Anasayfa Tip-1 Diyabetimle Yollarda Paris’te Yılbaşı ve Hipoglisemiler

Paris’te Yılbaşı ve Hipoglisemiler

6 2.242 görüntüleme

imageParis’te yılbaşı ve hipoglisemiler yazısı sebebiyle tekrar hepimize yeni bir yıl diliyorum. 2014 umarım özellikle tip-1 diyabet adına yapılan her bir çalışma için verimli bir yıl. Bizlerin de kan şekerleri umuyorum ki hep hedef aralıkta gitsin 🙂 Biliyorum. Bunu isterken bile inandırıcı olamıyorum. Çünkü zor bir şey umuyorum.

Buraya yani Paris’e geldiğimizden bu yana yemek düzenine pek dikkat edemiyorum maalesef. Farklı bir kültür, mutfak ve dil.

Çoğu insan İngilizce bilmiyor. Ya da bize denk gelmedi. Bilenlerde de aksan problemi yaşıyorum. Ancak aksanı da tutturduk mu harika bir iletişim başlıyor.

Sabah kahvaltılarında kruvasan, Nutella, mısır gevrekleri, krep, reçel, marmelat var. Peynir nanıma bir tek çeşit var ama inanın midem kalktı yediğimde.  Ekmek konusunda sıkıntı yok. Beyaz ve çok tahıllı ekmek seçeneği olması güzel ama burada maalesef gözüm krep ve kruvasana gitti. Ve ben de çok tahıllı ekmeği rafa kaldırdım  🙂

Ara öğünler ise hep yanımızda. Ara öğünleri öyle ya da böyle yapıyoruz. Mesela 31 Aralık akşamı 2 adet macaron yedik. İyi bir yerden aldık ama inanın tadı damak çatlatıyor 🙂

Öğlen ve akşam yemeklerinde ise aşağı yukarı yemek istediklerimizi buluyoruz. Ama ağız tadı farklılıkları en üst seviyede. Baharat, eti marine etmek ya da tatlandırmak yok. Görmedim. Zaten yemek çok pahalı. Dünya para ödüyorsanız damağınıza da uymasını beklersiniz. Ama olmuyor.

Ben burada sık hipoglisemi yaşar oldum. Günde 3-4 kez oluyor. Çünkü çok yürüyoruz. Bu şehir çok düz taban bir ülke. Bir yerde yürümeye başladınız mı ummadığınız bir yerden çıkıyorsunuz. Oradan oraya derken kilometrelerce yol yürümüş oluyorsunuz. Kilometreden kastım 2-3 kilometre değil. 10-15 kilometreden bahsediyorum 🙂 Ve ben kaç gündür burada olmama rağmen en azından kan şekerimin düştüğü zaman aralığı neyse o saatteki bazallarımı düşürmeyi akıl edemedim. Aralarda diyorum ya; ‘Çok bilmenin de bir anlamı yok. Görüyorsunuz işte.’

Elimizdeki vişne ve üzüm suları ise yardıma koşuyor. İçerken inanın hem parasını düşünüyorum hem de bir sonraki hipoglisemi ataklarını düşünüyorum 🙂 Bu yazının resmini de saat ayarını yapmadığım glükometreden okuduğum kan şekeri değerim olarak seçiyorum. Bu sefer ise üzüm suyu içtim. Galiba ilk kez üzüm suyu içiyorum 🙂

Bu arada yarın Paris’te son günümüz. Gezmediğimiz yer kalmadı. Gezdik de gezdik.

Yarın akşam 19:45’te dönüyoruz. Sizlere hem tatlandırıcı hem de buranın yemek kültürünü İstanbul’a ve işe döndükten sonra yazacağım.

 

  • Esra Hanım,
    Bende çok aksan problemi yaşıyorum mesela ingilizce düşünebiliyorum ama konuşamıyorum 😀
    Ayıp ayıp Eşref abi hiç yakıştıramadık sana ne yürütüyorsun kadıncağızı 🙂
    Hayırlı yolculuklar.

  • Merhaba Esra hanım geçmiş olsun , Malesef ki Paris gibi büyük metropollerdeki , gezilecek yerler arasındaki mesefaler ve sıralar uzun olduğundan bizleri çok etkiliyor . Ben de özellikle paris de gezerken “dextro energy” markalı şekerlerden yanımda bulundurdum tam bir can kurtaran aman fazla yemeyin 🙂

  • merhaba esra hanım ya bu bi alet varmış omnıpod diye onun hakkında bilginiz varmı acaba ha birde ne güzel parise gitmişiniz yaramıştır inşallah ya gezmak gerçekten faydalı insan hasta olduğunu unutuyor ben gezeken aklıma bile gelmiyor

    • Necdet Bey Merhaba,

      Bloğumuzun ana sayfasının sağ üst köşelerine doğru site içi arama kısmına Omnipod yazarsanız bloğumuzdaki tüm Omnipod yazı ve videolarına ulaşabilirsiniz.

      Sevgiler

  • Cevap Bırak