Anasayfa Arşivler 2014 Ekim

Aylık ArşivEkim 2014

15 7.159 görüntüleme

insulin-bio-reactorİsrailli Beta-O2 şirketi, Juvenile Diabetes Research Foundation (JDRF)’den almış olduğu hibe ile kendi ßAir bio-yapay pankreasını geliştirerek klinik çalışma aşamasına getirdiğini duyurdu. İlk deneme İsveç’te Uppsala Üniversitesi Hastanesi’nde sekiz hastanın katılımı ile gerçekleştirilmeye başlanacak. Hastalar yaklaşık iki yıl boyunca yeni cihazın implante edilmiş pankreatik endokrin hücrelerin fonksiyonlarını, sağlamlığını ve güvenliğini değerlendirecekler.

Cihaz aslında sağlıklı bir pankreas gibi davranmak için insülin ve glukagon üreten hücreleri, Langerhans adacıklarını, içermektedir. Canlı hücreler ßAir cihazın içinde bir yuvada olduğundan, hastalar koliniyi sağlıklı bir şekilde korumak için Tomagatchi’de benzeri şekilde 24 saat boyunca hava ve oksijene ile beslemek zorundadırlar.

pancreas-2Yeniden doldurulabilen cihaz cilt altına yerleştirilen 2 port üzerinden yapılmaktadır. Cihaz son derece kullanıcı dostudur ve çalıştırılması için çok az miktarda teknik beceriye gereksinim duymaktadır. Yeniden doldurma işlemi yaklaşık olarak iki dakika kadar sürmektedir ve yanlış birşeyler olduğunda cihaz alarm vermektedir.

Bioreaktör içinde, hücreler gelişmek için rahat bir ortam sağlayan bir hidrojel yapısının içine yerleştirilir. Ayrıca, bu yapı vücudun bağışıklık sisteminden koruma sağlamaktadır, bunun anlamı geleneksel bir doku adacığı transplantasyonu gibi hastalara immunsupresif tedavi gerekmediği anlamına gelmektedir.

(Kaynak: http://www.medgadget.com/2014/09/sair-bio-artificial-pancreas-may-finally-treat-type-1-diabetes.html, Çeviri: Barış Kayadelen)

4 4.542 görüntüleme

Bu yıl Tip 1 diyabetle geçirdiğim 40. senemin yıldönümü. Yıldönümünün bir parçası olarak şimdiye kadar yaşadığım deneyimleri yazmak istedim.

Diyabetle İlgili Ne Düşünüyorum?

40 yılın ardından, ‘hastalandım’ veya ‘diyabet tanısı koyuldu’ demek yerine bilinçli olarak ‘yıldönümü’ kelimesini kullanma zamanının geldiğini düşündüm. Uzun zaman aldı ama artık diyabeti bir ilişki olarak görüyorum.  Ve bir çok ilişkide:

  • Başarılı olmak için çok emek harcamak gerekir
  • Bazı zamanlarda işler çok da iyi gitmeyebilir ve aslında bazen sadece sizi içine çeker
  • Bazen çok sıkıcı olabilir
  • Bazen sinir bozucu ve can sıkıcı olabilir
  • Her şeyden önce zamanla daha iyi olabilir
  • Çalışırken kesinlikle harika olur

Bu ilişkinin seçilemediğini veya değişemediğini varsayalım. Bu zorunlu bir ilişki! Zorunlu olması ilişkiyi daha da zor kılıyor. Ama her birimiz bunun üstesinden gelecek güçteyiz. Bazen bir şeylerin üstesinden gelmek zor gibi görünüyor olsa da, en küçük bir gelişme dahi ileride elde edilecek diğer gelişmelere liderlik eder ve gelişme döngüsü kendini beslemeye başlar. Bazen gelişmeler duraklayabilir veya geri gidebilir. Sorun değil! Birşeyler yolunda gitmediğinde yardım hep yakınınızdadır. Bu kadar felsefe yapmak yeter.

Haydi hikayeme geri dönelim.

