Anasayfa KH Sayımı İstediğimiz Her Şeyi Yiyip, İnsülin Yapmak Ne Kadar Doğru?

İstediğimiz Her Şeyi Yiyip, İnsülin Yapmak Ne Kadar Doğru?

10 2.534 görüntüleme

İstediğimiz Her Şeyi Yiyip, İnsülin Yapmak Ne Kadar Doğru?

DiaTribe sitesini ara ara ziyaret ederim. Diyabetliler İçin En İyi ve En Kötü Besin Önerileri yazısı ve tecrübesini okuyunca aslında düşük karbonhidratlı beslenmenin tip-1 diyabet yönetiminde ne kadar başarılı olduğunu da tekrar görmüş oldum. https://diatribe.org/best-and-worst-diabetes-food-advice linkinden de yazıyı okuyabilirsiniz.

Daha az karbonhidratla beslenmek de aslında ciddi bir çaba. Ki bol kalorili, şekerli ve karbonhidratlı besinler, yememek adına ciddi bir mücadele veriyorsak daha az karbonhidratla beslenmeye başlanyınca da buna alışmak da bir o kadar zor.

Tecrübesini paylaşan kişi günde 70-120 gram karbohnidrat alan bir erkek tip-1 diyabetli. Günde % 60-70 yağ, % 15-20 ise protein alıyor. Yağ çok fazla görünmesin ama sağlıklı kaynaklardan yağ alıyormuş. Aynı zamanda da lif ağırlıklı bir beslenme. Bir öğünde de 30 gram karbonhidrat ve altında tüketmeye dikkat etmiş.

Bu beslenme stiliyle sürekli glükoz ölçüm sistemi olan CGMs’de takmış kendisine. Ve 90 günlük ortalama şeker gidişatını aşağıda görünce insan gerçekten de inanamıyor.

Aşağıdaki CGMs sonuçları ise düşük karbonhidratlı beslenmeden ve beslendikten sonraki dönemlere ait. Sağdaki dalgalı şeker gidişatını görebiliyorsunuz değil mi? Yani işin içerisine matematiği zorlaştıran ve bozan karbonhidratlar girdikçe bu tarz kötü dalgalanmalar kaçınılmaz oluyor.

 

Bu arada bir ara ben de düşük karbonhidratlı beslenmiştim ama inanın bunu istikrarlı bir şekilde yönetmek çok zor. Bir gazla başlıyorum. Sonra ne oluyorsa sistem hata veriyor. Ve ne görsem daha da canım çekiyor 🙂 🙁

Ama burada özellikle şuna vurgu yapmak lazım: ülkemizde olduğu gibi Dünya’da da tip-1 diyabetli bireylere ihtiyaç bazında karbonhidrat içeren besin listeleri öneriliyor. Görünen odur ki tip-1 diyabet yönetimi de bu şekilde pek de başarılı olamıyor. Her ne kadar uzun vadede düşük karbonhidrat, yüksek lifli beslenmenin sonuçları tam olarak tespit edilmemiş olsa da kısa vadede olumlu sonuçları aşikar. Çoğunluk diyetisyenin ve hatta doktorun karşı çıktığı LCHF (Low carbohydrate high fiber=Düşük karbonhidrat, yüksek lif) beslenmeye neden geçilmiyor? Ki verilerde de görüldüğü gibi bu yöntem daha başarılı 🙂

Düşük karbonhidratlı beslenmeye geçince insülin dozlarının azalması da kaçınılmaz önemli kazançlarımızdan biri.

Bu arada dramatik bir şekilde düşük karbonhidratlı beslenmeye geçmemek lazım. Önce bir ya da birkaç öğün düşük karbonhidrat, yüksek lifle bu şekilde beslenmeye başlayıp sonrasından tamamıyla bu beslenme şekline geçmek iyi olabilir.

Araştırmacı doktorlar Jeff Volek ve Stephen Phinney’e göre de düşük karbonhidratlı beslenmeye vücudun alışma süresi ortalama 2 hafta.  Sonrasında da her şey daha kolay hale geliyor.

