Anasayfa Arşivler 2016 Haziran

Aylık ArşivHaziran 2016

3 2.119 görüntüleme

Yazıyı tip-1,5 diyabetli arkadaşım birkaç gün önce paylaştı 🙂 Linke tıklamamıştım ama bugün linke gidince sevimli köpek fotoları beni güldürdü 🙂

Yıllardır özel eğitimli köpeklerin diyabetli bireylerin hipoglisemi anlarında onları uyardıkları konuşulur. Ancak sebebi tam olarak belirlenmemişti.

Cambridge Üniversitesi MRC (Medical Research Council=Medikal Araştırma Konseyi) Enstitüsü Metabolik Cerrahi Birimi bunun cevabını buldu. Yanıt ‘izopren’ maddesi 🙂

hucmmukexi8mm8quphcnDiyabetli bireylerin kan şekerleri düştüğünde yani hipoglisemi yaşadıklarında ağızlarından bir koku yayılır. Bu kokuyu oluşturan etken madde izopren maddesi. Bu maddenin kolesterol üretimin bir yan maddesi olarak bilinmekte.

Araştırma çalışmasına 8 tip-1 diyabetli kadın katıldı.  Ve kan şekerleri bilinçli ve kontrollü olarak düşürüldü. Kütle spektrometrisi yöntemi kullanılarak hipoglisemi anındaki vücuttaki kimyasalların durumuna bakıldı. Ve izopren maddesinin hipoglisemi anında arttığını ve hatta bazı anlarda iki katına çıktığını gözlemlediler. Bu anlarda da özel eğitilmiş köpekler diyabetli sahibinin hipoglisemi yaşadığını anlıyor ve onu ya da yakınlarını uyarıyor. Bu kokuyu biz insanlar elbette anlayamıyoruz.

Bu sonuçtan ve araştırmadan yola çıkarak özellikle hipoglisemi anları için sensör teknolojisi geliştirilmesi planlanıyor.

Son olarak özellikle gece hipoglisemileri için yurt dışında bu tarz eğitimli köpekler diyabetli bireylerin hayatında. Ve yine özellikle çocukları tip-1 diyabetli olan aileler hem hayvan sevgisi hem de bu özel durum için eğitimli köpekler beslemekte.

Yardımcı kaynak: http://gizmodo.com/we-finally-know-how-dogs-sniff-out-diabetes-1782670434

NOT: Yazıyı Facebook ya da Twitter gibi sosyal medya kanallarında paylaşın. Alttaki Facebook, Twitter, Google+ ya da Pinterest butonlarına tıklamanız yeterlidir.

7 1.522 görüntüleme

Sevgili Esra Hanım,

Bir süre önce insülin pompam bozuldu. Panikle size yazmıştım ne yapacağım diye.  Medtronic demo bir pompayı hemen ulaştırarak sorunumu çözdü. Yeni pompa alabilmek için 2 gün boyunca  devlet hastanesinde akıl almaz bir mücadele vermeme rağmen heyet raporumu  alamadım.

Özel hastaneden rapor çıkarılamaz zannediyordum. Dün öğrendim SGK anlaşmalı olanlardan alındığını. Bugün hemen Acıbadem’deki özel Diyabet Hastanesi ’ne gittim. Size bu hastaneden söz etmek için yazıyorum bu mesajı.

Çok düzenli, temiz, medeni bir hastane Diyabet Hastanesi. Diyabet doktoru, göz doktoru ve diyabet hemşiresi ile muhatap oldum. Hepsi de işinde uzman, bilgili ve çok yardımseverler.

Raporumu çıkardım, muayenelerimi oldum. Eksik tahlillerimi yaptırdım. Diyabet hemşiresi kendisi de pompa taşıyan bir tip-1 diyabetli. Fiyatları da fena değil. Amacım reklam değil. İki gündür çektiğim işkenceden sonra burası öyle mutlu etti ki beni.

Size de bir bilgi olsun istedim.

Sevgi ve saygıyla.

Zeynep Ferda Kantur

NOT: Yazıyı Facebook ya da Twitter gibi sosyal medya kanallarında paylaşın. Alttaki Facebook, Twitter, Google+ ya da Pinterest butonlarına tıklamanız yeterlidir.

10 1.638 görüntüleme

Hipoglisemi anları bazen bizler için gerçekten de zorlu olabiliyor. Özellikle hipoglisemiden dolayı uykudan kalkamamışsak ya da aniden baygınlık geçirmişsek GlucagenHypokit bizlerin hayatını kurtarıyor.

Araştırmalara bakıldığında uykuda yaşanılan hipoglisemilerin oranı daha fazla. Gün içinde ayakta olduğumuz için hipoglisemiyi hissedip ya da kan şekerimizi ölçtüğümüzde düşükse gerekli müdahaleleri yapabiliyoruz. Baygınlık noktasına zor geliyoruz.

1 1.505 görüntüleme

Sevgili diyabetli seker dostlar 🙂 Malumunuz Salı gununden itibaren diyabetimben.com da bir köşe açıldı ve yazmaya başladım.