Geçen 40 Yılda İnsülin

Teşhis koyulduğunda (1970′ lerin başında) ailemdeki ilk diyabetli bendim. Hiçkimse neden kilo kaybettiğimi anlayamıyordu ya da neden daha fazla uyuyup daha çok tuvalete gitiğimi. DKA’ da bir hastaneye gittim ve kan şekeri değerim 2,000 mg/dL’ nin üzerinde idi(yazım hatası yok). Bu, glikoz testinin sadece idararda bakılabildiği ve insülinin domuz ve ineklerden elde edildiği zamanlardı. Ben porcine (domuz) insülini kullanıyordum – daha çok NPH biraz regular (R) insülin karıştırılmış. 1990′ larda hızlı etkili insüline geçtim(Novolog/ Humalog)/ NPH karışımı günlük çoklu insülin enjeksiyonu (MDI), hızlı etkili/ ultra uzun etkili insülin(L’ler , U’lar vb.). Bu son değişimin büyük faydası oldu. Yemek yemek için daha fazla NPH ‘ insülin takibi’ yoktu.

Ve şimdi Novolog ile Animals PING pompası kullanıyorum. Ahh, rahatlık! Ve öğrenmeye devam ettim. Bölüşler ve bazallar ile kan şekeri ayarlamaları, bazallar, bazallar ve bölüş kombinasyonları. Ve unutmadan; cihaz (pompa) insülini karbonhidrat oranlarına göre saklıyor, düzeltme faktörleri var. Ben pompayı elektronik bağlantım olarak kabul ediyorum. Her geçen gün onunla uğraşırken eğlenmeyi öğreniyorum.

1970’den Bu Yana Evde Glikoz Testleri

Yukarıda da bahsettiğim gibi, idrardan kan şekeri ölçümü şeker değerini gösteren tek ölçümdü, evde olduğunuz zamanlarda da, ve bende 1980’lerin ortalarına kadar idrardan glikoz ölçtüm. İdrardan glikoz ölçmenin faydası kansız, parmak delmeden, yapılması. ayrıca yüksek kan şekerinin ölçülmesinde daha iyi. Glikoz idrara kan şekeri değeri 180mg/dL ve üzerinde iken giriyor. İdrar ölçümlerinin kendine göe faydaları var, ama kan şekeri değeri idrarda ölçülebilir olduğu seviyeye gelene kadar (180mg/dL) bilgi alınamıyor. Glikozun idrarda ölçülebilir olduğu sınırların altında olduğu zamlarda ölçümlerin sonucu negatif veya mavi renkte. Diyabet yönetimi zor bir iş. Eğer idrardaki glikoz değeri pozitif ise kan şekeri değeri çok yükselmiş oluyor; eğer değer negatif ise kan şekeriniz düşük veya uygun aralıkta  olabilir veya biraz yüksek olabilir. ‘Negatif’ demek kan şekeri değerinizin 120mg/dL – 20mg/dL aralığında olmasıdır! 1980’lerin başlarında, kan şekeri ölçüm cihazları daha yaygın kullanılabilen ve sigorta kapsamında alınabilen cihazlar oldu. İlk ölçüm cihazları işe yarıyordu ama kullanıcı dostu cihazlar değillerdi. Ölçüm için fazlaca büyük bir kan damlasına ve bir kaç dakika beklemeye ihtiyacınız vardı, damlattığınız kanı yıkamanız, stribi silmeniz ve kurulamanız ve cihaza geri takmanız gerekiyordu – kesinlikle düzgün ve kolay olmayan ve kan şekeri değerinin ölçülmesini kolay kılmayan cihazlardı. Bu cihazlar kullanımı zor, hassas ve doğru ölçüm konusunda sorunları olan ama yine de idrar ölçüm cihazları ile kıyaslandığında zamanına göre büyük bir ilerleme idi. Daha sonra 1980′ lerin sonlarına doğru ilk biyosensörler kullanılabilir oldular. Bu cihazlar daha hızlı ve kullanışlıydı. Bu zamana kadar bir çok ölçüm cihazının performansı iyileşmeye başladı – diğer biyosensörler ve tasarımlar gelişti. Sonunda, geçtiğimiz bir kaç yılda, üreticiler CGM’ yi hayatımıza soktular – sürekli glikoz ölçerler(CGM). Bu cihazlar biraz daha geliştirilmiş ve sürekli gelştirilmekte olan cihazlar. Şahsen ben CGM kullanmıyorum.

