Anasayfa Arşivler 2020 Ocak

Aylık ArşivOcak 2020

1 2.361 görüntüleme

My-Vivi / İnsülin Kalemi Koruma Aparatı – Video

Myvivitr insülin kalemi koruma aparatı nasıl kullanılır videosunu çekme sözü vermiştim. Instagram’da 1 dakikalık videolar paylaşılabildiğinden, Instagram paylaştığım bu videoyu sizlerle paylaşıyorum.

Söz konusu 1 dakika olunca koştur koştur anlatmak zorunda kaldım😂🙈

1 3.504 görüntüleme

İnsülin Kalemi Kullanıcıları İçin Yeni Bir Aparat “Steady Shot”

Haberi okuduğumda bu tarz bir aparata ihtiyaç duyabileceğimi düşündüm.

Shawn Michels

Wisconsin Üniversitesi mezunu ve aynı zamanda tip-1 diyabetli olan Shawn Michels kendi yaşadığı soruna kendi çözümünü üretirken aynı zamanda yatırım alma noktasına geldi.

Biliyoruz ki insülin kalemi ile insülin yaparken (4mm iğne boyutu hariç.) deri kıvrımı yapmak önemli. Çünkü insülin yağ dokusuna yapılmalı.

Ancak 4mm üstü iğne boyutlarına deri kıvrımı yapmak bazen ve bazı yaş gruplarında maalesef kolay olmuyor. Elbette hepimizin bireysel çözümleri de var. Özellikle kola, popo veya bel boşluğuna insülin yaparken deri kıvrımı yapmak biraz zorlu oluyor ama yine de yapabiliyoruz 🙂

Ancak Shawn Michels bu sorunun olmaması için insülin kaleminin başına takılan ve deri kıvrımı oluşturabilen bir aparat geliştirmiş. Ve bu aparatın patentini almış 🙂

 

İnsülin kalem iğnesini taktıktan sonra, iğne ucunun koruma kapağını çıkarmadan, bu plastik aparatı takıyorsunuz. Ardında koruma aparatını çıkarıp, deri kıvrımı yapmadan insülini rahatlıkla yapabiliyorsunuz.

 

Bu aparatın, tıbbi eğitim gerektirmeyen bir aparat olması sebebiyle de herhangi bir FDA onayı gerektirmediği belirtilmiş.

Oldukça basit bir aparat olsa da belki de çoğu kişinin yaşadığı soruna çözüm olabileceğini düşünüyorum.

Ürün şu an satışta değil. Bilginiz olsun 🙂 

1 673 görüntüleme

Bireysel Önlemlerimizi Alarak “Depreme” Hazırlıklı Olmalıyız

Öncelikle #elazığ da yaşayan herkese geçmiş olsun. Eminim ki zor bir gece, hatta günler geçirecekler.

Özellikle tip-1 diyabet gibi kronik yaşam şekilleri olup; “bu tarz anlarda ne yaparız?” gibi endişelerde bulunan bireyler vardır. Aynı endişe bizim evde de var.

Lisans eğitimini Jeoloji Mühendisi olarak tamamlamış, yıllardır da tip-1 diyabetli olan biriyim. Fırat Üniversitesi mezunuyum. Bölgeyi bilen aynı zamanda oradaki yapı durumlarını da az çok tahmin eden biriyim. Umarım gün aydınlandığında daha kötü haberler almayız. En büyük dileğim.

🎈Bu arada yine ve maalesef haber kanallarının çoğu sadece birkaç yeri ve binayı gösteriyor. Yakınlarım ve arkadaşlarımla görüştüğümde, özellikle şehir merkezinde, durumun daha kötü olduğu söyleniyor.🎈

Yine bir deprem ile “İstanbul’da olursa ne yapacağız?” endişesi çoğumuzun beynimizin orta yerinde. Özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda olan İstanbul için gidişat iç açıcı değil. Kısa sürede? (Depremin ne zaman geleceği tahmin edilemediğinden soru işareti.) aksiyon almak lazım.

