Anasayfa İnsülin Pompası Yasin Bey’in Sensörlü Pompa Hakkındaki Yorumu

Yasin Bey’in Sensörlü Pompa Hakkındaki Yorumu

32 4.882 görüntüleme

Merhaba,

 
Kızım kablolu pompa taşımanın nasıl bir his olduğunu ifade edecek yaşta olmadığından, ben de bu konuda şahsi bir tecrübem olmadığından (inşallah olmaz) objektif yorum yapamam, bu hissi yaşayanlar bilir.

Yeni Resim
Kızımdaki gözlemim ise; her anne-baba gibi benim de kaygılarım vardı, nasıl taşıyacak, asılıp çıkarır, tıkanır vs gibi benzer soru işaretleri vardı. Ama kullanmaya başladıktan sonra kızımın sıkıntı çektiği noktalar; setin ve sensörün takılması ve bunların yapıştıkları yerden sökülmesi sırasında sıkıntısı oluyor. bunun dışında ne pompa taşıma konusunda, ne de vucuduna yapışmış olan set ve sensör konusunda sıkıntı çıkarmıyor, onlarla uğraşmıyor çok şükür. Bu konularda bir sıkıntı yaşadığı izlenimi de vermiyor açıkçası. Ayrıca itiraf etmek gerekirse kızıma yeme içme noktasında hiçbir kısıtlama da getirmiyorum, sağlıklı bir insan gibi istediği zaman, istediği gıdayı istediği kadar rahatlıkla alıyor, bana düşen karbonhidrat sayımını yapıp gerekli insülini göndermek.


Sensörün çok başarılı olduğunu söyleyemem, herkesin bildiği sıkıntılar zaman zaman oluyor (kalibrasyon hataları, yanlış ölçümler vs.). Ama ben pompanın sensörlüsünü alırken beklentimi düşük tuttum. Tek beklentim “hipoglisemileri önceden haber versin yeter”. Ciddi hipoglisemilerimiz oluyordu, Allah korusun nörolojik hasara yok açması en büyük korkum idi. Sensör beklentimi ve daha fazlasını karşılıyor. İlk başlarda mantığını kavrayıp pratiğe dökene kadar sensörle ilgili kalibrasyon zamanlaması vs ile ilgili sıkıntılar oldu. Zamanla bu sıkıntılar minimize oldu. Kızımın da yaşam kalitesi pompa ile büyük oranda normale döndü. Geceleri zamansız, anlamlandıramadığım ağlamaları, künt duygu durumu, ağır hipoglisemileri vs. kalmadı çok şükür. Ailenin diğer üyeleri de ciddi olarak rahatladı, mutfağın kapısı kilitlenmiyor, bir şeyler yerken kızımdan gizlenmek gerekmiyor, sağlıklı bireyler için sağlıklı olan hiçbir gıdayı ondan esirgemem gerekmiyor vs.

 
Pompa takılma aşamasında maalesef pediatrik endokrinologlardan bir direnç vardı,” 4-5 yaşına bi gelsin”, “pompa tıkanır” vs. gibi. Allah razı olsun Ankara’da Ergun Hocam bu sıkıntımızı gidermemizde bize çok yardımcı oldu.

 
Pompa takıldıktan sonra kızımdaki düzelmeyi gördükten sonra diyebileceğim tek şey şu: istisnalar hariç pediatrik endokrinologlarımızın çoğunun pompa konusunda defans geliştirdikleri ve tip 1 diyabetli hastalarını pompa tedavisinden mahrum bıraktıkları için çok büyük vebal altındalar. Çoğu hastamız ve yakınları da yanlış bilgilendirilmiş maalesef, bu yüzden de pompaya sıcak bakmıyorlar. Bir söz vardır “insanoğlu cahili olduğu şeyin düşmanıdır” diye, insanlar bilmedikleri veya yanlış bilgilendirildikleri için uzak kaldılar pompaya. yeni yeni bilinçlenmeye başlıyorlar gördüğüm kadarıyla.

 

 

Omnipod a gelince; kendinden sensörlü formu var mı bilmiyorum, yoksa bilinen CGMS leri ile birlikte kullanılırsa mı sensörlü oluyor?. Bilinen mevcut sistemleri kullanıyorlarsa başarısı tartışılır. Çünkü bilinen CGMS markalarını kullanıyorlarsa bizim kullandığımız ile pek farklılıkları olduğunu sanmıyorum. Yeni bir sistem geliştirmişlerse, yani gecikmesiz olarak doğrudan kandaki glikoz değerini gösterebiliyorsa, yanılma payı %10 u aşmıyor ise başarılı olduğundan söz edilebilir tabiki. Şayet böyle ise ben de kızımda sensörlü omnipod kullanmak isterim elbette. Kablosuz olması iyi bir şey ama, olağanüstülük katar mı, sanmıyorum, ama kişisel bir tercih olabilir belki.

