Anasayfa Arşivler 2022

Yıllık Arşiv2022

2 1.564 görüntüleme

Merhaba ben Kübra Tamay,

30 yaşındayım.

22 yaşında, üniversiteden mezun olmama bir ay kala, tanı kondu.

Final sınavlarına giriyordum. O dönemde keşfettim Esra Hanım’ı. Dünyam değişti. Yalnız değilimi yaşadım, bilinçlendim. İyiki bu platformu kurmuş. 

2017’de evlendim. 2018 Ağustos’ta hamile olduğumu öğrendim. İlk düşündüğüm şey 5 hafta içerisinde şekerim nasıldı? Çok düştü mü, çıktı mı, bebek etkilenmiş midir?

Sonra doktor arayışına girdim. İyi bir doktor da buldum. 

İlk aylar önemli. Risk yüksek. Bizim için daha yüksek.

İlk kalp atışlarını duyduktan sonra biraz rahatladım. Fakat bundan sonra da her kontrole; “Ya kalbi durmuşsa.” korkusuyla gittim. Hareketlerini hissetmeye başladığım dönemde de; “Ya uzun zaman hissedemezsem.” diyerek korktum ağladım. Şekerim düşünce korktum, çıkınca korktum. Ani kayıp yaşama ihtimalim dile geldikçe 9 ay korkarak yaşadım.

Şekerimi kontrol altına almak hamilelikte daha zordu. Sürekli ölçüm yapıyordum. Doktor kontrollerimde endokrin uzmanına bu ölçümleri götürüp insülin dozlarımı güncellerdik. Her hafta hatta son zamanlarda 2-3 günde bir doz artışı istiyordu vücudum. Aşırı artmıştı insülin ihtiyacım.

39. haftada doğum başladı. Şekerim çok düşüyordu. Normal doğum riskine girmeden sezaryen oldum. Doğumdan hemen sonra tavan yapan insülin dozlarım anında düşmüştü. 

Sürecin zorluğu, korkulu endişeli halleri bitmiş ve bebeğime kavuşmuştum. 

İlk gün bebeğim uyanmakta zorlanıyordu. Şekeri düşük seyrediyor, yükselmesi için de beslemem gerekiyordu.

Doktor; hamilelikte insülin yüklemesi çok olduğu için böyle olduğunu, yoğun bakımda yatması gerektiğini söylediğinde çok çok çok daha üzüldüm, mahvoldum. Aynı zamanda enfeksiyonda kapmıştı. Ama ben onu farklı bir durum olarak göremiyor, 1 hafta hastanede yatacak olmasının sebebini kendimde görüyordum. Çok zordu duygusal olarak.

Bir hafta sonra evimize geldik. Her zaman sağlıklı bir insandan daha fazla endişeye sahiptim. Hala da sahibim. En ufak bir durumda şekerini ölçme gereği duyuyorum. Umarım sağlıklı uzun bir ömre sahip oluruz.

Benim hamilelik hikayem de böyleydi.

Herkese sağlıklı günler diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

0 1.183 görüntüleme

Tip-1 Diyabet Tecrübemiz / Doğum Günü

Ben bir doğum günü anımızı paylaşmak istiyorum . Çünkü kendi adımıza çok ders aldığımız bir gün oldu.

Doğum günü için hazırlık yaptık ve evden 40 dk uzaklıkta bir yerde plajda doğum günü yapacaktık.

Sensör kolundaydı ve okuyucu ile ölçüm yapıyorduk.

2 saat sonra çocuklar denizdeyken ölçüm yapmak istedim ve okuyucu bir anda suya düştü. Telefondan okutamıyordum. Çünkü NFC özelliği yoktu.

Parmak ölçümü için yanıma 2 adet strip almışım ve henüz pasta yenilmemişti.

Eve dönsek çocuğun resmen doğum günü mahvolmuş olacaktı. Resmen elim kolum bağlı kaldım orda . Tüm gün aşırı stres içinde geçti.

Göz kararı karbonhidrat ve doz ayarladım.

Diyabet teknolojilerine alışınca insan başka türlü nasıl yapacağım diye şaşırıyor. 

Günü sorunsuz tamamladık ama çok zordu.

Şu anda dışarıya çıkarken Libre’nin ve  okuyucusunun yedeğini bile yanimiza alıyoruz. Şarj aletlerine varana kadar .

Ne demişler; “Sen işini kış tut, yaz çıkarsa bahtına”. Tip- 1 diyabet; emek ve tecrübe işi resmen.

