Anasayfa Arşivler 2015 Temmuz

Aylık ArşivTemmuz 2015

6 3.201 görüntüleme

Bu aralar yazın gelmesinden mi bilmiyorum blogta çok sık yazı yazamıyorum. Sizler de farketmişsinizdir. İş yoğunluğum da halen devam etmekte. Ama yazı yazamamayı bir şekilde telafi etmeye çalışacağım 🙂

Bu sene özellikle oruç ve şeker bayramı hakkında diyabetimben.com olarak hiçbir yazı paylaşmadım. Tüm sosyal medya kanallarında ya da yazılı/görsel basında gördüklerim beni oldukça şaşırttı, güldürdü. Diyabetlilere oruç tutma önerileri, oruç tutarken dikkat edilmesi gerekenler ve hata sık kan şekeri ölçümü tavsiyesi. Ya da Şeker Bayramı süresince nelere dikkat edilmeli, ne yapmalı. Yıllar da geçse galiba bu tarz paylaşımlarda bulunulmaktan vazgeçilemeyecek. Bu sebeple ben de bu sene özellikle bu konuya temas etmiyorum. Teğet geçiyorum 🙂

Öncellikle bu yazının görselini Instagram’da gördüğüm bir görsel olarak seçtiğimi bilmenizi isterim. Bence oldukça başarılı bir tasarım olmuş. Ama kime ait olduğunu bilmiyorum. Bu sebeple kaynak belirtemediğim için özür dilerim. Özellikle Şeker Bayramı’nda diyabet teşhislerinin daha fazla koyulduğunu duymuştum. Şeker Bayramı tetikliyor demiyorum. Aman dikkat. Tip-1 diyabetin sebebi Şeker Bayramı değil. Sadece süreci hızlandırma faktörü olduğuna vurgu yapıyorum.

aileBiraz da bayram tatilinden bahsetmem lazım. Arefe günü Bursa’ya gittik. Abim artık ailesiyle Bursa’da yaşayacak. Gidişimiz biraz uzun sürdü. Ortalama 4 saat. Yolda giderken de sürekli bir acıkma hali. Yanımıza ilk defa yemek almıştım. Yeşil fasulye, beyeaz peynir, çok tahıllı ekmek ve acı biber 🙂 Eşref bunları getirdiğimi görünce baya şaşırdı. Benden bu tarz bir hazırlık hiç beklemiyordu 🙂 Ama arabalı feribotta bunları yemek müthiç bir keyifti.

Küçük bir not girmem lazım araya. Roche’un Accu-chek Connect ürününü kullanmaya başladım. İki gün oluyor alalı. Kan şekeri ölçümü ve verilerin telefonumdaki aplikasyona aktarılması da özellikle yoldayken beni baya rahatlattı. Bu ürünle ilgili kısa sürede tecrübelerimi paylaşmaya başlayacağım.

denizYeğenim Deniz ile (Aile içinde Denok deriz) oynamak, onun arkadaşı olmak tip-1 diyabeti ve her şeyi unutturuyor. Ama bu sabah Eşref ile benim yanıma gelip, yatakta zıplayarak bizi uyandırması apayrı bir mutluluk ve motivasyon kaynağı oldu. Üzerimi değiştirirken de Denok yanımdaydı. Pijamama takılı insülin pompasını gördü. Sordu. Ben de oturup anlattım. Özellikle yemeklerden önce insülinimi yapmak zorundayım dedim. Kan şekerimi de ölçtüm. Parmağımın kanadığını görünce acıyıp acımadığını sordu. Neden deldiğimi anlattım. Anlamaya çalıştı. Kahvaltı yapmadan önce de yanıma gelip, ilacımı yapmamı söyledi 🙂 Daha ne isterim bilmiyorum ama 4 yaşında ve anlamış olması ayrı bir mutluluk.