Eğitim ve Öğretim: Son 40 Yılda Elde Edilen Gelişmeler

Kesinlikle, insülin, pompalar, ölçüm cihazları ve CGM’ler diyabet kontrolü için çok önemli cihazlar. Aynı derecede önemli olan şey diyabeti anlamak ve kendi diyabetiniz ile nasıl ilgilenmeniz gerektiğini anlamaktır. Her durumda, çıkarlarınız doğrultusunda size  yardımcı olacak bir sağlık ekibi ,diyabet yönetiminin önemli bir parçasıdır. Bu konularda ilerleme olduğu gibi, hasta ve sağlık koruma eğitimleri yıllara oranla çok fazla gelişim gösterdi.

Teşhis koyulduğunda, bana eğitim verilmedi. Söylenen tek şey ‘Şekerli gıda tüketme ve insülin kullan’ idi.O zamanlar diyabet kontrolünde en çok önerilen şey buydu. Sonraları bazı şeylerin doğru gitmediğini anlamaya başladım, ama yeterli bilgim yoktu ve anlayamıyordum – sadece 6 yaşındaydım.

Şanslıydım ki bilim konularına özel ilgim vardı ve ben de onu takip ettim. Hala, aradığım soruların cevabını bulmuş değilim. Karbonhidrat sayımının önemi, insülin değerlerini karbonhidrat oranlarına göre ayarlamak, insülin duyarlılık faktörlerinin hesaplanması gibi konular 1980′ lerde anlaşılmaya başladı ve 1990′ larda bu ölçümler/ parametreler/ kavramlar oldukça iyi bir şekilde diyabet kontrolü kavramının içine alındı – tabiki doğru bir sağlık ekibi yardımı ile. Böylece, ben ne yaptım? (okulda çok fazla zaman geçirdim – çok fazla? Sanmıyorum). Öğrenebildiğim kadar çok insan vücudu ve bilim ile ilgili bilgi edinmeye çalıştım. Kolejde Eczacılık üzerine eğitim aldım ve lisanslı bir eczacı oldum. Buna rağmen hala insan vücudunun nasıl çalıştığı konusunda daha fazla bilgi edinmek istiyordum. Biyokimya üzerine doktora yaptım. Bir eczacı olarak yaptığım klinik (sağlık ekibi) çalışmalar ile kimya üzerine biyokimyacı olarak yaptığım çalışmaların sonunda insan vücudunun nasıl çalıştığını ve diyabet/ insülin eksikliğinin vücudu nasıl etkilediğini anlamış oldum. Bu altyapı ile biyomedikal mühendislik kariyerime başlamış oldum. Bulaşıcı hastalıklarla ilgili testler geliştirdim, tanı testleri için araçlar geliştirdim, güvenilir bir ürün üretimi için üretim prosedürleri üzerine çalıştım, FDA ile piyasaya tıbbi cihazlar getirmek için işbirliği içinde çalıştım. Karmaşık konularla ilgili açıklamalar yapmayı ve anlaşılabilir formatta bilgi sağlayabilmeyi gerçekten çok seviyorum.

Özet

Bu uzun bi hikaye. 40 yıldır tip1 diyabetliyim. Diyabet bakım yönetimi ile ilgili bir çok deneyimim oldu, ama bunlar geçmişte kaldı. Güzel bir atasözü der ki, ‘Geçmişimiz bizim mirasımızdır ama geleceğimizi biz yaratıyoruz’. Gelecek zamanlarda, deneyimlerim ve bilgi birikimimle ilgili daha fazla şey paylaşabilme şansım olsun istiyorum. Diyabet ve egzersiz ile ilgili birkaç makale ile ilgili çalışmalarım var – ‘Uyandım ve koştum…’ gibi şeylerden daha ilgili şeyler üzerinde çalışıyorum. bu konuda bana fikirlerinizi gönderebilirseniz mutlu olurum. Diyabetle ilgili kendimizi geliştirerek ve diyabeti daha iyi anlayarak devam edebileceğimiz bir yolculağa çıkmaya ne dersiniz? (Kaynak: http://www.diabetesdaily.com/voices/2014/10/my-life-so-far-after-40-years-with-type-1-diabetes/, Çeviri: Merve Demir)

6 4.202 görüntüleme

Veee Beklenen gün geldi çattı. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü etkinlikleri kapsamında 16 Kasım Pazar Günü Diyabet Yemeği ve Eğlencesi Düzenliyoruz.

Diyabetle Yaşam Derneği Ankara Şubesi ve Türkiye Diyabet Vakfı Ankara Şubesi olarak ortaklaşa düzenleyeceğimiz bu günde Tüm Diyabetli dostlarımızı ve yakınlarını bekliyoruz.

