Anasayfa Arşivler 2017 Mayıs

Aylık ArşivMayıs 2017

26 5.396 görüntüleme

Tip-1 Diyabetli Olmadığınız Zamanları Hatırlıyor Musunuz?

Mayıs 2017. Ve 15 yıldır tip-1 diyabetliyim. Hayatımın tip-1 diyabet olmayan kısmını ise maalesef hatırlayamıyorum 🙁

Before Diabetes yani Diyabetten Önce başlıklı bir yazı okudum. Yazıyı okuyunca da ben de tip-1 diyabetimden önceki hayatımla ilgili neleri hatırlayıp neleri hatırlayamadığımı düşündüm.

Aslında tip-1 diyabetle kaç yaşında tanışırsak tanışalım hepimiz için bir dönüm noktası ve bir başlangıç oluyor. Ben buna yeniden doğuş diyorum 🙂 Tip-1 diyabet öncesi neleri hatırladığımı düşünmeye başladığımda da nedense tip-1 diyabetin belirtileri ve birkaç küçük anı dışında bir şey hatırlamıyorum. Sanki hep tip-1 diyabetliymişim gibi garip bir sonuç ortaya çıkıyor.

Ki biliyorsunuz ben şu an 34 yaşındayım. Ortalama 15 yıl önce tip-1 diyabetle tanıştım. 20 yaşıma kadar da anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise dönemlerinde ne kadar fırlama olduğum aklıma gelir. Kız arkadaşlarım yerine erkek arkadaşlarım ve mahalledeki erkeklerle oynadığımız oyunlar. Ama her anıda tip-1 diyabet belirtisi de ekleniyor. Mesela ortaokulda her sabah kola içerdim. Annem çok kızardı. Ya da o zamanlar tren ya da otobüs seyahatlerinde sürekli tuvalete koşturma halleri. Ya da İskenderun’daki evimizin son katta oluşu ve benim merdivenleri ufak adımlarla çıkışım. Ki öncesinde hoplaya zıplaya çıktığım merdivenlerdi bunlar. Okul çıkışlarında seyyar limonatacılardan aldığım ve bardak bardak içilen limonatalar, şalgam suları, limon dondurmalar, bicibiciler 🙂 Ki bu araba çok zayıf bir çocuktum. Annem kilo almıyor olmamdan çok yakınırdı. Algida’nın buz parmak ve kalem dondurmaları da gelir aklıma. Çoook yerdim çoook 🙂

Farkındaysanız yine anıları tip-1 diyabetle birleştiriyorum 🙂

Bu arada sadece bir abim var. Kardeşimiz yok. Çocukluk dönemimizden hep abim hastalanırdı. ben hiç hastalanmazdım. Hep abimde bir hastalık çıkacağı için endişe edilirdi. Ama bende tip-1 diyabetin çıkmasıyla tüm aileyi harika bir şekilde şaşırtmış oldum 🙂 Herkes de aynı yorumu yapmıştı; ‘Senin değil abinin hasta olmasını düşünebilirdik.’

Sanki hep tip-1 diyabetliyiz ve öncesinde hiçbir anı yok. Tip-1 diyabetten sonra hayatımızın çoğu değişiyor. Zaman planlaması, disiplin, bazen uykusuz geçen geceler.

Hatta iş hayatında aktif varsanız iş hayatınızda toplantılar, ajanda planlaması, iş planı ve hedefleri. Efsaneler yazarsınız. Ama yanınızda olan tip-1 diyabet sizden vazgeçmez. Bırakmak istediğiniz bir sevgili olsa da yapışmıştır 🙂 Bırakmaz 🙂

Before Diabetes yani Diyabetten Önce başlıklı yazının son satırlarındaki birkaç güzel cümleyi sizlerle paylaşmak isterim. Çok da hoşuma gitti. ‘Benim en güçlü ve en canlı anılarım diyabetle başlar. Ve yeni anılarımın çoğunda diyabet de vardır. Birçok harika ve önemli anılarım da diyabetten sonra oldu.’

Umarım tip-1 diyabetle tanışmadan önceye dair anılarınız halen canlıdır ve hatırlıyorsunuzdur.

3 2.547 görüntüleme

Tip-1 Diyabet Artık Hayatınızda

Aslında bu konuyu ara ara yazıyorum. Ki bizim için inanın çok önemli.