🎈Ancak deprem olgusunun farkında olunamadığı aşikar. Gerçekten bugüne kadarki “tüm hükümetlerin”, “yerel yönetimlerin” çözülmeyen ortak sorunu. Ve bireysel olarak düşüncem buna çözüm getirelemeyeceği yönünde. Bu sebeple kendi çözümlerimi yine kendim üretiyorum.

İstanbul’da yaşayan biri olarak depremden sağ çıksam dahi sonrasını düşünüyorum. İnsülin ihtiyacımı nasıl karşılayıp nasıl hayatta kalacağım endişesi büyük. Ki Türkiye’de benim/bizim gibi kronik ‘rahatsızlıkları’ olan herkes için geçerli.

🎈🎈🎈Sevgili Eşref ile bir deprem çantası yaptık. İçinde; paketli ve lifli ürünler, 3 litre su, pilli el feneri, çekiç, insülin, iğne uçları, kan şekeri ölçüm cihazı, strip gibi tip-1 diyabet araçlarım var. İnsülin pompası kullansam da set, rezervuar, sensör gibi ekipmanları çantaya koymadım. Hayatta kalırsak en azından minimum düzeydeki ihtiyaçlarımız yanımızda olsun istedim.

🎈🎈🎈Peki insülinleri nasıl muhafaza ediyorum?

My-vivi ‘lerden 4-5 adet almıştım. 2 kalem Humalog, 2 kalem Lantus’u My-vivi‘ye taktım. Deprem çantasında güvenle duruyorlar.🎈🎈🎈

Ve yatağımızın başında, komodin üzerinde baretlerimiz ve maskelerimiz duruyor.

 

“Baret” bence olmazsa olmaz. Yaklaşık 50 kilogramlık darbeye kadar kafayı koruyabilen bir ekipman. Deprem anında takabilirsek hızla baretlerimizi takıp, yatak odamızda yaşam üçgeni oluşturacağımız tarafa doğru kendimizi atmayı ve beklemeyi planlıyoruz. Oraya da deprem çantamızı yerleştirdik.

Çekiç neden çantada? Olacak depremde İstanbul’a ve enkazlara ulaşmanın kolay olmayacağı aşikar olduğundan, kendi çabamızla enkazdan çıkmak adına.

Hayatta kalmak adına eylem planımız hazır. Umarım bunları yapabilecek saniyeler bizim/bizler için yeterli olur.

Lütfen siz de planınızı yapın🙏🙏🙏

🎈🎈🎈Son olarak; İstanbul’da deprem olacak mı? “OLACAK” Dünya’nın en iyi bilinen fay hattı Kuzey Anadolu Fay (KAF) Hattı. San Andreas Fayı ile aynı özelliklerde. KAF’ın en bilindik özelliklerinde biri; geldiği yolu sürekli izlemesi. Önce doğudan batıya, sonra batıdan doğuya gidip gelir.

Bu sebepledir ki İstanbul’da deprem olması bekleniyor.

Bu fay hatlarının tüm karakterini bilmek de, günümüz teknolojisi ile çözüm üretemediğimizden, anlamlı değil. Çünkü doğa ile, hatta “fay hattı” ile başa çıkmak maalesef ki kolay değil.

🎈Bu sebeple bireysel önlemlerinizi hayatta kalabilmek adına maksimum düzeyde alın, alın, alın.🎈

!UNUTMAYIN!

Evde deprem ile başbaşa kalacak bizleriz. Bu anlar için de çözümü kendimiz üretmek zorundayız.

🎈Basit çözümlerle, birazcık da para harcayarak hem kendi hem de yakınlarımızın hayatını koruyabiliriz.

Tekrar Elazığ’da yaşayanlara geçmiş olsun. Yakınlarını kaybedenlerin de başı sağolsun.

#diyabetimben #tip1diyabet #deprem

3 2.068 görüntüleme

Hiperglisemi / Şeker Yüksekliği Anlarında Ne Yapılmalı? – Bölüm1

Şekerimizin belli başlı yükselme sebepleri vardır.

