Anasayfa Arşivler 2020 Nisan

Aylık ArşivNisan 2020

3 2.831 görüntüleme

Tip-1 Diyabet Alanında Çok Yeni Bir Konsept / “Beta Hücrelerinin Stresinin Giderilmesi”

17 Nisan Cuma günü, Assistant Profesör Feyza Engin, Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli ve ben Zoom üzerinden biraraya geldik.

Tip-1 Diyabet Tedavisinde Yeni Bir Gelişme / “Beta Hücrelerinin Stresinin Giderilmesi” haberinin başrol oyuncusu Feyza Hanım’dan, ilk ağızdan, kendi ve ekibinin yönettiği çalışmayı dinledik. Sorularımızı sorduk.

Videoyu izlediğinizde görebileceksiniz ki; her açıdan ilklerin olduğu özel bir çalışma.

1 4.571 görüntüleme

Tip-1 Diyabet Tedavisinde Yeni Bir Gelişme / “Beta Hücrelerinin Stresinin Giderilmesi”

Aslında birkaç tahta önce habere denk gelmiş ama çevirmek için fırsatım olmamıştı. Dün Feyza Hanım’ın röportajını Milliyet’te görünce yayına almak istedim. Kendisine e-mail de göndermiştim. Yanıt alırsam bir canlı yayın yaparız diye düşünüyorum 🙂

Wisconsin Üniversitesi-Madison Tıp ve Halk Sağlığı Fakültesi’nde endokrinoloji, diyabet ve metabolizma hastalıkları üzerine araştırmalar yürüten Assistant Profesör Feyza Engin ve ekibi, diyabet tedavisine farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücreleri ile ilgili çalışmalar yapan Engin tip-1 diyabetli olan bizlere umut vadeden yeni gelişme üzerine çalışmakta.

Tip-1 diyabet neden tam olarak tedavi edilemiyor?

Tip 1 diyabet, pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücrelerinin vücudun kendi bağışıklık sistemi tarafından hedef alınarak, zaman içinde imha edilmesi ile ortaya çıkan otoimmün bir hastalık. Dolayısıyla egzersiz veya uygun bir diyetle kontrol edilebilecek bir problem değil. Tip-1 diyabeti tedavi etmek için, bağışıklık sisteminin beta hücrelerini hedef almasının beta hücrelerinin bağışıklık sistemine gönderdiği hastalığın ortaya çıkışında önemli olan sinyallerin önlemesi gerekiyor. Bu, şu ana kadar yapılan klinik çalışmalarla maalesef başarılmış değil.

Tedavi alanında yeni gelişmeler var mı?

Birçok farklı yaklaşımlar klinik öncesi modellerde (farelerde) deneniyor. Bunun yanı sıra yine beta hücrelerini ve bağışıklık sistemini hedef alan klinik çalışmalar da hızla devam ediyor.

Siz ve ekibiniz bu alanda hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?

Ben ve ekibim, özellikle tip-1 diyabetin önlenmesi ve tedavisi konusunda ‘beta hücrelerinin stresinin giderilmesi’ üzerinde çalışıyoruz. Bu, tip-1 diyabet alanında çok yeni bir konsept. Günümüze kadar neredeyse tüm çalışmalar bağışıklık sistemini hedef almışken, biz farklı bir bakış açısıyla beta hücrelerinin neden hedef alındığını ve bu hücrelere özgü hastalığa yol açabilecek mekanizmalar üzerinde çalışıyoruz. Fareler üzerinde genetik ve farmakolojik deneyler ile beta hücrelerindeki stresi azaltıp, tip-1 diyabeti önlemeyi veya tedavi etmeyi hedefliyoruz.

Ekibinizde Türk öğrenci veya araştırmacılar yer alıyor mu?

Ekibimde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun bir doktora öğrencim ve Boğaziçi Üniversitesi Genetik bölümü mezunu doktora sonrası bir araştırmacım yer almakta. Türk öğrenci ve araştırmacılara ekibimde yer vermek, onların bilimsel anlamda gelişimlerini gözlemlemek gerçekten çok değerli ve keyifli.

Bu yeni gelişme hem Tip-1 hem de Tip-2 diyabetliler için geçerli mi?

Daha önce yayınladığımız çalışmalarda, pankreastaki beta hücrelerindeki stresin hem tip-1 hem de tip-2 diyabetlilerin beta hücrelerinde bulunduğunu gösterdik. Bu stresin ilaçla azaltılmasının tip-1 diyabeti farelerde önlediğini ve Tip 2 diyabetli farelerin de kan şekerlerinin sadece iki hafta gibi kısa bir sürede normale döndüğünü ortaya koyduk. Dolayısıyla özellikle beta hücrelerinin stresini kontrol etmenin hem tip-1 hem de tip-2 diyabetlilerin tedavisinde önemli bir rol oynayacağını düşünüyoruz.

