Anasayfa Arşivler 2018 Ağustos

Aylık ArşivAğustos 2018

2 5.529 görüntüleme

Tip-1 Diyabette 12 Yanlış İnanış

Çocuğunuz artık tip-1 diyabetli dendiğinde ya da size artık tip-1 diyabetli olduğunuz söylendiğinde; ‘O da ne?’, ‘Şimdi ne olacak?’ diye sorup durmuşsunuzdur/durmuşuzdur. Hatta grip gibi geçici bir rahatsızlık olarak görenimiz de vardır. Ya da bunun bir çözümü mutlaka olmalı diyerek de farklı yöntemler deneyenler de olmuştur.

Bu yazı tip-1 diyabetle ilgili yanlış bilinenleri ve doğrusu nediri anlatan bir yazı 🙂

Yanlış İnanış-1: Tip-1, Tip-2 Ve Gestasyonel Diyabetin Hepsi Aynıdır

Tip-1 diyabet erişkinlerde, ancak daha tipik olarak çocuklarda ve gençlerde bulunur. Bağışıklık sisteminin zayıflaması ve pankreasta insülin üreten hücrelerin düşman gibi görülerek etkisiz hale getirilmesiyle olur. Tip-1 diyabetli bireyler insülini dışarıdan almak zorundadır. İnsülin enjektörü, insülin kalemi ya da insülin pompası gibi teknolojiler ile de tip-1 diyabetliler için hayat kurtarıcı olan insülin hormonunun alımı sağlanır.

Tip-2 diyabet ise daha sık erişkinlerde gelişir. Vücutları yetersiz insülin üreten veya insülin rezervi var ama kullanılamayan durumlarda olur. Gürbüz çocuklarda da az da olsa tip-2 diyabet gelişebilir. Egzersiz, sağlıklı beslenme, hap ya da insülin enjeksiyonu ile tedavi edilir.

Gestasyonel diyabet de gebelik sırasında geçici olarak oluşabilir. Bazen gebelik sonrasında kalıcı da olabilmekte. Hormonlar normal insülin üretimi yönetemez ve yüksek kan şekeri düzeyleri ortaya çıkar. Sonuç olarak, sağlıklı beslenme, egzersiz ve bazen de insüline ihtiyaç olunur.

Yanlış İnanış-2: Tip-1 Diyabet “Kötü” Bir Hastalıktır Ve Komplikasyon Yaşama İhtimalleri Yüksektir

Toronto Genel Araştırma Enstitüsü Diyabet Araştırmacısı Dr Bruce Perkins; ‘Diyabet türlerinden tip-2 diyabetin, tip-1 diyabete göre daha yaygın olduğunu söyledi. Tip-2 diyabetli bireylerde komplikasyon oluşma riski de daha fazla. Tip-1 diyabet yönetiminin eskiye göre daha iyi olduğunu belirtirken yeni teknolojilerle de tip-1 diyabetli bireylerin komplikasyon yaşama riski oldukça düşük olduğunu vurguladı.

Yanlış İnanış-3: Tip-1 Diyabetli Bireyler Kesinlikle Tatlı, Abur-Cubur Ya Da Çikolata Yiyemez Ya Da Alkol Tüketemez

40 yılı aşkın süredir diyabet eğitimcisi ve Charles H. Best Diyabet Merkezi’nin kurucusu olan Marlene Grass; “Tip-1 diyabetli olan bireyler aşırıya kaçmadan ve sürekli bu tarz besinler tüketmemeye dikkat ederek  tatlı, abur-cubur ya da çikolata yiyebilir ya da alkol tüketebilir.” dedi.

Kısacası biz tip-1 diyabetliler her şeyi, zamana, miktara ve alacağımız insülin dozuna dikkat ederek tüketebiliriz 🙂 Bunu unutmayın. Aynı zamanda beslenme şeklimiz diyabetli olmayan bireylerden daha sağlıklı olduğu için buna mutlu olmalıyız 🙂

Yanlış İnanış-4: Çok Fazla Şeker Yediyseniz Ve/Veya Aşırı Kilonuz Varsa Tip-1 Diyabetli Olursunuz

Tip-1 diyabetli olmak kimsenin suçlu değil.