  • Yapılan insülinin bozulmuş veya son kullanma tarihinin geçmesi,
  • İnsülin yapılan bölgenin sürekli kullanılan bir yer olması,
  • Özellikle büyüme çağındaki diyabetli çocuklardaki hormonlar,
  • Sabahları yüksek olan kortizon seviyesi,
  • Yenilen yemeğe göre doğru dozda insülin yapmamak,
  • Glisemik indeksi yüksek, yağ ve proteinden zengin bir öğün tüketilmesi,
  • İnsülin kalem iğne ucunun boyunun yeterli olmaması,
  • Enfeksiyonel ve/veya ateşli herhangi bir rahatsızlık gibi.

Bir yazı ile sizlere detayları, ne yapmak gerektiğini vs anlatacağım. Bu yazıda ilk iki maddeyi açıklamaya çalışalım.

Yapılan İnsülinin Bozulmuş Veya Son Kullanma Tarihinin Geçmesi

Bu sorunla sıklıkla karşılaşılabiliyoruz.

İnsülin saklama koşullarımızın önemli olduğu kadar son kullanma tarihi de önemli.

Bozuk insülini anlamak pek de kolay değil. Özellikle “su” gibi şeffaf renkte olan insülinleri. Ayran gibi karışım insülinlerin bozuk olduğu ise daha kolay anlaşılır. Süt kesilmesi gibi bir formatta olur bu tarz insülinler. Ya da karışım insülini çalkaladıktan sonra bir türlü karışmaz.

Şeffaf renkte olan insülinlerde ise gözünüzde güvenmek zorundasınız. Renk hafif bulanıklaşmışsa, insülinin için çok çok ince, küçük ve sık aralıklarla kabarcık varsa insülin bozulmuştur diyebiliriz. Tabiki de öncelikle insülin yapıp şekeriniz ne olursa olsun düşmüyorsa ve tüm olasılıkları elediyseniz o zaman insülin gerçekten bozulmuştur yorumunu yapabilirsiniz.

Bu durumda ne yapmanız gerekiyor?

Yaptığınız insülini 2-2,5 saat kadar önce yaptıysanız ve insülinin bozuk olduğundan eminseniz ; mutlaka, daha hiç açılmamış bir insülin kutusunu açıp, şekerinizi düşürmek için insülin dozunuzu hesaplayıp, insülininizi yapın. Yeniden insülin yapmaktan endişe etmeyin. Şeker düşme eğilimindeyse de demek ki gerçekten insülin bozukmuş 🙂 Ve olası hipoglisemiyi önlemek (Olmaz ama diğer yaptığınız insülinin çalışma olasılığından ötürü.) normale göre şekerinizi daha sık kontrol edin. 

İnsülin Yapılan Bölgenin Sürekli Kullanılan Bir Yer Olması

Bu konu en en sık yaşanan konulardan biri. Yıllardır aynı bölgeden insülin yapıp, lipohipertrofi yaşayan kişi sayısı da oldukça fazla 🙁

Bildiğimiz gibi insülin yapılan bölgeler var. Baldır, kolun üst kısmı, göbek, popo ve bel boşluğu gibi.

Tip-1 diyabetli olan bizlerse kolayımıza giden yerleri insülin yapmak için seçiyoruz. Ancak sonrasında bir bakıyoruz ki o yerlerde şişlik ve sertlik yani lipohipertrofi oluşmaya başlamış. Ve özellikle bu bölgelere insülin yapıldığında insülin emilimi ya az ya da hiç olmaz. Emilemeyen insülin de görevini yapamadan, dolaşım sistemine dahil olarak dışarı atılır.

Bu sebeple de her zaman deriz ki; “insülin enjeksiyonunda rotasyon çok önemli.” 

Özellikle diyabetli bir çocuğunuz varsa ve kol veya göbeğe insülin yapmak istemiyorsa ne olursa olsun yaptırmalısınız. Anne ve babalar gerektiğinde otoritelerini kullanıp, insülin yapma yerini çocuklarına değil kendileri seçmeliler diye düşünüyorum.

Diğer taraftan yetişkin tip-1 diyabetli olan bizlerin de mutlaka ama mutlaka tek bölgeye takılmadan, insülin yapılması gereken tüm bölgeleri kullanmamız lazım.

