Anasayfa Sizden Gelenler Tuna Bebek ve Diyabet

Tuna Bebek ve Diyabet

14 4.023 görüntüleme

Tuna Bebek ve Diyabet

26 şubat 2012…

Hayatımdaki göğün gürlediğini hissettiğim ilk gün. Şiddetli, kulaklarımın zarını yırtarcasına bir gürleme. Ardından güçlü, gri bir bulut, bardaktan boşalırcasına akan gözyaşlarım ve bu gözyaşlarımın aktığı gözlerimin yavrumun beni teselli edecek iyi haberini verecek birini araması.

Yaşadık o günü, daha şiddetlisini yaşamak istemiyor insan, sel olmasın, yıldırım düşmesin diyor.

İşte o gün 623 mg/dL kan şekeri değeriyle yatışımız yapıldı hastaneye. Oğlum kollarımızın arasında yarı baygın gözlerle bizlere gülücükler atarken biz ise endişemizi ona belli etmemeye çalışıp yüreğimizle hıçkırdık. Teşhis kondu. Tip 1 diyabet… yaşam şekli dedi doktorlar, artık böyle tanımlanıyormuş tıp camiasında. Tabi komplikasyonlar oluşuncaya kadar yaşam şekli, kötü sonuçlar meydana gelirse en dallı budaklı hastalık kendisi.

Nerden geldi, nasıl bizi buldu, ya da bula bula bizi mi buldu derken, isyan etme dedim kendi kendime. Kabullenmekten, şoku en kısa zamanda üstünden atmaktan başka hiçbir şey fayda sağlamazdı. Sağlamazdı da daha bir yaşında bile değildi benim dünyam… henüz dokuz aylıktı.

Hastanede bir an olsun yanımızdan ayrılmadan, kendi üzüntüsünü bize belli etmeden duran ve bana güç veren babamız, benim biricik eşim en büyük destekçim oldu. Diyabet hemşireleri bizlere verdikleri diyabet eğitim kursundan sonra iğneyi elime sıkıştırıp “şimdi sıra sende, artık her şeyi öğrendin nasıl olsa” dediğinde bebeğimin yaşamının artık buna bağlı olduğunu ve bunun onun, benim, bizim bir parçamız olduğunu düşündüğüm sırada eşimin bana bakışlarıyla verdiği güç sayesinde bebeğimin o zar gibi ince derisine insülin iğnesini sapladığımda ve o yürek acısını hissettiğimde annelik bu acı mı acaba diye düşündüm. Olgun bir insan gibi davranan bebeğim gık bile demeden benim insülini derisinin altına zerk edişime bakıyor ve durumu yadırgamıyordu. Bize yardım etmek ister gibiydi.

En zoru hangisiydi yaşadığımız bu süreçte? Oğluma her gün günde 4 kez iğne yapmak mı, günde sekiz kez parmağını delip şekerine bakmak mı, karbonhidratlarını ayarlamak mı derken teşhisimizin konmasının üstünden birkaç ay geçmiş oldu bile.

Sıkıntılarımız hala devam etse de daha bir alıştık bu YAŞAM ŞEKLİ’ne. Bazen henüz çok küçük diye düşünsem de yaşamının ilk yıllarında bununla karşılaşması belki de onu daha disiplinli daha titiz yapar diye de düşünmüyor değilim. Avuntu elbette. Diyabet belirtileri böyle…

Biliyorum daha sıkıntılı rahatsızlıkların olduğunu ve bir sürü küçük yavrunun daha akılları bile ermeden anne babalarıyla beraber bunların mücadelesini verdiklerini. Hatta hastanede yattığımız günlerde orada diyabetten bulunduğumuzu söylediğimiz birkaç ebeveyn bana ve eşime keşke bizim de diyabet olsa dediğinde halime şükretmem gerektiğini daha bir anladım. Başa gelene katlanılıyor. Zaten bu alanda çalışmaların da yapıldığını ve hatta olumlu gelişmeler elde edildiğini de sürekli duyuyor ve okuyoruz. Umudumu hep korudum. Her ne kadar diyabetle arkadaş olarak yaşamayı öğrenmeye çalışsak ve ona zamanla alışsak da biliyorum ki bir gün onun bizi terk etme günü gelecek ve o zaman işte bir daha bizi muzdarip etmeyecek olan bu eski dostu, onunla bir daha inşallah köşe başında bile karşılaşmamak üzere el sallayarak geçireceğiz. Bunun yanı sıra onunla birlikteyken edindiğimiz o disiplinli yaşam şekli de ondan bize miras kalacak ve bu da daha bir düzenli hayat sürmemizi sağlayacak.