Esra Çopur – Tip-1 diyabetli annesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

1 1.153 görüntüleme

Öncelikle bu yazıya başlarken seneye üniversite sınavına girecek diyabetli akranlarıma başarılar dilerim.

Ben 12. sınıfa başlamadan önce diyabet tanısı aldım.

2020 yaz idi. O dönemde gerçekten çok zor dönemlerdi benim için. Ama diyabeti kabullendikten sonra işler yoluna girdi.

Üniversite sınavına ilk senemde dershaneye giderek hazırlanmıştım. Derslere çalışma motivasyonum diyabetten etkilenmedi. Denemelerde her zaman en iyi şekilde en iyi netleri çıkarmak için çabalıyordum.

İlk sene zorlandığım nokta kan şekerini yönetmek oluyordu. Sürekli 200 üstü hiperler ve 3 gün iyi 5 gün kötü şekerler… Bu durum da bir süre zorlamaya başladı ve sınava 3 ay kala dershaneyi bıraktım. Çünkü şekerimi ne yapsam kontrol edemiyordum.

Nisan ayında da 780 g kullanmaya başladım. Açıkçası işimi çok kolaylaştırdı son 3 ayda. Beslenme,egzersiz, ,nsülin üçlüsünü bir yapboz gibi düşünerek hiçbirini ihmal etmedim. Derslere planlı çalıştım her zaman.

Sınav başvuru sürecinden de bahsetmek isterim. Zaten ÖSYM sizden gerekli belgeleri kendi sitesinde açık açık yazmış. Ben sağlık engel bilgi formunu, dilekçe ve hastaneden sınav için  belge çıkartmıştım (Bu belgede hipoglisemi durumlarında ne yapılması gerektiği, tuvalet izni verilmesi gibi bilgiler yazar.).

Sınav haziran 27-28 tarihlerindeydi. Sınav sabahı kan şekerim iyiydi. Sınavdan önceki hafta da beslenmeme ek bir düzenleme yapmadım. Çünkü şu anda da beslendiğim gibi besleniyordum. Daha çok glisemik indeksi düşük, kan şekeri yanıtı hızlı olmayan gıdalar tercihimiz olmalı (Öğünler için.).

Sınav sabahı evden çıkmadan heyecandan ilk saat 180 i geçmişti şekerim. Sınav yerine gittiğimde ise şekerim 220 küsürdü. Kalem de götürmüştüm ve sınava da girerken pompayla ve kalemle girdim bir sıkıntı olmadı. Ek dozu yaptım ve sınava girdim ama sınavda ilk 30 dk verimim yüksek şekerden dolayı ve okulda yaşanan olaylardan dolayı düşmüştü. Ve elimden geleni ne olursa olsun yaptım ilk gün.

Sınavın ikinci günü daha sakindim. 100 şekerle girip 104 ile çıkmıştım.

İlk sene hukuk hedeflemiştim ama maalesef olmadı. Mezuna kalmaya karar verdim. İkinci sene meslek hedefimi  değiştirdim. Çok planım vardı ama öğretmenlik hedefledim. İlk seneye göre pompa ve sensörüm olduğu için biraz daha derslere iyi oldaklandım. Denemeler çözdüm. Kh sayımı yaparak kan şekerlerimi iyi götürdüm. Gerektiğinde khlarımı azalttım. Özellikle sınav zamanı yaklaşmaya başladıkça.

İkinci sene sınava girdim. Sakindim, heyecanım yoktu. Şekerim 120-170 arası gitti ilk gün. Sıkıntısız bir sınav günü oldu. İkinci gün de iyi gitti ve sonuçlar açıklandı. Geçen seneye göre puanımı yükseltmiştim.Sağlık bölümü yazmaya karar verdim ve İstanbul Aydın Üniversitesi Eczacılık Hizmetleri Bölümü’nü kazandım.

Şu an 1. sınıf öğrencisiyim ve her şey yolunda. Mezun olduktan sonra da diyabet koçluğu sertifikası alıp diyabetlilere yardımcı olmak istiyorum.

Diyabetli akranlarıma tavsiyelerim şunlar hiçbir zaman kendilerini soyutlamasınlar. Bizler de başarılı olabiliyoruz. Bizim diğer insanlardan farkımız sadece insülin hormonunu dışarıdan almak. Ellerinden geleni yapsınlar. Motivasyonlarını bozmasınlar. Diyabeti arkadaş gibi görsünler.