Bu durumda ne yapmanız gerekiyor?

Lipohipertrofi olan bir bölgeye insülin yapmışsanız, şekeriniz yükselmiş ve bir türlü düşünüyorsa; o yaptığınız insülinin çalışmayacağını/işe yaramayacağını varsayarak, başka bir bölgeye, şekerinizi düşürmek için insülininizi yapın. Yeniden insülin yapmaktan endişe etmeyin. Ve olası hipoglisemiyi önlemek (Diğer yaptığınız insülinin devreye girme olasılığından ötürü.) normale göre şekerinizi daha sık kontrol edin. 

Bir sonraki yazıda ise diğer maddelere açıklık getirmeye çalışmaya çalışacağım 🙂

4 1.622 görüntüleme

Fiasp® – Ultra Hızlı Etkili İnsülin

Fiasp’ı 2017’de kullanmaya başlamıştım. İngiltere tatilimizde almış ve deneyimlemiştim.

Aşağıdaki yazılarla da tecrübemi sizlerle paylaşmıştım.

Ultra Hızlı Etkili İnsülin “FIAsp” Tecrübem

“Ultra Hızlı Etkili İnsülin “FIAsp” İle 1. Haftam

Medtronic 640G ve Ultra Hızlı Etkili İnsülin FIAsp Tecrübem

Hızlı Etkili İnsülin Humalog ve Ultra Hızlı Etkili İnsülin FIAsp

Yakın bir zamanda, FDA, diyabetli çocuklar için de Fiasp’ın kullanılmasına onay verdi. Ancak bu insülin ülkemizde bulunmuyor.

Fiasp’ı kullanmamak ve ülkemizde olmaması bir sorun mu?

Fiasp‘ın diğer insülinlere göre tek temel farkı çalışmaya başlama süresinin 5 dakika olması.

Normalde Apidra, Humalog ve Novorapid; yapıldıktan 15 dakika sonra çalışmaya başlıyor. Bu sebeple bu insülinleri kullananlar, sıklıkla, yemek yemeden 15 dakika önce insülin yapmakta. Yapmayanlar da elbette var. Çünkü bazı bireyler bu 15 dakikada veya tokluk kan şekeri zamanında hipoglisemi yaşayabiliyorlar.

Özellikle diyabetli çocukları olan aileler için bu 15 dakika uzun süre olabilmekte. Çünkü çocuğun 15 dakika beklememiz lazım demek, çocuğu 15 dakika bekletmek pek de kolay olmuyor. Bu sebeple de Fiasp’ın 5 dakikada çalışmaya başlaması muhteşem bir çözüm.

Normalde bu özelliğinin dışında farklı bir muhteşem özelliği yok. Ancak benim gibi Fiasp’ı deneyimlemiş veya aktif kullanıcılar, tokluk kan şekerlerinin, diğer hızlı etkili insülinlere oranla daha iyi, daha regüle olduğunu söylüyorlar.

Humalog yaparak yediğim bir yemek sonrası şekeri pik yapıp düşmeye başlarken, Fiasp’la yediğim bir yemekte bu pik daha az olmaktaydı.

Bu iyi yanları elbette güzel ama muhteşem bir insülin de elbette değil. Daha iyilerinin yani diyabetli olmayan bireylerin pankreasının ürettiği hızda insülinlere ihtiyacımız var. Ve özellikle; “ülkemize neden gelmiyor?” veya “neden yok!” dememizi gerektirecek düzeyde bir insülin olmadığını vurgulamak isterim.

Benim Fiasp insüline neler oldu? 🙂 

İngiltere’den aldıktan sonra insülin bitince bir de Almanya’dan aldık. Ama şu insülin alerjisi bir türlü peşimi bırakmadı. Ben de yeni Fiasp’tan birkaç kartal bitirdim. Gerisini de ileride kullanmak için dolma koydum. Geçenler de bir baktım ki son kullanma tarihi baya baya geçmiş 🙂 🙂 🙂

İşte o an, sadece, Fiasp’a ulaşmak için harcadığım çaba ve parayı düşündüm 🙂