Takipçimiz : Melek Yener

  • Melek hanım merhaba
    Ağlattıız hepimizi ben 9 yaşındaydımki annemler geldi gözümün önüne.tuna çok güçlü bir birey olcak buna emin olun.ben hep iğnelerimi kendim yaptım.kıyamadm annemle babma hala iğnemi yaparken bakamazlar.güçlü olmak bize diyabetle verilmiş bi güç.sizi o kadar iyiy anladımki.
    Siz güçlü bir insansınız eşinizde destekciniz en önemlisi paşamızın böyle bir ailesi olması.ben hastanede yatarken ne boşvermiş anne baba gördüm inanamazsını.Ben buluşmada pasamızı cok sevemedim.bebeğimi yeni kaybettiğim için kendimi tutamamktan korktum.birdahaki buluşmada kankim tuna olcak 😀
    kendinize cok iyi bakın
    sevgiler

  • Emine hanım,
    Allah sabırlar versin güç versin.. bir dahaki buluşma gününü ayarlayıp haberdar edin lütfen… o günkü sohbete doyamadan kalkmıştık bizler de..
    görüşmek dileğiyle..

  • Merhaba,
    Melek hanımın yazısını ben de ağlayarak okudum, çünkü yaşadıklarımız bire bir aynı. Tek fark, benim oğlum 12 yaşındaydı, 850 ile hastaneye yatırmıştık. iğneyi elime ilk tutuşturduklarında (ki ben iki oğlumun aşı olurlarken bile yanlarında duramayan bir anneydim) hıçkırarak odadan çıkmıştım. Şimdi sadece gece iğnelerini ben yapıyorum. Oğlum dün 15 yaşını doldurdu, ilk günlerdeki sıkıntı ve acı biraz hafifliyor ama yüreğimin üstündeki taş hala yerinde. Tüm hayatımız ona göre, yediklerimiz, içtiklerimiz, bir yere gidişimiz/ gitmeyişimiz… Ama size kesinlikle katıldığım bir nokta var ki evet, sağlıklı yaşayacaklar. Alkol ve sigaradan uzak duracaklar, spor yapacaklar, yediklerine dikkat ettikleri için hep fit olacaklar 🙂
    Bunları yaşayanın tek biz olmadığımızı bilmek, birbirimizle paylaşmak ve destek olmak çok güzel. Bu fırsatı yarattığı için Esra hanıma da ayrıca teşekkürler, sevgiler.

    • Nazan Hanım Merhaba,

      Blogumuzun amacına ulaşması gercekten mutluluk verici. Artık birbirimizden daha çok şey öğreniyoruz, birbirimizin anlattiklariyla aglayip mutlu olabiliyoruz.

      Sevgiler

  • Sizi Tebrik ediyorum Melek hanim…Umarim o son sozleriniz “onunla bir daha inşallah köşe başında bile karşılaşmamak üzere el sallayarak geçireceğiz ” gerceklesir..
    Bende yazinizi okuyunca goz yaslarimi tutamadim , tutmakda mumkunsuz zaten.Evet ben diyabetli olmasamda bir diyabetli yakiniyim. Yegenim…Ablam o agri gunleri minik kiziyla yasarken ben yaninda olmadim belki,yurt disinda yasadigim icin..ama ama inanin onunla her gun ayni goz yasini doktum..sizi o kadar cok iyi anliyorum ki.Ama umudumuz hic bitemeyecek, o kadar caresiz hastaliklara care bulunmus ki, insaAllah bir gun mutlaka diyabet icinde care bulunacak..bir anne olarak sizde bu umudunuz kayb etmeyin, Benim ablam gibi 😉
    Tuna bebeyi operim gozlerinden.
    Sevgiler.

