Anasayfa Arşivler 2020 Ekim

Aylık ArşivEkim 2020

21 15.442 görüntüleme

Bu Yazı Tip-1 Diyabet Teşhisi Alan Bireyler ve Ailelerine Gelsin

Diyabetimben.com Türkiye’de özellikle tip-1 diyabet (şeker hastalığı) ile ilgili bilgi ve tecrübe aktarımını kesintisiz yapan ve organizasyonlar düzenleyen bir blog aslında. Ancak bana gelen telefonlar, mesajlar ya da mailler sadece blog olarak yola çıkan bu portalın dokunduğu insanları da düşündüğümüzde blogtan da öteye gittiğimizi göstermekte.

Özellikle yeni tip-1 diyabet teşhisi alan ya da insülin pompası, şeker ölçüm sensörleri hakkında bilgi almak isteyen herkes bir şekilde bana ulaşmaya çalışıyor. Ya da tip-1 diyabeti geçiren şu bitki ya da su ya da kür varmış diye bana ulaşanlar. Ya da tip-1 diyabeti çözdüğünü söyleyerek dünya para almaya çalışan ‘sözde sağlık uzmanları’.

Her telefona, maile, telefon mesajına ya da WhatsApp mesajlarına dönüş yapmaya elimden geldiğince çalışıyorum. Umarım geri dönüşlerim bir fayda sağlıyordur.

Görüşmelerimi düşündüğümde bu yazıyı yazma gereği hissettim. Aynı zamanda tip-1 diyabet teşhisi alan ailelerin de artması bu yazıyı yazmama sebep oldu.

Bu sebeple özellikle yeni teşhis alan birey ve ailelerine söylemek gerekecek çok fazla detay var.

  • Teşhis alındığında lütfen üzerinizdeki o şoku “hızla” atlatın. Eminim çok zor olacak. Ama şunu bilin; siz ya da çocuğunuz ya da yakınız ölümcül bir hastalığa sahip değil.
  • Elbette üzüleceksiniz ama her zaman dediğimiz gibi üzülmenin zamanı değil. Kendinize ya da çocuğunuza çaba göstermeniz gerekli. Bu sebeple tip-1 diyabeti bir doktor ve diyetisyen kadar bilmek için emek verin.
  • Tip-1 diyabet ‘gerçekten bir yaşam şekli’. Bu cümleyi ilk duyduğunuzda “Ne yaşam şekli! Çocuğum ya da ben şeker hastası artık. Böyle yaşam şekli mi olur?” diyeceksiniz. Ama zaman geçtikçe ne denli önemli bir tanım olduğunun da farkına varacaksınız. Çünkü tip-1 diyabetle yaşamayı hem teşhisi alan kişi ve aile hep beraber öğrenecek.
  • Evdeki şekerli besinleri ya da tatlıları uzaklaştırmayın. Zaman geçtikçe bunu da normalleştireceksiniz. Görür ve canımız çeker diye de endişe etmeyin. Ya da bizden saklamayın. Bizler tatlı, şeker, dondurma, pasta vb her şeyi yiyebiliriz. Sadece bu besinleri sizler gibi sıklıkla yiyemeyiz. Ki zaten sizlerin de sağlıklı yaşam adına yemiyor olmanız gerekiyor. Yol yakınken vazgeçmenizi öneririz.
  • Bahsettiğimiz besinleri yiyebilmemiz, daha konforlu ve sağlıklı bir tip-1 diyabetli hayatımızın olabilmesi için de endokrin uzmanı ve karbonhidrat sayım yöntemini bilen bir diyetisyen ile ekip olmalıyız. Yakınlarımız olarak sizler de bu ekibin önemli bir parçası olmalısınız.
  • İnsülin yaparken üzülmenize gerek yok. Çünkü gerçekten insülin bizim için olmazsa olmaz. Biz bu hormonu dışarıdan almalıyız.
  • İnsülini ise ya kalem ya da insülin pompası ile almak durumundayız. İnsülin pompasının ise ameliyat ile takılmadığını, kullanımının ve onunla yaşamanın herhangi bir sorun ya da engel oluşturmadığını belirtmek isteriz. https://www.diyabetimben.com/?s=İnsülin+Pompası+Hakkında+Bilmek+İstediğiniz+Her+Şey linkindeki bölüm-1’den bölüm-4’e kadar olan yazıları okuyarak insülin pompası hakkında az çok bilgi sahibi olabilirsiniz.
  • Birçok kişi size bu, şu teknolojiyi al gibi önerilerde mutlaka bulunacak. Türkiye’de olan tüm diyabet teknolojileriyle ilgili detaylara;