Tip-1 diyabetliyim diyebiliyor olmak. Kendimizi sürekli motive ediyor olmamız. Dışarıdan bize bakanlar gibi kendimize bakmamayı başarabilmek.

Tip-1 diyabetle yeni tanışan bireyler, aileler ya da çocuklar. Hemen hemen herkes o ilk çöküşü ve sorgulamaları yapıyor. Sonrasında anlamaya çalışma dönemi başlıyor. Aynı zamanda ‘bu bir hastalık ve mutlaka bir çaresi vardır’ demeler. Çare bulmaya çalışmalar. Maddi kayıplar, duygusal çöküntüler. Sonrasında doğru doktor ve diyetisyen ve hemşire. İnsülinsiz yaşanamayacağını öğrenme.

Eve gelindiğinde ise herkesin tip-1 diyabete alışması. Ev ortamının, beslenme şekillerinin, alışık olduğumuz yemek saatlerinin. Her şeyin değişimi. Sabah kalktığımız saatin ya da yatma saatlerimizin değişimi bile.

İşte tam bu noktada tip-1 diyabetli gibi bir yaşama entegre olma süreci başlıyor. Herkes tip-1 diyabetli olmaya başlıyor demek de doğru. Bir ara hatırlarsanız bahsetmiştim. Ailede birinde kronik bir durum başladığında birinci derece yakınlardan herkes onun gibi yaşamaya başlıyor. Bunu unutmayın. Aileden hemen hemen herkes tip-1 diyabetli oluyor.

Babalar bana kızacak. Eminim ama annelerimiz bu süreçte en büyük çöküntüyü yaşıyor. Bunu bilin. Görün. Ağlayan, uykusuz kalan, her türlü konforu sağlamaya çalışan yegane varlıklar onlar. Zaten babalık olgusu eve ekmek getirme üzerine kurulduğu için babanın çocuğuyla ilgilenmesi anneye oranla daha minimum düzeyde oluyor.

Diğer en önemli nokta ise tip-1 diyabete bir hastalık gibi bakılmaması gerekliliği. Hep söylediğimiz bir şey. Bu bir zorunlu yaşam şekli. Sistemde eksik olan bir şeyi yerine koyma çabası. İşte aslında her şey bunun üzerine kurulsa. İnanın tip-1 diyabetli hayatlar o kadar basite inecek ki. Tam anlamıyla kabullenme ve beraber yaşama becerisi. Bu olmadıkça olmuyor. İnanın.

Yeri gelmişken; biz eksik değiliz. Eksik olanı yerine koyuyoruz. Bu yapmak büyük beceri ister.

Aynı zamanda kendi kendimizi motive etme çabası. Sürekli sorunlara takılı kalmama. Ya da neyi nasıl çözeceğini öğrenme ve bilme. Tıp alanında üniversite bitirmemiş olabiliriz. Ama bir endokrin doktoru ya da diyabet diyetisyeni kadar hakim olmalıyız tip-1 diyabete. Bunu elde etmedikçe de sürekli birilerine sorma ve cevap bekleme ihtiyacı insanı aciz kılıyor.

Motivasyonumuzu bozabilecek faktörler mutlaka olacaktır. Komşumuz, akrabamız, iş arkadaşımız, ev arkadaşımız vs. Canınızı sıkanı hayatınızdan çıkarın. Çünkü siz ya da çocuğunuz önemlisiniz. Bir başkasını kayıp edip etmemek çok da önemli olmamalı.

Unutmayın; tip-1 diyabetli olmak ya da tip-1 diyabetli yakını olmak hayatın sonu değil. İyi öğrendiğiniz bir şeyden de korkmayın. O sizi değil, siz onu yönetin.

Görsel kaynak: yurielkaim.com

9 4.829 görüntüleme

İnsülin Pompasıyla Güvenli Bir Hayat İçin 12 Öneri

İnsülin pompası hayatımızı ciddi anlamda kolaylaştırıyor. Ancak her ne kadar bu kolaylaştırmayı sağlasa da teknolojik bir cihaz olması sebebiyle oluşabilecek tüm negatif ihtimaller için de dikkatli olmak lazım.

