Anasayfa Arşivler 2018 Şubat

Aylık ArşivŞubat 2018

4 3.223 görüntüleme

180 Günlük Sensör ve Roche Blogger Etkinliği

Viyana tahmin ettiğimden daha sıcak. “Sıcak” kelimesi sizleri şaşırtmasın. Çok soğuk değil ama soğuk demek istiyorum 🙂

Dün öğleden sonra Roche’un blogger etkinliğine dahil oldum. Özellikle sensör teknolojisi ve insülin pompalarıyla ilgili yapacakları/yaptıkları adına hem bilgilendirici hem de bizlerin fikirlerini de aldıkları güzel bir etkinlik oldu.

Eversense XL

Öncelikle Eversense hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilmeniz için http://www.diyabetimben.com/?s=Eversense linkindeki yazıları okumanızı rica edeceğim.

Eversense ilk olarak 90 gün boyunca cilt altında kalan ve ilk implant sensör olarak diyabetli hayatlara girdi. Minik bir çip küçük bir kesi atılarak cilt altına yerleştiriliyor. Hem cilt altı sıvısı hem de fotometrik sistemle diyabetli kişinin şekerini ölçüyor, cilt üzerine takılan transmittere veriyi aktarıyor ve iOS tabanlı iPhone, iPad vb cihazlardan takip edebiliyorsunuz. Aşağıda da bu döngünün nasıl olduğunu gösteren bir akış paylaşıyorum.

 

Cilt altına yerleşen sensör o kadar minik ki! 4 farklı bölümden oluşan bu sensörü cilt altına yerleştirmek için Roche’un eğitim verdiği doktorlardan birinin kliniğine gitmek yeterli oluyor. Sensörün takılacağı yere bölgesel anestezi yapılıp sensör yerleştiriliyor. Kesi atılan yere de herhangi bir dikiş vs atılmıyor. Bantla kapatılıyor ve birkaç gün sonra iyileşmesi bekleniyor.

Transmitter ise yukarıda gördüğünüz kadar kalın ve büyük değil. İnce ve oldukça hafif. Tek hoşuma gitmeyen detayı renginin siyah olması 🙁 Ten rengi ya da cilt ile daha uyumlu olacak bir renk olabilirdi diye düşünüyorum.

Veriler telefondaki aplikasyona gittiğinde farklı renklerle şekerin gidişatı renkleniyor. Telefon yanımızda olsun ya da olmasın transmitter şekerin düşük ya da yüksekliğine göre farklı seslerde sesli, titreşimli ya da ses+titreşimli uyarı verebiliyor.

Şu anda 90 gün cilt altında kalan Eversense Avrupa’da satılıyor. Eversense XL lansmanı yapıldıktan sınra da 90 günlük Eversense piyasadan çekiliyor olacak.

Eversense’i birkaç yıldır uzaktan takip eden biri olarak elime aldığımda kafamda ne kadar büyüttüğümü fark ettim ve kısa sürede Türkiye’ye gelmesi için iyi dileklerimi evrene gönderdim 🙂

Roche’un Diyabet Veri Yönetimine Odaklanması, Diyabetli Görüşlerine Yer Vermesi

Roche firması global olarak diyabetlilerin veri yönetim sistemlerine katkıda bulunmak adına çalışmalar da yapıyor. Özellikle MySgr satın almasından sonra Roche kendi diyabet teknolojilerinin veri takip, yönetim sistemlerine de ciddi anlamda kafa yoruyor. Özellikle insülin pompası ve sensörünün diyabetliler tarafından daha iyi kullanılması için çaba sarfediyor.

Bu çalışmaları yaparken de diyabetli bireylerden oluşan odak çalışma grupları kurup onların da fikirlerini alarak ürün geliştirme ve dizaynına karar veriyorlar. Ki blogger etkinliğinde de bazı küçük çalışmalar ve soru-cevaplarla hep birlikte katkı sağlamaya devam ettik.