Yaşam şekliniz ne olursa olsun tip-1 diyabetli olmanız için sebep değildir. Çünkü tip-1 diyabet bağışıklık sistemi hastalığıdır. Ve bağışıklık sistemi saldıraya geçtiğinde şu an için ne yaparsak yapalım tip-1 diyabetli olmaktan kaçamayız.

Yanlış İnanış-5: Tip-1 Diyabetli Çocuklar Yetişkin Olduklarında İnsülin Yerine Hap Kullanabilirler

Tip-1 diyabetli olan bireylerin yaşı ne olursa olsun, yaşamak için, sadece insüline ihtiyaçları vardır.

Yanlış İnanış-6: Tip-1 Diyabetli Bireyler Kan Şekeri Ölçümleri İçin Sadece Parmak Uçlarını Kullanmalıdır

Marlene Grass  der ki; ‘Parmakları delerken her parmaktan kan alınabilir. Sadece parmak uçları değil parmak kenarları da kan almak için iyi yerlerdir.’ Aynı zamanda topuktan ve avuç içimizdeki yağlı kısımdan da kan alınabileceğini unutmayalım.

Yanlış İnanış-7: Diyabetli Bireylerin Aktif Bir Yaşam Tarzı Olamaz

15 yaşındaki Aida’nin annesi Wendy Collins, Aida’nın 11 yıldır tip-1 diyabetli olduğunu söylüyor. Aida’nın halen hokey ve futbol oynadığını ve tip-1 diyabetin Aida’yı engellemediğini belirtti.

Aktif spor yapıldığı zaman gerekli insülin dozu önlemlerini alarak herhangi bir sorun olmadığını aktardı. Hatta Aida’nın antrenörü insülin pompasıyla spor hayatının daha iyi olacağını düşünerek insülin pompası taktırmalarını önermiş ve her şey daha da yoluna girmiş.

Dr Perkins tip-1 diyabetli bireylerin hayat içinde daha aktif ve başarılı olmak için çabaladıklarını da belirtiyor.

Esra’nın Notu: Ben kendimi hayal ediyorum. Bu kadar işi nasıl yaptığıma kendim de şaşırıyorum 🙂 Tip-1 diyabetim hayatımın hiçbir alanında bana ayak bağı olmuyor.

Yanlış İnanış-8: İnsülin Bir Çözümdür

İnsülin hayat kurtarıcı bir ilaç olmamakla birlikte çözüm de değil. Yani insülin yaptık ve tip-1 diyabet bir süre sonra bitecek gibi bir durum yok. Şu an hayatımızı sürdürmek için tek bir çare demek en doğrusu.

Yanlış İnanış-9: İnsülin Pompası İle Tip-1 Diyabet Yönetimi Çözülür

İnsülin pompası aslında kısmi olarak tip-1 diyabet yönetimine katkı sağlıyor. Ama tam anlamıyla tip-1 diyabeti unutmuyorsunuz. Çünkü tam otomatize bir sistem değil.

Guy, tip-1 diyabetli oğlu olan Jack’in kan şekerlerini daha iyi yönetmek, gündüz ve gece fazladan insülin enjeksiyonu yapmamak adına sensörlü insülin pompası kullanıyor. Her üç günde bir insülin pompa setini değiştirip, gün içinde de sensörün kalibrasyonu yapıyor. İnsülin miktarları Jack’in aldığı karbonhidrat miktarına göre ayarlandığı için de Jack her şeyi yiyebiliyor ama karbonhidrat sayımını da uyguluyor.