Okuyun, izleyin ve anlamaya çalışın. Her ne kadar ben ve çoğu kişi tecrübelerini paylaşsa da en son kararı siz/sizler verebilirsiniz.

  • Kan şekeri ölçümü yapmak da oldukça önemli. Bilinen markalardan birinin ölçüm cihazı ve kan şekeri ölçüm çubuklarına en yakın arkadaşım gibi olacak. Parmaklarımız delinecek. Sizler de üzüleceksiniz ama bunu yapmazsak tip-1 diyabetimizi iyi yönetemeyiz.
  • Misafirler geldiğinde ya da misafirliğe gittiğinizde, okulda ya da herhangi bir sosyal ortamda bizden rahatsız olmanıza ya da insanların sizlere acımasına izin vermeyin. Acınacak bir durumda değiliz.
  • Özellikle okullarda öğretmenler ve okul yönetimi insülin yapmanız ya da kan şekerinizi ölçmeniz için size ortam sağlayamayabilirler. Bazı zorluklar ve farklı bakış açılarıyla da karşılaşabilirsiniz. Önünüze çıkan engellerin üstesinden gelmeye çalışın ve kendi çözümlerinizi üretin.
  • Tip-1 diyabet geçici değildir. Sizlere geçici ya da çözümü olduğunu söyleyebilecek birileri mutlaka olacaktır. Bu kişiler sizden para talep edecektir. Ya sa sizler bir bitki, su ya da karışıma dünyanın parasını vermek isteyeceksiniz. Yapmayın. Dediğimiz gibi tip-1 diyabet geçici değildir.
  • Etrafta komplikasyonu olan diyabetli örnekleriyle karşılaşabilirsiniz. Biz tip-1 diyabetimizi iyi yönettiğimiz sürece bizim başımıza bu tarz sıkıntılar gelmeyecektir. Endişe etmeyin.
  • Son olarak; biz tip-1 diyabetlilerin diyabetli olmayan bireylerden bir farkı yok. Bizler sizlerin de yapmaması gerekenleri zorunlu olarak yapmıyoruz. Sadece daha sağlıklı ve programları bir hayata sahibiz.
  • Ve unutmayın; ‘Tip-1 diyabet bir hormon eksikliğidir. Ve biz bu hormon ile hayatımızın her anını dengede tutmaya çalışıyoruz.’ 

12 3.427 görüntüleme

Dexcom G6 Hakkında Önemli Detaylar…

Dexcom G6’yı yaklaşık 2 aydır kullanıyorum.

Hem 2 aylık tecrübe hem de sensör kullanımında yılların kazandırdığı bilgi ve deneyimle Dexcom G6’yı kullanırken nelere dikkat edilmesi gerekir, neyi nasıl yapmalı, hangi bölgelere takılabilir gibi gibi detayları sizlerle bu videoda paylaştım.

1 1.397 görüntüleme

Tip-1 Diyabetle Mücadele Ediyorum. Bana ‘Uyumsuz’ Deme!

https://www.healthline.com/diabetesmine/i-struggle-with-diabetes-dont-call-me-non-compliant linkindeki yazıyı okuyunca ben de bu konuyla ilgili yazmak istedim.

Başlık da içerik de beni etkiledi.

Davranışsal Diyabet Enstitüsü Kurucu ve Başkanı Dr. Bill Polonsky “Diyabetlinin diyabeti yönetme şekliyle ilgili yapılan, olumlu olmayan, tanımlamaları” uygun bulmuyor ve eleştiriyor.

