Anasayfa Arşivler 2018 Haziran

Aylık ArşivHaziran 2018

3 1.719 görüntüleme

Yeni Bir Kan Şekeri Ölçüm Cihazı: Contour Plus One Mobil Uygulaması

Daha önce birkaç yazımda da sizlere Contour Plus One’dan bahsetmiştim.

Yeni Bir Glükometre: CONTOUR PLUS ONE Nedir? Nasıl Kullanılır?

Yeni Bir Glükometre; Contour Plus One Artık Türkiye’de

Contour Plus One’nın mobil uygulaması oldukça başarılı. Tüm şeker ölçümlerini açlık, yemek öncesi, yemek sonrası gibi işaretleyebiliyorken diyabet yönetimimizdeki tüm detayları da veri olarak kayıt edebiliyoruz.

Ve tüm kayıtları csv, pdf gibi formatlarda kayıt edip istediğimiz herkese e-maille göndermek de diğer bir artısı. Aşağıda da gelen maili görebilirsiniz.

Maili açınca tip-1 diyabetinizle ilgili not ettiğiniz ya da kayıt ettiğiniz her şey raporun içinde bulunuyor.

 

 

Bu raporu almak için de uygulamada ilgili bölüme gidip kayıtlı mailinize ya da kime göndermek istiyorsanız o kişilerin maillerini girerek gönderim yapabiliyorsunuz.

    

Bu arada mobil uygulamanın birkaç ekranını da paylaşıyorum.

    

Gün gün şeker sonucuna göre açlık, tokluk ölçümlerini saat, tarih ve renk bazında görebiliyorsunuz.

Verileri görmeyi özelleştirme adına da telefonunuzu dik değil yatay tuttuğunuzda yukarıda gördüğünüz gibi grafiksel olarak sonuçları görebiliyoruz.

Ve özellikle uygulamayı il kurduğumuzda kendimize özel şeker aralıklarımızı mutlaka düzenlememiz gerekiyor. Ki yukarıda da “hedef aralıklar” kısmından da bu ayarlamayı yapabildiğimizi görebiliyoruz.

Kan şekeri ölçüm cihazlarının bu tarz kullanıcı dostu uygulamaları gerçekten hayat kolaylaştırıyor. Özellikle kağıt ve kalemler yıllardır not tutmaya çalışan bizler için hem şekeri ölçmek hem de diyabet verilerini girmek bence avantajlı. Ve hatta verileri istediğimiz formatta çekip üzerine notlar alıyor olmak da kolaylık sağlıyor.

Tip-1 diyabet yönetimimizi yapmaya çalışırken bu tarz çözümlerin;

  • İnsülin doz ayarlamasına,
  • Glisemik kontrol yönetimine,
  • Spor yönetimine katkı sağlamasının da en önemli fayda olduğunu unutmayalım.

 

 

 

1 1.071 görüntüleme

Sizlerle yıllardır tanıdığım, diyabetli çocuklarla hem bir doktor hem bir arkadaş hem bir anne hem de bir öğretmen gibi ilgilenen Prof Dr İlknur Arslan’ın Facebook yazısını paylaşmak istiyorum.

Türkiye’de özveri ile çalışan birkaç dernekten biri Düzce Çocuk Ve Genç Diyabetliler Derneği. Dernek kurmak, yönetmek ve özellikle devamlılığını sağlamak çok kolay değil. Kendi içinde zorlukları barındırırken bir taraftan da gözlerinin içi gülen çocukları gördükçe müthiş bir tat bırakıyor.

Düzce Çocuk Ve Genç Diyabetliler Derneği’ne tüm süreçlerinde kolaylıklar diliyorum.

Vakit Düzce Çocuk Ve Genç Diyabetliler Derneği Vakti

Sevgili dostlar, bilirsiniz pek bir yazı paylaşmam.

