Anasayfa Arşivler 2014 Eylül

Aylık ArşivEylül 2014

0 18.091 görüntüleme

Ara ara bazı hap bilgileri sizlerle paylaşmanın faydası olacağını düşünüyorum. Kendi bilgilerimi de yenilemiş olurum 🙂

İnsülin:  Pankreasın langhergans adacıklarının beta hücrelerinden salgılanır. Kandaki şekerin (glikoz) fazlasının karaciğerde (glikojen olarak) depolanmasını sağlar. Böylece kan şekerini düşürür. İnsülin salgılanamazsa kan şekeri çok artar, idrarda bile şekere rastlanır.

İnsülin az salgılanırsa kanda şeker miktarı artar. Ve halkın tabiri ile ‘şeker hastalığı’ oluşur.

Glukagon: Pankreasın alfa hücrelerinden salgılanır. Kas ve karaciğerdeki glikojenin, gerektiğinde kana geçmesini sağlar. Böylece kan şekerini yükseltir. İki öğün arasında ve karnımız acıktığında çok salgılanır.

Glukagon salgısında da dengesizlik söz konusudur. Kısaca biz tip-1 diyabetlilerde pankreasın sadece beta hücrelerinin rezervinin bitmesi sorun değildir. Glukagon salgısında da sorun olduğu için uzun açlık sürelerinde ya da hipoglisemi ataklarından sonra fazla salgılanıp kan şekerimizi beklenenden fazlaca yükseltebilir.

0 3.298 görüntüleme

Bir su bardağı taze sıkılmış nar suyunun;

  • 6 adet nar içerdiğini,
  • Ya da 12 adet elmayla aynı olduğunu,
  • Ya da 150 adet kiraza,
  • 120 adet eriğe,
  • 36 adet kaysıya eşit olduğunu biliyor musunuz?

Taze sıkılmış olsalar bile meyveyi meyve olarak, bütün haliyle tüketmek her zaman daha sağlıklı ve kan şekerinin gidişatı anlamında da daha iyi olur.

Sadece tip-1 diyabetli bireyler için değil bu nasihat, diyabetli olmayan bireyler için de oldukça önemli bir nasihattır :)

0 2.550 görüntüleme

DİYABET TABLOSU NASIL OLUŞUYOR?

PROF. Dr. Temel Yılmaz, “Diyabet bir ensülin hormonu hastalığıdır” diyor ve devam ediyor: “Vücutta ensülin hormonunun hiç bulunmaması veya bulunmasına rağmen hücreye girmesinde ve kullanılmasında oluşan engel nedeniyle ortaya çıkan klinik tablo kişide diyabet olduğunu gösteriyor. Bütün canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyuyor. Otomobillerde benzinin görevi neyse canlılarda ve insanlarda da biyolojik yakıt glikozdur. Glikozun hücreye girmesi, okside olması ve yanması sonucunda ortaya enerji çıkıyor.

KAN ŞEKERİ DÜZEYİNE DİKKAT

Ortaya çıkan bu enerji, hücre ve organizmaların bütün işlevlerini sürdürmesine yardımcı oluyor. Glikozun, vücudun yüzde 99.6 oranında enerji kaynağı olduğu belirtiliyor. Bu nedenle organizma, vücuttaki enerji kaynağının seviyesini hep belli düzeyde tutuyor. (Açlıkta 80 mg/dL altına indirmiyor, toklukta ise 140 mg/dL’nin üstüne çıkarmıyor.) Vücut, kan şekerini bu düzeyler arasında tutmak için çok önemli kontrol sistemleri oluşturuyor. Kandaki şekerin hücreye girmesi ancak hücrede insülin hormonunun varlığı halinde gerçekleşiyor. Ensülin hormonunun hücreye girmesinde bozulma olduğu zaman (bu olaya ensülin direnci adı veriliyor) kandaki şeker hücreye giremiyor, kanda birikiyor ve tokluk kan şekeri yükseliyor. Diğer taraftan hücreye giremeyen ve açlık hormonu olan ensülin de kanda birikiyor.

