Anasayfa Genel Bilgiler Diyabet Tedavisinde Umut Vadeden Gelişme ‘Nano Parçacık Ağı’

Diyabet Tedavisinde Umut Vadeden Gelişme ‘Nano Parçacık Ağı’

7 3.156 görüntüleme

20130515161052-0-300x239Hatırlarsanız Barış Bey Nanoteknoloji Diyabetle Mücadelede Yardımcı Olabilir yazısında detaylıca MIT’deki çalışmadan bahsetmişti. Şimdi de Türk Haber Kaynakları’na düştü bu haber.

Umarım umut vadeden bir çalışma olur.

Kan şekeri yükseldiğinde kendiliğinden insülin salgılayan nano parçacık ağı geliştirildi.

Bilim adamları, diyabetli hastalarda, kan şekeri  seviyelerinin yükseldiği durumlarda kendiliğinden insülin salgılayarak, şekerin  tekrar normal seviyelerde kalmasını sağlayan bir nano parçacık ağı geliştirdi.

Vücuda şırınga edildikten sonra, kendiliğinden insülin salgılayarak  yükselmesi halinde kan şekerinin normal seviyelere inmesini sağlayan nano ölçekli  (metrenin milyarda biri) parçacıklardan oluşan ağ, hayvanlarda başarılı sonuç  verdi.

Araştırmacılar, katı insülin çekirdeği, modifiye edilmiş dekstran ve  glükoz oksidaz enzimlerinin karışımından elde edilen söz konusu ağın, farelerde  kan şekerinin 10 güne kadar varan sürelerde normal seviyede kalmasını sağladığını  gözlemlediklerini belirtti.

ABD’deki North Carolina Eyalet Üniversitesi, Chapel Hill’deki North  Carolina Üinversitesi, Massachusetts Institute of Technology yüksekokulu ve  Boston Çocuk Hastanesi’nden araştırmacılar tarafından yapılan çalışma, Doç. Dr.  Zhen Gu’nun başında bulunduğu bir ekipçe hazırlanan bilimsel tebliğle bilim  dünyasına tanıtıldı.

Gu, vücuda şırınga edildikten sonra insülin salgılamak suretiyle karşılık  vererek kan şekeri seviyelerini etkili bir şekilde denetleyen “akıllı” bir sistem  geliştirdiklerini söyledi.

“Bu teknoloji, sağlıklı insanlardaki glikoz seviyelerindeki  değişikliklere insülin salgılayarak cevap veren pankreas organının faaliyetini  taklit eden etkili bir ‘kapalı döngü’ sistemi yaratıyor” diyen Gu, insanlar  üzerinde klinik deneylere geçilmesi konusunu değerlendirdiklerini kaydetti.

Kan şekeri olarak da adlandırılan glikozun, dolaşım sisteminden alınarak  vücuttaki hücrelere nakledilmesini “insülin” adı verilen hormon sağlıyor. Ancak  bu hormon, tip 1 diyabet hastalarının vücudundan yeterli miktarda üretilmiyor. Bu  nedenle vücutta kan şekerinin normal seviyelerde kalmasını sağlamak için  hastalara insülin şırınga edilmesi gerekiyor.

Ancak insülin şırınga edilmesinin acılı bir işlem olması hastaları  rahatsız eden bir problem olarak ortaya çıkıyor. Ayrıca insülin dozu seviyesinin  belirlenmesindeki güçlük ve gereğinden fazla veya az alınmasının ayrı ayrı sağlık  sorunlarına yol açması, bu tedavinin önündeki diğer bir önemli problemi  oluşturuyor. (Kaynak;samanyolu internet haber, 4 Mayıs 2013)

 

 

 

  • İnşallah! en yakın zamanda kullanıma başlanılabilecek bir aşamaya gelinir, 10 gün çok önemli bir adım.