 
Beklediğim olağanüstü durum: ilaç firmalarının elinden insanları kurtaracak vücudun kendi insülinini üretmesini sağlayabilecek bir tedavi bulunmasıdır. Bu tedavi bulunana kadar şunları karşılayabilen bir sistemi de olağanüstü kabul edebilirim: çok çok daha hızlı etkili ve çok çok daha kısa etkili bir insülin üretilmesi, kan şekerini gecikmesiz olarak %5 in altında yanılma payı ile gösterebilen bir CGMS, ve % 100 başarılı otomatizasyon. Kısaca kan şekerini 70-120 arasında otomatik olarak tutabilen bir cihaz.

 
Saygılarımla…

Yasin Görücü

  • Yasin bey merhaba,
    “istisnalar hariç pediatrik endokrinologlarımızın çoğunun pompa konusunda defans geliştirdikleri ve tip 1 diyabetli hastalarını pompa tedavisinden mahrum bıraktıkları için çok büyük vebal altındalar” bu sözlerinizi zaman zaman kulladım ve halen izinsiz olarak kullanmaya devam ediyorum. Bana göre hayatımızın özeti gibi, sizi tebrik ederken;yukarıda ki sözün adınıza tescil edilmesini teklif ediyorum 🙂
    mutluluklar 🙂

  • Yasin bey çok rahat gıda tükettiğini,yazmışsınız.Kısıtlama yok vs gibi anladığım kadarıyla.Ama bana göre yanlış sanki.Çünkü sonuçta o bir diyabetli,Yine diyet yapacak,Yediğine dikkat edecek.Siz sanki iyileşmiş gibi,tedavi edici gibi bir durum var orta da böyle anladım.Çocuğun kilo alması kaçınılmaz olur.Sonuçta insülin kalemden değilde pompadan gidiyor.Aynı şey yani insülin dışardan veriliyor ikisinde de.Bu rahatlığınızı anlayamadım.İnsülinin fazlası da iyi değildir bence.Herşey dozunda olmalı.Karbonhidratı yine hesaplayın ama diyet uygulayın derim ben

  • Yasin Bey Merhaba,

    Yetişkin bir diyabetli olarak sensörlü pompanın yararlarını anlamakta inanın güçlük çekiyorum. Bana bu konuda yardımcı olmanızı rica edeceğim.

    Ben bir önceki yorumumda da bahsettiğim üzere deri altı sıvısının şekerini ölçmesi ve 15-20 dk geç sonuç vermesi ve vücutta iPro gibi küçük bir cihaz da olsa taşıyor olmanın vereceği yük bana pek mantıklı gelmiyor. Ama efektif sonuçlarını görme ihtimalim de var.

    Bu sebeple Medtronic ile irtibata geçip demo sensörlü pompa ile 2 hafta yaşamayı düşünüyorum. Ben de bir yetişkin olarak geri bildirimleri daha doğru verebilirim.

    Buradan Öyküm Hanım’a da sesleniyorum. Sensörlü pompası olan bir yetişkin kendisi. Sensörlü pompayı Öyküm Hanım’ın da gözünden tekrar bu yazının altında yorum olarak görmek isterim.

    sevgiler

  • Necla hanım,

    baştan sona haklısınız, diyebileceğim hiçbir şey yok. Şunu da belirteyim ki yorumumda dikkatinizi çektimi bilmem ama “sağlıklı bireyler için sağlıklı olan hiçbir gıdayı ondan esirgemem gerekmiyor” demiştim. Yani glisemik indeksi yüksek gıdalar diyabeti olsun olmasın tüm insanlar için adeta zehir mahiyetinde olduğuna inandığım için mümkün olduğunca bu tür endüstriyel gıdalardan (yasal zehirlerden) uzak yaşamaya çalışıyoruz. Abur-cubur vs (çubuk kraker dışında) almamaya azami gayret gösteriyorum. Kısaca kızımın şekerini kontrolde zorlanacağım gıdaları elbette yedirmemeye en önemlisi sevdirmemeye çalışıyorum . Glisemik indeksi yüksek olsa da doğal gıdaları da esirgemiyorum. CGMS olması elimi rahatlatıyor. Düşerken uyarı veriyor, yükselirken uyarı veriyor, ona göre tedbirimi alıyorum, almaya çalışıyorum (mesela kullandığımız cihazı şöyle ayarladık; kan şekeri üst ve alt limite varmadan 20 dk önce uyarı veriyor). İnsülin gönderme ve gıda alımı zamanlamasını iyi ayarladıktan sonra doğrudan damardan konsantre glikoz vermediğiniz sürece her tür gıda ile (endüstriyel gıdalar dahil) kan şekerini normal sınırlarda tutabilmeniz pekala mümkün (abartmadığınız sürece). Teorik bilgi değil kişisel tecrübelerim bunlar. Klasik diyet uygulamamamın sebebi ise: kızımı “sen hastasın” psikolojisi ile yetiştirmek istemiyorum. “kendisini eksik bir insan” gibi hissetmesini istemiyorum. Ayrıca kızım da Allah’tan endüstriyel ürünlere pek iltifat etmiyor.