Türkiye’ye Gelecek Mi? Türkiye’de Yaşayan Tip-1 Diyabetliler Olarak Bizleri Bekleyen Neler Var?

Roche Türkiye ofisi kısa zamanda bazı teknolojilerde (yazılım ya da donanım) adım atmaya başlayacak. Ama Eversense için Türkiye’ye kısa sürede gelecek beklentisinde de olmamak lazım.

Zaten Roche Türkiye özellikle geçtiğimiz yılın sonlarına doğru kendi ürettirdiği insülin kalem iğne uçlarıyla bir adım attı. Bu sene de güzel gelişmelerle bizlerin karşısına çıkacak.

Bugün ATTD’de (Diyabette İleri Teknolojiler ve Tedaviler Kongresi) Olacağım

Tüm gün boyunca ATTT’de olup sizlerle hem önemli gördüğüm konuşmaları ve gelişmeleri paylaşırken giyilebilir diyabet teknolojileri için de stand gezeceğim. Bakalım beni neler bekleyecek 🙂

1 1.453 görüntüleme

Diyabetimben.com Olarak Viyana’daki Blogger Etkinliği ve ATTD’de Olacağız

Diyabetimben.com olarak tip-1 diyabet odağındaki tüm teknolojik ve tedavisel gelişmeleri yakından takip ederek sizlerle de paylaşmayı kesintisiz sürdürüyoruz. Özellikle Diyabet İçin İleri Teknolojiler ve Tedaviler Kongresi yani ATTD’de konuşulan, paylaşılan her detayı aktarıyoruz. http://www.diyabetimben.com/?s=ATTD linkindeki yazıları okuyarak da bu haberlere ulaşabilirsiniz.

14 Şubat günü Roche’un düzenleyeceğiz blogger etkinliğine, Türkiye’nin tip-1 diyabet odağındaki tek e-hasta platformunun kurucusu olarak katılıyorum. Bu etkinlik de kendi içinde dolu dolu geçecek.

Cilt altına yerleştirilen ve şu an 90 günlük olup, yakında 180 günlüğü piyasaya çıkacak Eversense XL sensörünü tecrübe edeceğiz. Etkinlikte cilt altına yerleştirilmesi, kullanımı ve tüm detayları bizlerle paylaşılacak. Eversense XL kullanıcılarını uzaktan takip edecek Eversense Now aplikasyonu da bizlere anlatılacak. Eversense hakkında daha fazla bilgi için http://www.diyabetimben.com/?s=Eversense linkindeki yazıları okuyabilirsiniz.

Aynı zamanda Roche, Avrupa’da satışı olan Accu-chek Insight insülin pompası sisteminde bulunan uzaktan kumandanın yerini alacak bir aplikasyon üzerine çalışıyor. Bu aplikasyon şu an 5 ülkede beta test aşamasında. Bu uygulama hakkında da bilgi sahibi olacağız.

Son olarak da Roche’un son yıllarda yatırım yaptığı diyabetlilerin data yönetimi konusu hakkında bilgi alacağız.

Geçtiğimiz yıllarda bir diyabet veri depolama aplikasyonu olan MySgr’a Roche yatırım desteği yapmıştı. https://mysugr.com linkinden de uygulamanın sayfasına ulaşabilirsiniz. Şeker değerlerinizi, insülin dozlarınızı ve diğer tüm diyabet verilerinizi bu uygulamaya kayıt edebiliyorsunuz. Şekerinizin değerine göre de aplikasyondaki karakter güzel tepkiler veriyor 🙂 Bu uygulamayı ben de denedim. Yüksek bir şeker değeri girdiğinizde uygulamadaki karakterin sesi bir değişik çıkıyor 🙂 15 Şubat akşamı da MySgr’ın partisine gideceğiz.

 

15 Şubat günü akşama kadar da ATTD’de de olacağım. Diyabette yeni teknolojiler ve tedavileri takip edip dinleyeceğim. Standları gezeceğim. Ve elimden geldiğince de sizlere canlı yayın yaparak detayları aktarmaya çalışacağım.