KONTROLSÜZ GIDA ALIMI RİSKLİ

Bu sorunu yaşayan kişilerde daha çabuk ve daha şiddetli açlık atakları meydana geliyor, tatlı krizleri ve açlığa tahammülsüzlükler başladığı için ortaya kontrolsüz ve fazla gıda alımı nedeniyle kilo alma tehlikesi çıkıyor. Diğer taraftan kanın yoğunluğu kan şekerinin yükselmesine bağlı olarak artınca kalp-damar dolaşımında sorun olmaması için devreye koruyucu mekanizmalar giriyor. Hasta çok su içerek ve sık idrara çıkarak kanın yoğunluğunu normal düzeyde tutmaya çalıştığı için biriken fazla glikozu idrar yoluyla atıyor. Sonuçta ortaya çok su içme, çok idrara çıkma, ağız kuruluğu, sürekli acıkma atakları ve kilo alımıyla karakterize diyabet tablosu çıkıyor.”

DİYABETİN EN HIZLI GELİŞTİĞİ ÜLKELER

Diyabetlilerin yaklaşık yüzde 80’i az ve orta gelir seviyesindeki ülkelerde yaşıyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini kapsayan bölgede her 10 erişkinden 1’inin diyabetli olduğuna dikkat çekiliyor. 2013 yılı rakamlarına göre 20-79 yaş arası erişkin nüfusta diyabetli sayısının en yüksek olduğu ülkeler arasında; Çin, Hindistan, ABD, Brezilya ve Rusya bulunuyor.

EN KORKULAN ÖZELLİĞİ HIZLANMIŞ DAMAR HASARI

Diyabetin en korkulan özelliğinin erken ve hızlanmış damar hasarı olduğu belirtiliyor. Bu hasarlanmaya bağlı olarak; gözlerde ve böbreklerde bozukluk, ayak sinirlerinde ise nöropati gelişiyor. Hastalıkta yüksek tansiyon, kalp damar hasarı, beyin damarlarında tıkanıklık ve ayak damar hasarları gibi sorunlara da rastlanıyor. Diyabette diğer önemli sorunun, hastaların, bu organların bozulma sürecinde uzun yıllar boyunca hiçbir şikâyet yaşamamaları olduğu belirtiliyor. Kan şekerleri yükselmesine rağmen hastalar genellikle kendilerinde bir değişiklik görmedikleri için bu bulguları önemsemiyor ve bu durum diyabetik organ bozukluklarının hızlanmasına neden oluyor.

2013’TE 5.1 MİLYON KİŞİ DİYABETE BAĞLI NEDENLERLE YAŞAMINI YİTİRDİ

 2013 yılında dünyada 20-79 yaş arası grupta yaklaşık 5.1 milyon kişinin diyabete bağlı nedenler yüzünden yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor. Bu sayı bu yaş grubunda tüm nedenlere bağlı ölümlerin yüzde 8.4’ünü oluşturuyor. Tahmin edilen bu oran, çeşitli enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin toplamına benzer boyutta gerçekleşiyor. Diyabete bağlı ölümlerin yaklaşık yarısı (yüzde 48) 60 yaş altındaki diyabetli popülasyonda görülüyor. Türkiye’de ise 2013 yılında 20-79 yaş arası nüfusta 60 bin kişinin diyabete bağlı nedenlerle yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor.

BACAK KESİLME RİSKİ 25 KAT FAZLA

Diyabetli olmayanlarla karşılaştırıldığında, diyabetli kişilerde ampütasyon (bacak kesilme) riskinin 25 kat yüksek olduğu belirtiliyor. ABD’de diyabet nedeniyle yılda yaklaşık 70 bin ampütasyon gerçekleştiğine dikkat çekiliyor.