    Esra hanım, belirttiğiniz 6 günlük kullanımda 2 günlük veri kaybı bana teknik bir hata gibi geliyor. Kullandığımız cihaz yaklaşık 3 haftalık veriyi saklıyor. Belirttiğiniz gibi veri kaybı yaşamadık. 3 haftadan fazla bilgiyi saklayamıyor, bu süre aşılırsa veri kaybı kaçınılmaz. 15-20 dakika geç göstermesi kötü, ama hiç bilmemekten, sürekli merak etmekten, bu merak yüzünden yerli yersiz çocuğun parmağını delmekten çok daha iyidir.

    Bildiğim ve tecrübe ettiğim kadarıyla rahatlıkla şunu söyleyebilirim: daha iyisi çıkana kadar en iyi tedavi yöntemi kullandığımız yöntemdir. İmkanı olanlara sensörlü pompayı, olmayanlara sadece pompayı şiddetle öneririm. Hiç olmazsa 10 gün kadar bir denesinler, sonra karar versinler, özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda SGK nın sensörü mutlaka karşılaması gerektiğini düşünüyorum. İlgili firmanın SGK da etkin bağlantıları varsa bu iş olur. Mesela SGK bazı yeni çıkan, kendisini bilimsel ortamda ispatlamamış cihazları öderken (örn: AnjioVac fibrinolitik sistemi Vortex şirketinin (amerika kökenli) ürettiği tıkalı damarı açmak için kullanılan 17-18 bin TL lik neredeyse 1 yıllık bir cihaz, başarı düzeyini gösteren doğru dürüst bir yayın bile yok hakkında. Cihazı üreten amerikalıların bile “Cost???” olarak değerlendirdiği bir cihazı SGK sorgusuz sualsiz ödüyor maalesef), ama sensörü ödemiyor. Ama ülkemizde çoğu pediatrik endokrinoloğumuzun pompaya defans geliştirdikleri düşünülürse, SGK nın pompayı kısmen ödemesi bile lüks kabul edilebilir bence. Bu işi önce pediatrik endokrinologların benimsemesi gerekiyor ki SGK üzerinde baskı oluşturulabilsin. Veya ilgili firmaların bir şekilde SGK ya kabul ettirmesi gerekiyor.

    Saygılarımla…

    • Yasin bey merhaba,

      Bende oğlumu bu arada yaşıtlar kızınızla hiçbir şeyden sağlıklı olan süt ve yoğurt, yumurta ,et ,kuruyemiş ,kavrulmamış ceviz badem ,kabuklu fıstık,balık yağı,balık,gibi sağlıklı olan gıdaları esirgemeden dozunda yediriyorum.aynen sizin gibi çocuğumun hasta sın sen yiyemessin sen,sana yasak gibi yaklasımlarda bulunup moralini bozmak istemediğimden canı bir şey yemek istediğinde bunu doktorumuza da. Danısarak uygulamaya başladık tabi daha rahat mutluyuz.

      Ayrıca dr.eyüp bey inde tavsiye ettiği gibi karbonhidratı azalttık.mesela 3kaşık bulgur pilavının yanında 1dilim ekmek yenecek die bir diyet listesi verilmişti bize ekmeği bıraktık.bizde ailece oğlumla sağlıklı beslenmeye başladık .diyabetli bir anne baba olarak biz sizin yorumlarınızı doğru algıladık.

      Selamlar

      • Dilek Hanım Merhaba,

        Normal bir insan için günlük direkt ya da dolaylı KH alımı minimum 130 gr civarında olmalı. Eğer bunun altına düşülürse vücudumuzda orta vadede sorunlar çıkabiliyormuş.

        Ama özellikle çocuk diyabetlilerde KH alımını ciddi oranda azaltırsanız çocuğunuz bundan zarar görebilir. Sağlıklı KH konusunda sizinle aynı fikirdeyim. Alacaksam KH bari sağlıklı kaynaktan olsun diyorum. Ama sağlıklı kaynak diye de fazlaca tüketmek ne kadar yanlışsa az tüketmek de o kadar yanlıştır.

        sevgiler

        • Esra hnm merhaba,

          Biz kh tamamen kısmadık öğünlerinde alması gerekeni alıyor zaten böyle bir uygulamayı tek başımızada yapmadık doktorumuz çok üvendiğimiz saygın bir prof.dr.eyüp beyin de ddiği gibi abartılmış kh değerleri yüksek diyet listesindeki ağırlıktan kurtulduk.neticede bu bir çocuk bir öğünde 1 kase çorba,4 kaşık sebze yemeğii,100gr yoğurt,iki köfte,3kaşık pilav yanında 1dilim ekmek yiyebilmesi için yapmadığımız şey yoktu.zaten sağlıklı çocuklar ile bu öğünü güçlükle tüketiyorlar.

          Ben yinede yorumların yanlış algılanmasını istemem her çocuk özeldir ve farklıdır doktorumuzun onayı olmadan hiçbir farklı uygulama doğru olmaz.ve bence her doktorun tedavideki izlediği yolda farklıdır.kh sayımını bilen ve bilmeyipde dayatma bir liste veren diyetisyenler gibi.