Biraz yapmaktan yazmaya vakit bulamamaktan, biraz anlatmaktansa kendiliğinden anlaşılsın istememden, biraz da obsessif (takıntılı) kişiliğimden: Hani her şeyi eksiksiz paylaşamayacaksam her paylaşım genel gerçekliğin bir saptırması olur gibisinden belki de saçma sapan görünecek bir mantık…

Ama her sene olduğu gibi bu sene de kamp zamanı parasal işerden ne kadar rencide olduğumu, bu çok büyük aşkla, özveriyle yaptığımız işte para konusu araya girince nasıl yaralandığımızı fark edince yine içimden radikal bir dürtü fırladı, bir çok şeyin suyunu çıkardığım gibi, şeffaflığın da suyunu çıkararak, Allah’ın bildiğini kuldan ne saklayayım diyerek hesap vermek…

Zannetmeyin ki olumsuz mesajlar aldık, yaralayıcı sözler atıldı, hayır, her şey çok normal, ama kamp ücreti sorulurken, bize de mi bu fiyat? denirken benim alınganlığım, hayal gücüm boş durmuyor, kendiliğimden cümleleri tamamlıyorum: Nasıl olsa ilaç firmaları sponsor oluyordur… Adamına göre muamele yapıyorlar…Falanca yerden gelenlerden daha çok para alıyorlarmış… Aslında çoğunluk saf kalpli, biliyorum. Biraz benim alınganlığım, biraz toplumun diğer kesimlerinde böyle dernekçilik falan denince neler akla geldiğini bilmemden falan.

Dokuz yıllık derneğimizin ve kampımızın bütün hesabını burada dökemem tabii, ama işlerin nasıl yürüdüğünün tasavvur edilebilmesi için bazı örnekler vereceğim:

Kamp nasıl dönüyor?

Otele yılına göre kişi başı 350 TL ye gelen para ödeniyor. Kişiler 0-350 arası değişen miktarları bağış yapıyorlar. Bizde izlenenlerin kamp katılımını tedavi başarısına katkı saydığımızdan ödenmeyen her kuruşu dernek bütçesinden tamamlıyoruz. Geçen yıl yaklaşık 27.000 TL olan otel ücretinin yaklaşık üçte birini katılımcıların ailelerinden, üçte birini firma bağışlarından, beşte birini dernek yöneticilerinin ve onların evlatlarının, bazı hayırsever kamp ağabeylerinin, ailelerin, diyabet ekibimizin bağışlarından, kalanını da derneğin kasasında kalan tüm paradan karşıladık ve on yıldır ilk defa kasamız 100 TL gibi kaldı. Yıl boyu tekrar bizzat dernek yönetimimizin, diyabet ekibimizin aile-akrabalarımızın bağışlarıyla burs ve diğer giderleri döndürdük.

Bu yıl erkenden Lilly burs ve bağış komitesine 30.000 TL lik destek için başvurduk, 5.000 TL si onaylandı ve hesabımıza yattı. Medtronic 10.000 TL bağış yapacağını bildirdi (henüz yatmadı). Dış katılımcıları şimdilik sayı sınırımızı aşmazsak kabul ediyoruz ama otel ücretini tam ödemek koşuluyla. Bir velimiz (kendisinden özür dileyerek hiç değilse ön adını zikrediyorum), sevgili Taştürk bey, son bir iki yıldır olduğu gibi iki kişilik ücret yatırdı, çocuğu gelirse bile en az bir çocuk onun sayesinde katılacak.

Bizim izlediğimiz çocuklarımızın tümünün kampa katılmasını yürekten istiyoruz. Katılım için hiç sayı sınırlaması getirmedik, ama listemizdeki 600 ü aşkın isimden bir bölümünün zaten yaşı küçük, bir bölümü talip olmuyor, onun için şimdiye dek en kalabalık kampımız geçen yıldı (dış katılımlarla ve liderler dahil 90 a yakın diyabetli). Bu sayı 100 ü aşmadığı sürece katılımı sıraya koymak gibi bir önlem almak istemiyoruz. Aşınca düşüneceğiz…

Bizim çocuklarda ne yapıyoruz? İmkanı olan otel ücretini ödesin diyoruz. Bu sayı çok az oluyor. Yaklaşık dörtte birinden hiç katkı almıyoruz. Geri kalanı ise % 20 den başlayan oranlarla katkıda bulunuyor.

İmkanı olmak ne demek? Olmamak ne demek? Eli çok geniş olmak anlamına gelmiyor tabii. Ama yıl boyunca çocuğun harçlığından bile bir kısmı birikebilir. Her içilen Cola’da, sigarada akla gelebilir. Ama öyle çocuk var ki, yalnız ailesinin imkanları değil, ailesinin onun için özveri yapma isteği de sınırlayıcı etmen. Ama biz hiç birinden, hiçbir çocuğumuzdan vaz geçmek istemiyoruz.