45 YAŞ VE ÜZERİNDEKİLER DİKKAT!

Diyabet açısından riskli grubun erken tanısı için 45 yaş ve üzerindeki herkesin (özellikle de fazla kilolu kişilerin) değerleri normal çıksa da mutlaka 3 yılda bir glikoz yükleme testi veya tokluk kan şekeri ile incelenmeleri gerekiyor. 45 yaş altında fazla kilolu kişilerden belirtilen risk faktörlerinden en az biri olanların diyabet açısından daha erken yaşta tetkik edilmeleri öneriliyor. Prof. Dr. Temel Yılmaz, “Diyabeti mutlaka ‘diyabet öncesi’ (gizli şeker) veya ‘erken klinik dönem’ adı verilen dönemde yeni ortaya çıktığında saptamak gereklidir” diyor ve hastalığın önleneceği tek dönemin preklinik (gizli şeker) dönem, tek yöntemin ise çevresel faktörlerin kontrolü olduğunu söylüyor.

KONTROLSÜZ DİYABET YAŞAM SÜRESİNİ KISALTIR!

Diyabetli hastaya sıklıkla diyabete eşlik eden hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği ve koroner kalp hastalığı gibi risk faktörleri eşlik ettiği için yaşam süresini sadece kan şekeri ayarına göre hesaplamanın çok zor olduğu belirtiliyor. Uzun yıllar takip edilen çok merkezli, geniş tip 2 diyabetli serisinde yapılan çalışmadan yola çıkılarak hazırlanan bir cetvelde diyabet süresi 5 yıl olan, sigara içen, hipertansif (sistolik kan basıncı 180 mmHg), kan yağları yüksek ve HbA1c’ si yüzde 10 olan 55 yaşındaki bir erkek hastada beklenen yaşam süresi 13.2 yıl olarak tahmin edilirken sigara içmeyen, sistolik kan basıncı 120 mmHg, kan yağları iyi HbA1c’ si 6 olan hastada bu süre 21.1. yıl olarak hesaplanıyor.

3 3.837 görüntüleme

1 su bardağı taze sıkılmış meyve suyunu daha çok vitamin içerdiğini ve daha yararlı olduğunu düşünerek bir dikişte, gözümüz kapalı içebiliyoruz.

Peki bir su bardağı taze sıkılmış portakal suyunun;

  • 6 adet portakal içerdiğini,
  • Ya da 6 adet elmayla aynı olduğunu,
  • Ya da 75 adet kiraza,
  • 60 adet eriğe,
  • 18 adet kaysıya eşit olduğunu biliyor musunuz?

Taze sıkılmış olsalar bile meyveyi meyve olarak, bütün haliyle tüketmek her zaman daha sağlıklı ve kan şekerinin gidişatı anlamında da daha iyi olur.

Sadece tip-1 diyabetli bireyler için değil bu nasihat, diyabetli olmayan bireyler için de oldukça önemli bir nasihattır 🙂

2 2.238 görüntüleme

Diyabetimben.com Digital Health Summit Turkey’e Katılıyor yazımızda sizlerle 17-18 Eylül’de İstanbul Park Bosphorus Hotel’de gerçekleşecek Dijital Sağlık Zirvesi’nden bahsetmiştim. Diyabetimben.com olarak da davetli olduğumuzu da biliyorsunuz.

Dijital Sağlık Zirvesi her sene bir kronik hastalığı gündemine alacak. Bu yıla konu olan kronik hastalık ‘diyabet’. Ancak ben Diyabet Oturumu’nda sadece tip-1 diyabetten ve diyabetimben.com’dan bahsedeceğim. Sunumum hazır. Her şey yolunda giderse güzel bir sunum olacağa benziyor.

Ekran Resmi 2014-09-15 22.09.40Diyabet Oturumu’nda kimlerin olacağına dair detayları yandaki ekran görüntüsünde görebilirsiniz. Özellikle tip-1 diyabetliler için fark yaratmaya çalışan bir ekip ile beraber olacağım.

Önemli şirket ve kurumların sponsor olarak katıldığı bir organizasyonda bulunmak, tip-1 diyabet ve diyabetimben.com’dan ve her şeyden önemlisi diyabetimben.com’daki sizlerden bahsetmek apayrı bir mutluluk olacak.

Toplantı katılımı maalesef ücretli.  Ancak 18 Eylül Perşembe günü 14:00-14:40 arasında gerçekleşecek Diyabet Oturumu’nu http://www.pozitiftv.com/dhs/ linkinden ücretsiz ve canlı izleyebilirsiniz.