          Selamlar.

  • Kan şekeri dengesizliklerinin ana nedeni karbonhidrat ağırlıklı diyetleridr..Özellikle ”her istediğini yesin, özgür olsun” anlayışını ben şahsen sakıncalı buluyorum..Diyabet en basitinden ”karbonhidrat intoleransı” sorunuyken, diyabetli bir bireye ısrarla karbonhidrat dayamanın bir mantığı olmadığını düşünüyorum tıpkı birçok hocam ve birçok bilimadamı gibi..

    Karbonhidrat ağırlıklı beslenme ve un-şeker ihtiva eden özellikle sağlıksız karbonhidratlardan zengin bir beslenme:

    ** Hiperglisemi ve hipoglisemi sıklıklarını arttırır..

    ** Kilo alımına ve obeziteye yol açar..

    ** İnsülin anabolizan bir hormon olduğu için yoğun karbonhidrat tüketimi, insülin gereksinimini arttırarak, kanser riskinde ciddi bir artışa yol açar..

    ** Aşırı İnsülin, damar endotel tabakasını bozup oksidatif stresi arttırarak ilerleyen zamanlarda kalp-damar hastalıkları riskini arttırır..

    İnsülin, kan şekerini dengede tutacak kadar kullanılmalı..En doğru tedavidir insülin..Ama insülin istismar edilirse, bedeli ağır olabilir..Onun için karbonhidratı sebze, az şekerli meyve, kuruyemiş ve fermante süt ürünleri gibi sağlıklı kaynaklardan almalı ve diyetimizde ”karbonhidrat-protein balansının” yüzde 50- yüzde 50 olmasına dikkat etmeliyiz..

    Aşağıdaki haberi dikkatle okuyunuz..

    Kemoterapi tedavisinde İnsülin kullanmışlar..Kanser hücresi aşırı insülini ve şekeri çok sevdiği için, kanser hücresine insülin aracılığı ile kemoterapi ilaçlarını vermişler ve bu şekilde kanser hastalarının yaşam sürelerini uzatmışlar..Kimilerini ise tamamen iyileştirmişler..Kanser hücreleri üzerindeki insülin reseptörleri, normal hücrelerden tam 4-6 kat fazla..

    http://www.sabah.com.tr/Yasam/2012/06/23/kanseri-insulin-ve-isi-tedavisiyle-yok-ettiler

    (( NOT: Vücutta kan şekeri regülasyonunu sağlayan insülin hormonu, diyabetliler için hayati öneme sahiptir..Ancak insülin istismar edilirse, nasıl olsa ”insülin kullanıyorum” diye unlu-şekerli gıdalar sıkça tüketilirse, bunun bedeli ağır olabilir..

    Hipokrat yemini etmiş bir doktor olarak bu konuda uyarıda bulunmak zorundayım..Lütfen karbonhidrat sayımı yaparak, karbonhidratı sağlıklı kaynaklardan alarak ve sağlıklı bir diyet uygulayarak bilinçli şekilde insülin kullanınız..Lütfen ! ))

    • Eyüp Bey ve Herkese Merhaba,

      Ben de sizin gibi ilk okuduğumdaki hataya uğradım. Yasin Bey de yararlı karbonhidrat kaynaklarını yedirmeye özen gösteriyorum demekte. Yani her karbonhidratı yediriyorum ve izin veriyorum demiyor.

      Mutlaka benim tercihim de bu yönde. Sağlıklı karbonhidrat kaynaklarını da saydıkça bir sorun olmayacağını düşünüyorum.

      sevgiler

  • Esra Hanım merhaba;

    Tabiiki sağlıklı karbonhidratlarda sorun yoktur..Çok aşırıya kaçılmadığı sürece..Sebzeler, az şekerli meyveler, kuruyemişler ve fermante süt ürünlerinin hepsi sağlıklı karbonhidrattır..

    Karbonhidrat sayımı yapıldığı sürece bunları tüketmekte hiçbir mahsur yoktur..Bilakis çok sağlıklıdırlar..Sağlıklı karbonhidratlar içerisinde sebze, kuruyemiş ve fermante süt ürünlerinin ağırlığı daha fazla olmalı, meyvelerin ağırlığı daha az olmalıdır..Muz gibi incir gibi glukoz ve fruktoz yükü yüksek olan meyveler ise haftada bir kere falan uygun insülin dozlaması yapılarak yenmelidir..Meyve suyu yerine meyvenin kendisi yenmelidir..Olay bu..

    Zaten karbonhidrat sağlıklı kaynaklardan alınırsa, un ve şeker gibi glisemik indeksi yüksek karbonhidratlar tüketilmezse ve protein tüketimine de özen gösterilirse, diyabetli bir birey normal insanlardan bile sağlıklı ve uzun yaşar…Çünkü normal insanlar, bu hususlara pek dikkat etmezler..Onlar da bunun bedelini kanser ile kalp hastalıkları ile obezite ile falan öderler..Bilinçli bir diyabetli sağlık konusunda ciddi avantaj sahibidir..Dikkat ettiği sürece de hiperglisemi yada hipoglisemi olaylarını pek yaşamaz..Çünkü yüksek glisemik indeksli gıdalar alınmadığı sürece kan şekeri fazla oynamaz ve insülin gereksinimi de fazla olmaz..Bu durum da hem hiperglisemiden hemde hipoglisemiden korur..