Türkiye’den oraya giden doktorlarımız olduğu gibi Dr Eda Cengiz de Amerika’dan Viyana’ya gelecek. Onlarla da kısa sohbet gerçekleştirerek sizleri bilgilendireceğim.

 

 

13 18.447 görüntüleme

Uzun Etkili İnsülin Yerine Yanlışlıkla Hızlı Etkili İnsülin Yaparsanız Ne Yapmalısınız?

İnsülin Kalemiyle Başımıza Gelebilecek İki Olay, Nedeni ve Çözümü başlıklı yazımızda bahsetmiştik ama bu aralar özellikle Facebook’ta bu yanlışı yapan arkadaşlarımızın paylaşımlarını görünce konuyu tekrar hatırlatmak istedim. Yani; Uzun Etkili İnsülin Yerine Yanlışlıkla Hızlı Etkili İnsülin Yaparsanız Ne Yapmalısınız?

İnsülin kullanan diyabetlilerin ara ara başına gelebilecek bir konudan bahsediyoruz. Akşam ve/veya sabah saatlerinde uzun etkili insülininizi yapacaksınız. Hazırlık yapmaya başladınız. İnsülini yaptınız. Bir de baktınız ki Lantus ya da Levemir yerine Humalog, Novorapid ya da Apidra yapmışsınız. Yani uzun etkili insülin yerine hızlı etkili insülin yapmışsınız.

Bu anlarda lütfen sakinliğinizi koruyun. Lantus ya da Levemir saatinizi geciktirmeden hemen yapın. Neden Lantus ya da Levemir’i yapmalıyız? Çünkü Lantus ve Levemir uzun etkili insülinlerdir ve kan şekerinizi hızlı etkili insülinler (Humalog, Apidra ve Novorapid) gibi hızlıca düşürmez. Yapıp yapmama gibi bir ikilemde lütfen kalmayın. Yapın. Ve eğer karbonhidrat/insülin oranınızı biliyorsanız hemen hesaplama yapıp yanlışlıkla yaptığınız hızlı etkili insülin için karbonhidrat alımına başlayın.

Eğer karbonhidrat/insülin oranınızı bilmiyorsanız ne yapacaksınız? Örneğin bu olay akşam başınıza geldi. Akşam yemeğinde yediklerinize istinaden kaç ünite insülin yapıyorsanız ona göre bir hesaplama yapabilirsiniz. Örneğin; akşam yemeğinde 3 dilim ekmek, 1 kase yoğurt, et ve salata yiyiyorsunuz ve bunun için 10 ünite insülin yapıyorsunuz. Bu durumu referans alarak yanlışlıkla kaç ünite hızlı etkili insülin yaptıysanız ona göre ne kadar yiyeceğinizi hesaplayabilirsiniz.

Benim başıma böyle bir şey gelseydi; akşam saatinde karbonhidrat/insülin oranım 10 gram kh için 1 ünite insülin. Yanlışlıkla yaptığım hızlı etkili insülin miktarına eşdeğer karbonhidrat almaya başlardım. Lütfen bu anlarda korkup fazladan kafanıza göre ek karbonhidrat almayın. Karbonhidrat alımını yaptıktan sonra oluşabilecek tüm riskleri minimum seviyeye indirmiş oldunuz.

Son olarak da mümkünse saat başı kan şekerinizi kontrol edin. Zaten kısa etkili insülinleri 4-4,5 saat sonra vücudunuzda işini bitireceği için sorun kalmayacak. Her şey yolundaysa da rahatlıkla uyuyabilirsiniz 🙂

Bu durumda sıklıkla yapılan hata ise ölüm korkusu ya da başka bir şey olacakmış korkusuyla glisemik indeksi ve yükü yüksek ne bulursak yemek. Özellikle belirttiğim gibi sakin olup basit bir matematik ile karbonhidrat/insülin oranına göre hareket etmek.