Yanlış İnanış-10: Tip-1 Diyabeti Yönetmek İçin Tek Bir Doğru Yol Vardır

Tip-1 diyabeti yönetmede iyi ayarlanmış insülin miktarı, dengeli bir klinik beslenme ve egzersiz olmazsa olmazdır. Ancak her bireyin insülin miktarı, beslenmesi ve egzersizi farklıdır. Aynı zamanda stres, hormonlar ve olası diğer hastalıklar sebebiyle de her bireyin tip-1 diyabet yönetimi ve diğer detayları farklıdır.

Tek beden, tek uyaran ve tek tedavi protokolü yoktur.

Bu cümleyi çok sevdim 🙂 Çünkü tip-1 diyabet yönetimini etkileyen o kadar çok detay var ki! Aynı zamanda bir durum için bulduğumuz çözüm her zaman da çözüm olamıyor.

Dr Perkins, kan şekeri yönetiminin karmaşık olduğunu, her tip-1 diyabetli birey için aynı tedavinin uygulanamayacağını ve hatta bir tip-1 diyabetlinin bir günüyle bir günün dahi aynı olmadığını belirtiyor.

Yanlış İnanış-11: Tip-1 Diyabet Geleneksel Tedavi Yöntemleri İle Çözülebilir

Tip-1 diyabetin şu an için bir kesin bir çözümü maalesef bulunmuyor. Yani bir hap alıp, bir ot kaynatıp ya da bir karışım yapığ tip-1 diyabeti şu an için yok edemezsiniz. Şu an için ‘insülin hormonunu’ dışarıdan almak zorundayız. Başka bir çaremiz yok.

Yanlış İnanış-12: Tip-1 Diyabet Bulaşıcıdır

Tip-1 diyabet bulaşıcı değildir.

Kan, idrar, ter gibi kanallarla bulaşan hastalıklar kategorisine kesinlikle girmez.

NOT: Yazıyı Facebook ya da Twitter gibi sosyal medya kanallarında paylaşın. Alttaki Facebook, Twitter, Google+ ya da Pinterest butonlarına tıklamanız yeterlidir.

3 2.689 görüntüleme

Donan Ya Da Aşırı Sıcağa Maruz Kalan İnsülin Kullanılmamalı

Yaz mevsimi tam olarak yaz gibi geçmese de çoğu kişinin insülinlerini buzluk ya da derin dondurucuya koyduğunu duyuyoruz. Ve bu aralar yine sıklıkla yaşanıyor.

Biz de gerekli uyarıları yapalım dedik 🙂

Buzluk Ve Derin Doncuruya Konulan İnsülinler Donar

Buzluğa ya da derin dondurucuya giren ve donan insülinler kullanılamaz, kullanılmamalı, ne olursa olsun kullanmamalısınız. Bu kadar ard arda olumsuz cümle kurmak durumun önemini umarım daha da arttırmıştır.

Çünkü insülinler genel olarak 2°C-8°C aralığından buzdolabında (buzluk ya da derin dondurucu dışındaki bölümlerde.) saklanır. Ve insülinler belli bir iç yapıya sahip. Bu yapının bozulmaması için de belirlenen koşullarda saklanıyor olması gerekiyor.

Son olarak donmuş insülini eritirsek kullanamaz mıyız ki gibi inovatif bir fikir de üretmeyin 🙂 Donup, çözünen insülin zaten tamamen bozulmuştur 🙂

Şimdi buzluk ve derin dondurucuya insülin konulmaz konusunu bir kenara bırakalım.

Gelelim Sıcaklık Konusuna

Özellikle evinizin iç ısısı çok fazlaysa, 28-30 °C’nin üstünde bir sıcaklık varsa insülinleriniz bozulmayla karşı karşıyadır. Ya da deniz ve havuza gittiniz. İnsülinleri koruma altına almadınız. Dışarıdaki aşırı sıcak da insülinleri bozar. Direkt güneş ışığı ya da ısıya maruz kalan insülinler de bozulur.

Bu anlattığımız konular çerçevesinde benzer olayları yaşadıysanız lütfen insülin bozulmuş mudur bozulmamış mıdır tereddütüne girmeyin. İnsülinleri kullanmayın. Zaten insülinleri ücretsiz alabiliyoruz. Ve bazen fazla fazla da yazdırıyoruz. İnsülin stok sıkıntınız da yoksa bozulma ihtimali olan insülinlerinizi imha edin.