    Tüm bu yaşam alışkanlıklarına birde düzenli egzersiz eklenirse mükemmel olur…100 yaşını görmek içten bile olmaz 🙂

  • Esra Hanım Merhaba, Yasin Beyin yorumundan sonra oğluma pompa taktırmam şart oldu. Alper 10yıldır diyabetli olduğundan ben en çok komplikasyonlardan korkuyorum.
    Pompayla ilgili merak ettiğim, A1c sonuçlarında ne kadarlık iyileşme oluyor? Pompa taktıktan sonra a1c sonuçlarınız kaç çıkmaya başladı?
    Alper’in sonuçları genellikle 7, .. küsürlü rakamlar çıkıyor.

    • Özlem Hanım,

      Az da olsa eskiye oranla HbA1c sonuçları daha iyiye gitti. Rakamları net hatırlamadığım için spesifik olarak söyleyemeyeceğim.

      Ama bence önemli olan çıkan HbA1c sonuçlarının gerçekten doğruyu yansıtması.

      Sevgiler

  • Merhabalar,
    Öncelikle beslenme konusunda yanlış anlaşıldığım için özür dilerim. Kesinlikle piyasadaki ürünlerin tamamını sorumsuzca kızıma yedirmek gibi birşey söz konusu değil. Bu ürünlere başında “pediatrik ….. derneği, kurumu” vs. gibi (maalesef) güven uyandıran kuruluşlar tarafından sağlıklıymış gibi lanse edilen ürünler dahil. Hatta öncelikle bunlardan uzak durmanın ilk kural olduğunu düşünüyorum. Kısaca endüstriyel olan gıda maddelerinden ailece zaten uzak yaşıyoruz, yaşamaya gayret gösteriyoruz (bu hassasiyet gıda dışı tüketim malzemeleri için de geçerli). Kızıma birşey yedirirken öncelikle bu yediği şey gerçekten besin değeri taşıyan gıda mı?, fayda görür mü görmez mi? sorusunun cevabı olumlu ise izin veriyorum. Tıpkı ailenin diğer bireylerinde olduğu gibi. Yani ailede bir üyenin yiyebildiği bir ürün kızımdan diyabetli diye esirgenmez.
    Bildiğim kadarıyla HbA1c değeri kan şekerinin genel ortalaması hakkında fikir verir, kan şekerinin hedef değerler arasında seyrettiğini göstermez. Örneğin genel olarak kan şekeri 40-400 arasında gidip gelen bir hasta ile 100-200 arasında gidip gelen bir hastanın HbA1c değerleri eşit olabileceği gibi 40-400 arasında seyreden birinin HbA1C değeri daha düşük gelebilir. Bu onun kan şekerinin regüle olduğunu ve daha sağlıklı olduğunu göstermez. Önemli olan kan şekerini hedef değerler arasında tutabilmektir. Kızımın (hedef değerleri 100-200 arasında iken) HbA1c değerlerine gelince; pompadan önce 8.4 ün üzerindeydi. Pompadan sonra ekim ayında 6.6, şubat ayında ise 7.2 geldi. Şimdiki hedef değerlerimiz 100-170.
    Saygılarımla…

  • Birşey daha eklemek istiyorum;
    Doktorumuzun bizi bu beslenme tarzına yönlendirdiği gibi birşey anlaşılmasın sakın. Öğünler konusunda başarılı olamadığımız için, diğer bir deyişle çocuk bize uymadığı için biz ona uymak zorunda kaldık ve pompa ile bu durumu kontrol etmek pek zor olmadı açıkçası. Biz de alıştık. Doktorumuzun önerilerine tam uyabilsek HbA1C değerini 6 nın altında tutmak pek tabii mümkün gözüküyor. İnşallah o günleri de görürüz.

  • Yasin Bey merhaba;

    Ben de zaten direkt olarak sizi kastetmedim..Yapılan genel bir yanlıştan bahsettim..Aklınızda bulunması için dile getirdim bu hususu..Yoksa ”siz çocuğunuza zararlı gıdalar yediriyorsunuz” falan gibi birşey asla kastetmedim..Yanlış anlamayınız beni..

    Diyabetli olsun yada olmasın çocuklarımızı sağlıklı beslenme konusunda eğitmeliyiz..Hatta bence sağlıklı beslenme ders olarak okutulmalı okullarda…Protein nedir, karbonhidrat nedir, sağlıklı beslenme nasıl olmalıdır gibi önemli bilgiler öğretilmeli insanlara..Üniversite bitirip karbonhidratın ne olduğunu bilmeyen yada en basit ilkyardım yöntemlerinden bile haberi olmayan sayısız insan var ülkemizde maalesef..Yani günlük hayatta en çok işimize yarayacak, en değerli bilgileri çocuklarımıza öğretmeden onları mezun ediyoruz..Bir sürü teorik ve ezber bilgiyle kafalarını dolduruyoruz ama onların hayatlarını kurtaracak bilgileri okullarda öğretmiyoruz..