NOT: Yazıyı Facebook ya da Twitter gibi sosyal medya kanallarında paylaşın. Alttaki Facebook, Twitter, Google+ ya da Pinterest butonlarına tıklamanız yeterlidir.

4 15.317 görüntüleme

Beyaz Un, Kepekli ve Diğer Unlar Arasındaki Farklar, Kan Şekerine Etkileri

Klinik beslenmede sıklıkla karşılaşılan sorulardan bir tanesi. Özellikle tip-1 diyabet tanısı yeni alınmış ve karbonhidrat sayım yöntemi gibi bir beslenme stilini öğrenmeye başlamışsanız beyaz un, tam tahıllı un, çavdarlı un ve kepekli un, beyaz pirinç ve kepekli pirinç, pirinç ve bulgur, beyaz makarna ve kepekli makarna gibi besinlerde kafanız karışacak.

Konuyu anlatırken ayrım yapmamaya çalışıyorum ama beyaz unun her türlüsü, kepekli unun her türlüsü gibi düşünebilirsiniz. Beyaz un kategorisinde; pirinç unu, patates unu gibi unları sayabiliriz. Kepekli un bir türdür ama bunu da bir başlık gibi düşünürsek; tahıllı un, çavdar unu, tam tahıllı un gibi unları da bu kategoriden sayalım.

Konuyu açıklamaya çalışırken de biraz zorlanıyorum galiba 🙂 Ama amacım basit bir şekilde anlatarak herkesin anlaması 🙂

Özellikle karbonhidrat sayım yöntemi beslenme stiline göre beslenen tip-1 diyabetliler ve hatta tip-1 diyabetli yakınları için en basit örneği şu şekilde verebiliriz 🙂 Elinizde beyaz undan ve kepekli undan yapılan birer dilim ekmek var. Her ikisinin tartı ağırlığı da 25 gram. İkisinin de içerdiği karbonhidrat miktarı farklı mıdır? HAYIR

Çünkü hangi undan yapılırsa yapılsın; tartı ağırlığı 25 gram olan ekmek 15 gram karbonhidrat içerir. Unların türlerinin farklı olması glisemik indeksi yani kan şekerimizin yükselme hızını etkiler. Beyaz undan yapılan bir dilim ekmeği yediğinizde kan şekeriniz daha hızlı yükselirken, kepekli undan yapılan ekmeği yediğinizde kan şekeriniz daha yavaş yükselir.

Bu durum pirinç ve türevleri ile bulgur ve türevleri için de geçerli. 3 silme ya da 2 tepeleme yemek kaşığı pirinç ya da bulgur pilavı 15 gram karbonhidrat içerir. Pirinç pilavı kan şekerini hızlı yükseltir çünkü glisemik indeksi yüksektir. Bulgur pilavı yediğinizde ise kan şekeriniz daha yavaş yükselir çünkü glisemik indeksi düşüktür.

Diğer önemli nokta yiyeceğiniz ekmek dilimli ekmek vs değilse yani lavaş, tandır ekmeği vb ekmek formatındaysa ve yanınızda tartı varsa tartın tart ağırlığına göre karbonhidrat hesaplamasını yapın. Ya da göz kararı bir dilim ekmeğin büyüklüğü ve kalınlığına göre miktarı belirleyin.

Tip-1 diyabetli bireylere beslenirken de (avlanmaya çıkmış hayvanları anlatan bir belgeselci gibi hissettim kendimi 🙂 ) kan şekeriniz hızla yükselten yani glisemik indeksi yüksek besinleri sıklıkla tüketmeleri önerilmez.

Bir diyetisyen ya da doktor olmasam da 16 yıldır bir tip-1 diyabetli olarak beyaz ve siyahın arasındaki farkı çok iyi anladım galiba 🙂 Bu bilgiler özellikle yeni tip-1 diyabetli ve yakınlarına ve hatta bu detayları bilmeyenlere gelsin 🙂

Görsel kaynak: https://www.kentlikadin.com/un-kulturu.html