Ben Diyabetliyim diyen herkesin bizim için çok önemli olan bu günde kesinlikle ama kesinlikle katılmasını beklemekteyiz. Duyanlar duymayanlara söylesin, iletsin. Duymadım, Bilmiyordum, Görmedim demesin.

Etkinliğe katılabilmek için Bilet satın almak gerekmektedir. Etkinliğimizin kontenjanı 300 kişi ile sınırlı olup, İletişimden sorumlu arkadaşlara kesin geleceğinizi isimlerinizi yazdırmanız ve bileti satın almanız gerekmektedir. Gelecek arkadaşlara maddi manevi tüm desteği veriyoruz bizleri bunlarla ilgili aramanız yeterli..

Ankara dışından gelecek arkadaşlar görevli kişilere ulaştıkları takdirde karşılama yapacak olan arkadaşların iletişim numaralarını ve isimlerini öğreneceklerdir.

BİLET FİYATLARI
Bilet Fiyatı 40 TL’dir. Diyabetli ve Yakınına (%50 indirimli) 20 TL ,6-12 Yaş aralığına (%75 İndirimli) 10 TL, 0-6 Yaş aralığına ücretsizdir. Biletlerimiz matbaada olup bilet satışı başlamıştır duyurusu ilerleyen günlerde yapılacaktır.

ETKİNLİK DETAYLARI

11:45 Etkinlik Başlangıcı
12:00-13:30 Günün Anlam ve Önemini Belirten Konuşmalar

  • Belediye Başkanları
  • Türkiye Diyabet Vakfı Ankara Şube Başkanı Prof.Dr. İlhan Yetkin
  • Öğretim Görevlileri ve Endokrin Uzmanları
  • Diyabetle Yaşam Derneği Ankara Şube Başkanı Aşır Can Büyüker
  • Türkiye Diyabet Vakfı Ankara Şubesi Eğitmeni Öyküm Solak
  • Uzman Diyetisyen Nesil Gören Atalay
  • Diyabetli Arkadaşlarımız ve Yakınları

13:30-14:00 Öğle Yemeği
14:30-16:00 Konser ve Eğlence
16:00-16:45 Profesyonel Fotoğraf Çekimi (Kurtuluş Parkının İçi)
16:45-17:15 Ara Öğün
17:15-19:00 Sürpriz Etkinlikler ve Eğlence
19:00 Kapanış

Gün içerisinde sürpriz hediyelerimiz ve piyango çekilişimiz olacaktır.

Profesyonel fotoğrafçılar her anımızı resmedecektir.

Herkese o günün anlam ve önemini belirten Mavi T-sirt Hediye Edilecek ve Rekor bir fotoğraf çekilmesi düşünülmektedir.

İzmir ve İstanbuldan kalkacak otobüslerle gelmek isteyenler telefonla bizlere ulaştıklarında bunu lütfen belirtsinler , otobüslerle ilgili ayrıntılar netleştiğinde bırakacağınız telefon numaralarından ilgili arkadaşlar sizlerle iletişim kurarak otobüs kalkış yerlerini ve saatini aktaracaklardır.

Çölyak problemi olan kişiler aradığında bunu belirtirse onlara özel yemek ve ara öğün ayarlanacaktır

İLETİŞİM : 
Aşır Can BÜYÜKER : 0505 380 19 66
Öyküm SOLAK : 0532 446 86 87

Öyküm Solak

1 4.453 görüntüleme

Pazar gününden bu yana mutfakta yeni bir tat oluşturmaya çalışıyordum. Elime ne geçtiyse değil, mantıklı kombinasyon oluşturacağım malzemeleri aldım elime ve kafamdakini yapmaya başladım.

Eşref de gerek yardımcım gerekse isyankar modda benimle mutfakta oldu. Ve tatlı ortaya çıktıkça iştahı kabardı ve fotoğraf çekimine başladı 🙂

Bu arada bu sefer ölçü filan vermeyeceğim. Kafanıza göre yapın ama içerisine koyduğunuz malzemelerin karbonhidrat miktalarını hesaplayın. Her bardağa aynı ölçüde koyun ki karbonhidratını hesaplamak kolay olsun 🙂

Pazar günkü tarifimin malzemeleri

  • 1 Taze incir
  • Ceviz
  • Tarçın
  • Muskat
  • Elma kurusu
  • Keten tohumu
  • Manda yoğurdu
  • 1 paket şekersiz ya da tatlandırıcılı vanilya