Ben tekrar yavaş da olsa düşük karbonhidrat, yüksek lif ile beslenmeye geçiyorum. Sizlerle de ara ara tecrübelerimi paylaşmaya devam edeceğim 🙂

  • Merhaba Esra Hanım,

    Konuyla ilgili bir süredir araştırma yapıyorum ve yaklaşık 2 aydır düşük karbonhidratlı besleniyorum. Dediğiniz gibi diyetisyenler ve doktorlar bu konuda bizim gibi düşük karbonhidratlı beslenmeyi onaylamıyor, onlara göre karbonhidrat ‘can’ dır 🙂 Asıl enerji kaynağımızın karbonhidrat mı yoksa sağlıklı yağlar mı hala karar veremedim 🙂 Biliyoruz ki yağlar sonradan kan şekerimizi yükseltiyor…( Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz merak ediyorum?) Fakat bu şekilde ki beslenme de hem kş değerlerim iyi gidiyor hemde kendimi gayet enerjik hissediyorum 🙂

    Diyabet öncesinde ki hayatımda da sağlıklı ve temiz beslenmeye meraklısı olunca çok da zorluk çekmedim. Ekmeği tamamen hayatımdan çıkardım, glisemik indeksi düşük ve lif oranı yüksek beslenmeye gayret ediyorum. Genel olarak sabah hiç kh almıyorum, öğlen yemeğinde max. 20-30 kh, akşam max. 30-40 kh ve günde 2 ara öğün yiyorum onlarda da max 15 kh alıyorum. Bu şekilde hiç zorluk çekmiyorum aksine fazlasını artık yiyemiyorum bile 🙂 ( Arada hamburger, lahmacun kaçamaklarım var tabiki :))

    Siz ne şekilde besleniyorsunuz tecrübelerinizi merakla bekliyorum 🙂 ?

    • Merhaba Zeynep Hanım,

      Bir ara yine denemiştim bu şekilde beslenmeyi ama 2 ayın üstüne çıkmayı pek başaramadım. Ama sizin bu kritik zamanda olmanıza sevindim. Baya yol almışsınız.

      Bu hafta yazdığım yazılarda da özellikle belirtmiştim. Karbonhidrat ve insülin eşleşmesi ile bu kadar uğraşacağımıza bizi yoran karbonhidratı daha az almak daha anlamlı değil mi! Ama bize karbonhidratlı öğünlerde verilmeye maalesef devam ediyor 🙂

      Aslında benim konuyla ilgili bireysel düşünceme pek önemli değil. Bilim insanları sorunun cevabını zaten söylüyor. Sırasıyla karbonhidrat-yağ-protein. Biz tip-1 diyabetliler zaten sadece karbonhidratla değik yağ ve proteinle de mücadele ediyoruz. Ama baş belası olan karbonhidratlar kadar değil elbette. Yağ ve proteini de düzgün kaynaklardan (bulabilirsek elbette 🙂 ) aldığımız ve karbonhidratı da doğru kaynaklardan, az olarak aldığımız sürece de sorun kalmıyor olması lazım.

      İki gündür şöyle besleniyorum:
      Sabah: 15 gram karbonhidrat
      Öğlen yemeği için arada zaman varsa ya çok az kuru meyve ve birkaç adet ceviz ya da bir şey yemiyorum. (Taş çatlasın 5 gr karbonhidrat oluyor.)
      Öğlen: Ortalama 20 gr karbonhidrat. İçinde protein, lif ve sağlıklı karbonhidrat (Yoğurt, bakliyat vb.)
      Öğleden sonra 2 ara öğünüm vardı ama bunu 1’e düşürüp 15 gr karbonhidrat ve ceviz yiyiyorum.
      Akşam öğlen yemeğinin hemen hemen aynısı ama karbonhidrat 20 gr civarında.
      Akşam ara öğününde ise 1 porsiyon meyve. 15 gram karbonhidrat.

      Ortalama Total: 90 gram karbonhidrat. Öncesinde ise günde ortalama 150 gr karbonhidrat civarında alıyordum. Şu an için güzel bir düşüş oldu bu. Bunu elbette daha da düşürmeye çalışacağım 🙂

      Sizin beslenmeniz de fena değil ama aslında düşük karbonhidratlı beslenme genelde günlük 60-70 gr karbonhidrat alımına denk geliyor. Bunu yaparsak halimiz nasıl olur bilmiyorum ama 75-80 gram karbonhidrat şu an için yeter gibi.

      Tecrübelerimi mutlaka daha detaylı paylaşacağım 🙂

      sevgiler,

      • Esra Hanım, işin bir güzel tarafı daha var. İsteseniz de kilo alamıyorsunuz 🙂 Ben tip1 diyabetle biraz geç tanıştım 🙂 Diyabetliler için hep kilo problemi olduğu söylenirdi ama bu şekilde bir beslenmeyle sanırım 50 kg nun üstüne çıkamayacağım 🙂 Uzun vadede ne olur yaşayıp göreceğiz tabiki…

        Sevgiler,

  • Low Carb High Fat seklinde bir diyet bicimi var kendisi zannedersem onu uygulamis. Yetiskinler belki yapabilir ama cocuklar icin tehlikeli oldugunu okumustum. Birde Yapilmasi en zor diyetlerden birisidir.

