Anasayfa Arşivler 2020 Temmuz

Aylık ArşivTemmuz 2020

2 4.921 görüntüleme

Tip-1 Diyabetlilere Yaz İçin Öneriler

Yaz gerçekten fena geldi. Çok özletti ama hava sıcaklığı o kadar yüksek ki! Bu kadar sıcak geçen yaz ayında bazı noktalara dikkat etmemiz lazım.

Güneşlenmeyi Çok Seviyorum. Var Mı Bir Sakıncası?

D vitaminini güneşten almak her zaman iyidir. Ama güneşten gerçekten de artık istenildiği gibi yararlanamıyoruz 🙁

İnsülin pompaları her ne kadar belli bir sıcaklığa dayanıklı olsa da güneşlenirken lütfen insülin pompanızı ve kablosunu direkt güneşle temas ettirmeyin.

İnsülin kaleminizi plaja giderken de yanınıza alacaksınız lütfen direkt güneş ve aşırı sıcaklığa maruz bırakmayın.

Tip-1 diyabetliyseniz ve aynı zamanda tansiyon gibi bir sorununuz varsa güneşlenirken aman dikkat. Aşırı sıcakta ve güneşte uzun süre kalmak tansiyon yükselmesi, kalp krizi, beyin kanaması gibi riskleri artırıyormuş.

Sıcak Havada İnsülin Emilim Hızı Artar

İnsülinin sıcak havada ciltten daha hızlı emilmesi bilinen bir bilgi. Bu sebeple olası hipoglisemiler için dikkatli olmak lazım.

İnsülin pompası ya da insülin kalemi kullanıcılarının insülin ihtiyacı sıcak havalarda değişebileceği için birkaç gün üst üste şeker düşüklüğü olması halinde insülin dozlarınızı sağlık profesyonellerinizle gözden geçirin.

Cildinizi Nemlendirin

Benim aşırı kuru bir cildim var. Yaz, kış mutlaka banyodan sonra su bazlı nemlendirici ile nemlendiririm. Yazın da aşırı sıcaklar cildi kuruttuğu için nemlendirmeyi ihmal etmeyin.

Parmak Arası Terlik Giymeyi Seviyorum!

Mümkünse sevmeyin 🙂 Çok da estetik durmuyor bence.

Kişisel tercihler elbette ama parmak arası terlik giymek, yalın ayak yürümek olası ayak yaralanmalarına vesile olur. Sonra neden ayaklarımda sorun oluyor diye de ağlamanızı istemeyiz 🙂

Bol Bol Su İçin Lütfen

Bunu şöyle düşünün. Bir bardak su. İçine bir kçay kaşığı şeker attınız. Su o şekeri çözündürdü. Bir çay kaşığı daha attınız. Yine çözündü. Bu işlemi tekrarladığınızda şeker çözünmemeye başlayacak. Ve bir süre sonra bardakta sadece şeker kalacak.

Yaz döneminde terleme oranımız daha da artacağı için terledikçe atılan suyu yerine koymamız lazım. Su içmek her zaman önemli ama yaz dönemlerinde daha da bir önemli.

 

2 2.276 görüntüleme

LGS’de 181 Birinciden Bir Tanesi Tip-1 Diyabetli Akranımız “Ömer Arda Aydın” Oldu

8 yaşında tip-1 diyabetle tanışan Ömer Arda bu LGS’de tüm soruları yanıtlayarak 500 tam puan aldı.

Twitter’da denk gelip NTV’ye verdiği bir röportajı dinledim. Yazının sonunda o videoyu izleyebilirsiniz.

14 yaşında ama kurduğu cümleler beni çok etkiledi.

1 1.739 görüntüleme

Tip-1 Diyabetli Güçlü Kadınlar: İlk Profesyonel Kadın Basketbol Oyuncusu Lauren Cox

Hayatın her alanında “aslında olması gerektiği yerde olmaya çabalayan” kadınlarız bizler. Bir de tip-1 diyabet gibi kronik yaşam şekillerimizle hedeflerimizi gerçeğe ulaştırdığımızda “tip-1 diyabetli güçlü kadınlar” oluyoruz.