Sevgili Esra Avcı ile iki diyabetli oturup bir yemek yiyelim dedik ve yaklaşık 6-7 saat civarı neredeyse mekan kapanana kadar sohbet ettik. Malum iki diyabetli yanyana gelince hikayeler bitmiyor. Kendisi dünya tatlısı, hoş sohbet, deneyimli, tecrübeli, sıcak kanlı bir insan. Buradan bize yazdıkları ile tanıdık sevdik samimiyetine inandık ancak yakından da tam olarak böyle biri. Böyle bir platformu bize sunduğu için hatta ve hatta bunu düşünüp hayata geçirdiği için kendisine tekrar ve tekrar teşekkür ederim. O ve güzel düşünceleri iyiki var.

Bugün biraz 16 yıllık diyabet sürecimde yaşadığım bir kaç detayı sizlerle paylaşmak istedim.

Orta sona giderken başlayan bu durumun bana verdiği sıkıntılar elbette fazlasıyla oldu. Düşünsenize orta okuldan bahsediyorum henüz daha 10 yaşındayken bir çocuk bu yükü nasıl taşıyabilir derken bir diyabet kampına gittim. Orada iki yaşındaki bebeklerin “anne iğne” dediğini gördüğümde dedim ki Serra 10 seneni çok güzel geçirdin,gezdin, tozdun yedin, içtin peki ya onlar ne yapsın? Bu görüntüden sonra hep feyz aldım. Peki ya sen bu durumda olsaydın kendine hangi şikayetlerde bulunacaktın? Orta okul sürecim bu anlamda biraz sıkıntılı geçti. Sen iğne oluyorsun arkadaşların “aaaa o ne? Bunu neden kendine yapıyorsun? Acıyor mu? Neden bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yok da senin var?” Gibi soruların ardı arkası hiç kesilmedi. Kaldı ki o yaşta onlara nasıl bir cevap verebilirdim ki? Ben biliyor muydum acaba tüm bu soruların cevabını? Hani derler ya Allah sabrını veriyor heralde benimkiside öyle oldu. Çünkü hala daha bu soruların cevabını tam olarak bilmiyorum. Çok sorguladım neden ben diye ama bunun bir çözüm olmadığını anladım. Sor…sor… İstediğin kadar sor aklına mantığına uymadığı sürece bir cevap bulamayacaktım.

Gel zaman git zaman büyüdüm. Arkadaşlarım da alıştı artık bana 🙂 Allah’tan liseye aynı okulda devam ettimde başka arkadaşlarıma da bu durumu açıklamak durumunda kalmadım 🙂 Bir önceki yazımda bahsetmiştim bir dönem hastanede yattım, midemi üşüttüğüm için iğnemi olmadım diye. Hani derler ya bir askerlik bir de hastane anıları unutulmaz diye 🙂 Askerlik yok ama unutulmayacak hastane anılarım var benim 🙂 25 şişe serumum, yoğurt kaplarında idrarlarım, 6 kişilik odada çeşitli sebeplerden yatan teyzelerim ve refakatçilerim. İnanmazsınız belki ama hala o dönemden kalma görüştüğüm kişiler de var hala 🙂

Hayat güzel yaa gerçekten önce kendinizi sevin 🙂 İnsan zamanla büyüyor işte.. Yemek yiyemediğim için yapmadığım insülinlerin cezasını bir ay hastane koridorlarında çektim. Ama bir daha böyle bir şey yapmamam gerektiğinide sağlam bir tecrübeyle sabitledim 🙂 Artık hiç bir şey yemek istemiyorsam bile almam gereken karbonhidrat kadar az da olsa insülin yapıyorum. hastaden çıkmak için yapmış olduğum türlü türlü oyunlardan sora artık çıkabilirdim ordan 🙂 artık insülin kalemlerime daha da sıkı sarılmıştım. İnanır mısınız ola ki kalemlerimi unutayım resmen sanki 5 parmağımdan biri yok gibi hissediyorum. Dışarı mı çıkıyorum; kimliğimden önce iğnelerim diyorum, onlar varsa tamamdır:) İşte böyle dost olduk biz şekerle.

Dün rutin kontrollerim için doktoruma gittim. Bana dedi ki; “Serra’cım hastalık yoktur hasta vardır”!!!! Eskiden dese belki anlamazdım ama şuan çok net anlıyorum! Ben iyi bir hastayım. Ve hastalık olarak kabul etmemeyi de ben seçtim. Hba1c 6 çıktı. İdrarımda glukozum negatif çıktı. Başardığımı görmek beni dahada hırslandırıyor. Neden olmasın ya aniden hiç ummadığım bu hastalık bir gün yine hiç ummadığım anda gidiverecek belkide:) ( şaka yapıyorum ya tabiki gitmeyecek) o kadar da hayalperest değilim. 🙂 🙂 🙂 Kendimle dalga geçmeyi öğrendim. Buda sanırım daha güçlü yapıyor beni 🙂

Bol şekerli günler herkese 🙂

Serra Koçak Algül

NOT: Yazıyı Facebook ya da Twitter gibi sosyal medya kanallarında paylaşın. Alttaki Facebook, Twitter, Google+ ya da Pinterest butonlarına tıklamanız yeterlidir.