    P.S. bu arada Esra hanim ozlemisim yaa sizi bayaa..iyi ki varsiniz.

    • Meryem Hanım Merhaba,

      İnanın takipçilerimizden ve özellikle aktif olarak sizin gibi görüştüğümüz kisilerin eksikliğini hemen hissediyoruz.

      Ben de sizi özledim 🙂 .

      Sevgiler

  • bizde oğlumla kader arkadaşıyız.ben 8 yaşında oda 14 aylıkken şekerle tanıştı.oğlumun diyabetini ilk öğrendiğim gün hep aklımda aradan 4 yıl geçmesine rağmen yinede alışmaya çalışıyorum.Allah tüm minik diyabetlilere dayanma gücü versin.sevgilerimle…

  • elif hanım, merhaba,
    kendinizin ve oğlunuzun diyabet olduğunu belirtmişsiniz. hem de o da henüz çok çok küçükken tanışmış diyabetle. benden daha deneyimli olduğunuz muhakkak. peki bu şüreçte yaşadığınız sıkıntıları benimle paylaşır mısınız rica etsem. çünkü tunadan sonra gördüğüm en küçük diyabet hastası oğlunuz. hele şu son 1 haftadır biz o kadar perişanız ki anlatamam. mesela bu sbah 445 şekerle uyandı. 7 lantus 4,5 humalogtan sonra bile düzene sokamadık. acaba insülinler mi bozuldu diyorum ama buz dolabıbda da bozulmaz ki. her zaman yediği yemeği veriyorum, insülinini her zaman yaptığım gb yapıyorum gene de normal sınırlara çok zor giriyor. ben bu işten bir şey anlamadım. sizin oğlunuz da çok küçük lütfen bana deneyimlerinizden bahsedin….
    sevgiler..