22 yaşındaki Lauren WNBA’deki ilk tip-1 diyabetli kadın basketbol oyuncusu

NCAA Kolej Basketbol Şampiyonası’nda Notre Dame-Baylor Üniversitesi karşı karşıyaydı. Lauren ise Baylor Üniversitesi takımında oynuyordu. Bu maçın ikinci yarısında sakatlık geçirdi. Ancak bu sakatlanmasına rağmen ve her ne kadar maçta oynayamasa da takımına hem  motivasyonel hem de taktiksel olarak destek verdi.  Baylor bu maçı kazandı ve 2019 NCAA Basketbol Şampiyonası’nda şampiyon takım oldu.

Tip-1 diyabet ile yaşarken düştüğümüz gibi anında yerden de kalkmayı biliyoruz. Heleki bir de bu tip-1 diyabetli kadınsa. Heleki bir işin, projenin ya da bunlara benzer bir sürecin içindeysek bizi kimse durduramıyor. Tamam burada sorun oldu ama şuna da destek olabilir, şunu da yapabilirim motivasyonu hiç bitmiyor. Tıpkı Lauren’de de olduğu gibi.

Bu takımda edindiği tecrübeler, sonrasında oyuncu olarak varolduğu takımlardan sonra WNBA’deki ilk tip-1 diyabetli kadın basketbol oyuncusu oldu.

Lauren’in kızkardeşi Whitney da tip-1 diyabetli

Lauren’in ailesi kendisinden sebep tip-1 diyabeti bilmelerinden kızkardeşi Whitney da tip-1 diyabetin belirtileri görülmeye başlandığında kolayca fark edip teşhis ettirebilmişler.

Malum; aile biri tip-1 diyabetliyse herkes tip-1 diyabete, onunla yaşamaya, belirtilerine hakim oluyorlar.

Tip-1 diyabetine/diyabete herkes hakim

Oynadığı takımlardaki arkadaşları ve koçları da tip-1 diyabetin temel bilgilerine hakim. Aynı zamanda Lauren’in kan şekeri yükseldiği ve düştüğünde nasıl tepkiler verdiğine de hakim olmuşlar. Kısaca tip-1 diyabetin iyi bir takım oyunu olduğunu bu şekilde de daha iyi fark ettirmiş.

Lauren kendini hem bir basketbol oyuncusu hem de soradan bir kişi olarak her şeyden önce şöyle tanımlıyor: “Hayatlarında gerçek savaşlar yapmış biriyim.”

7 yaşında teşhis konulmuş. Hayatının bir daha asla aynı olmayacağını anlamaya çalıştığı yaşlar.

8 yaşında “neden ben?” sorusunu soranmış. 10 yaşında ise “Bununla yaşam neden olmasın?” diye sormayı öğrenmiş ve 13 yaşında özel bir atlet olduğunun farkına varmış. 17 yaşında ise büyük oyuncuların olduğu takımda kendi takımını elinde tutan bir kadın olmuş.

“Değerli bir dersi öğrendim; Mükemmellik zaman alır.”

WNBA öncesinde The Players Tribune dergisinde hem tip-1 diyabetini hem de tip-1 diyabetli kadın basketbolcu olmayı anlatmış. Kendisi gibi tip-1 diyabetli olan kişilere rehber olmuş. JDRF’nin Büyükelçisi olarak tip-1 diyabet alanında aktif savunuculuk yapmış ve yapmaya da devam ediyor.

Basketbol oynamaya başladığı günlerden bu zamana kadar da çıtayı hep bir üste koymuş. Hedeflerini hiç küçük tutmamış.

Şu an için öncelikli en büyük hedefini ise başarmış. WNBA’in ilk tip-1 diyabetli kadın basketbol oyuncusu olmuş.

Mükemmelle giden yol zaman alsa da biz tip-1 diyabetli kadınlar tüm yolları aşar tüm zorlukların üstesinden geliriz. Ve harika başarılara imza atar ilkleri yaşatırız.

Tip-1 diyabetli bir kadın olarak Lauren ve başarısında gurur duyuyorum.

Yardımcı kaynaklar

https://beyondtype1.org/lauren-cox/

https://www.theplayerstribune.com/en-us/articles/lauren-cox-baylor-wnba-draft-basketball

4 3.011 görüntüleme

HbA1c Değerim Nasıl 5,6 Çıktı?

