Anasayfa Tip-1'im Neden Ben?

Neden Ben?

17 2.587 görüntüleme

Ben bu soruyu kendime hiç sormadım aslında. Bence ‘neden ben?’ sorusu anlamsız.

Zaten varoluşu sorgulayan kafam her şeyi bilim ışığında açıklamaya çalışırken bir de tanrının beni neden seçtiği safsatasıyla kendimi de hiç yormaya niyetim yok.

Tek kafama takılan konu şu aslında. Çocukken hep abim hastalanırdı. Hep abime özen gösterilirdi. Onun bir yerinin kanamasına izin verilmezdi. Çünkü kanı durmuyordu. Hoş bu durumun geçici olduğunu ortaokulda yaptığı testler sonucunda öğrenmiş olduk. Ama diyorum ya; ben hasta olup da ilaç kullandığımı, grip olduğumu, enfeksiyon kaptığımı ya da herhangi bir başıma bir hastalık geldiğini hatırlamıyorum.

Çocukluluğum hep sokaklarda da geçti. BMX bisikleti 80 jenerasyonu çok iyi bilir. Bisikletime atladım mı bende özgürü ve savaşçısı da yoktu. Bisiklet ya da motosiklet kazalarımda dizlerim paramparça olsa da bisikletini sırtlayıp 4. kattaki evine çıkan da bendim. Sokak kavgalarına da karışan. Kafası yarılsa da sağlam da duran bendim. Toz, toprak yutarak büyüyen bir jenerasyonun çocuğuyum ben. Kirlenerek büyüdüm. Ama şu anda halen spesifik sebebi olmayan tip-1 diyabetim de var benim.

Diabimmune yazısını okurken de yine çocukluğum aklıma gelmişti. Temizlik yapmak benim için büyük keyifti. Çamaşır suları, deterjanlar ve onların kokuları. Bunlar olabilir miydi sebebi?

Neden diye sormuyor olsam da sebep sorgulaması bazen içimi yiyiyor. Bu yazıyı yazarken olduğu gibi. (Görsel kaynak: allencarrturkiye.com)

 

  • Benim ki tamamen ilahi adalet 😀 .. Herzaman en büyük dilim kek ve pastalar benim tabağımda yer buldu. Kalan son dilim pastayı hep ben yedim. Kendi tabağımdaki tatlıyı bitirip eşimin tabağındakine saldırdım. Hepsi benim olmalı diye koşturdum tatlılara doğru 😀 O kadar çok yemişim ki biri bana dur dedi 😀

    Şaka bir yana başlarda sebebini çok merak ederken; artık bu merakın peşini bırakmış halde buldum kendimi..

    • Anlattığınız kısa hikaye beni çok güldürdü Gamze Hanım 🙂 O son dilimi yemeyecektin işte diyorum şu an 🙂

      sevgiler,

        • Gamze Hanım Merhaba,

          Aslında yemenin tip-1 diyabetle ciddi anlamda ilişkisinin olmadığını biliyorsunuz değil mi? Sadece süreci hızlandırmış diyebiliriz.

          Sevgiler

          • Esra Hanım Günaydın,

            Evet, elbette biliyorum 🙂 Kurduğum cümleler sadece bir nebze olsun gülümsemek için 😉

            sevgiler,

  • Açıkçası 35 yaşında teşhis konulmuş biri olarak. Sokakta cansız yatan bir hayvan gördüğümde üzülen, herşeyi kafayı takan. İşinde mükemmellik isteyen biri olunca tip 1 oluyorsun. Benim teorim Tip 1 diyabet hastaları vicdanlı duyarlı insanlardır

  • bende aynen muharrem beye katiliyorum.cunku bende her zorluga gogus geren yardima ihtiyaci olan herkese kosan her zaman herkes tarafindan semra bilir o gelir yapar butun olumsuzluklarla ugrasan bendim ama sonuc 50 yasinda tip 1 hemde britle tip 1.ama simdi kendime kiziyorum sonuc boyle olmamaliydi.biraz bencil olsaydim nolurdu.simdi benim coocuklarima yazikdegilmi.benimle ugrasiyorlar.ama beni hast sene bitiyor halen kabullenemedim.keske bu bir ruya olsada uyansam ben cok kotu ruya gordum diyebilsem.allah hepimize yasama sevinci versina edenler simdi benim yanimda degil..