    Şahsen bir çocuğum olsa onu eğitirim..Sebze, az şekerli meyve, kuruyemiş, fermante süt ürünleri, et, sakatat ( kokoreç değil 🙂 ), köy tavuğu, balık, yumurta gibi doğal ve sağlıklı gıdalarla beslenmesini sağlardım..Her türlü unlu ve şekerli mamülden uzak tutardım..Koruyucu kimyasal içeren hiçbir ürünü evimden içeri sokmazdım..

    Yeteri kadar güneşlenmesini sağlar, evin içinde vaktini heba etmesine izin vermezdim..Omega-3 takviyesi kullandırırdım..Süt yerine kefir içirirdim..

    Çocuğum diyabetli olsun yada olmasın…Bu öneriler normal insanlar için de geçerlidir..

    En yakın genetik akrabamız olan goriller nasıl besleniyorsa biz insanlar da öyle beslenmeliyiz..Atalarımız nasıl beslendiyse bizde öyle beslenmeliyiz..Genetik yapımıza ve vücut anatomimize göre beslenmeliyiz..Olay budur yani..

  • Eyup bey merhaba,sizin bu kokorec dusmanliginizi anlamiyorum ben ,kokorec sirf diyabetlilere mi yasak ?kokorec yenmeyecekse saglikli insanlarda yemesin o zaman ayrica donerinde sagliksiz oldugunu soyleyin lutfen o zaman kimse donerde yemesin 😀 ayrica sadece sutle kuruyemisle az sekerli meyveyle saglikli bi bedene sahip olabiliriz ama bozulan psikolojiler ne olacak kaldiki ben kokorec hayrani biri olarak ben bile kokoreci hergun sabah ogle aksam yemiyorum ki ..Denk gelirse yiyorum ayda haftada 1 ,gecen erkan topuz diyorki sosis salam sucuk yemeyin icinde nitrit var yasam suresini yuzde 25 azaltiyor diyor ben bu urunleri hic tuketmeyen biri olarak birakinda arada bi kokorec yiyim lutfen 🙂

  • Alp Bey;

    Kokoreç direkt ateş karşısında pişen ve yüksek oranda yağ içeren bir hayvansal üründür..Hangi hayvana ait olduğu belirsizdir..Yağ içeriği yüksektir..Direkt ateş karşısında yanarak piştiğinden aromatik esterler ve kanserojen maddeler yüksek miktarda bulunur kokoreçte..

    Avrupa Birliği tarafından Avrupa ülkelerinde satılmasının yasaklanmasının ana nedeni de budur..Benzer şekilde aşırı yağlı döner de yanarak pişerse o da toksik ve kanserojen etki gösterir..Ama kokoreç daha fazla zararlıdır çünkü çok miktarda ”yanmış yağ” içerir..

    O yüzden kesinlikle tavsiye etmiyorum..Size daha önce de bu konuyu izah etmeye çalışmıştım ama izah edememişim demekki..Sakatat derken yürek, böbrek ve karaciğer gibi hayvanın yüksek miktarda vitamin, mineral ve aminoasit içeren organ etlerini kastediyorum..Bu organ etleri düşük ısıda yada buharda ”yanmadan” pişirilirse ve bol sebze ile yenirse çok sağlıklı bir besin kaynağıdır..

    Aynı şeyi kokoreç için söyleyemeyceğim..Kokoreç yemediğiniz için psikolojiniz bozuluyorsa zaten psikiyatrik açıdan tedavi almanız gerekir..İyi günler..

    • Eyüp Bey Merhaba

      Doktor kimliğiniz de olsa o ya da bu sebeple blogtaki arkadaşlarımızın psikolojik destek alıp alamayacaklarına karar vermemeniz daha doğru olacaktır.

      Konuyla ilgili hassasiyeti göstereceğinizi umud ediyorum.

      sevgiler

  • Esra Hanım merhaba;

    Bunu hakaret olarak asla söylemeyeceğimi siz de biliyorsunuzdur eminim..

    Bu bir hakaret değil..Herkesin psikiyatrik desteğe ihtiyacı olabilir zaman zaman..

    Kokoreç olayını yada başka birşeyi ısrarla obsesyon yaparsanız, bu bağımlılıktan kurtulmak için psikiyatrik desteğe ihtiyaç duyarsınız mantık olarak..

    Yani sarfettiğim bu cümlede bir hakaret, üstü kapalı aşağılama vs kesinlikle yok..

    Ben de, sizin beni anlayacağınızı umut ediyorum..

    • Eyüp Bey,

      Açıklamanız için teşekkürler.

      Bu durumda Alp Eren Bey tarafında oluşması kuvvetle muhtemel yanlış anlaşılmayı da bu sebeple engellemiş olduk.

      sevgiler

  • Asıl ben teşekkür ederim Esra Hanım..