Beta hücrelerindeki stres seviyesi ile tip-1 diyabet arasında nasıl bir ilişki var?

2013 yılında, Harvard Üniversitesi, Gökhan Hotamışlıgil laboratuvarında yürüttüğüm doktora sonrası çalışmam ile hem tip-1 diyabet fare modellerinde, hem de tip-1 diyabetlilerin beta hücrelerinde, hücre içinde yer alan endoplazmik retikulum (Borucuklar ve keseciklerden oluşan ağ sistemidir. Görevi, hücre içinde madde taşınmasını ve depolanmasını sağlamaktır.) adı verilen organelde stresin olduğunu göstermiştim. Daha sonra bu stresi bir ilaçla azalttığımızda farelerin tip-1 diyabetten korunduğunu ortaya koyduk. Amerika’da bu ilacın tip-1 diyabetlileri tedavi edici özelliği, Faz II klinik çalışmalarda test ediliyor. Ekibim ile yürüttüğümüz son çalışmamızda ise IRE1 adlı genin bağışıklık sistemi aktive olmadan susturulmasının hastalığı neredeyse tamamen önlediğini gösterdik. Bu çalışmanın en heyecan verici kısmı ise bu diyabet önleyici mekanizmanın daha önce bilinen bütün mekanizmalardan farklı olması. IRE1 geni susturulduğunda, beta hücreleri geçici bir süre kimliklerini yitirip, tipik beta hücresi özelliklerini kaybediyor. Ve bu sayede bağışıklık sistemi artık beta hücrelerini tanımayıp, hedef alamıyor.

Beta hücreleri ve bağışıklık sistemi arasındaki ilişki hakkında bilgi verebilir misiniz?

Beta hücreleri ile bağışıklık sistemi arasında çok kompleks bir iletişim söz konusu. En basit şekilde açıklamak gerekirse; genetik ve çevresel faktörler beta hücrelerinin çeşitli moleküller salgılamasına ve bunun da bağışıklık hücrelerini harekete geçirip, beta hücrelerini salgıladıkları toksik moleküllerle öldürmesidir.

Çalışma insanlar üzerinde ne zaman denenebilir?

Şu an IRE1 genin susturulmasına dair insanlar üzerinde yürütülen bir çalışma olmamakla birlikte, Amerika’da Faz II klinik çalışmalarda tip-1 diyabet tedavisine yönelik etkinliği araştırılan bir ilacın etki mekanizmasının IRE1 geninin aktivitesini susturmak olduğu daha önce gösterildi. Tip-1 diyabetin tedavi veya önlenmesine yönelik IRE1 genini hedef alan çalışmaların bundan sonraki safhalarda daha da önem kazanacağını düşünüyorum.

Bir tedavi olarak insanlara nasıl sunulabilir?

Son çalışmamız tip-1 diyabeti önlemeye yönelikti. Bundan sonraki aşamada IRE1 geninin beta hücrelerinde susturulmasının tedavideki etkinliğini ve bağışıklık sisteminin nasıl durdurulduğunu araştıracağız. Bu klinik öncesi çalışmalar, ilerideki tedaviye yönelik adımlar çok önemli. Bir sonraki aşama ise mevcut ilaçların veya yeni moleküllerin klinik çalışmalarda test edilmesi olacak.

Diyabetliler için gelecekte tedaviye dair umut var diyebilir miyiz?

Umut tabii ki her zaman var… Bu yüzdendir ki, bizim gibi birçok bilim insanı gece gündüz yeni yöntemler, mekanizmalar ve ilaçlar üzerinde çalışıyor. Bizi heyecanlandıran, bu alana yeni bir bakış açısı getirmek ve beta hücrelerinin de tip-1 diyabetin önlenmesi için hedef alınacağını göstermek. Bundan sonraki çalışmalarda hem beta hücrelerini hem de bağışıklık sistemini etkileyen kombinasyon terapilerinin gündeme geleceğini ve bunun da alanda yeni bir dönemi başlatacağına inanıyoruz.

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/pembenar/arsiv-yazarlari/tulin-acikbas/diyabet-tedavisinde-yeni-bulus-2910628

 

1 4.042 görüntüleme

Kansız Şeker Ölçüm Cihaz Pazarındaki Teknolojiler

Dünya genelinde şeker ölçümünü daha basit hale getirmek adına çalışmalar devam ediyor. Ancak “parmak uç ve/veya kenarları veya topuktan” kan almadan, güvenilir kan şekeri ölçümü yapmak pek de kolay değil.