FullSizeRender4Manda yoğurdunun içerisine biraz rendelenmiş muskat, Canderel’in tatlandırıcılı vanilyasını ve tarçını koyup karıştırıyoruz. Bu bir karışım olarak kenarda dursun. Rondodan elma kurusu, ceviz ve keten tohumunu inceletmek için geçiriyoruz. Taze incirlerin kabuklarını soyup ufak parçalar halinde dilimliyoruz. Herhangi bir cam bardağı içerisine tabana biraz yoğurtlu karışım, üzerine elma kurusu, ceviz ve keten tohumu karışımı ve sonra dilimlenen incirlerden. Sonra bir sefer daha aynı yolu izleyerek kat çıkmaya devam ediyoruz. En üste birkaç adet incir ve  elma kurulu, ceviz ve keten tohulu karışımdan birazcık daha koyuyoruz. Hazırlık bitince biraz buzdolabında beklettik. Sonra yedik. Ama muskat ve tarçının tadı ile manda yoğurdunun yoğunlu hayal ettiğim tadı vermedi. Ama yine de yedik 🙂

 

FullSizeRender2 FullSizeRender1 FullSizeRender

Pazartesi akşamı yani dün akşam ise biraz daha farklılaştırarak yeni bir deneme daha yaptık.

  • 2 adet taze incir
  • Ceviz
  • Migros’tan merak edip aldığımız paketli sert kurabiye
  • Sütaş’ın süzme yoğurdu
  • Tarçın
  • Muskat
  • 2 paket Canderel vanilya ve
  • Erzurum’un kırmızı üzümünün ufak tanelerini kullandık.

FullSizeRender10Süzme yoğurt ile 2 paket vanilya, bir çimdik tarçın ve muskatı karıştırdık. Rondoda sert kurabiyeleri ve cevizi geçirdik. Bu sefer uzun zamandır şarap içmediğimiz bardaklarımızı kullandık 🙂 Zemine biraz yoğurt karışımı, onun üzerine cevizli ve kurabiyeli karışım, onun üzerine dilimlenmiş incir ve sonra yine yoğurt. Malzemeler bitene kadar kat çıkmaya devam ettik. En son kırmızı üzüm taneleri ile şenlendirdik bardakları.

 

 

 

FullSizeRender11 FullSizeRender12 FullSizeRender13 IMG_422214

Bu ikinci denemede tad inanılmazdı. Bayıldık 🙂 Direkt şeker olmadan daha sağlıklı ara öğünler yapmak mümkün. Yarın akşam da yoğurdun içerisine lif oranı artsın diye biraz ruşeym koyacağım.

Mutfağınızda sizler de yapın. Bu tarz farklılıklar oldukça iyi geliyor 🙂

27 8.351 görüntüleme

Kök Hücre Çalışması

Dün sizinle Tip-1 Diyabet ve Kök Hücre Tedavisinde Son Gelişme başlıklı yazımızda Türk basının da çokça söz edilen bir haberi yayınlamıştık. Takipçlerimizden Akın Erol’dan bu konuyla ilgili Harvard Gazete’deki İngilizce yayını hızlıca çevirmesini rica etmiştim. Çeviri gelir gelmez de sizlerle paylaşıyorum.

Diyabete Karşı Çok Büyük Bir Adım

Gelişmemiş kök hücre üretimi araştırmacıları tedavinin daha hızlı bulunmasına itecek.

Harvard kök hücre çalışması yapan araştırmacıları bugün tip-1 diyabet tedavisinde gerçek bir etki yaratacak çok büyük bir adımı gerçekleştirdiklerini açıkladılar. Halen Amerika’da yaklaşık 3 milyon kişinin diyabetten etkilendiği ve bunun masrafının yıllık 15 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Bilim insanları, insana ait gelişmemiş kök hücrelerini başlangıç alarak, ilk kez hücre transplantasyonu ve tıbbi amaçlarda kullanılma amaçlı ihtiyaç duyulan büyük miktarlardaki normal fonksiyonlu beta hücrelerine eşdeğer insülin üreten insan hücreleri üretmeyi başardı.

Melton_BDColen_605Çalışmayı yürüten ekibin başı olan Doug Melton birkaç yıl içinde insanlarda transplantasyon denemelerinin başlayacağını umduğunu söyledi. 23 yıl önce oğlu Sam’e bebeklik çağında tip-1 diyabet tanısı konulduğunda, Melton kariyerini bu hastalığın tedavisinin bulunmasına adadı.

