Anasayfa Genel Bilgiler Yakını Olarak Bir Diyabetli’ye Alışmak

Yakını Olarak Bir Diyabetli’ye Alışmak

17 3.664 görüntüleme

Bu yazıyı bugün aklıma bir anda düşen ve düşündürmeye devam eden ”alışmak”  kelimesi nedeniyle yazmak istedim.

Esra ile tanıştığımda, insülinleri ilk defa buzdolabında gördüğümde, daha sonrasında yemek yediğimiz sırada kolunu dizine yaslayıp kalem ile insülin yaptığı zamanlardaki şaşkınlığım aklıma geldi.

 

Evet şimdi o şaşkınlığımdan eser yok. Gerçekten alıştım. Ama doğru olan şu an ki ruh halim ve düşünce yapım mı? Onu sorgulamak istiyorum biraz bu yazıyı yazarken.

TDK’ ya göre ”alışma”nın;

Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek, uyar duruma gelmek, intibak etmek, sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak, bağlanmak, ısınmak ve yadırgamaz duruma gelmek gibi tarifleri var. Alışma durumunda beni üzen ve sorgulama yapmaya iten de işte tam bu tarif, yadırgamaz duruma gelmek.

Esra diyabeti ile ilgili genelde çok çaba sarf ediyor. Düzenli bir diyabet yaşamı için öğrendiği her şeyi inanılmaz bir kıvraklıkla hayatına adapte edip kısa zamanda sonuçlarını görebiliyor. Ama hayatımda gördüğüm en garip hastalık olan diyabeti sürekli bir düzene sokmak ne mümkün. Kendisi de yazılarında hep bahsediyor ”her şeyi aynı yapmama rağmen  1 günüm 1 günümü tutmuyor” diye.

İşte bu süreçlerde bazen sanki her şey duruyor, ruhum bedenimden çıkıyor ve ben dışardan hem Esra’ya hem de kendime bakar buluyorum kendimi. O anlarda  Esra’nın çözüme ulaşma yolundaki çabası ve bu çabayı sarf ederken ki karışık ruh hali, benim ise  alışmış hale geldiğimi çok net gösteren donuk gözlerimle Esra’yı sadece izler halim.

Bu durum her diyabetli yakınına böyle olur mu? Süreç bunu getirir mi? bilmiyorum. Bildiğim bir şey var ise o da bu durumun hiç hoşuma gitmediğidir. Bu durum beni vicdanen çok rahatsız etti. İnsan beraber hayat paylaştığı insana karşı ‘vicdanlı’ olmak zorunda. Kendini onun yerine koymalı, onun yaşadığı sıkıntıyı hissetmeli ve ona göre hareket etmeli. Yazının başında da bahsettiğim alışmak durumunu fark ettiğimden bu yana her şeyi yeni görmüş havasına girmeye çalışıyorum. Diyabetle ilgili problemlerle daha da ilgileniyorum. Yavaş yavaş yadırgamaz duruma gelme olayını aşmaya çalışıyorum.

Zira bir evde bir kişi mutsuzsa herkes mutsuzdur…

Mutluluğunuza gölge düşürmeyin sevdiğinizle ilgilenin…

Sevgiler,

Eşref

 

  • VALLA EŞREF BEY,

    ESRA HANIM ÇOK ŞANSLI.

    SİZİN GİBİ HASSASİYETİ YÜKSEK BİRİSİYLE EVLİ OLDUĞU İÇİN, ZATEN ŞEKERCİLER ZEKİ OLUR BOŞUNA DEMEMİŞLER:.))))

  • ÇOK GÜZEL YAZMIŞSINIZ BENIMDE KARDEŞİM DİYABETLİ ONUN CANI SIKILACAK ÜZÜLECEK DİYE BİR ŞEYİ YAPMADAN ONCE 3 DEFA DÜŞÜNÜYORUM İLK BAŞLARDA NEDEN KARDEŞİM DİYE ÇOK AGLADIM AMA ZAMANLA ALLAH DAYANMA GUCU VERIYOR

  • Senin gibi bir eşe sahip olmanın avantajlarını yaşamak Esrayı biraz olsun içindeki karmaşadan uzaklaştırmaya yeter.O’nu anlayabilmen ve O’nunla yaşamı paylaşabilmek sevginin o yüce yüzünü göstermeye yeter kanımca.Sevgi böyle birşey işte karşındakini herşeyiyle kabullenmek.Ve sen bunu başarabilmişsin ne mutlu sana .
    Ben de 27 yıldır eşime,bu gün bile ,( herşeye rağmen) aşığım.
    Mutluluğunuz daim olsun…..