  • Mürşit Aykın Takdiri ilahi seçme şansım yokki

    Semra Gülmez neden ben! değilde oğlum:(

    Atalay Gacar şeker oğlumun, şeker şansı…

    Muharrem Hünerli Olay tamamen genetik mirasımızla alakalı. Başka sebep aramaya gerek yok. Biz göremeyiz ama çocuklarımız tedavisinin bulunduğunu görecektir.

  • Neden mi? Esra AVCI.
    Cevaplayayım elimden geldiğince.

    İzleyenler hatırlayacaktır, Kanal d’de “Amazon” diye bir dizi vardı.Bir uçak kazası ve bilinmeyen bir yerde, vahşi bir kabilenin ortsına düşmüş insanlar.
    Dizinin bir oyuncusunun dövmesi vardı ve bu işarete sahip kişiler, onların kutsal kitabına göre “Seçilmiş İnsan, ELDIR.” kavramına cuk uyuyordu.
    Şans bu ki; bu kişide de aynı dövmeden vardı ve dövmeyi karşı çıkması gereken tek kişi Kilisenin Pederi yaptırmıştı ona.
    Yamyamlar diğer kazazedeleri yerken, bu insanı kendilerine Lider yapmışlardı.

    Demem o ki Esra AVCI bu iş için seçilmiş kişi, yani bizim ELDIR’ımızdır.
    (Allah onu sevdiklerine bağışlasın.AMİN.)
    Başka biri Diyabet olsa bunu kendine, girdiği her ortamda, küçük ya da büyük, çıkarlar sağlamak için sonuna kadar kullanırdı.
    Ya da insanların yanında, vicdanımızın bir dış sesi gibi dolaşıp, yedikleri her lokmayı sayabilirdi.

    AMMA Esra AVCI ne yapmış.
    Kalkmış Lider kavramının tüm özelliklerini kendinde toplamış, kimseye bişey bırakmamış 🙂
    Bir Blog kurmuş, (kesinlikle iyi bir iş yapmış), burda bırakıp gitmemiş, dedirtmiş ki; İnsanlara “Burda ne çok benden varmış”
    Herkesin ortak noktası olmuş, bir anda ve “Benim başıma da bu gelmişti” ve ya “Ya aynısını bende yaşamıştım.” diyen, sıcak, samimi insanlar sarmış bir anda etrafını.

    Siz bu sorunla nasıl başa çıkılacağınızı çok iyi öğrendiniz, insanlara da öğretiyorsunuz.
    Barış Hoca’nın dediği gibi,
    “Oğlum Barış diyabetli dediğimde gözlerim dolmuyorsa, bu blog ve sizin ile tanıştığımdandır, Esra Hanım.

    Çok uzaklara gitmeme gerek yok bu konuda.
    Eğer ben, hergün beni yoran, kollarıma bacaklarıma iğne batırmaktan bıktırtan, böyle bir arkadaşa sahip olsam kendi kendimi yer,
    etrafımdaki insanları sinir etmekten, yormaktan başka birşey yapmazdım herhalde.

    Bmx bisiklet olmasa da benimde bir kontra bisikletim vardı, 😉 ve evet benim de motor kazasında dizlerim parçalamdı 😉
    ve evet sokakta dayan yedim ama kaçmadım, diyen o çocuklardan biri de bendim. 😉
    Neyse kesiyorum artık yoksa yazılan yazıdan daha fazla yorum yapan, ilk kişi ben olucam.

    • Hatice Hanım Merhaba,

      Demem o ki Esra AVCI bu iş için seçilmiş kişi, yani bizim ELDIR’ımızdır.
      (Allah onu sevdiklerine bağışlasın.AMİN.) cümleleri beni kopardı. Sabah sabah zaten koptum. O kopmayla da mesaj çekmiştim size 🙂

      Yorumunuz diğer kısımlarına değinmiyorum. Güzel şeyler söylemişsiniz. Teşekkürler 🙂

      sevgiler

  • Merhaba Esra hanım:
    Sitenize yeni üye oldum ve oğlumun buradan diyabet hakkında çok faydalı şeyler öğreneceğine eminim.
    Soruya gelince:
    8 yaşındaki oğlumun nadir sıklıkta sorduğu ama soruncada cevap vermekte zorlandığım,sanki birisi vücudumdan bir parça
    koparıyor gibi hissettiğim soru?
    Oğlumada söylediğim gibi Bu bizim ailemizin hayattaki en zor sınavı..Ve o yüzden çok dikkatli olmalıyız.
    Gözümüzün önünde bu sınava dikat etmeyen kötü şeyler yaşamış olan örnekler varken.