Kızı Emma’da tip-1 diyabetli olan Melton yaptığı açıklamada bitiş çizgisinin bir adım gerisinde bulunduklarını belitti. Bu çalışma hakkındaki rapor bugün Cell dergisinde yayınlandı.

Nasıl Büyüyorlar

Kırmızı kültüre edilmiş ortam, hücre ve manyetik karıştırıcı çubuk ihtiva eden şişe bir manyetik karıştırıcının üstüne yerleştiriliyor. Buyütülmüş resimler tek bir hücrenin ne kadar hızlı bir şekilde kümelere dönüştüğünü gösteriyor.

Harvard Xander Üniversitesi Profesörü ve Howard Hughes Tıp Enstitüsü Araştırmacısı olan Melton, bunun gerçekten işe yarayıp yaramadığını kesin olarak bilmek için  birçok farklı yoldan test edilmesinin gerektiğini söyledi. “Bu hücreleri farelerde glükoz ile 3 farklı sınamada test ettik ve uygun şekilde davrandılar. Bu gerçekten heyecan vericiydi.”

“Biz daima bunun mümkün olabileceğini düşünüyorduk ve bunu gerçekleştirdiğimizi bilmek tatmin edici bir duygu. Ancak birçek kişi bunun işlemeyeceğini düşünüyordu. Eğer bunun olabileceğini gösteremeseydik tüm bu yaklaşımından vazgeçmiş olacaktık.  Şimdi kendimi gerçekten çok enerjik hissediyorum.”

Melton kök hücrelerden beta hücre üretilmesinin hayvan modelleri ile primatlar üzerinde  test edilmeye başlandığını söyledi.

Başkan Drew Faust yaptığı açıklamada Doug Melton ve arkadaşlarının yaptığı olağanüstü çalışmaların kök hücre bilimini ileri doğru taşıdığını belirtti. Bu elde edilen başarının 10 yıl öncesinde hiçbirimiz tarafından tahmin bile edilemediğini ve nereye gittiğini görmenin kendisini çok heyecanlandırdığını söyledi.

Bu çalışmada yer almayan Rockfeller Üniversitesi Rebecca C. Lancefield’te profesör ve Howard Hughes Tıp Enstitüsü araştırmacısı olan Elaine Fuchs bu başarıyı bugüne kadarki kök hücre sahasındaki en önemli gelişme olarak tanımladı. “Arkadaşlarımın bu muhteşem başarısını ben dahil tüm dünya alkışlamaktadır.”

“On yıllar boyunca araştırmacılar insan pankreasının beta hücrelerinin kültüre edilerek uzun dönemli yaşamasını ve insülin üretebilmesini gerçekleştirmeye çalıştılar. Melton ve arkadaşları bu sorunun üstesinden gelerek diyabetlilerde transplantasyon tedavisi ve ilaç geliştirilmesinin kapısını araladılar”

Şikago İllionis Üniversitesi’nde endokrinoloji, diyabet ve biomühendislik konularında yardımcı profesör olan, organ ve pankreas nakli bölüm başkanı Jose Oberholzer yaptığı açıklamada bu çalışmanın diyabet tarihi açısından bir çentik/dönüm noktası oluşturduğunu belirtti. “Doug Melton insan hücrelerinin üretimini bularak bir ömür boyu süren zorlu bir çalışmayı sonunda bir tüpe sığdırdı.” Bu müthiş bir başarıdır.

Melton bu olayı kızı ile oğluna söylediğinde onların bunu çok sakin karşıladıkları söyledi. Gülerek “zannedersem her çocuk gibi eğer bir şeyi yapacağımı söylediysem o işi gerçekten yapacağımı tahmin ediyorlardı zaten” dedi.

Tip-1 diyabet vücutta glükozun dengelenmesini için gereken insülini üreten beta hücrelerinin bağışıklık sistemi tarafından harap edilmesi sonucu ortaya çıkan bir durum. Bu nedenle tedavinin bir önceki adımı 150 milyon hücrenin naklinin yapılacağı hastada bağışıklık sisteminin saldırısından korunmasının geliştirilmesini içeriyor. Melton bir çalışma ekibi ile işbirliği içinde hücreleri koruyacak bir implementasyon cihazı üzerinde çalışıyor.