Diyabet iyi yönetildiği zaman hiçbir başarıya engel değil.

Ve son söz İnanmak başarmanın yarısıdır.

Cenker Kaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

2 1.046 görüntüleme

Tip-1 Diyabetimle Deneyimlerimi Paylaşıyorum

Tip-1 diyabet ismen tek bir zorunlu yaşamı tanımlasa da hepimizin tip-1 diyabeti yaşama şekli birbirinden farklı.

Hastayken şekerimizin nasıl gittiğinden hangi besinin şekerimizi nasıl etkilediğine kadar kendi içinde farklılıklar oluşuyor. Bazılarımız tip-1 diyabetli yaşamı çok zorlanmadan yönetirken bazılarımızsa çok zorlanıyor vs.

Bu sebeple de; tip-1 diyabet gibi zorunlu yaşam şekillerinde deneyim paylaşımı oldukça önemli.

Tip-1 diyabetli yaşamanızın hangi anıyla ilgili deneyiminizi paylaşmak istiyorsanız bana mail gönderebilirsiniz. Mailim: esra@diyabetimben.com

Mail göndermem zor olur derseniz de Diyabetimben’in Instagram hesabına DM de atabilirsiniz.

Mesela;

  • Üniversite sınavına hazırlanma deneyimini yazabilir gençler.
  • Evlenme sürecinde olan kişi, kişiler bu dönemde yaşadıklarını aktarabilir.
  • Hamile kalmaya karar veren kadınlar hamilelik öncesi ve sonrası deneyimlerini paylaşabilir.
  • Yurt dışı seyahatine çıkan kişi, kişiler hazırlık sürecini yazabilir.
  • Bir hastalık sürecini nasıl yönettiğini aktarabilir grip, Covid, ameliyat vb süreçler yaşayanlar.
  • Ya da anlatmak, deneyiminizle başkalarının hayatına rehber olmak isteyeceğiniz başka konular da olabilir.

Yukarıda da bahsettiğim gibi deneyimlerinizi esra@diyabetimben.com mailime mail atarak ya da Diyabetimben’in Instagram hesabına DM göndererek bana ulaştırabilirsiniz. Ben de sırayla deneyimlerinizi blokta yayınlarım.

İsminizi belirtmek istemiyor da olabilirsiniz. İstemiyorsanız da bunu bana yazabilirsiniz 🙂

0 1.549 görüntüleme

Yedi Buçuk Yıldır Tip-1 Diyabetli ve 1 Yıldır Da Anneyim

Adım Derya. 7 buçuk yıldır tip-1 diyabetli ve 1 yıldır da anneyim… Yaklaşık 2 buçuk yıldır pompa ve sensör kullanıcısıyım. Devlet memuruyum. 

Bu yazıyı aynı zamanda bugün 1 yaşına girecek olan İncim’in geleceğine bir mektup, siz diyabetlilere ithafen yazıyor ve sizlerle tecrübemi paylaşmak istiyorum. 

Diyabetle tanıştığımda 25 yaşındaydım. Diyabetimi öncelikle kabul edemedim her diyabetli gibi.

Diyabetle tanıştığımda tip-1 diyabet; şeker hastalığıydı benim gözümde ve tabi çevremdeki  herkes de benim gibi düşünüyordu. Sonra tecrübe ederek anladım ki ben hasta değildim. Diyabet benim sadece ve sadece yaşam tarzımı değiştirecek yol arkadaşımdı. Ve öyle olmak zorundaydı.

Bana söylenen hiçbir şey benim diyabetim üzerinde yaptığım uzmanlıktan değerli olmadı benim için. O zamanlar; “mercimek yut”, “ameliyat ol”, “ömür boyu mu sürecek?”, “vah vahhh ! Daha çok gençsin.”, “ayyy senin çocuğun olur muymuş?”, “Çocuğun da mı şeker hastası (!) olacak?”, “Bebeğine bir zararı var mı?”, “Ay o iğne mi!” gibi gibi söylemler her diyabetli arkadaşım gibi tabi ki beni de sinirlendiriyordu  (Hala emziriyor musun? Sütten bebeğe insülin geçiyor mu? Bebeğine bir zararı var mı? diyenleri duyuyorum.).