  • İnanıyorum, bu illete bir çare bulunacak yakın zamanda… O kadar çok ve hızlı çalışmalar yapılıyor ki… Sonuçta en az kanser ve hatta ondan çok daha yaygın ve sinsi bir hastalık diyabet. Diyabet olduğundan habersiz yaşayan o kadar çok insan var ki…Dünya da bunun farkında. Diyabet çığ gibi geliyor. Bu sebeple bence araştırmalar hızlandı ve de yoğunlaştırıldı…Haydi hayırlısı diyorum. Umutla bekliyoruz.

  • YANLIŞ ANŞILMASIN!…
    Ne zaman bu ve buna benzer bi haber okusam ya ABD ya da İNG. oluyor bu tarz yeni buluş keşifler, icatlar.Ha bizde yok mu var, var tabi, mesela ASELSAN Mühendislerinden Müh. Hüseyin BAŞBİLEN, Müh. Evrim YANÇEKEN.Hüseyin BAŞBİLEN Pentagon’dan özel davet almasına rağmen gitmemişti.
    ” 2. dünya savaşı sırasında NAZİ’leri yıkan adam Lewinski yönettiği bir ekip enigma şifreleinin kırılmasını sağladı.1939 yılına gelindiğinde Varşova’daki şifre bürosunda çalışan elektrikli altı bomba yüz kişinin işini yapıyor ve yaklaşık iki saatte o günkü anahtar kelimeyi ortaya çıkartabiliyordu.”Marian Rejewski’nin bunu yaptığı ve bu ekibi yönettiği yaklaşık 25 yıl sonra anlaşıldı.25 yıl boyuncu bu adamı ve ailesini ve çevresini korunduğunu kimse bilmiyordu.
    Biz icat yapacak adamları buluyoruz orda sorun bereketli topraklar üzerinde yaşıyoruz çok şükür, ama koruyamıyoruz, sonra neden beyin göçü oluyor.
    Yahu bu şartlar altında beyin göçsün mü, çöksün mü?
    Dr.Eda CENGİZ hoca da iyi ki gitmiş, sizler gibi bende büyük hayranıyım, buralarda kalsa devlet hastahanesinde şiddete maruz kalabilirdi.Aşağılık kopleksine sahip biri değilim, Dr.Ömer ÖZKAN’da dünyada bi ilki gerçekleştirdi, bi Türk vatandaşı olarak gurur duydum üstelik kendi ülkemde, kendi hastahanemizde.
    Bunu nasıl yapabildiğini bir de ona sormak gerek.
    Adamın saçları neden bu kadar çabuk beyazladı 🙂
    Herkese iyi geceler.

    • Hatice hanım;
      Türk olduğum için gerçekten gururluyum Atatürk sayesinde.. ama bu lafın içi öyle boş ki.. dediğiniz gibi beynini kullanmayı başarabilen insanların beyinlerini kullanabilecekleri bir beyin fırtınası yaratmaya izin vermezse bu beynini kullanamayan tırnak içinde beyinsiz insanlar, beynini kullanmak yada kullanmamak seçeneklerinden siz olsanız hangisini seçerdiniz?? yazınızdan da anladığım üzere elbette ki kullanmayı.. emin olun bende ama ben gidemedim şeker engel oldu vesaire ama gidenleri asla kınamadım bazıları gibi.. kınamam da.. toplumsal geleceğimizin sağlığı, ferahı ve elbetteki yaşam kalitesi için bireysel başarılar gerekir yani buluşlar icatlar.. yoksa tıpkı şimdilerde olduğu gibi bir asalakçasına özentilikli bir yaşamın kuklası oluruz..
      adamın saçları bizim bu ülkenin olmayan bürokrasi ve demokrasi anlayışından beyazlamıştır eminim ki…
      saygılar…

  • Ayşe Hanım,
    Aynı şeyi farklı kelimelerle söylüyoruz.
    Kesinlikle size katlıyorum adamın saçlarını işlemeyen bürokrasi beyazlattı.
    Saygılar bizden efendim.İyi geceler.

  • Cevap Bırak

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.