Diyabetli ve doktor, diyabetli ve hemşire, diyabetli ve diyetisyen, diyabetli ve sigorta şirketi iletişimlerinde kullanılan tanımlamaların “diyabet tükenmişliğine” sebebiyet verebilirken kişinin diyabet yönetimine de negatif katkıda bulunabiliyor.

Mesela;

“A1C’leri yüksek olduğu için tüm diyabetli popülasyonunu ‘uyumsuz’ olarak tanımlayan bir çalışmayı okumak.”

“Diyabet yönetimini uyumlu veya uyumsuz, “kontrollü” veya “kontrolsüz” tanımlamak.”

Diyabetli bir bireyi “hasta”, diğerini “diyabetli” olarak tanımlamanın çok farklı olduğu aşikar. Ya da kişinin diyabet yönetimini “uyumlu” veya “uyumsuz” olarak kategorize etmek.

Kronik yaşam şekilleri olan insanların kronik yaşam şekillerini yönetmelerine rehberlik ederken seçilen/kullanılan dilin ne denli önemli olduğu araştırmalarla da gösterilmiş.

 

Uygun olmayan terimlerden/tanımlamalardan kaçmak!

 

Hastaneye gittiğimizde “şeker hastası”, “diyabet hastası”, “diyabetini iyi yönetemiyor.”, “kontrolsüz şeker hastası” gibi tanımlamalar ile karşılaşabiliyoruz.

Diyabet teknolojileri satışı yapan firma çalışanlarından da aynı tanımlamaları duyabiliyoruz.

Veya özel sağlık sigortası ve SGK kayıtlarında, muayene notlarımıza “olumsuz notlar” yazılabiliyor.

Alışılagelmiş bu dile kendimiz ve yakınlarımızı uzak tutmaya çalışırken bu dilden asıl uzaklaşması gereken sağlık profesyonelleri (doktor, hemşire, diyetisyen vb), diyabet teknolojisi satan firma çalışanlarına da rehber niteliğinde olsun bu yazı.

 

“Uyumsuz”, “Kontrolsüz”, “Kötü Diyabetli”, “Başaramayacak”, “Düzeltemeyecek”

 

Bir diyabetlinin sağlık kaydında “uyumsuz”, “kontrolsüz” gibi tanımlamalar varsa yeni sağlık ekibi bunu görür ve bilir ve belki de kişinin “başaramayacağını”, “düzelemeyeceğini” düşünerek yapması gerekenleri daha az yapmaya başlar.

Şu unutulmamalıdır ki; “Yüksek giden kan şekeri düzeylerinde direkt biz diyabetliler sorumlu olsak da bu süreçte direkt suçlanıyor olmak bizi çözüme götürmez. Zira tip-1 diyabet yönetiminin bir takım oyunu olduğu bu kadar aşikarken!”

“Bizler özellikle tip-1 diyabet yönetimini ipte yürümeye çalışan bir cambazın aynı anda yemek yemesi, bir şeyler içmesindeki zorluk kadar ideal yapmaya çalışıyoruz. Bu zorlu mücadelenin farkında olunmasına ihtiyacımız var. Utanmaya ve suçlanmaya değil.”

“Uyumsuz” olarak tanımlanan kişinin nelerle boğuştuğunu görerek, anlayarak, gündelik yaşamını inceleyerek; diyabet yönetiminin daha iyi sağlanacağının farkında olmak lazım. Yüksek kan şekeri ve HbA1c değerleriyle doğru şekilde beslenmediği için “kötü diyabetli” demek yerine “diyabetin bir takım oyunu” olduğunu hissettirip desteklemek ve çözüm yoluna sevk etmek gerekiyor.

 

Sağlık hizmetlerinde dil farkındalığını artırmak

 

Amerikan Diyabet Derneği’nde, 2017 yılında, Jane Dickinson tarafından yapılan ve yayınlanan araştırmada; “Dil güçlüdür ve davranışlar kadar algılar üzerinde de güçlü bir etkiye sahiptir.” der.