Halen “parmaktan ölçüm” en güvenilir kan şekeri ölçüm yöntemi.

Bahsettiğim gibi “kansız şeker ölçümü” için pazardaki çalışmalar devam ediyor. Bu arada noninvasive yani kansız şeker ölçümünden bahsederken az önce de vurguladığımız gibi parmaktan ölçüme her zaman ihtiyaç duyuluyor. Özellikle sensör veya cihaz kalibrasyonlarında, yüksek veya düşük kan şekerlerinde hem zorunluluk hem de doğruluğu teyit etmek adına.

Ülkemizde olmayan birkaç teknolojiler olduğunu vurgulamakta fayda var.

TaiGi Lite 2.0 Kansız Kan Şekeri Ölçümü

Gözden kan şekeri ölçüm sistemi olarak dizayn edilmiş.

30 saniyede ölçüm yapılıyor.

Gözden yansıyan ışığın polarizasyonunu ve absorpsiyon enerjisinin farkını analiz ederek ölçüm yapma mekanizması bulunmakta.

Video linki: https://youtu.be/4Rbz7ATUPos

Firmanın web sitesi: http://www.tbpchc.com/eng/medical.php?gid=11

GlucoWise

Başparmak ve işaret parmağı arasındaki kısma oturtularak,

10 saniyede ölçüm yapılıyor.

Mikrodalga görüntüleme sistemi, 300 MHz (0.3 GHz) ila 300 GHz frekansları ile kan şekeri ölçümü yapılabilmekte. Bu dalga boyu iletişim, radar, mikrodalga fırınlar, kanser taramalarında kullanılmakta.

Mobil uygulama ve bulut senkronizasyonu da bulunmakta.

Firmanın web sitesi: http://www.gluco-wise.com

Cnoga Medikal / Combo Glükometre

Bunu ben ve Sevgili Öyküm yıllar önce, 2014 yılında, deneyimlemiştik. O zamanlar Ankara’da, Ahmet Şanlı Medikal getirmişti bu cihazı.

Bu cihazın da tıpkı GlucoWise gibi çalışma prensibi var. Fotometrik sistemle çalışıyor.

Cihaz ile ilgili tüm detayları anlattığım ilk yazım https://www.diyabetimben.com/combo-glukometre-kan-almadan-kan-sekeri-olcumu/linkinde.

Combo Glükometre

Ancak bu cihazı ”kansız” kullanmaya başlamadan önce cihaz sisteminin tip-1 diyabetlinin şekerini tanıması lazım. Bu sebeple de cihazı uzun sürecek bir şekilde kalibre etmek gerekiyor.

Bu arada ne ben ne de Öyküm cihazı bir türlü kalibre edememiştik 🙂

Combo ile ilgili tüm tecrübelerimize https://www.diyabetimben.com/?s=Combo linkinden ulaşabilirsiniz.

Bu arada birkaç yıl önce gittiğim ATTD Viyana’da bu teknolojiye yine denk gelmiş ve firma yetkilileri ile sohbet etmiştim. 2014’ten bu yana cihazı geliştirdiklerini söylemişlerdi. Ancak ilk tecrübem kötü olunca denemek gelmedi içimden. Ama biz kullanırken A1c ölçümü yapmıyordu bu cihaz. Güncellemelerle HbA1c ölçümü de cihaza eklenmiş.

Firmanın web sitesi: https://cnogacare.co/cog-en-a/

Açılan sayfadaki videoyu da izlemenizi öneririm.

GlySens

ICGM® Sistemi yani Interstitial Continious Glucose Monitoring yani cilt altı sıvısının sürekli olarak şeker ölçümü sağlanmakta.

Bu ürün de Roche’un Eversense ürünüyle aynı. Cilt altına, lokal anestezi ile yerleştirilen ve sürekli glikoz ölçümü yapan bir sistem.

Diğer sensörlere göre iki enzim yani glikoz oksidaz ve katalaz enzimleri kullanılarak tasarlanmış.

Şeker ölçüm sonuçları ise Dexcom’un kumandasına benzer bir kumandadan takip edilebilmekte.

Bu teknoloji ile ilgili önceki paylaşımlarıma ulaşmanız için: https://www.diyabetimben.com/?s=glysens

Firmanın web sitesi: http://www.glysens.com

4 3.109 görüntüleme

Tip-1 Diyabet Tanı Yaşına Göre Pankreas Dokusu Farklılaşıyor

Diabetologia’da Mart 2020’de yayınlanan bir araştırma.