Melton bu ekipteki Anderson ve MIT’deki (Massachusetts Institute of Technology) çalışma arkadaşlarının fareler üzerindeki testlerinde implamante edilen beta hücrelerinin aylardır korunduğunu tespit ettiklerini ve halen bu hücrelerin insülin üretimini sürdürdüklerini söyledi.

Hücre transplantasyonu diyabetliler için bir tedavi şekli olarak esasında deneysel aşamada. Hücreler kadavralardan alınıyor ve ancak sınırlı sayıda insanda yapılıyor. Ayrıca transplantasyon sonrası çok güçlü bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlara ihtiyaç duyuluyor.

Anderson yaptığı açıklamada Melton’nun laboratuarının yaptığı bu yeni çalışmanın diyabetliler için çok olağanüstü bir ilerleme olduğunu belirtti. “Kök hücrelerinden kontrollü ortamlarda insüline duyarlı beta hücreleri üretebilme kesinlikle yeni tedavilerin geliştirilmesini hızlandıracaktır. Özellikle bu gelişme hücre tedavisi bekleyen diyabet hastaları için sınırsız hücre üretebilmenin kapısını açacaktır”

Melton’un çalışmasını finans desteği sağlayan JDRF (Juvenile Diabetes Research Foundation) Bilim Bölümü Başkanı Richard A. Inse yaptığı açıklamada, JDRF’in Dr. Melton ve ekibinin büyük miktarlarda fonksiyonel beta hücresi üretilebilmesine olanak sağlayan bu çalışmasından çok heyecanlandığını söyledi. Bu büyük başarı tip-1 diyabetlilerde organ yenilemesinde hücre kaynağı olarak kullanılabilmesi bakımından büyük bir potansiyel sunmaktadır. Ayrıca beta hücrelerinin yeniden üretilmesi yada yaşamasının sağlanması için gerekli beta hücre tedavilerinin keşfedilmesinde bir kaynak olacaktır. Ve hastalığın her aşamasında beta hücrelerinin durumunun izlenmesi için gerekli biomarkerler geliştirilerek tedavi stratejilerinin geliştirilmesinde yol gösterici olacaktır.

Helmsley Charitable Trust tip-1 diyabet program yöneticisi Eliot Brenner yaptığı açıklamada kurum olarak Dr. Melton ve ekibinin bu büyük başarısından dolayı verdikleri destekten ötürün memnun olduklarını belirtti. “İnsülin üreten beta hücreleri oluşturmak klinik olarak çok büyük bir potansiye sahip olmakla beraber, tip-1 diyabetin anlaşılması ve uygun tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi bakımından araştırmacılar için çok önemli yeni yollar açacaktır.”

Melton, JDRF ve Helmsley Charitable Trust vedikleri destek için şükranlarını sunarken onların yaptığı bu çok önemli desteğin süregeldiğini ve devam ettiğini belirtti. Aynı zamanda Howard ve Stella Hefrron (araştırma destekçileri) teşekkür ederken onların desteklerinin bu noktaya gelmelerine yardımcı olduğunu belirtti.

Diyabetliler glükoz metabolizma kontrolünü büyük oranda günde birkaç kez yaptıkları iğne ile kontrol altında tutmaya çalışmakta ancak bu gerekli hassas mtabolizma kontrolünü tam olarak sağlayamadıkları için uzun dönemde körlük yada böbrek kaybına neden olabilecek komplikasyonara maruz kalabilmektedirler..

Yaklaşık 26 milyon Amerikalı insülin injeksiyonuna bağımlı tip 2 diyabet ile yaşamakta ve beta hücre transplantasyonu için muhtemel aday olmaktadır.

Melton yaptığı açıklamada şunları söyledi.“Kök hücreden beta hücresi üretmeye çalışan başka laboratuarlar olduğu bilinmektedir. Başka hiçbir grup hastalar için uygun üretime hazır olgun beta hücresi üretmeyi başaramadı. En büyük engel beta hücreleri için glükozun algılanmasıydı. Ve bizim grubumuz bunu başardı”

Burada belirtilen kurumların dışında bu çalışma Harvard Kök Hücre Enstitüsü, Ulusal Sağlık Enstitüsü ve JPB vakfı tarafından finanse edilmiştir. (Kaynak: http://news.harvard.edu/gazette/story/2014/10/giant-leap-against-diabetes/)