Bazen “olumsuz” bir tanımlama kişide pozitif bir etki yaratırken çoğunlukla negatif bir etki yaratıyor. Asıl odaklanmamız ve çözmemiz gerekense negatif etkiyi pozitife çekmek.

Mass General / Boston ve Harvard Tıp Fakültesi’nde Endokrinolog ve Gebelikte Diyabet Programı’nın Eş Direktörü Dr. Camille Powe, ‘uyumsuz’ terimini kullanmıyorum.” diyor.

Powe, “Doktorlar olarak, hastaların sağlıklarını iyileştirmelerine yardımcı olmamız gerekiyor. Hastayı hastalıkları için suçlamak faydalı değil.”

 

Yargılayıcı terimleri ortadan kaldırmak

 

ADA çalışması; gerçeklere dayanan ve yargılamaktan veya suçlamaktan kaçınan bir dil öneriyor. Yargısal ve/veya varsayımsal terimlerden/tabirlerden kaçınılmalı tavsiyesinde bulunuyor.

Aynı zamanda bir hastayla ilgili notlar alırken mücadelesini tanımlamak için daha spesifik, daha olgusal terimler kullanılmalı vurgularını yapıyorlar.

Mutlaka daha gidilecek çok yol var ama umarım bu yazı ufacık da olsa bir farkındalığa sebep olur.

 

7 5.974 görüntüleme

Yemek Öncesi Yapılan Bolus İnsülin Dozu Nasıl Ayarlanmalı?

Bildiğimiz gibi yemekten dolayı yükselen kan şekerimizi regüle etmek için hızlı etkili insülinlerden Apidra, Novorapid ya da Humalog’u kullanıyoruz. Bazı diyabetliler ise kısa etkili olan Humulin-r ve Actrapid insülinlerini kullanırlar.

Yemek öncesi yapılan bolus insülini ise alacağımız karbonhidrat miktarına göre yaparız. Yani karbonhidrat/insülin oranı bizim için önemlidir.

Yemek öncesi kan şekerimizi kontrol edip insülinimizi yaptıktan sonra ilk lokmayı ağzımıza atarız. Tam 2 saat sonra da tokluk kan şekerimiz oluşur. Bu tokluk kan şekeri, yemek öncesi yaptığımız insülinin fazla mı, az mı geldiğini ortaya koyar.

  • Yemekten 2 saat sonraki şekerimiz, yemek öncesi ölçtüğümüz şeker değerinden 30-60 mg/dL’den daha fazla olmamalı.
  • Yemek sonrası 2. saatteki şekerimiz, yemek öncesine göre;
    • 60 mg/dL’den daha fazla artmışsa karbonhidrat/insülin oranı %10-20 azaltılmalı. Yani yapılan insülin dozu arttırılmalı.
    • Ama şeker değeri 30 mg/dL’den daha az artmışsa bu sefer karbonhidrat/insülin oranı %10-20 arttırılmalı. Yani yapılan insülin dozu azaltılmalı.

Tip-1 diyabet yönetiminde gördüğünüz gibi detaylar/ayrıntılar oldukça önemli. Bu sebeple detayları kaybetmeden, elde edilen verilerin ne anlama geldiğini bilerek hareket etmek en doğrusu.

1 1.962 görüntüleme

Dexcom G6 İle Kullanılan Mobil Uygulamalar / Mobile Applications for Dexcom G6

Elimizdeki teknolojilerin her detayını çok iyi bilmemiz gerektiğini her zaman söylerim. Bunları ne kadar iyi bilir, verileri ne kadar iyi yorumlarsak kan şekerimizi hedef aralıkta daha iyi tutarız.

Şimdi Dexcom G6‘yı kullananlar 3 mobil uygulama ile hayatlarını kolaylaştırıyor.

Bu paylaşımda hem yazarak hem de yazının sonundaki videoyla size bu uygulamalardan genel bilgiler anlamında bahsediyorum. Önümüzdeki günlerde kendi verilerim üzerinden daha detayları inceleyeceğiz 🙂