7 yaşından önce tip-1 diyabet teşhisi alan çocuklar, pankreaslarının işleyişindeki farklılıklar sebebiyle, 13 ve üstü yaşta tip-1 diyabet teşhisi alan bireylere göre daha agresif bir “hastalık” şekline sahip olabileceği bulundu.

Araştırma ekibi lideri İngiltere/ Exeter Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrin Farmakoloji Profesörü Noel Morgan.

Morgan; “Küçük çocuklardaki bağışıklık sisteminin saldırısının yaşça büyük çocuklara göre farklı ve agresif olduğunu gördük.” dedi.

Pankreasın Dokusu Tip-1 Diyabet Tanı Yaşına Göre Farklılaşmakta

Araştırmacılar, tip-1 diyabet tanısı koyma yaşına göre farklılıkları araştırmak için, insülin üretmekten sorumlu olan beta adacık hücre kümelerini inceledi. Artık hepimizin bildiği gibi; pankreas adacıklar iki tip hücre içerir: biri kandaki glikoz düzeyini arttırmaya yarayan glukagonu salgılayan alfa hücreleri diğeri ise şekeri normal seviyede tutmaya çalışan ve insülin üreten beta hücreleri.

Yapılan çalışmada; 7 yaşından önce tip-1 diyabet teşhisi alan çocuklarda daha fazla beta hücre kaybı ve yüksek düzeyde proinsülin salınımı olduğu gözlemlendi.

Proinsülin nedir?

A ve B zincirini birbirine bağlayan C peptidinin uzaklaştırılmasıyla etkin insülin molekülüne çevrilen ve hormon etkinliği çok düşük olan ön insülin molekülü.

7 yaş öncesi tip-1 diyabet teşhisi alan çocuklarda, proinsülinin, 13 ve üstü yaşta teşhis alanlara oranla daha yüksek kan şekeri seviyelerine yol açtığı görülmüş.

Buna karşılık, 13 ve üstü yaşta tip-1 diyabet tanısı konan kişilerde, pankreastaki adacık hücrelerine ve insülin üretebilen beta hücresine daha düşük yoğunlukta bir bağışıklık saldırısı olduğu görülmüştür. Bu kişilerde; pankreas daha az proinsülin ve daha fazla insülin salınımı tespit edilmiştir.

Morgan; “13 ve üstü yaşta tip-1 diyabet tanısı konan kişilerde, beklenenden daha fazla beta hücresi tuttuğunu keşfettiğim için bu hücrelerin normal insülin salınımlarını sağlamak için yeniden canlandırma olasılığı ortay çıkıyor.” dedi.

7-12 yaş arasında tanı konan çocuklar arasında bazılarında küçük çocuklara benzer doku örnekleri bazılarında ise gençlik yıllarında tanı konulan kişilere benzeyen örnekler olduğu söylendi.

Bu Araştırmada, Organ Donörlerinden, 32 Pankreas Doku Örneği İncelendi

7 yaşından önce teşhis edilen beşkişi, 7 ila 12 yaşları arasında tanı konulan yedi kişi ve 13-19 yaşları arasında tanı konan yedi katılımcı dahil 19 katılımcıdan örnekler vardı.

Bu çalışmanın bir dezavantajı, doku örneklerinin çoğunun öldüklerinde diyabetik ketoasidoz yaşayan insanlara ait olması.

Daha Fazla Araştırmaya İhtiyaç Duyulmasıyla Birlikte Birden Fazla Tip-1 Diyabet Olabileceği Savunuluyor

Los Angeles’taki City of Hope Diyabet İmmünolojisi Başkanı Bart Roep birden fazla tip 1 diyabet olabileceğini savunuyor.

Çalışmaya dahil olmayan Dr.Roep, “Diyabet alanında bireylerin tip-1 diyabetlerinin farklı olduğuna dair bir his vardı. Tip-1 diyabet çeşitliliği düşündüğümüzden çok daha fazla.”

Bu çalışmanın; tip-1 diyabet için yapılan bazı bağışıklık terapileri denemelerinin neden bireyler için açık bir fayda sağlamadığını ve bazı çocukların neden diğerleri kadar tedaviye yanıt vermediğini açıklamaya yardımcı olabileceği söylenmekte.

Yardımcı kaynak: https://www.everydayhealth.com/type-1-diabetes/type-1-diabetes-may-be-2-different-diseases-early-study-suggests/