Ben okumadım ama yurt dışında yaşayan ve insülin pompası kullanan birinin oluşan teknik aksaklık sebebiyle hayatı son bulmuş. Aslında bu çok düşük bir ihtimal.  Ama hiç olmayacak gibi de davranmamak lazım.

Insulin Nation adında bir siteyi takip ediyorum. Orada tip-1 diyabetliler tarafından sorulan sorular ve uzmanlar tarafından verilen cevaplar beni bilgilendirdiği kadar eminim sizleri de bilgilendirecek.

Soru: İnsülin pompasıyla daha kontrollü bir tip-1 diyabetli hayat için neler önerirsiniz?

Cevap:

  1. Pil bitimine yakın pil değişimini mutlaka yapın. İnsülin pompaları genel olarak 3A pille çalışır. Energizer ya da Duracell markaları özellikle önerilir.
  2. Pompa gövdesinde ve kılıfında herhangi bir çatlak olup olmadığını kontrol edin. Herhangi bir sorun varsa insülin pompası firmanız ile iletişime geçerek durumu bildirin.
  3. İnfüzyon setini her 72 saatte bir yani 3 günde bir değiştirin.
  4. Hava kabarcığı, tahriş veya kanama olup olmadığını kontrol etmek için pompa rezervuar ve hortumuyla birlikte infüzyon setini yapıştırdığınız bölgeyi kontrol edin.
  5. Pompaya kayıtlı olan bazal, IDF, KH/İnsülin oranlarınızı ara ara kontrol edip bir yere not edin. Doğru olduğundan emin olmak için kayıtlarınızı değerlendirin.
  6. Eğer yeni bir pompaya geçmişseniz eski pompanızdaki verilerinizle yeni pompadaki verilerinizin doğruluğundan emin olun.
  7. Pompanızda teknik bir problem olması ihtimaline karşılık evinizde mutlaka kısa ve uzun etkili insülin kalemleri olsun. İnsülin pompası kullanmadan önce kalem kullandığınız döneme ait kısa ve uzun etkili dozlarınızı da kayıt edin ki pompanızın bozulma durumunda insülin kalemiyle süreci kontrol altına alabilsiniz. Bu arada ben hiç hatırlamıyorum desem yeridir 🙂
  8. İnsülin pompasında sistem arızası olma olasılığına karşı geçerli pompa ayarlarınızın yazılı kaydını mutlaka tutun.
  9. Acil bir durumda ne yapılması gerekeceği ve acil tıbbi iletişim numaralarını kolay erişilebilecek bir yerde tutun ve bu yeri aile üyelerinize bildirin.
  10. Kan şekerinizi ölçtünüz ve anormal derecede yüksek çıktı. Bu durumda kan şekerinizi düzeltmek için IDF (insülin duyarlılık faktörü) oranınıza göre insülin pompanızdan ek doz insülin gönderin. Bir-iki saat içinde tekrar kan şekerinizi kontrol edin. Yine yüksek çıkarsa, insülin pompanızın setini değiştirin ve insülin kalemiyle ek doz yapın. Müdahalenizin işe yarayıp yaramadığını görmek için kan şekerinizi yakından takip.
  11. Yüksek kan şekeri düzeyleri için kanda veya idrarda keton testi yapabilmek adına keton şeritler satın alabilirsiniz.
  12. Eğer sürekli glikoz monitörü yani CGMs kullanıyorsanız aşırı kan şekeri dalgalanmalarına hızlıca müdahalede bulunmak ve tip-1 diyabetinizi daha iyi yönetmek için CGMs uyarı ve seslerini duyabileceğiniz şekilde ayarlayın.

Teknoloji harika bir araçtır ama bazen bizi başarısız sonuçlarla karşı karşıya bırakabilir. Riski oldukça az olmakla birlikte bizi yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgide tutabilir. Bu sebeple teknolojiye güvenirken kontrolü de elden bırakmamak gerekmekte.

5 6.347 görüntüleme

Ultra Hızlı Etkili İnsülin FIAsp Tecrübeleri

Diyabet teknolojileri gelişirken kullandığımız insülinlerin de gelişmesi gerektiğini artık biliyoruz. Diyabetli olmayan bireyler insülin üretimini hızla yapıp kandan da hızla çıkmasını başarabiliyorlar. Bu olay oldukça ama oldukça kısa sürelerde oluyor.