Toparlamak Gerekirse

Lütfen buzluğa/dondurucuya attığınız ya da aşırısı sıcağa maruz kalmış insülinlerinizi kullanabilir miyim demeyin. Çöpe atın.

2 1.189 görüntüleme

Tip-1 Diyabetle Tanışmam Düğünümden 1 Hafta Sonra Oldu

Merhaba,

27 yaşındayım… Tip 1 diyabetle tanışmam 10 ay önce, düğünümden hemen 1 hafta sonra oldu.

Yoğun stres yaşadığım ve düğün koşuşturmasında olduğumdan kilo vermemi ona bağlamıştım. Ayaklarımda kramplar topuklu ayakkabı giydiğim içindi bence.

Tesadüfen hastaneye gitmem, idrarımda ++ şeker görünmesi ve şekerimin 650 civarlarında ölçülmesi, doktorun inanamayarak kolumdan tutarak beni acile götürmesi tam bir travmaydı benim için. Acilde insülin takıldığında bu hayat hakkında hiçbir fikrim yoktu.

Sanıyordum ki yedi yıllık ilişkim sonucu yaptığım evliliğim yine gece gündüz çalışarak KPSS de Türkiye 1600.sü olup gıda mühendisi olarak atanmam benim için toz pembe bir hayatın başlangıcıydı. Ama maalesef öyle olmadı.

Evliliğim, işim ve yeni arkadaşım diyabetim var artık…

Bazen beni çok yoruyor. Çok zorlu sınavlardan geçiyorum. Hamile kaldım. Bebeğimi kaybettim. Yine de pes etmiyorum ve her zorluğa rağmen nefes aldığımız için çok şükür diyorum…

Hayatın hepimize güzellikler getirmesi dileğiyle…

MK

Siz de hikayenizi yazmak isterseniz;

https://goo.gl/forms/b8PIbfYsEPKJkBb63 linkindeki formu doldurup bizimle paylaşabilirsiniz.

1 613 görüntüleme

Arkadaşım Diyabet Aile Kampı Yapıldı

Diyabetli Çocuklar Vakfı tarafından 17-19 Ağustos 2018 tarihleri arasında Uludağ’da “Arkadaşım Diyabet Aile Kampı” Düzenlendi

Diyabetli Çocuklar Vakfıtarafından, “Geleceğin Yıldızları” ekibi ile birlikte,  Diyabetli aileleri (ve çocukları) diyabet bakımı ve tedavisinde yeterli hale getirmek ve diyabet bakımındaki sorunlarla baş edebilmelerini sağlamak,   Diyabet bakım bilinci kazandırmak, Yeni tedaviler ve teknolojiler konusunda ileri eğitim vermek, Kampa katılanların birbirleriyle deneyimlerini paylaşmalarını ve kendilerini daha az yalnız hissetmelerini sağlamak, amaçlarına yönelik olarak   17-19 Ağustos 2018 tarihleri arasında Uludağ’da “Arkadaşım Diyabet Aile Kampı” düzenlendi.

Kampa ülkemizin farklı şehirlerinden 35 aile , 36 Diyabetli Çocuk , 15 diyabetli olmayan kardeş ile toplam 117 kişini katıldı. Ailelerimize arasında Koç Üniversitesi Çocuk ve Erişkin Diyabet ekibi ve Geleceğin Yıldızları ekiplerinin olduğu 25 kişilik bir kamp ekibi eşlik etti. 17 Ağustos 2018 Cuma günü kamp alanına ulaşan aileler dinlendikten sonra “Hoş Geldiniz Toplantısı”na katıldı ve bu toplantıda kampın amaçları, program hakkında bilgilendirme ve beklentiler konuşuldu. Ardından Tip 1 diyabet ve  tedavisi ile ilgili merak ettikleri sorular cevaplandı. Çocuklarımız ise kamp koçları ile birlikte tanışma oyunları oynadılar; ardından “Şimdi Diyabetle Arkadaş Olma Zamanı” kitabı eşliğinde etkinlikler yaptılar. Çocukların programı spor aktiviteleri ile devam etti. İlk günün akşamında kamp ateşi yakıldı ve daha sonra kampa Fethiye’den katılan Emir Çoban’ın doğum günü pastasını bütün çocuklar ve aileler paylaştı. Gecemiz dans aktiviteleri ile sona erdi.

