? Gerçekten ilahi ben😂🙈

🎈Yakın geçmişte insülin pompası sarf malzemeleri geri ödemesi için de 3 ayda 1 SGK’ya giderken artık gitmiyor olmamızı sağlayan çözüm üretilmesi takdirlik.

Ancak parça parça çözüm yetmiyor. Olmaz da!

Özellikle sağlık sisteminin ciddi bir dijital dönüşüme ihtiyacı var.

🎈Bizler gibi olanlar için doktora gitmeden reçete yazdırma sorunu çözülmeli. İlaçtaki usulsüzlükleri devletin önlemesi gerektiğini vurgulayarak bizler gibi kronik yaşam şekilleri olanların rutinleri kolaylaştırılmalı.

Bir gün oturup, bu konuda bir proje planı çıkarma motivasyonum dahi var. Yapılamıyor ya da yapılmak istenmiyorsa projesini de hazırlarız mutlaka.

Temel sorunlarımızı fazlasıyla dile getirmeye devam edeceğim. Umarım bir gün bu sorunlar çözülür☺️✌️

#diyabetimben #tip1diyabet

 

4 3.707 görüntüleme

Tip-1 Diyabete Son Vermek İçin Yeni Bir Çözüm: 3D Baskı Yöntemi Kullanılarak Adacık Hücre Nakli

İnsülin üreten, hücre bazlı tedavilerde yeni bir çözüm: aljinat hidrojellerle birleştirilmiş, 3D baskı yöntemiyle yapılmış poliamid makro adacık kapsülleri

Bu proje; NanoBioCel Grup, Bask Üniversitesi, İspanya Biyomedikal Araştırma Merkezi ve Microelektronik Barselona Enstitüsünün ortaklaşa yaptığı bir çalışmadır.

Kısa bir bilgi paylaşmak isterim. Normal yöntemleri kullanarak insülin üreten pankreas adacıkları nakil edildiğinde bağışıklı sistemi reddi ile karşı karşıya kalınmaktadır. Bunun olmaması için de bağışıklık sisteminin saldırısını önleyecek ilaçlar kullanılması gerekir. Ve bu ilaçlar da bireylerin bağışıklık sistemi savunmasını zayıflatırken ciddi tıbbi komplikasyonların yaşanmasına da sebep olabilir.

Bu sebeple de bilim insanları, nakil edilecek adacık hücrelerini, bağışıklık sistemi saldırısından korumaya yönelik çalışmalar yapmaktadır.

Tıpkı aşağıdaki linklerde sizlerle paylaştığım haberlerde olduğu gibi;

Yeni Bir Adacık Hücre Nakliyle Kendi Kendine İnsülin Üretimi Sağlandı

Avrupalı Tip-1 Diyabetliye BioHub Yöntemiyle İlk Kez Adacık Hücre Nakli Yapıldı

Tip-1 Diyabet İçin Çözüm: Nakledilen Langerhans Adacık Hücreler İçin Membran

Geleceğin Tip-1 Diyabet Tedavisi: İnsülin Üreten Hücre İmplantları

Amerika ve Kanada’da İki Tip-1 Diyabetliye Encaptra Yerleştirildi

Araştırma grubunun başındaki Albert Espona-Noguera bu çalışmayı büyük bir umutla anlatıyor.

Pankreas adacıklarını, bireylerin bağışıklık sistemlerinin saldırısından korumak için, adacıkları, insan vücuduna biyolojik olarak uyumlu mikro kapsüllerin içine almaktalar. Bu kapsüller yapılırken birçok malzeme kullanılmakta. Ancak “aljinat” (Diş hekimlerinin ölçü aldığı malzeme.), en yaygın kullanılandır. Bu doğal polimer, adacık hücre nakli gibi biyomedikal uygulamalarda uyumluluk potansiyelini yüksek, düşük toksik etkisi ile öne çıkmaktadır.

Bu kapsüllerin hidrofiliklik ve gözeneklilik özellikleri çok önemlidir.  Dört farklı kapsülde, iki farklı gözenek büyüklüğü ve hidrofiliklik çalışılmış. Tüm kapsüller büyük biyouyumluluk gösterdi. Daha küçük gözenek boyutuna sahip hidrofobik kapsülün, implant edildiği yerde daha iyi çalıştığı tespit edilmiştir.

Bununla birlikte bazı teknik zorluklar da söz konusu. Mikro kapsülleme yaparken, üretilen adacık hücrelerini kapsüllemek için çok sayıda boş kapsül üretmek gerekiyor. Bu da insan vücuduna bu kapsülleri implante ederken yani yerleştirirken, yerleştirilen yerde meydana gelebilecek bağışıklık sistemi reaksiyonu olabilmekte.

Projede çalışan bilim insanları, bu kapsüllerin kaplayacağı alanı azaltmak adına da çözüm üretmişler. Adacık hücrelerini, manyetik nano parçacıklarla temas ettirerek, manyetik özellik katmışlar. Manyetik adacık kapsülleri ve manyetik olmayan boş kapsülleri elde ederek insan vücudunun dışında bazı testlere tabi tutmuşlar. Ve insan vücuduna implante edilebilecek kapsülleri belirleyebilmişler. Böylece insan vücuduna implant edilecek kapsül hacmini yaklaşık yüzde 80 oranında düşürmüşler.

Şu anda hayvan deneyleri devam eden bu çalışmada; diyabetli hayvanlara implante edilen, mikrokapsüllenmiş adacık hücreleriyle, 17 hafta boyunca hayvanların şekerleri gayet regüle ve hedef aralıkta gitmiş.

Bu tarz mikrokapsüllerin insan vücuduna implant edildikten sonra bağışıklık sistemi ile nasıl etkileşime geçtiği hala tam olarak bilinmemektedir. Ancak bu tarz araştırma çalışmalarının fazlaca olması, getirdiği akılcı çözümler sebebiyle hepimizi umutlandırmakta ve bu yöntemle çözüme çok da uzak olmadığımızı düşündürmekte.

Kaynaklar

https://medicalxpress.com/news/2019-05-diabetes-mellitus.html

https://www.eurekalert.org/pub_releases/2019-05/uotb-ans051019.php