  • Gercekten muhtesem anlatım Hayatımızda boylesıne bırının varlıgı en buyuk oduldur hayatın bıze sundugu

  • merhabalar,dıyabetlı yakını olmak gerçekten cok ozverı ısteyen bırsey dıye dusunuyorum.benım esım de dıyabetlı oldugu ıcın bırbırımızı cok rahat anlayabılıyoruz.ıyıkı dıyabetlı ve anlayıslı bır kocam var:)sanslı bırı oldugumu dusunuyorum.dıyabetlı olmayan bırıyle evlenseydım nasıl olurdu hıc dusunmedım.ama esref bey sızı kutluyorum esra hanım cok sanslı.cunku bazı dıyabetlı eslerı bukadar hassas değıl.yazınız da super olmus.sevgıler:)

  • Eşref Abi,
    Gerçek manada şu anda ağlamak istiyorum.Sizin videoları anlayacağını bildiğim çevremdeki bazı insanlara izlettirdim, bir aile birbirini gerçekten anlayan iki kişinin, insan ilişkileri nasıl olur tam da kusursuz bir örnek demiştim.Bu yazıyı okurken ne kadar haklı olduğumu bir kez daha anladım.Hayatta bazı insanlar vardır gözünün içine bakman yeterlidir, işte AVCI ailesin ilişkisi buna en iyi örnek.
    Allah mutluluğunuzu bozmasın inşallah.

    Aslında çok zor değil şu hayatta bir başkasını anlamak.
    Yapman gereken tek şey, kendini onun yerine koymak.
    Acaba yerinde ben olsaydım, kim bilir neler neler yapardım.
    Dünyaları yıkar, kıyametleri koparırdım.
    Ya da hiç bişey yapmadan, oturup öylece ağlardım.

    Resim seçimi çok güzel.
    (donuk gözle bakmak mı sen İzmir’de olsaydın ki kardeşim Esma’nın Esra Hanım kan şekeri ölçtüğünde korku filmi görseydin 🙂 )

    • Hatice Hanım’ını yazının resmi ile ilgili yorumu (Hatice Hanım, resim altlarına yorum yapmıyoruz. Kimse oralara girmediği için yorumları görmüyor 🙂 )

      Arı maya çocukluğumun çizgi filmlerinden 🙂

  • Esra Hanım,
    İlk bakışta benim farklı biri olduğumu anlamıştınız.
    Resim altına yorum yapmak 🙂 bu da bana özgü bişey olsun. 😉

  • Eşref Bey

    Ne denirki bunun üstüne ağzınızdan bal damlamışşş.Resimde cuk oturmuş 🙂 bizde sizleri seviyoruz.İyiki hayatımdasınız, hayatımızdasınız..

    sevgiler….

  • Merhaba,

    2012-Eylül ayında biz de tanıştık diyabetle. Eşim de aşırı derecede ağız kuruluğu, uyku hali, geceleri sık idrar çıkma vs vardı. İlk gittiğimizde üç aylık ortalaması 12 civarı çıkmıştı, keton uyarısı vardı vs. (Allaha şükür şimdi 6 larda). Neyse Cemiyet Hastanesine gitmiştik ve hemşirelerin bize iğneyi nasıl yapılacağını gösterdikten sonraki ilk kendi yapmayı denediğinde eşim, ikimizde karşılıklı ağlamıştık. O duygu anlatılamaz bir duygu. Sevdiğiniz insan karşınızda, bir hastalığı var ve onunla yaşamayı öğrenmeye ilk adımı atıyor. Ve benim onu öyle gördüğüm günden sonra hayatım değişti, hayatımız değişti. Öncelikle diyabet onun hastalığı değildi, bizim hastalığımız. Ben de onunla diyabet için uygun olan yemekleri yiyorum, ben onunla o iğne yaparken yanında oluyorum, şekerini ölçtükten sonra şekerin kaç çıktı değil de şekerimiz kaç çıktı diye soruyorum. Çünkü onun şekeri değil, bizim şekerimiz. Eşref bey, bir diyabetli yakını olarak, duygu değişikliğinizi, duygu durumunuzu ve ruh halinizi anlayabiliyorum, yalnız değilsiniz ve eşlerimiz de yalnız değiller bu yolda.