2. güne çocuklarımız ve ailelerimiz spor aktiviteleri ile başladı. Karbonhidrat sayımını uygulayarak evlerinde de yapabilecekleri tariflerin yer aldığı mutfak atölyesine aile olarak katıldılar ve birlikte havuç topları ve pizza yaptılar. Öğleden itibaren çocuklar ve ebeveynler kendi eğitim programlarına başladılar. Ebeveynler “Beslenme planlamasında önemli noktalar”, “İnsülin Pompa Tedavisi”, “Parmaktan veya CGM ile Glukoz İzlemi ve insülin dozlarının ayarlanması”, “Ruhsal Destek ve Direnç geliştirme” olarak 4 konuda eğitimler aldı. Çocuklar ise diyabet yönetimi, okulda diyabet, spor, kaygılar ve yiyecekler hakkında bilgiler edindikleri oyunlar oynadılar. Akşam üzeri Doç. Dr. Eda Cengiz’in online katılımıyla ebeveynlerin diyabetle ilgili son teknolojik gelişmeler hakkında bilgiler aldıkları oldukça verimli bir video konferans gerçekleştirildi.

Ardından hem çocuklar hem ebeveynler doğa parkurunda takım oyunu, denge ve güç gerektiren çeşitli oyunlar oynadılar. Çocuklar ve aileleri için en heyecanlı noktalardan biri Zip-Line oldu. Oldukça verimli ve eğlenceli geçen günün sonunda yine dans dolu bir gece geçirildi.

Son günümüz olan Pazar gününe yine erkenden başladık. İlk oturumda, “ Karbonhidrat Sayımı, Protein ve Yağların Etkileri” konusundaki konuşmadan sonra “Eve Dönerken” oturumu yapıldı. Bu oturumda Diyabetli Çocuklar Vakfı Başkanı Prof.Dr. Şükrü Hatun, kampın genel bir değerlendirmesini yaptı ve daha sonra beslenme, teknoloji, okulda diyabet ve ruhsal destek/dayanışma konularında aileler kendi fikirlerini sundular. Aile kampının yapılış amaçlarından biri olan “Arkadaşım Diyabet Aile Programı” hakkında bilgiler verilerek programın genişlemesi ve sürdürülebilmesi için ailelerden fikirler alındı. Tüm ailelere ve ekibe katkıları için teşekkür edilerek katılım sertifikaları verildi. Toplu fotoğraf çekiminin ardından güzel dilekler ve anılar eşliğinde kampımızı sonlandırdık.

“Arkadaşım Diyabet” Ruhunu Aile Kampına taşıdık

“Arkadaşım Diyabet Aile Kampı” ile değerlendirmelerde bulunan  Diyabetli Çocuklar Vakfı Başkan  ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr.Şükrü Hatun “Bizler, diyabetli çocukların ve ailelerinin yaşamının iyileştirilmesi için 20 yılı aşkın sürdürdüğümüz çalışmalarımızı geliştirmek için güç ve coşku ile kamptan döndük, Anne ve babaları, diyabetli çocukları ve diyabetli olmayan kardeşlerini aynı zamanda/mekanda buluşturan, kaynaştıran, eğiten bir kamp yaptık, örnek bir model geliştirdik, İznik Kampı’ndaki «Arkadaşım Diyabet» ruhunu bu kampa da taşıdık,  Geleceğin Yıldızları ekibi ile çok iyi senkronize olduk ve şimdiden güçlü bir işbirliğinin temellerini attık. İnsan emeğine ve iyiliğine kıymet veren, şükran duygusuna sahip insanlar tanıdık ve yoğun bir eğitim programını eşsiz bir dikkat ve özümseme izleyen insanlarla beraber olma mutluluğu yaşadık”dedi.