Diyabetle yaşamımın ilk yılları diyetisyenlerin verdiği standart diyete uyarak, hiç de esnek olmayan, son derece yıpratıcı porsiyon kontrolleri ile geçti. Saati saatine yemek yemeli hatta ve hatta her gün, istisnasız saat 07.00 de kahvaltı yapmalıydım. Bütün bunların sebebi henüz karbonhidrat sayımı eğitimi almamamdı. Eğitimi almamla birlikte esnek porsiyonlara, protein, karbonhidrat, sebze+meyve dengesiyle çok daha regüle bir kan şekerine geçmiştim… O yüzden tanıştığım diyabetlilere diyorum ki; “Kesinlikle karbonhidrat sayımını öğren ve mümkünse  insülin pompasına geç.”

Diyabetle bu şekilde yol alırken benim bir maratonum daha vardı. O da KPSS. 

Arkadaşım diyabet ile birlikte zorlu bu süreci de atlatmış ve atanmıştım.  Artık İstanbul’da yaşıyor, çok kıymetli doktorlarla ve hemşirelerle tanışma fırsatı buluyordum. Diyabetime güzel yatırımlar yapıyordum. Pompa ve sensör kullanmaya başlamıştım ve bir bakmıştım ki gerçekten ve gerçekten diyabet benim arkadaşım olmuştu. 

İnsülin kalemi kullanırken HbA1c seviyem istenilen değerde gitmiyor, 8 in altına düşmüyordu. Genellikle ve birçok doktor çok katıydı bu konuda kesinlikle. A1c değerim 6,5 in altında olmalıydı.

Pompa kullanmaya başladıktan sonra HbA1c seviyelerim 8-9 lardan önce 6,9’a, sonra da 6,1’e düşmüştü.Henüz yaklaşık 1 yıllık pompa kullanıyorken hamile olduğumu öğrenmiştim.

Hamileliğimi öğrendiğimde A1c 6,1 idi ve bu istenen bir değer aralığıydı. Güvenilir bir firmanın sensör kullanıcısıydım ve sensör benim için büyük destekti. Gebeliğimin ilk aylarında kan şekerim düşüyordu. Ona göre doz ayarlamamı yapıyor ve doktorumla iletişime geçiyordum.

Pandemi ile ilerleyen bu süreci evimde geçirmem, izinli olmam benim en büyük şansımdı.

Gebelikte ilk trimester biraz yorgunlukla geçti. Bulanmalar çok az ve nadirdi. Hiç yaşamadım ki bu bizim için problem olabilirdi. İlk trimesterda A1c seviyem 5,5 ‘ara düşmüştü ve gebeliğimin sonuna kadar 5,5-5,6’larda devam etmişti. 

Hipotroidim de vardı ve takibe devam ediliyordu. 

18-20. haftalarda insülin ihtiyacım artmış, kan şekerim yükselmeye başlamıştı. Gereken düzenlemeleri yapmıştık. Son trimesterda ise benim kan şekerim daha çok düşüşe meyilliydi.   Bunda yaz döneminde olmamın ve vücudumda oluşan ödemlerin etkisi olduğunu düşünüyorum. İlaveten şunu belirtmek isterim; “gebeliğimin başından sonuna kadar evde tansiyon kontrolümü yaptım.” Herhangi bir tansiyon şikayetim yoktu fakat özellikle de son trimesterda bu konu önem arz ediyor ve gebelerde son aylarda tansiyonun yükselmesi söz konusu olabiliyor. ama benim tansiyonum hep kendi normalindeydi. 

Hamile olduğumu öğrendiğimde 57 kiloydum… 73 kilo ile doğuma girdim ve kızım 3805 gr doğdu. (kilolardan bahsetme sebebim aklınıza takılabilecek iri bebek mevzusu.).

Doktorumla birlikte sezeryan kararı almıştık. Doktorum Maltepe Medicalpark Hastanesi’nde Doç. Dr. Mehmet Akif Sargın.

İlk taşıdığımda karar vermiştim doktorumun o olması gerektiğine. Bizi gebeliğim boyunca hiç strese sokmadı. Kendimi o kadar rahat ve huzurlu hissettim ki. Yapılması gereken herşeyi en doğru şekilde yaptı. 

Doğum için herşey planlıydı. Fakat bazı sebeplerden planlanandan 3 gün önce sezeryana aldı doktorum.

Çok başarılı geçmişti ameliyatım ve kızım sağlıklı bir şekilde doğdu. 

Benim diyabetli olmamdan kaynaklı doğumdan sonra kızımın da kan şekerine 2 saatte bir bakıldı ve sonuçlar hep normal değer aralığındaydı.