Daha önce Ultra Hızlı Etkili İnsülin FIAsp Avrupa ve Kanada’da Onay Aldı başlıklı yazımızda sizlere FIAsp hakkında bilgi vermiştik.

Londra’da FIAsp kullanmaya başlayan bir tip-1 diyabetlinin sosyal medya paylaşımlarını da görünce paylaşmadan geçmek istemedik. Şu anda Londra’da eczaneler kanalıyla alınmaya başlanmış 🙂

Yemek yemeye başlamadan 2 dakika önce yapılması, yapıldıktan sonra da 20 dakika içinde yemek yemeye başlanması gerekmektedir.

FIAsp’ enjekte ettikten ya da insülin pompasından gönderdikten 1-3 saat sonra maksimum etkiye sahip olurken etkisinin 3-5 saat arası sürdüğü belirtilmiş. Bu cümleden de anlaşıldığı üzere FIAsp insülin pompası kullanan bireyler için de uygundur.

Özellikle yemek yedikten sonraki tokluk kan şekerinin tam anlamıyla regüle olmasında oldukça başarılı olduğu vurgulanıyor.

QqLNADG-1

Sosyal medyada FIAsp’ı kullanarak tecrübelerini paylaşan Tim, Krispy Kreme’in Lotus donutını yemiş. 47 gr kh için 4,7 ünite insülin yapmış. Yukarıdaki görselden tüm gidişatı görebilirsiniz. Yemeden 10 dakika önce insülini yapmış. Yine yemeden önce kan şekeri 128 mg/dL gibi olan kan şekeri, yedikten 15 dakika sonra 168 mg/dL, 3 saat sonra da 132 mg/dL olmuş. Ve 3 saatin sonunda da FIAsp’ın artık kalmadığını da IOB’nin (Insulin on board_ Aktif insülin) 0,55 ünite olması ile anlıyoruz.

pKE16vl-1

Aynı besini Novorapid ile deneyen Tim, insülini 30 dakika önce yaptığında yaşadığı hipoglisemi anları oluyormuş.

sBO0z5g-1

Yine yukarıdaki görselde görebileceğiniz üzere 12:05’te 1 ünite insülin almış Tim. 75 dakika sonra kan şekerinin ani düşüşü, sonra düz bir çizgi gibi gitmeye başlayıp 145 dakika sonra da düşük bir ivmeyle kan şekerinin yükselmesi şaşırtmış. Çünkü FIAsp’ın klinik çalışmalarına biraz ters bir tecrübe yaşadığını belirtiyor. Ancak farklı gün ve öğünlerde bu durumu tekrar tekrar test edeceğine vurgu yapıyor.

Diğer hızlı etkili insülinlere göre ultra hızlı etkili insülin olan FIAsp’ın hızının daha iyi olduğunu tecrübe ettiğini söylüyor.

Biz de Tim’in yeni tecrübelerini sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz ama insülinlerin hızı ultra hızlı olup, hızla çalışıp, görevini yapıp ve aynı hızla vücuttan çıkmasını sabır ve umutla bekliyor olacağız 🙂

Bu arada yine umarız Novonordisk Türkiye de hızla Türkiye’ye getirir 🙂

 

 

25 12.917 görüntüleme

Mayıs 2017 İtibarıyla Türkiye’deki Şeker Ölçüm Sensörleri

Abbott

Abbott Türkiye’nin Free Style Libre’yi Türkiye’ye getirdiğiden ve Mayıs ayı sonu itibarıyla satışına başlayacağından dün Libre, Mayıs’ın Son Haftası Türkiye’de Satılmaya Başlıyor başlıklı yazımızda sizlere bahsetmiştik.

Libre, bilindiği üzere bir FGM’dir. Yani rakamsal olarak anlık ölçüm yapan bir sistemdir.

Libre iki ana aparattan oluşur. Biri receiver yani kumanda, diğeri ise sensördür. Kumanda sensöre yaklaşınca şeker değeri okunur ve kumanda üzerinden şekerinizin kaç çıktığını görürsünüz.

Libre’yi alırken başlangıç paketi olarak satın alırsanız yurt dışı fiyatı olan 170 Euro’nun Türk Lirası karşılığını ödüyor olacaksınız. Başlangıç paketinde 1 adet okucu ve 2 adet sensör bulunmakta. Ve her sensör 15 gün kullanım ömrüne sahip.