Yaklaşık 4 aydır uzaktan çalışmaya devam ediyorum.

Bilenler biliyor ama tekrar etmem gerekirse 2008 yılından bu yana ilaç, teknoloji, yazılım gibi birçok şirkette insan kaynakları fonksiyonunda çalıştım, çalışmaya da devam ediyorum. Son 6 yıldır da tamamıyla yazılım sektöründe İnsan Kaynakları Direktörü rolündeyim.

İnsan kaynaklarcı 🙂 olmayı öğretmen, memur gibi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok fonksiyonu ve şirketlerin diğer ekiplerine göre de stres dozu bir nebze olsa da fazla. Hoş işin merkezinde insan olduğu sürece işimiz pek de kolay olmuyor 🙂

Çalıştığım şirketlerde hep keyifle çalıştım. Katmadeğer sağlamak, olmayan sistemleri kurmak, vizyon kazandırmak hep birinci önceliğim oldu. Önceliklerim iş olunca da tip-1 diyabetim her zaman ikinci planda iş hayatımda.

Nadiren de olsa insülin yapmayı unuttuğum, toplantılar uzuyor diye kan şekeri düşüklüğü yaşamalarım, ardından da hiperglisemiler vs. gibi tecrübelerim oldu.

Ofiste olunca tip-1 diyabetin gidişatına müdahale evdeki gibi olmuyormuş. Bunu 4 ayın sonunda daha da fark ettim 🙂 

Yıllardır her ofise adım attığımda şekerim öğlene kadar yükselişe geçer. Normal şartlarda/günlerde ise böyle bir durum olmuyor elbette.

Ufacık bir şey yesem, doğru dozda insülin yapsam dahi olmadık yükselişler olur.

Son birkaç yıldır bunun çözümü işin içine geçici bazalı da dahil ederek bulmuştum. Yani yemek için göndermem gereken insülini sabah mutlaka 20 dakika önce gönderip aynı zamanda 9-12 saatleri arasında bazalı %200 arttırıyorum. Bu şekilde yapınca şekerim tahminden fazla yükselmiyor ve aniden de çakılarak düşmüyor.

Ancak 4 aydır evden çalışmaya başlayınca sabahtan öğlene olan muhteşem yükseklikleri yönetmek daha kolay olurken ofisteki gibi senaryoları da yaşamamaya başladım 🙂

Gün içi stresin minimum dozda olması, ev koşullarında olup olası durumlarda birçok şeye ulaşabilmek ve canım sıkılsa veya bir dinlenme ihtiyacında uzanabilme/dinlenebilme şansı beni baya rahatlattı. Tabiki tip-1 diyabetimi de 🙂

Kendimde gözlemlediğim en temel konu “STRES”

Sabah işe gitme telaşından doğan erken kalkma, trafiği hesaplayarak evden erken çıkma, işe gitme ve ofisteki işlerin “farketmediğim bir stres” yarattığı ortada.

Evde çalıştığım ve çalışmaya da devam ettiğim bu dönemde “sadece iş yapma stresi” olması, yani stres faktörlerinin azalması sebebiyle; kan şekerim normale oranla daha da hedef aralıkta gitti.

Yüksek ve düşük kan şekerlerini hiç görmedim diyebilirim.

Ve bu sebeple de A1C değerim 5,6 çıktı 🙂 

Tip-1 diyabetle tanıştığım günden bu yana A1c değerim hiç 6’nın altına inmemişti. Gündelik gidişatta düzgün giden sensör glikoz değerlerinin gerçekçi meyvesi bugün aldığım 5,6 A1c oldu.

Bu kadar fark edeceğini, “stresin” bu kadar da etkili olacağını inanın düşünmemiştim.

Bu güzel haberi ve kendimce bulduğum sebepleri sizlerle de paylaşmak istedim.

Umarım evde kaldığımız bu dönemde daha iyi tip-1 diyabet yönetimi ve farkındalıklar sağlamışızdır.

 

Daha iyi tip-1 diyabet yönetimi için neler yaptığımı da aşağıdaki videolarla izleyebilirsiniz.