    Olası bir yanlış anlamanın önüne geçtiğiniz için…

    Konuyu açan Yasin Bey’den de özür dilerim..İstem dışı olarak konusunun saptırılmasına katkıda bulunduğum için..

  • Esra Hanım,

    ben de size hassasiyetiniz konusunda çok teşekkür ederim,gerçekten yanlış anlamaya çok çok müsait biriyim bu nedenle de cevap olarak kimseyi kırmak istemem ki böyle bi olayın üzüntüsünü hala yaşamaktayım dolayısıyla herkesin yorumlarında daha özenli olmasını diliyorum netice de bende bi insanım ,bundan sonra siteyi sadece takip etmekle yetineceğim bi kaç sevdiğim insan dışında kimsenin yorumlarına da cevap vermeyeceğimi söylemek isterim,

    iyi günler

  • Herkese merhaba,
    Eren’in şekeri oynak ve büyümekte. Durduk yere, sanki hiç sebepsiz şekeri artıyor bazen;mesela bugün ikindi 88, akşam yemeği 220. Herşey normaldi;araöğünü hareketi ruhi durumu vs… Sadece KŞ anormaldi 🙂 büyüme hormonu diyelim geçelim bu günü…
    16 ay önce başladığımız serüvende;ikili,üçlü,dörtlü ve hatta CHO sayımı, hiçbiri düzene sokamadı Kan şekerini. Ne zaman Levemiri ikiye böldük ; çok şükür dedik 🙂 bu arada günde 5 kere iğne sapladık elemana.
    Dün gece 01.00 civarında ölçme ihtiyacı hissettim, 298. Uyandırmadan iğneyi yapayım dedim ama uyandı , ağlamaya başladı; iğne yapacağım dedim , kolunu uzattı. Araya girdim bir ünite, fazlasından korktuğumdan yapamadım. Uyurken bana biri dokunsa ürperiyorum,adamıma iğne saplıyorum; HAKMIDIR ??? Pompa olsaydı iki tıkla Kan şekeri normale çekilirdi…ekstra acı olmazdı, uykuda iğne korkusu olmazdı…vs vs
    Ramazan aylarında bazıları kilo alır, bilirmisiniz neden? Oruç tutayım derken, oruçuzite kampı yaptıklarından. Günboyu aç kalır, iftarla başlar yemeye, yatana kadar… birde sahurdakiler derken; öğleye kadarda yatar… OHHH gelsin kilolar.
    İğne yapan diyabetli günde 6 kere yiyipte neden 2-5 kere iğne yapıyor, eksiklik yokmu? Benim pankreasım sizin iğneler gibi çalışmıyor,biliyorsunuz değilmi!
    Bana göre iğne ile diyabet yönetimi memleketim insanının ramazanlardaki oruçuzite olayı gibi. Yarım bir takip size ne katabilir, özellikle çocuklarda; düzeltmeyi bile tam yapamazken… Pompa lazım.
    Yasin Beyin dediği gibi, 5 yaşın altında diyabetliler sensörlü pompayı kullanmalı ve devlet bunu karşılamalı. Bizim Erende pompa konusunda sıkıntımız; acıktığını vb söyleyememesi idi. Geçenlerde acıktığını söylediğini blogda yazmış, mutluluğumuzu paylaşmıştık. Farklı farklı nedenlerden dolayı şuan sensörsüz pompayı düşünüyoruz, (bu arada Pompa uygulaması için hastaneden haber bekliyoruz)
    Bana göre benim arkadaşlarım “acaba pompa mı ?” dememeli… “hangi renk pompa ?” demeli.
    Son olarak Erdem’in(22 aylık) mama/yemek yeme alışkanlığı konusunda birşey söylemek istiyorum; Diyabetli Eren’in Diyabetsiz kardeşine “bir seferde yemek yedirmek” ne mümkün; Düşüncem, Diyabetli bir bebekte insülini yavaş yavaş/taksitle vermek en mantıklısı.Hadi bu işi kalemle yapında görelim…
    mutluluklar 🙂

  • İlker bey merhaba,

    Yorumlarda görmüşsünüzdür, benim oğlum Alper 10 yıldır diyabetli. 10 yıldır çözüm gelecek diyorlar hala ortada bişey yok. Biz yine de umudumuzu yitirmeyelim.

    Biz de bazen söylediğiniz sebepsiz yükselmeleri yaşıyoruz. Biz lantus ve hızlı etkili Novarapid kullanıyoruz. Hızlı etkililerde ara öğün verilmiyor. şeker düşük değilse. Yoksa hemen yükseliyo. geçen gün Alperin tokluk şekeri 120 iken elma yedi. iğne yap dedim ama umursamadı (Paşam ergen oluyo) o arada ben de unutmuşum akşam açlık 240 çıktı. şunu da ekliyim. Hafta sonları geç kalktığı için kahvaltı öğlen oluyor. Dolayısıyla öğün sayısı 2’ye düşüyor. Doktorumuz 2 öğün yiyebilir dedi. Zaten normal bir insan bile 6 öğün yemiyor. Çocuğun üstünde zaten o kadar yük var Bir de yemek ye iğne yap şu saatte ye şu saatte kalk olmamalı. hızlı etkili kullanmanın avantajları zaten bunlar.
    Yanlış anlaşılmalar olmasın bunlar doktorumuzun bilgisi dahilindedir.