  • Herkese Merhaba,

    Eşref bildiğiniz üzere yazar kadromuzda. Yazarlarımızdan biri olarak tip-1 diyabetli yakını olarak ara ara yazılar yazacak bize. Ve bu yazıya verdiğiniz tepkileri okuyunca Eşref’in kendisi zaten fenomen durumundayken yazıları daha da bir fenomen haline gelecek. Bağımlılık yaratacak 🙂

    Ben bu yazının altına öyle uzun uzadıya yazı yazmak istemiyorum. Ama şunu söylemem gerekir ki tüm diyabetli yakınları olarak biz tip-1 diyabetliler olmadan dönem dönem buluşmanız gerekiyor sanki. Sizlerin psikolojik durumu galiba bizden az da olsa kötü.

    Eşref ile ben ‘iyi bir yol arkadaşı’ olduk. Eşref candır, canandır 🙂

    sevgiler

  • Eşref bey merhaba,
    Sadece yazınızdaki resim olsaydı inanın sizi yine anlamış olurduk 🙂
    Kızım henüz küçük olmasına rağmen, olgun ve güçlü karakterli bir çocuktur. Küçük olmasının hem avantajı hem dezavantajı var. Avantajı disipline olmak durumunda (Her ne kadar zorlansak da) buna şimdiden alışması ilerde onun için iyi olacak. Dezavantajı bu yaşta bu zor hastalığı taşıması. Ben mi? Ben yanındayım, her zaman hep böyle yanında olacağım.

  • Bir şeyi açıklamak istiyorum. Son cümlemi sıradan gibi okumuş olabilirsiniz. İşin doğrusu Onu ben yutkunarak yazdım. Hayatım boyunca çeşitli sevinçler ve üzüntüler yaşadım. İçlerinde en derin ve büyük yaşadığım acı, kızımın hastalığını öğrendiğimde hissettiğim acıdır. Çok çaresizidim. kızımla beraber bütün o parmak delmeleri, iğneleri, diyetleri, eğitimleri kabullenmek zorundaydık. Şimdi Allah beterinden saklasın diyorum ve şuna inanıyorum samimi olarak; Ben onun yanında olmaya devam edeceğim fakat Bu hastalıktan yakın zaman da kurtulacaksınız, kızımda sizlerde.