Görsel kaynak: http://www.nkfu.com/cocuklarda-seker-hastaligi

2 4.210 görüntüleme

İlayda’yı hatırlıyor musunuz? 1 yıldır tip-1 diyabetli.  Tip-1 Diyabet Hikayeni Paylaş – İlayda’dan Geldi yazıyı okumanızı öneririm. Biz de diyabetimben.com vesilesiyle tanıştık 🙂 Zaten blog aracılığıyla o kadar kişiyle tanıştık ki. Her birinin hayatımızdaki yeri ayrıdır.

İlayda ile evlerimiz oldukça yakın. Ara ara da görüşüyoruz. Erkek arkadaşı (hakimlik sınavını da kazandı 🙂 ) Yusuf, İlayda’nın tip-1 diyabet sürecinde kendisine çok destek oluyor. Yakınlarımızın bu destekleri zaten bizler için çok önemli. Olumlu yaklaşımları olduğu sürece daha güçlü oluyoruz 🙂

Yusuf’un dün doğum günüydü. İlayda bana diyabetik pasta nereden alabileceğini sorunca ‘gel bizde yapalım’ dedim 🙂 Ve böylece Pazar günü iki tip-1 Diyabetli mutfağa girdik 🙂

Pastanın ismi Yusuf’un Pastası 🙂 Başka bir adı da olmamalı zaten. Yusuf’a özel yaptık.

MALZEMELER VE YAPILIŞI

Keki İçin

  • 265 gram Slimini Diyabet Un: Yüksek lif içerdiği için 40 gr kh içeriyor.
  • 3 yumurta: Karbonhidrat içermiyor.
  • 1,5 paket kabartma tozu: Karbonhidrat içermiyor.
  • 1 paket vanilya: 5 gr kh
  • 1 tepeleme tatlı kaşığı kakao
  • 10 adet kuru hurma: 75 gr kh
  • 1 su bardağı süt: 10 gr kh
  • 1 yemek kaşığı yoğurt: Saymadım
  • 1 tatlı kaşığı eritilmiş tereyağı: Karbonhidrat içermiyor.

Kreması İçin

  • 1 su bardağı süt: 10 gr kh
  • 2 yemek kaşığı Chia Tohumu: Lif oranı yüksek olduğu için saymıyorum.
  • 1 su bardağı fındık: Saymıyorum. Zaten yağlı bir kuruyemiş.
  • 8 adet kuru hurma: 60 gr kh
  • 1 tepeleme yemek kaşığı kakao: Karbonhidrat içermiyor.
  • 1,5 paket kaymak: Karbonhidrat içermiyor.
  • 1 çay kaşığı Hindistan Cevizi Yağı: Karbonhidrat içermiyor.

Süslemek İçin

  • 10 adet vişne: 100 gram tartı ağırlığındaki yaklaşık 23-25 adet vişne 15 gr kh içerir. Biz 10 adedi 7 gr kh saydık.

IMG_024010 adet hurmanın çekirdeklerini çıkarıp 1 çay bardağı süt ile rondodan geçirdik. Başka bir kapta 3 yumurta ve vanilyayı mikser ile köpürtene kadar çırptık. Üzerine kabartma tozu, yoğurt, 1 çay bardağı süt, tereyağı ve kakaoyu döktük ve karıştırmaya devam ettik. En son un ile hurma karışımını ekledik. Kelepçeli fırın kabına koyduk ve önceden ısıttığımız fırında 30 dakika kadar pişirdik.

Kek pişerken chia tohumlarını süt ile şişirdik. Jöle kıvamını elde ettik. Rondoda ise fındıkları çektik. üzerine hurma, kakao, kaymak, hindistan cevizi yağı ve sütlü chia tohumu karışımı ekledik ve rondodan geçirmeye devam ettik.

Fırından çıkardığımız keki de ortadan ikiye kesip yaptığımız bu kremanın bir kısmını pastanın ortasına yaydık. Üzerine çekirdeklerini çıkardığımız vişneleri koyduk. Kekik üzerini kapadık. Ve her yerini kalan krema ile kapadık. Üzerine de şekil olsun diye kakao eledik. 3 vişne de ortasına koyduk. Pastanın kenarı da süslü olsun diye hindistan cevizine buladık.

IMG_0243Dolaba koyduk. Dondurucuya değil.

Yaklaşık olarak toplamda 210 gr kh içeriyor bu pasta. Pastayı 8 e bölün. Her bir koca dilim pasta 26-27 gr KH içeriyor. Hem sağlıklı, hem de rafine şeker içermiyor.

Tip-1 diyabetli olsanız bile mutfakta gayet sağlıklı yiyecekler yapabilirsiniz 🙂

Az önce de haber geldi. İlayda ve Yusuf pastayı yemiş. İyi olduğunu hatta bombeee olduğunu söylüyor İlayda 🙂 🙂

NOT: Yazıyı Facebook ya da Twitter gibi sosyal medya kanallarında paylaşın. Alttaki Facebook, Twitter, Google+ ya da Pinterest butonlarına tıklamanız yeterlidir.