Neden derneğimizin maddi gücünü arttırmak için yöntemler bulamıyoruz? Çünkü şimdilik buna emek ve zaman yatırımı yapmıyoruz. Çünkü şimdilik yaptığımız işler paradan çok gayret gerektiriyor. O da bizde yeterince var. Çünkü şimdilik hiç katkı yapılmasa bile bu işe gönül veren insanlarımız değil bu dernekten çıkar sağlamak, devletin verdiği kendi maaşlarını bile ortaya koymuş durumdalar. Maaşlar bitsin, o zaman düşünürüz. Çünkü sponsorluk müessesini o kadar da sempatik bulmuyoruz. Verenler sağ olsun ama hepten etik, hepten masum olamaz, en azından tümden buna dayalı olursa her şey.

Peki diyabetli çocukların aileleri kampa hiç ücret ödemese daha şık olmaz mı? Bizden çok daha az katkı alan büyük sponsorlu kamplar var. Bu konudaki görüşümü yukarıda açıkladım. Devlet destek olsun mu? Aslında olsun. Hem çocuk endokrinologları olarak meslek derneğimizin çalışma grubundan, hem de kendi moderatörü olduğum Sağlık Bakanlığı için yapılan Sağlık Hizmetlerini Geliştirme Projesi aracılıyla devlete bu konuda önerilerimizi sunduk. Her çocuk için yıllık 500 TL devlet kamp parası ödesin diye. Belki hayata geçer. Ama benim kafamdaki değerler hiyerarşisine göre insanların bu kadar özverili bir hizmeti alırken kendilerinin de aynı derecede sınırları zorladıklarını bilmek isterim. Kolaycı, hep isteyici, hep alıcı erişkin tiplemesi sevimsiz oluyor da, çocuklara gerçekten canlar feda olsun, değil ki paralar…

Prof Dr İlknur Arslanoğlu

Düzce Çocuk Ve Genç Diyabetliler Derneği’nin bu seneki kamp afişini ise sizlerle aşağıda paylaşıyorum.

1 1.578 görüntüleme

Medtronic Global Diyabet Birimi Yeni Çıkacak Ürünlerin Sinyallerini Verdi

Medtronic Diyabet Için Sırada Ne Var? CGM Ve İnsülin İnfüzyon Setlerine Kısa Bir Bakış

Medtronic önümüzdeki iki yılda en az 10 ürünü piyasaya sürmeyi umuyor: Yeni CGM ve mobil uygulamalar, Bluetoothlu 670G insulin pompası ve daha fazlası.

Medtronic geçtiğimiz hafta başlarında bir yatırımcı toplantısı düzenledi. Bu toplantıda önümüzdeki yıllarda (Nisan 2019’a kadar), iki yıl içinde (Nisan 2020’ye kadar) ve daha ötesinde planlanan büyük ürün lansman planları konuşuldu.

Medtronic sadece bir insülin pompası şirketinin ötesine geçmek için daha büyük hamleler yapmayı planlıyor. Bunu da MDI yani günlük insülin enjeksiyona yardımcı araçlar sunarak yapmayı planlıyorlar.

Nisan 2019’a Kadar Yapılması Planlananlar

Guardian Connect CGM ve Sugar.IQ

Guardian Connect CGM ve Sugar.IQ mobil uygulama lansmanı geçtiğimiz aylarda ABD’de yapıldı.

Bağımsız CGM, Apple iOS cihazlarında Temmuz ayı gibi ABD’de satışa başlayacaktır. Bu arada Android cihazlar için geliştirme devam etmekte.

Guardian Connect CGM aslında hayatımızda var ama sensörü 6 günlük. Bu yeni CGM sistemi ile sensor ömrü 7 güne çıkıyor. Günde 2 kez parmak kalibrasyonu ise devam ediyor. Guardian Connect ile birlikte, Medtronic sonunda uzun zamandır beklenen yapay zeka destekli Sugar.IQ uygulamasını da başlattı. Daha önce ele aldığımız gibi, Sugar.IQ, diyabetli bireylerin verilerini tanıyıp, yorumlama yaparak bir “kişisel diyabet asistanı” olarak işlev görecek. Yapılan bir ön çalışmada, Sugar.IQ,, CGM kullanıcılarının günlük hedef aralıkta kalma süresini 33 dakika arttırdı.