Kampta anne ve babalar da çocuklar gibi oyunlar oynadılar ve bir çok aile kendilerine büyük bir ayna tutulmuş gibi hissettiklerini, bilgi eksikliklerini tamamladıklarını, teknolojik gelişmeleri öğrenmenin kendilerine umut verdiğini, kamptan düşünmeyi öğrenerek ve kendilerini geliştirme duygusu ile ayrıldıklarını, bundan sonra çocuklarına daha iyi bakacaklarını ifade etti.

Kampın son gününde yaptığımız eve dönerken toplantısında aileleri ” Öğrenmeye, kendinizi geliştirmeye devam edin-Biz her zaman yanınızdayız/Babalar annelerin yükünü daha fazla paylaşsın- Senkronize olun, demokratik bir aile olmaya çalışın/
«Arkadaşım Aile Programı»nı geliştirin ve kendi aranızda dayanışma ağları kurun/Mükemmel için kendinizi, çocuklarını, yakınlarınızı yıpratmak yerine «iyiyi» sürekli kılmaya odaklanın” diyerek uğurladık.

Emeği geçen herkese teşekkürler.

 

1 1.820 görüntüleme

Tip-1 Diyabet Teşhisinden Aylar Sonra Evlenme Kararı Aldım

25 yaşındaydım. Sürekli şişiyorum ve durmadan su içme, yemek yeme isteğim vardı.

Diyetisyene gittim kilomla alakalı. Verdiğim sonuçlarda diyabet olduğum belli oldu. 387 açlık şekerimdi. Hastaneye yattım. 10 gün tedavi, serumlar. Önce tabletlerle başlamak istiyorlardı ama içtiğim tabletleri kabul edemiyor, sürekli kusuyordum.

Sonra Insultart ve Actrapit başlattı doktorum. Biraz şekerim düzene girdi. 1 sene sonra aniden fenalaşmaya başlamıştım ve ambulansla hastaneye geldim. Şekerim makinelerde bile gösterilemiyordu. 33.3ü bile geçmişti ölçümüm. ve koma geçirdim. 4 gün kimseyi ne duydum ne gördüm.  Uyanmayacağımı düşünüp sevdiklerim günlerce ağlamıştı.

Ve  uyandım. Hayat devam ediyordu. Ama kullanılan insülinler damardan başka vurulduğunda bile direnç oluştuğu için bana etkisini göstermiyordu.

24 gün hastanede yatışım devam etti. Sonra eve çıkarıldım. Ve yüksek şekerim hiç inmiyordu.

Ve aylar sonra evlenme kararı aldığımda eşimle her şeyi baştan konuşmuştuk.

Kimse de hamile kalabileceğimi veya sağlıklı doğum yapabileceğimi düşünmüyordu. Doktorlarım bile HbA1c 14.10  gösterirken hamile kalamayacağımı söylüyorlardı bizde umut etmiyorduk. Evlendik ve ben aynı ayda hamile kaldım. Ve mucizevi bir şekilde HbA1c iniş yapmaya başlamıştı. Önce 10, sonra 7, bugun de 5.7  gibi çıktı HbA1c değerim. Bebeğim ise hiç iri bebekte değil ve söylentiler gibi anormal doğum da beklenmiyor. Her şeyi çok şükür sağlıklı.

25inci haftamızı da tamamladık. Ama şekerim bazen yükseliyor. Galiba vücudum yüksek şekere o kadar alıştı ki. İnmesini sevmiyor. Kullandığım insülinlerimi arttırınca kilom hızla artış yaptı. Bugüne kadar 18 kilo artışım var.

Olsun. Sonunda bebeğime sağlıkla kavuşayım da. Kilolarımı verebileceğimi de inanıyorum.

Anara Köklükaya