Sabahtan bu yana da şekerim yükselmiyordu. Daha doğrusu normal değerin üzerinde hiç çıkmadı. İstanbul’a dönüş yolunda Eşref’in ailesi için kestane şekeri ve pişmaniye aldık. Ancak çifte kavrulmuş lokumları görünce aklım başımdan gitti ve bir kutu da ondan aldık 🙂 Feribota kadar ara ara yedim 🙂 Kan şekerim yine yükselmiyor. Yolda regli olunca sebebi de ortaya çıkmış oldu. Her regli dönemi ne yersem yiyeyim yükselmiyor şekerim. Bir kadın olarak bu dönem beni mutlu ediyor galiba 🙂

Bayramın ritüeli şekerlere de değinelim. Bayramlar çoğu tip-1 diyabetlileri ve ailelerini hep tedirgin ediyor. Ailecek yenilen yemekler ve şeker korkutucu oluyor. Aslında bayram dışındaki günlerde çok kısıtlayıcı olunmazsa bayramlar da bir o kadar rahat geçer. Misafirliğe gidildiğinde ya da aielerin çocukları rahat rahat ondan, bundan yerken sizin ya da çocuğunuzun yiyememesi üzüntü de yaratmamalı. Mesela Eşref’in ailesine şeker alırken inanın çok üzüldüm. Mutluluk yaratsın diye aldığımız şey insanların sağlığına negatif etki yaratıyor. Bu sebeple bol kepçe yiyenlere üzülmek en doğrusu. Neden onlar gibi yiyemiyorum demek temelde yanlış gelmeli.

Umarım az hasarla ya da hasarsız bir Şeker Bayramı geçiriliyordur ve geçirirsiniz 🙂

 

0 4.618 görüntüleme

Sabancı Üniversitesi, “Akademik Yıl Kapanış Konferansı”nda dünya çapında ünlü bilim insanı, Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Gökhan Hotamışlıgil’i ağırladı.

Gökhan Hotamışlıgil, 19 Haziran 2015 Cuma günü, Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi’nde gerçekleşen Akademik Yıl Kapanış Konferansı’nda Sabancı Üniversitesi 2015 Mezuniyet Sınıfı ile bir araya geldi.

CNNTürk’e röportaj veren Hotamışlıgil; Harvard Üniversitesi’ndeki ekibinin karaciğerin metabolik haritasını çözdüğünü belirtti. Bu tarihi adım ile diyabet ve insülin direncinin geri döndürülebildiğini söyledi.

Gökhan Bey ile birkaç kez mailleştik ama kendisinin TR’ye geleceğini bilseydim mutlaka görüşmeye çalışırdım. Umarım bir dahaki sefere kendisiyle yüzyüze görüşme imkanım olur ve sizlerle ilk ağızdan en doğru ve güncel bilgileri paylaşırım.

5 4.348 görüntüleme

Nasal Glukagon

Tip-1 diyabetle ilgili genelde kan şekerinin yükselmesini önleyici haberler paylaşıyoruz ama bizler için önemli olan hipoglisemi anlarına çözüm konusunda spesifik araştırmalardan hiç bahsetmemiştik.

Ki hipoglisemi anları bizler için oldukça önemli. Tip-1 diyabet yönetimi iyi bir şekilde yapıldığı sürece hipoglisemi yaşama olasılığı elbette daha az olmakta ama olduğu zaman da neler yapmamız gerektiğini de bilmek ayrı bir önem arz ediyor.

Locemia Solutions şirketi tarafından desteklenen projenin CEO’su Claude Piché de proje hakkında önemli detaylar paylaşırken, Yale Üniversitesi Pediatrik Endokrinoloji’den Dr. Jennifer Sherr’in de araştırma hakkında verdiği bilgiler hakkında sizlerle paylaşmak istedik.

Locemia Solutions ULCglucagon nasal powder device.June 2, 2015Özellikle hipoglisemi anlarında doğru müdahale oldukça önemli. Bilinç yerinde olmadığında da Glucagen Hypokit’i kilo ile doğru oranda vurmadığımızda hipoglisemi sonrasında hiperglisemiler kaçınılmaz olmakta.

Nasal yani burundan alınabilecek sprey glukagon çalışmaları 48 gönüllü çocuk üzerinden denenmiş. Çocukların yaşları 4-17 arasında. Ve bireyler kendi başlarına hipoglisemilerini tedavi ederkenki yöntemden daha başarılı sonuçlara ulaşılmış.

Enjeksiyon ile alınan glukagon hem aile hem de birey için korkutucu ya da zor gelse de nasal glukagon bu sorunu da kaldırıyor. Ya da kiloya göre doğru miktarda glukagon enjekte edip edilmediği endişesi oluşurken, nasal glukagonda bu endişe de ortadan kalkabiliyor.

Özellikle yetişkinlerde daha önemli sonuçlar alınan bu çalışmanın asıl sonuçları Eylül 2015’de açıklanacak.