Bu arada bu ürün beni de çok heyecanlandırıyor 🙂

“Inner Circle” – CGM Oyunlaştırma Projesini

Medtronic bu toplantıda ilk kez “Inner Circle” – CGM oyunlaştırma projesini ise ilk kez duyurdu. Medtronic CGM kullanıcıları, hedef şeker aralığında kaldıkça “puan” kazanacaklar. Örneğin 70-180 mg / dL hedef aralığında kaldıkça, Medtronic’in belirlediği indirimler, hediye kartları, dijital rozetler vb ödüllerle diyabetli bireyler ödüllendirilecek.

Sugar.IQ Uygulaması Ile Hipoglisemi Tahmini

Sugar.IQ uygulamasında yapılan bir iyileştirme ile kullanıcılara an ben an belli bir saat içerisinde şekerin düşme ihtimalini bildirecek. Ve bu tahmin 4 saatlik bir tahmin olacak.

“Önümüzdeki dört saat içinde düşük bir seviyede şeker değeri yaşamanız bekleniyor.” Uyarısı % 80 ve üzerinde bir oranla doğruluk payına sahip olacak. Bu uyarı Dexcom G6’da var olan bir uyarı. Ve bence de oldukça önemli bir tahminle biz kullanıcılara rehberlik edecek.

Bu özellikle gerçekten de oldukça iyi. Şu anda Guardian Connect 30 dakika öncesinden tahminde bulunuyor ama 4 saat sonrasının tahmini daha da anlamlı olacak gibi.

Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Diğer Bazı Ülkelerde Medtronic MiniMed 670G Yapay Pankreas Lansmanı

670G, ABD’de bir yıldan uzun süredir piyasaya sürülüyor. Ancak uluslararası lansman maalesef biraz gecikti. Türkiye’ye de ne zaman geleceği halen soru işareti.

Medtronic önümüzdeki 10 ay içinde ABD dışında 670G lansmanı yapmayı planlıyor. Ama bunun ne kadar yapılıp yapılmayacağı ise belirsiz. Çünkü ABD’de dahi 670G için çoğu insan halen sırada bekliyor.

Medtronic 670G’nin 14 Yaş Altındaki Diyabetli Çocuklar İçin Onayı

Şu anda Medtronic 670G’nin 14 yaşından küçük diyabetli çocuklar için uygun olmadığı yönünde. Ama 7-13 yaşındaki Medtronic 670G çalışması verileri şu anda FDA incelemesi kapsamında. Bu yaş grubundaki bu çalışma Şubat ayı itibarıyla sona erdiği ama sonuçları netleşmedi. Sonuçlar netleştikten sonra 2-6 yaş arası diyabetli çocukların kullanımı için de onay gelebilir.

Diğer gelişmeleri anlatmaya devam edeceğiz.

Kaynak: https://diatribe.org/whats-next-medtronic-diabetes-look-cgm-and-pump-pipeline

4 1.412 görüntüleme

AIP, Oto-İmmün Beslenme Protokolü, İle Tip-1 Diyabet Yönetimi

Daha önceki yazılarımda da denediğim beslenme stillerinden bahsetmiştim.

Tip-1 Diyabet Yönetiminde Denediğim Beslenme Prensipleri

Düşük Karbonhidratlı, Yüksek Lifli Beslenmenin Tip-1 Diyabet Yönetimine Faydaları/Zararları

Bu yazımda da AIP yani Oto-İmmün Beslenme Protokolü’nü hayatıma nasıl entegre edip, edemediğimi anlatmaya çalışacağım.

Ama öncelikle lütfen Tip-1 Diyabet ve Haşimato Tiroidi İle AIP Beslenme linkindeki, AIP ile ilgili konuyu anlamak adına, yazıyı okuyun.

AIP Beslenmenin Güzellikleri

Şeker düzeyiniz gayet iyi giderken bedeninizi nasıl rahatladığını da hissetmeye başlıyorsunuz. Hantal, şişkin beden yerine daha rahat bir beden geliyor.

Aynı zamanda tuvalet sıklığınız bir rutine giriyor. Ki tip-1 diyabetli bireylerde tuvalete belli rutinde çıkmanın da sorun olduğunu paylaşımlardan anlıyorum.