    • Sayın M. Yagiz Aktürk,

      Aslında tip-1 diyabeti büyük ve zorlu bir sınav gibi görmeyin. Bazen biz yetişkinler gibi çocuklarımızın da bu soruyu sorması oldukça normal. Ancak her şekilde donanımlı bir birey ve yakınları bu tarz konularla debelenmemeli. Kendime de söylüyorum bunu. Tip-1 diyabetle yaşamı gerçekten benimseyerek yaşamalıyız.

      Aynı zamanda kötü örnekleri de görmeyin. Kötü örnekleri düşünerek dikkatli olma çabasındansa her şekilde tip-1 diyabeti iyi yönetmek en büyük çabanız olsun.

      sevgiler,

  • Merhaba Yağız Bey,

    Benim oğlum 7 Yaşında, 2,5 yıldır tip 1 diyabetliyiz. Bora da sormuştu ” neden” diye ki ne kadar normal sormaları. Siz diyabeti ciddiye almasını Sağlamak adına da ki çok haklısınız “hayatın zorlu sınavı” demişsiniz ama demeyin lütfen. Bu çocukların zaten hayatta bir Sürü sınavı olacak. TEOG, Üniversite…:)) Oğluma şöyle ifade ettim ve biz de herhaldeki işe yaradı artık sorgulamıyor, kabul ediyor ve çok mutlu. Belki siz de de işe yarar.
    ” anneannenin kalbinde sorunu var ve ilaçlarını kullanıyor. Dayın ise lensleri bi çıkarsa duvara toslayacak kadar kendisinin gözleri bozuk. Ve yakınlarımızdan Örnekler… Bizim de pankreasımızda sorun var amaaa ne mutlu ki insülinlerimiz var. Biz diyabetliyiz ve çok güçlüyüz. Çünkü sağlıklı besleniyoruz ve 2 Yıldır yüzmeye gidiyoruz( harika bir vücudun olacak, bayılacak kızlar:)) ) ve canımız çok isterse öğünlerimizde istediklerimizi yiyoruz. Çünkü karbonhidrat sayabiliyoruz. Varsın oğlum ” Survivor” a katılıp Dominik e gitmesin :)) Bunun dışında herşeyi yapabilecek gücü var benim oğlumun. Sizin oğlunuzun da. Bir de biz hiç şeker hastası ifadesini kullanmıyoruz. Zaten Dünya’da sadece bi bizim ülkemizde HASTA ifadesi kullanılıyor. DIYABET!!!! Çünkü Bora için Hastalığın anlamı yataklara düşmektir, ateşlenmektir, futbol oynayamamaktır, diğer çocukların yaptıklarını yapamamaktır. Özellikle küçük çocuklara ” sen şeker hastasısın” ifadesinin kullanılmasına karşıyım. Diyabetliyiz biz. Bora diyabetin neden kaynaklandığını, Beta hücrelerine kadar, insülinlerimizin, ölçümlerimizin Önemini. Bunları kullanmazsak hasta olacağımızı biliyor. Ama kendisine ben diyabetliyim diyor. Bazen kelimeleri doğru ama değişik ifadelendirmek de o kadar işe yarıyor ki. Evet 3.10.2012 de içi ilaç ve malzeme koca koca torbalarla hastaneden eve giderken ki umutsuzluğum, nasıl yapacağim, nasıl öğreneceğim, neden Bora sorularım kalmadı. Şimdi dişini fırçalamak gibi rutinimiz ve Hayatımızın parçası oldu diyabet. Ve ben neysem Bora’ da o olacak. Zorlu sınav gibi bakarsam o da öyle bakacak. Bu güzel, sağlık ve mutluluk dolu yaşamının bir parçası ve insülinlerimizi çok seviyoruz. Çok havalılar…:))) Bora çok havalı olduklarını düşünüyor:))

  • Cevap Bırak