    • Belkız Hanım;
      ben 13 yıldır tip 1 im.. kızınızın ve sizin gibi duyarlı yakınları olan diyabet hastalarının çok şanslı olduğunu düşünüyorum.. şu an bile kendi anneme babama ve benden 1.5 yaş küçük olan kardeşime hipoglisemi nedir şeker nasıl ölçülür düştüğünde ne yapılır deseniz size sanki nanoteknolojiden bahseden bir bilim adamı muamelesi yaparlar.. ha cahilliklerinden mi tabi ki hayır ama bununla ilgilenme gereği duymadılar.. çünkü ben benim hastalığımla hayatlarını doldurmalarını ve onlara muhtaçmışımcasına çaresiz bir kızları kardeşleri olduğunu histmelerini istemedim.. doğru yada yanlış.. ben bu şekilde olmasına izin verdim.. pişman mıyım??? tartışıyorum hala kendi içimde.. ama Esra hanım bana beklentisiz yaşamanın en acısız yaşam biçimi olduğunu empoze etti.. haklı da… beklenti varsa muhakkak hayal kırıklığı da var.. o nedenle insan kendi içinde her daim yalnız.. kızınız çok şanslı çünkü o hiç birşey demeden annesi onun adına zaten herşeyi düşünmeye çalışıyor.. ne mutlu… aynı şey Eşref bey için de geçerli… sağolsun ve sağolun… son birşey… herşey de bir hayır vardır… bu gerçekten çok doğru bir cümle… ben bu cümlenin doğrulğunu her nefesimde hissediyorum.. kader demiyorum yada Allah böyle yazmış napalım hiç demiyorum!!! çünkü insan hayatını kendi şekillendirir… seçimleriyle… ben diyabetli olmasam bu kadar duyarlı ve empati kurabilen bir kişiliğe sahip olabilir miydim bilmiyorum.. ewet bunun cezası günde 4 kez iğne yapmak mı olmalıydı diyebilirsiniz ama inanın bunda da bir hayır var.. diyabetli bir kişi dikkat ettiği sürece diğer hastalıklardan normal insanlara nazaran daha korunmalı oluyor… bununla ilgili birşey anlatıp konuyu kapatacağım.. zamanın birinde bir padişah varmış ve onun da sürekli her musibette yada her güzel olayda “vardır bunda da bir hayır” diyen bir veziri varmış.. günün birinde padişahın bir parmağı kopmuş.. veziri yine “vardır bunda da bir hayır” demiş.. padişahın artık canına tak etmiş.. “be densiz benim parmağım kopmuş bunda ne hayır olur” demiş… ve veziri zindana attırmış… aradan 7 yıl geçmiş.. padişah ülkenin tüm askerleri ve adamları ile savaşa gitmiş.. ormanda bir kabileye esir düşmüşler.. kabilede ki yabaniler insan eti yiyorlarmış.. ve en son padişah kalmış ama onu yememişler… çünkü kabilenin inanışlarına göre uzuv eksiği olan bir canlıyı yemezlermiş… padişah kurtulmuş ve ülkesine gitmiş.. gider gitmezde veziri zindandan çıkarmış ve ondan binlerce kere özür dilemiş beni affet demiş.. vezie yine ” vardır padişahım bunda da bir hayır demiş” . padişah: ” a vezirim 7 yıldır hapistesin aç kaldın yaralandın eziyet çektin hala daha hayır diyorsun” demiş.. bunun neresi hayırlı demiş.. vezir: ” eğer siz beni zindana atmasaydınız bende sizinle sefere savaşa gelecektim ve o kabile beni de yiyecekti.. bundan sonra ki kalan ömrümü de ben size borçluyum padişahım” demiş.. padişah ne diyeceğini bilememiş.. yani işin özü: başımıza gelen her musibetin altında bir hayır çıkabilir… bu bizim bakış açımızla alakalı… ne olur kızınız oğlunuz yada eşiniz anneniz babanız her kim hasta ise ona bunu hissettirmeyin ve siz de üzülmeyin.. siz üzülürseniz o daha çok üzülür ve olaya HAYIRlı tarafından bakın 🙂
      herkese mutlu mutlu ANlar…

  • Belkız Hanım bir anne olarak ben çok iyi anladım o son cümleyi inanın. Gerçekten çocuğunun hastalığı bir anne için çok zor. Rabbim bu mübarek günde dualarımızı kabul etsin ve yavrularımıza ve tüm hastalara şifa versin. Sağlıklı olanlara da sağlıklarının devamını inş.

  • Ayşe hanım,

    Çok haklısınız yalnızız insan olarak, hepimiz sadece bir can taşıyoruz. Fakat şuda bir gerçek, üzüntüler ve zorluklar paylaşınca azalıyor, sevinçler paylaşınca çoğalıyor. Aileniz oldukça şanslı aslında, hayata karşı sağlam duruşunuz buradan dahi hissediliyor. Buna inanın anneniz ve aileniz ihtiyaç hissettiğinizde yanınızda olacaktır, siz isterseniz.
    İlk zamanlar çok zordu. Şimdi biliyorum ve size katılıyorum, her şerde bir hayır var 🙂

    Hatice hanım,
    Amin. İnşallah.
    Göztepe S.S.K. ‘nın ilk katında Lösemili çocuklar var. Biz hastahanede yatarken, onları gördüğümde duygu durumum karışırdı. Hem onlara çok üzülür hem Şükre geçerdim hemen. Yüce Rabbim Bütün hastalara şifa versin.

  • Cevap Bırak

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.