Ama bizler için galiba en büyük kazanç şeker düzeyinin ip gibi gitmesi 🙂

Diyeceksiniz ki düşük karbonhidratlı, yüksek lifli beslenmede de benzeri zaten oluyor. AIP’in bu beslenmeye göre farkları ne? AIP’te oto-immün sistem rahatlatılmaya çalışılıyor. Bağışıklık sistemimiz vücudumuzu sürekli tarıyor. Bu tarama sürecinde de farklı oto-immün rahatsızlıkların çıkma olasılığı artıyor. Ki bizim vücutlar buna oldukça müsait. Bu olasılığı, AIP tipi beslenme ile minimuma indirmeye çalışabiliyoruz. Dolayısıyla her ikisi arasındaki temel fark bu yönde.

AIP Beslenmenin Zorlukları

Yenilebilecek besin gruplarında o kadar az yenilebilecek besin var ki!

Mesela süt grubu yasaklılar listesinde. Ancak Hindistan Cevizi sütü tüketmeye izin var. Peynir dahi yok. Tahıl, kuru baklagil gibi gruplar da yokken sebzelerde dahi ciddi kısıtlamalar var. Yenilecekler listesi de dar olduğu için “Bu öğünde ne yesem?” sorgulaması sürekli aklınızda.

Bu sebeple sabah, öğlen ve akşam yemeklerini belli standarda bağlamak zorunda kalıyorsunuz. Bu standartla da aynı olduğundan bir süre sonra can sıkıcı oluyor. Alternatifler üretmeye çalışırken de fena zorluk yaşıyorsunuz.

Beni zorlayan en temel detay buydu.

Bu sebeple de 4 hafta kadar devam edip bıraktım. Ama hemen hemen tüm öğünlerimde bazı alışkanlıklarım kaldı. Bu sebeple normal beslenme düzenime tam anlamıyla geçmiş değilim. % 98 AIP beslenmeye devam ediyorum 🙂

1 2.175 görüntüleme

İnsülin Kalem İğne Uçlarının Boyutları Oldukça Önemlidir

İnsülin kalemine geçince farklı konuları tecrübe etmeye başladım. Bunlardan biri de insülin kalemlerinde kullandığımız iğne uçlarının boyutu.

İnsülin kalemiyle ikinci haftama girdim. Ve 4 mm’lik iğne ucu kullanıyorum.

Gün boyunca da süregelen, insülin yapsam bile düşmeyen bir şekerim vardı.

İdrar yolu enfeksiyonum olduğu için hem ona hem de kaleme geçmenin geçiş dönemidir diye düşünüyordum. Doktorumla da konuşuyorduk ama doktoruma da söyleme gereği hissetmediğim “insülin kalemi iğne ucu” detayı vardı.

Yapılan araştırmalar, obez bireyler dahil diyabetli bireylerin 4 mm iğne ucu ve dik açıyla insülin enjeksiyonu yapmalarının bir sıkıntı yaratmadığı yönünde. Çocuk ve Yetişkin Diyabetliler İçin Kalem İğnesi Uzunluğu Ve Enjeksiyon Teknikleri Nasıl Olmalı? başlıklı yazımızda da bundan bahsetmiştik.

Ben de 4 mm iğne ucuyla insülin yapıyordum ama insülinin cilt altına gidip gitmediği konusunda endişelerim vardı. Bu endişelerim düzeltme bolusu yapmama rağmen düşmeyen şekerden dolayı da arttı.

Bir diğer dikkatimi çeken konu ise bacak gibi hareketli bölgeden insülin enjeksiyonu yapınca hafif de olsa şekerin düşüşe geçmesiydi. Bu da yaptığım insülinin hareketle yayılmaya başladığını düşünmeme sebep oldu.

Sonuç olarak dün gittiğimiz bir alış-veriş merkezinde nöbetçi eczaneye denk gelince 5 mm’lik iğne ucu aldım. Ve yine yüksek giden şekerim için düzeltme bolusu yaptım. Şekerim gayet iyi bir şekilde düşmeye başladı 🙂

Kilom şu anda 65. Çok yağlı bir yapım olmasa da 4 mm’lik iğne ucuyla yaptığım insülinin vücutta çalışmaması baya ilginç geldi. Bu sebeple de 5 mm’lik iğne ucunun benim için daha iyi olduğunu çözümlemiş oldum 🙂

Tip-1 diyabet yönetiminde yolunda gitmeyen bir şeyleri gözlemliyorsanız birkaç kez durup sebep araştırması yapmak gerekiyor. Çünkü birebirde neyin doğru neyin doğru olmadığını bizden iyi bilebilecek kimse olmuyor.