    Herkese iyi sonuçlar dilerim.

  • Ozlem hanim merhaba..

    Bende alper gibi novorapid kullaniyorum ,Doktor banada ara ogun yapmama gerek olmadigini eger ara ogun yapacaksam ek doz yapmam gerektigini ,eger ek doz yapmak istemeyip ara ogun yapacaksam da yapacagim ara ogunun dozunu en basta ogunde yapabilecegimi soyledi .Ben gercekten bunu tecrube ettim ara ogun yapmadigim zaman sekerim dusmuyor fakat doktorun soyledigi ‘ara ogun yapacaksan yapqcagin ara ogunun dozunu bastan yap ‘denemsi muthis hipolar getirdi bende bunun yerine canim biseyler istediginde ara doz yapip oyle tuketiyorum..

    Ogun atlama konusunu da sormustum kahvalti icin bana ogun atlayabilirsin ama biz 3 ogun oneriyoruz demisti .bunuda denedim yine bi problem olmadi ,bu konuyu oykun hanimlada konustum bana iyice izah etti sanirim bu ara ogun yapmama novorapid in avantaji ,bu konu gercekten kafami karistiriyodu doktorlarimiz ayni kisiler degilse :)problem yok demektir ,sizin doktorunuzunda ayni seyleri soylemesi rahatlatti beni ,sanirim problem yok ..

    Hoscakalin..

  • Özlem hanım merhaba,
    Ben yukarıdaki mesajı kendi yaşantımızdan örnekler vererek pompanın daha iyi olduğunu vurgulamak için yazmıştım. Bir de naçizane pompa kullanma tavsiyesinde bulunmuştum, çünki biz kullanmak istiyoruz. Ki mesajı genele yazmıştım 🙂
    Yalnız son mesajınızda öğün atladığınızı yazmışsınız; bize kalemle yapılamayacağı söylenmişti. İki doktor iki ayrı uygulama !!! Kahvaltıyı atlayınca sıkıntı yaşamıyorsunuz sanırım ?
    mutluluklar 🙂

  • Merhabalar,

    Haftasonları geç kalktığımız için kahvaltı saati geç oluyor. Ama ben sabah 9.00’da şekerini ölçüyorum, lantusu yapıyorum.lantus saatinde oynama yapmıyorum. novarapid saatinde değişiklik olabilir dedi doktor. zaten uyuduğu için şekeri de iyi çıkıyor. Doktora kahvaltıyı geç yapınca problem olur mu dedim. Normal insanlar ne zaman yemek yerlerse o zaman insülin salgilar. biz de aynı şeyi uyguluyoruz dedi.

    Doktorumuz Marmara üniv. End.Bl.Bşk.Prof.dr.Abdullah Bereket

  • Herkese merhaba, Sizin de dediğiniz gibi “insan bilmediği şeyden korkar” ve ben pompa hakkında yeteri kadar bilgiye sahip değilim. benim oğlum 3 yaşında bütün gün yerde yuvarlanıyor, koltukların tepesinde geziyor. hani derler ya eli dursa ayağı durmuyor. Benim en büyük endişem pompayı yerinden çıkarır mı biz Ekin’in elini 8 kez deliyoruz 5 kez de iğne yapıyoruz. bu Ekin’in canını ne kadar yakıyor bilmiyorum ama benim canımı çok acıtıyor. pompanın bütün artı ve eksilerini nasıl öğrenebilirim ( “siteyi takip etmeye devam et zaten göreceksin” midir yanıt 🙂 )

    • Barış Bey Merhaba,

      Bloğumuzda insülin pompasıyla ilgili birçok yazı ve video var. Bu sorularınızın da yanıtları yazılarda be hatta yorumlarda bulunuyor. Ve hatta yorum yaptığınız bu yazı ve yorumları da dahil baştan aşağı okumanız lazım.

      Ana sayfada mavi renkli olan kategoriler bölümünde DiyabetTV ve İnsülin Pompası kategorilerini incelemenizi öneriririm. Biraz zamanınızı alır ama en azından çocuğunuz için değer.

      Sevgiler

  • […] Yasin Bey’in Sensörlü Pompa Hakkındaki Yorumu yazımızda da bir yorum yapmıştım hatırlarsanız sensörlü pompayı deneyeceğim diye. Mine Hanım ile birkaç gündür görüşüyorduk. Nihayetinde ajandamıza uygun tarih dündü. Dün saat 10:30 geldi Mine Hanım çalıştığım yere. Saat 11:00′da toplantım olduğu için bir aklım Mine Hanım’da bir aklım da ise gireceğim toplantı vardı. Mine Hanım pompayla ilgili değerli bilgiler verdi. Birkaçını kafama kazırken bir kısmı ise aklımdan uçtu gitti […]

  • Cevap Bırak