Doğumdan hemen sonra eşim pompa ayarlarımı doğumdan önceki doz ayarlarıma dönüştürdü. Bir gün önce günlük 100 ünite bolus+bazal iken doğumdan sonra 3 günlük toplam dozum 100 üniteydi. Siz düşünün gebelikte artan ihtiyacı. 

Sezeryan sonrası iyileşme sürecim her kadında olduğu gibi normal seyretti. Fakat emzirme döneminde doğumdan 55 gün sonra mastit sebebiyle hastanede 5 gün yattım ve bu süreç beni çok zorladı. Kan şekerim çok yüksek seyretti enfeksiyon sebebiyle.

Doğumdan birkaç ay sonra da kızımda besin alerjisi ortaya çıktı ve diyabetik diyete ilaveten emzirmemden kaynaklı allerjik diyet de yaptım… Tahmin edersiniz ki bu da biraz zorladı. Doğumdan sonra ilk aylarda çok fazla yeme isteği ve tatlı krizleri oluyor ve haliyle kaçamaklar. Doğum sonrası şekerlerde de düşüş olabiliyor. 

Ben size başka bişey daha anlatacağım. Gebeliğimde hastaneye gidip gelirken tesadüfen hastanenin diyabet hemşiresi ile tanıştım. Kendisi de tip-1 diyabetliydi. Tip-1 diyabetli bir gebe ile ilk kez tanıştığını söylemişti(Biliyorsunuz tip-1 diyabetli gebe sayısı sayıca az.). Kendisi de bebek sahibi olmak istiyor fakat korkularının olduğunu söylüyordu. Gebelik ve doğum sürecimi gözlemleyince kendisine umut olduğumu söylemişti. Artık kendisi de gebelik planları yapıyordu. Aşılama tedavisine başlamış fakat herhangi bir sebebten ötürü tedaviye son vermişlerdi. Gebe kalmasına bir engel vardı. O da stres. Benim sağlıklı bir doğum yaptığımı görmesiyle birlikte umutla dolduğunu söylüyordu. Ve ben doğum yaptıktan sonra onun da gebe olduğunu öğrendik. 

Bunları neden mi anlatıyorum? Birine umut olmak çok güzel şey… İnşallah bunları okuyan bir diyabetdaşıma da umut olabilirsem ve stresini azaltabilirsem ne mutlu bana. 

Şunu kesinlikle söylemeliyim. Gebelikte hiç mi hipoglisemi ve hiperglisemi yaşamadım? Tabi ki yaşadım. Fakat gebelikten önce diyabetimi çok iyi tanımış ve nerde nasıl müdahale etmem gerektiğini iyi öğrenmiştim. Kan şekerimin uzun süreli yüksek gitmesine izin vermedim. Kağıdı kalemi elime aldım oturdum. Her gün gidişatları değerlendirip bazal ve boluslarda düzenlemeler yaptım. Hemen hemen her gün doz ayarlaması girdim. Pompanın nimetlerinden faydalandım. Geçici bazal ve yayma bolusu aktif kullandım. 

Bana en büyük tavsiyen nedir diye sorarsanız; “Kesinlikle diyabetinizi iyi tanıyın ve zaman zaman diyabetle ilgili eğitimler alın, bol bol araştırın.”

Tip-1 diyabetli çocuğu olan annelere ve kendisi diyabetli olup anne olmak isteyen akranlarıma bu mesajlarım; “Biliyorum etrafınızda sayıca çok az tip-1 diyabetli gebe var… Siz de benim gibi tip-1 diyabetli bir gebe ile yakınen tanışmak ve ne yaşadığına şahit olmak istiyorsunuz. Ben şunu söylemek istiyorum size; biz tip1 diyabetliler çok güçlüyüz. Diyabetle geçirdiğimiz süre zarfında çok fazla sorunla karşılaştığımız için problem çözme becerisi yüksek kişileriz. Değerlendirmelerimizi iyi yaparız ve tabi ki anne olabiliriz. Yeter ki içimizdeki gücün farkına varalım ve yeter ki isteyelim…

Kucağınıza alınca onun minik ellerini tutunca ve sizle birlikte yaşama tutunmaya çalışan yavrunuzu koklayınca yaşadığınız herşeyi unutuyorsunuz ve dünyanız değişiyor…

En büyük destekçim eşime…ve doktoruma minnettarım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.