Bu araştırma hakkında gelişmeler oldukça sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

(Kaynak: http://insulinnation.com/treatment2/nasal-glucagon-proves-safe/)

2 2.962 görüntüleme

Bu sabah erken kalktım. Pazar günü yaptığım bir şey değil 🙂 Her gün yataktan kalkmadan başucumdaki telefonumu alıp tüm sosyal medya hesaplarımı kontrol ederim. Sevgili Oğuzhan Süral‘ın (Tip-1 diyabetli ve Dünya Göz Hastaneleri İş Geliştirme ve Pazarlama’dan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi) paylaştığı bir haber dikkatimi çekti.

Ardından hemen Hürriyet’te konuyla ilgili yayınlanan Ayşe Arman’ın röportajını başından sonuna kadar okudum. Habere Türkiye’de ilk biyonik göz ameliyatı gerçekleşti başlığından ulaşabilirsiniz. Sizlerin de okumasını tavsiye ederim.

Biyonik göz takılan Ümran Hanım’ın o ilk görme anları, yaşadıklarını, hislerini, düşüncelerini anlatabilme çabası ve özellikle hiç göremediği kızını görmeye bir adım daha yaklaşması.

Haberi okurken her zamanki gibi ben olsaydım, yani yapay pankreas bana takılsaydı ne olurdu diye hayal etmeye çalıştım. Bol bol yemek mi yerdim? Zaten istediğim her şeyi yiyiyorum. Tip-1 diyabetim artık yokmuş gibi mi olurdu? Evet. Kendimi zorladım. Düşündüm. Ama sonunda vardığım nokta: ‘Sadece mutlu ve daha rahat olurdum.’ cevabını verdim kendime. Ağlardım. Tip-1 diyabetli tanıdığım tüm çocuklarımızın ailelerini teker teker arar beraber ağlardık 🙂

Sizler de biliyorsunuz; Dünya’da tip-1 diyabetli bireylerin hayatlarını kolaylaştıracak her türlü teknolojiyi sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Bugüne kadar hepimizi oldukça heyecalandıran haberler okuduk. Ama beni ‘yapay pankreas’ oldukça heyecanlandırdı. Bu heyecanı halen yaşıyorum.

Bu arada Yale Üniversitesi’ndeki çalışmaların durumuna bağlı olarak Amerika’ya gidip deneme niyetimiz var. Ama biraz daha süreye de ihtiyacımız var.

Peki. Haberi okuduğunuzu düşünerek; yapay pankreas ya da bir başka teknoloji tip-1 diyabetli hayatlarımızda kullanılabilir duruma gelseydi ve kullanmaya başlamış olsaydınız neler hissederdiniz? İlk ne yapardınız?

Bu arada elbette tip-1 diyabetin kesin çözümü bulunsa ama bulunacak gibi olmadığı için şimdilik bu hayali kuralım dedim.

Unutmadan; Yale Üniversitesi’nden Eda Hanım’ın söylediği halen aklımda; ‘Amacımız yapay pankreası gözlük takmak gibi bir formata getirmek. :)’

Herkese iyi Pazarlar 🙂

1 4.676 görüntüleme

Children with Diabetes’in bu seneki konferansı Orlando’da gerçekleşti.

Konferansta Boston Üniversitesi’nden Dr. Ed Damiano biyonik pankreas hakkında sunum gerçekleştirdi. Ancak bu biyonik pankreas sadece insülin ve CGMs’den oluşmuyor. Glukagon da dahil bu sisteme. Yani kan şekeri regülasyonu hem insülin hem de glukagon hormonları ile birlikte sağlanıyor.

Bu çalışmanın CMGs’i Dexcom. Dexcom’dan kan şekeri anlık ölçülüp biyonik pankreasa bilgi gidiyor. Kan şekeri yüksekse sisteme girilen İDF yani insülin duyarlılık faktör oranına göre ek doz insülin yapılırken, kan şekeri düşükken de glukagon salınımı olmakta. Bu teknoloji ile görselleri aşağıda bulabilirsiniz.

Twitter üzerinden #CWDFFL15 hashtagi ile konferansta bahsedilen gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Umarım kısa sürede tip-1 diyabetli hayatlarımızın konforunu arttıracak, kullanıcı dostu cihazları satın alabilecek duruma geliriz.

biyonik pankreas  yapay pankreas 2  yapay pankreas 3  yapay pankreas  biyonik pankreas 2