Dexcom

Dexcom ise bilindiği üzere bir CGMs’tir. Yani sürekli glikoz ölçüm sistemidir. Ve yapay pankreas çalışmalarına kullanılır.

Dexcom Türkiye’de Medsalus firması tarafından satılıyor.

Dexcom 3 ana aparattan oluşur. Transmitter, sensör ve receiver.

  • Sensör 7 günde 1 kez değiştirilir. Bazı kullanıcılar bu süre bitince sensörü tekrar tekrar tanıtarak 3 hafta 4 haftaya kadar kullanmaktadır. 4’lü 1 kutu sensörün maliyeti 1.400 TL.
  • Transmitterin kullanım ömrü ise ortalama olarak 1 yıldır. Siz Dexcom kutusu içerisindeki transmitter bölümünden transmitteri çıkarır çıkarmaz ömründen yemeye başlar. Bu sebeple Dexcom o an takılmayacaksa transmitter yuvasından çıkarılmamalıdır. Maliyeti ise 2.300 TL’dir. Ömrü bitince yenisini almak gerekir.
  • Kumanda ise kırılana, bozulana kadar kullanılan bir aparattır. Tüm ölçüm sonuçlarınızı kumanda üzerinden görüntüleyebiliyorsunuz. Kumandanın maliyeti 2.800 TL’dir.

Dexcom’un başlangıç paketinde 4’lü 1 kutu sensör, receiver ve transmitter bulunuyor. Maliyeti ise Mayıs itibarıyla 6.500 TL. Döviz kuruna göre değişiklik göstermekte olduğunu da belirtelim.

Medtronic

Medtronic’in sensörleri bilindiği üzere bir CGMs’tir. Yani sürekli glikoz ölçüm sistemidir.

Medtronic’in sensörlü pompalarla çalışan Enlite G2 link sensörü varken yakın bir zamanda Guardian Connect olarak pompa olmadan da kullanılabilecek bir sensör çıkardığını sizlerle İki Farklı Diyabet Teknolojisi / Two Different Diabetes Technologies başlıklı yazımızda paylaşmıştık.

Enlite G2 Link Sensör Medtronic’in sensörlü pompası olan Veo modelinde ve yapay pankreasa giriş teknolojisi olan Medtronic 640G’lerde kullanılmakta. Her 1 sensörün maliyeti 97 TL.

Guardian Connect ise sensör ve transmitterden oluşuyor. Ve pompaya bağlı olmadan tek başına kullanabilen bir sensör.

Sensörden alınan şeker değerleri transmitter ile iPhone’daki Guardian Connect uygulamasına gidiyor ve sonuçları telefonda uygulamadan görüyorsunuz. Ve Dünya’nın neresinde olursanız olun ve sonuçları kiminle paylaşmak istiyorsanız gösterebiliyorsunuz.

Guardian Connect kullanırken sensör ömrü 6 gün. 6 günde sensörün değişmesi öneriliyor. Ama Dexcom’da da bahsettiğimiz gibi kullanıcılar 6 günün sonunca sensörü tekrar tanıtıyor ve aynı sensörle devam edebiliyorlar.

Guardian Connect’in başlangıç paketinde 5 adet sensör ve Guardian Connect transmitteri bulunuyor. Başlangıç paket fiyatı 3.000 TL.

Ardından da 5li 1 kutu sensöre ayda 485 TL ödüyorsunuz.

Hatırlarsanız Kasık 2016’da Dexcom, Libre ve Medtronic sensör kıyaslaması yapmıştık. Aralarındaki teknolojik farkla neler vs diye de Dexcom, Libre ve Medtronic Enlite Sensör Kıyaslaması  başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Eminim Türkiye’de bu sensör teknolojilerinden en azından birini ya da ikisini tecrübe etmiş kişiler vardır? Sizce hangisi daha başarılı? Siz hangisini kullanıyorsunuz?

Bu arada hangi teknolojiye karar vermek istiyorsanız bizce detaylarını yukarıda paylaştığımız linkten okuyun, 2 yıllık maliyet hesaplaması yapın ve hangisini almak istiyorsanız onu alın.