    • Erol Bey Merhaba,

      Evet. LCHF beslenmeyi uyguluyor.

      Çocuklar ya da ergenler için gözü kapalı denenebilecek bir yöntem elbette değil. Bu uyarıyı da tekrar yapmış olalım.

      Zor bir beslenme şeklidir ama umarım başarılı olup kalıcı hale getiririz 🙂

      sevgiler

  • Pinar Arslan Slm lar esra hanım,düşük cho oranı ile beslenmek ileri yaşlar için endişelendiriyor beni ,, elbette bir hekim doğrultusunda olacaktır ama ,,,ne bileyimmm aması biraz huzursuz ediyor açıkçası !!! Hani ya vücut ileride gerekli enerjiyi ,gücü bulamaz ise diye !!😱
    BeğenDaha fazla ifade göster

    Esra Avcı Merhaba Pınar Hanım, Bu paylaşım aslında diyabetli çocuklar için kesinlikle değil. Ama yurt dışında takip ettiğim bazı sitelerde diyabetli çocukların sağlık profesyonelleri rehberliğinde bu şekilde beslendiklerini okudum. Doğrusunu ya da yanlışını elbette sağlık profesyonelleri vermeli. Bu arada endişelerinizde sonuna kadar haklısınız 🙂 Ama biz yetişkinler artık bazı tercihleri yapmalıyız gibi geliyor. Bu şekilde beslenmek inanın bazı günlerde çok zorluyor ama bu sefer kendimi daha kararlı görüyorum 🙂 Umarım kalıcı hale getiririm 🙂 sevgiler,

  • gizmiguzel @seckinduygucakir merhabalar,esra hanim’a yazmissiniz ama kendimi cevap vermeden alikoyamadim. Ben 1990 yilindan yani 2 yasindan beri diyabetliyim. O zamanlar suan yazmis oldugunuz platformalardan hic biri yoktu ve annem sadece kitap dergi okuyarak ben buyuyene kadar idare etti. Sonrasinda gelisen teknoloji ve bununla birlikte gelisen ulasim kolayliklari sayesinde herseyi arastirir inceler oldum. Bir diyabetlinin saglikli olmak icin diyetisyene, pompaya ihtiyaci yok. Sadece bilincli olmaya ihtiyaci var. Insanlar kendi imkanlarini kendileri yaratirlar. Neyi ne sekilde yemeniz gerektigini 3-4 internet sitesi gezerek ve yazilanlari irdeleyerek, kafanizdaki sorulari doktorunuzla paylasarak ogrenebilirsiniz. Instagram gibi aplikasyon olan besin degerleri gosteren aplikasyonlar indirip takip edebilir, kendinizi gelistirere insulin kalemleri kullanirken de karbonhidrat sayabilirsiniz. 30-60 dk yuruyus yapmak icin ise hic bir imkana gerek yok. Sonuc olarak kendiniz icin bir seyler yapmaya karar verdiginizde onunuzde hic bir engel kalmayacaktir. Bunu basarabilirsiniz. 27 yildir tip 1 diyabetli olan biri olarak istediginizde herseyi basarabileceginizin garantisini verebilirim. Saglikli ve keyifli gunler.

    diyabetimben @seckinduygucakir Merhaba, Bu tarz teknolojilere ulaşabiliyor olmamızdan dolayı kızmıyor olmanız lazım. Bireysel anlamda size kimse yardımcı olamaz. Ülkemizde SGK geri ödeme sistemi değilse de herkes ulaşsa bu teknolojilere. Sevgiler
    diyabetimben@gizmiguzel Ne kadar güzel yazmışsınız. Elinize sağlık. Tip-1 diyabet yönetimine gelir durumumuz ne olursa olsun böyle bakmalıyız. Her şartta başarı mümkündür ✌️👏

  • canandevrm Düşük karbonhidrat ve glutensiz bir beslenme şekli ile üç ayda hem şeker degerlerimi hem de hasimato degerlerimi 2 birim aşağı cektim. Çok faydalı buluyorum düşük karbonhidrat beslenme şeklini fakat devamliligi çok zorluyor açıkçası ara ara bıraksam da yine de eskiye oranla çok daha az karbonhidrat alıyorum çok daha mutluyum 😍@diyabetimben

    diyabetimben @canandevrm Merhaba, Haşimato’ya da mı pozitif etkileri var 🙂 Bunu bilmiyordum. Ben de bir Haşimato Tiroidi’ne sahip olunca ilginç geldi 🙂 Devamlılık konusunda sizinle aynı fikirdeyim. Ama bu sefer kararlıyım. Umarım kalıcı hale gelir 🙂

  • Cevap Bırak