  • Merhaba Melek Hanım,
    Bizim miladımız 13 aralık 2011.Oğlum Eren 2,5 yaşındaydı.6 ay önce bir kardeşi olmuştu.Sık sık altına kaçırmaya, azıcık hareket etse biraz yürüse yoruldum beni kucağına al demeye başlamıştı.Sürekli su içiyor sonra da altına kaçırıyordu Erenim.Bizse bunu hep kardeşe bağlıyorduk.Kıskanıyor, dikkat çekmeye çalışıyor dedik hep.zaman zaman kızdığım da oluyordu:özellikle su içiyor sonra da çiş yapıyor diye…Diyabet konusunda cahildik çünkü.Hiçbirşey bilmiyorduk ki hakkında?Şeker yaşlı insanların hastalığıydı..Benim doğum iznim yeni bitmiş bir haftadır işe de gidiyordum.Benim evde olmama alışmış, belki işe gitmeme de tepki gösteriyor olabilirdi Eren.Eşim izin almıştı o hafta Erenle ilgilenmek onunla vakit geçirip sözüm ona psikolojisini düzeltmek için.Hatta bir çocuk pisikoloğundan randevu da almıştık o hafta perşembe günü için.13 Aralık salı, saat 12:30 civarı..Telefonda eşimin sesi:’Buket hemen …hastanesine gel.Biz Erenle ordayız.Korkma Bişey yok ama gelmen gerek!’
    Eşim Ereni dışarı çıkarmış; kısa bir yürüyüşten sonra Eren ”baba ben kok yoyuldum kucaana al”demiş.Tabi bu arada soluk alıp verişi sıklaşmış.İlker soluğu hastanede almış, 475 şeker tabii keton da var.İlk müdaheleyi yapıp Erciyes Fakültesine yönlendirmişler.Ketoasidoz!Sonrası sizin anlattığınızla birebir aynı:şok, şaşkınlık,dinmeyen gözyaşları…Nasıl ve neden sorularına cevap arayışları?Kim olursa olsun iğne yapılırken bakamayan , kan görünce başı dönen ben kendi yavruma canımın içine iğne yapmam gerektiğini öğrendiğimde yaşadığım karmakarışık duygular!İğne bana her uzatıldığında gözlerim dolarak bundan sonrakini ben yapayım diyordum.Bir iki üç derken doktorlarla olan bu diyalogları duyan 2,5 yaşındaki bebeğim sanki bana yardım etmek cesaret vermek istercesine birgün iğne saati geldiğnde iğnesini yapacak olan doktora ‘hayıy annem yapsın’ dedi!! Anne lüffen sen yap diye ağladı.Ağlayarak ve biraz da korkarak yaptım iğneyi o gün.Ben iğneyi yaptıktan sonra Erenin il cümlesi ‘hiç acımadı ki anne’ oldu..Ve ben böyle başladım erenimin iğnelerini yapmaya…
    20 gün kaldık hastanede çünkü bir türlü kontrol altına alınamadı erenin kan şekeri.önce günde 2 iğne oluyordu.4 lü ile daha kolay olur düzenlenmesi denildi.4 aydır günde 4 iğne oluyor eren.6 kere deliyoruz minik parmaklarını..Karbonhidrat sayımına da başladık.ama 7 aydır bir türlü düzene sokamadık kan şekeri değerlerini… Ne yapmamız gerek, nereye götürelim bilemiyoruz.Eşimle şaşkın haldeyiz.Bu arada eşim de en az benim kadar belki de daha çok ilgili.Zaten diyabetle yaşam tek başına yapılacak birşey değil.Çok zor.
    7 ay sonra bugün soranlara alıştık diyoruz, kabullendik artık..Ama kabullenmek de alışmak da imkansız.Eren bu durumun geçici olacağını sanıyor.Birgün bana boşalan kalemini atıp dolaptan yenisini çıkardığımda ‘anne dolaptaki bütüüüün iğneler bitince artık iğne olmayacak mıyım’ diye sordu.Ne diyeceğimi şaşırdım.zaman zaman ‘hani siz bana …….. alırdınız, yerdim.Neden şimdi almıyorsunuz? diye soruyor.Bazen canı süt içmek istiyor mesela, şimdi olmaz oğlum biraz sonra diyoruz ‘ama ben şimdi içmek istiyorum’ diye ağlıyor.Ona uygun dille açıklamaya çalışıyoruz, ama bu hiç kolay olmuyor.Bunlar hepimizin yaşadığı şeyler aslında.Bunları hepimiz yaşıyoruz yaşayacağız.Allah hepimizin özellikle de yavrularımızın yardımcısı olsun.Yüce Rabbim yavrularımızı beterlerinden dermansız dertlerden korusun.
    Ben de umutluyum evet birgün hem de çok yakın tarihte birgün çocuk diyabeti tarihe karışacak.dilerim o güne kadar yavrularımıza iyi bakabilir onları diyabetin kötü taraflarından koruyabiliriz.
    Tunanın bir süredir şekerinin yüksek gittiğini söylemişsiniz.Bizlerin ayakta geçirdiğimiz farkına bile varmadığımız en küçük enfeksiyonda bile yükseliyor bu şeker değerleri.Tunayı bir çocuk dr na götürdünüz mü?Belki basit bir nezle grip vs bir durum sözkonusu olabilir.Biz böyle yapıyoruz.Sebepsiz yükselişlerde-3 gün sürmüşse eğer- çocuk dr umuza bir gidiyoruz.Bir enfeksiyon varsa o tedavi ediyor.yoksa Çocuk endokrine gidiyoruz ölçüm sonuçlarını yazdığımız ajandamızla.erenin şekeri de çok düzensiz seyrediyor.Ne zaman nasıl kontrol altına alınacak bilemiyoruz ve bu durum bizi çokkk üzüyor…
    Herkese geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum..sevgiler…

  • Facebook Yorumları

    Belinishaksu Ay: Cok zor Bi anne icin Bende ogluma yaptigim her olcumde her insulinde yuregime bicaklar saplaniyor Rabbim yar ve yardimcimiz olsun

  • Cevap Bırak