Anasayfa Arşivler 2020 Nisan

Aylık ArşivNisan 2020

2 3.002 görüntüleme

Tip-1 Diyabetli Olmak COVID-19’a Yakalanacağımız Anlamına Gelmiyor!

JDRF’in hazırladığı bir yazıyı kendi yorumlarımla derleyip sizlerle paylaşmak istedim. Bu yazının her paragrafı çok kıymetli.

Yapılan araştırmalar ve mevcut verilere göre tip-1 diyabetli bireylerin COVID-19’a yakalanma riski diyabetli olmayan bireylere göre daha yüksek değil. Daha duyarlı olmadığımız gibi YÜKSEK RİSK GRUBUNDA OLMADIĞIMIZ DA vurgulanıyor.

Özellikle tip-1 diyabetini iyi yöneten birisi COVID-19’a yakalansa bile komplikasyon geliştirme riskinin daha yüksek olmadığı da belirtiliyor.

En yüksek risk grubunda olan kişilerin ise kan şekeri sürekli yüksek seyreden ve kalp veya akciğer hastalığı gibi ikinci bir kronik yaşam şekilleri olan kişiler olduğu söylenmekte.

Ki zaten COVID-19’un astım, KOAH, akciğer ve kalp hastalığı olan kişilere daha çabuk bulaştığını birçok kaynaktan okuyabiliyoruz.

Kan şekeri ve keton kontrolleri normalden biraz daha fazla yapılabilir.

Özellikle ev koşullarında da olduğumuz bu dönemde yemek yeme isteği normale oranla fazlalaşmış olabilir. Veya ateş, kas ağrıları gibi ağrılarınız da olabilir.

Tüm bu sebeplerden ötürü kan şekeri ve keton kontrolünü 4 saate 1 yapmak öneriliyor. Keton bakma şansınız yoksa kan şekeri takibini normale oranla biraz daha arttırabiliriz.

Medtronic Guardian Connect, 640G’nin sensörü ve Dexcom gibi sürekli glikoz ölçüm sensörleri kullanıyorsanız da sensör glikoz değerlerinize bu dönemde biraz daha sık bakıp, kalibrasyonlar dışında, birkaç kez de parmaktan kan şekeri ölçümü yapmak iyi olabilir.

Diyabetik Ketoasidozun Belirtileri Arasında Grip Benzeri Semptomlar da Var

Yorgunluk, ağrı, bulantı, kusma ve karın ağrısı gibi belirtiler COVID-19’un belirtilerini düşündürtse de, bu tarz belirtiler yaşadığınızda öncelikle kan şekeri ve keton kontrolü yapmanız gerekecektir. Diyabetik ketoasidoz olasılığını elimine etmek lazım.

Tekrar etmek gerekirse bu tarz belirtiler olduğunda COVID-19’a yakalanıldı paniğinde olmamak gerekiyor.

Doktora Gitmeden Alacağınız Veya Sürekli Kullandığınız İlaçların Yarattığı Etkilere De Dikkat Etmek Lazım

  • Dekonjestanlar gibi ilaçlar kan şekerini yükseltir. Bu ilaçlar hakkında daha detaylı bilgiye http://www.anadoluissagligi.com/img/file_1695.pdf linkindeki yazıdan ulaşabilirsiniz.
  • Ağrı ve ateş düşürücülerin etkilerinin de farkında olmak gerekiyor.
  • Yüksek dozlarda aspirinin kan şekerimizi düşürebileceğini bilmemiz lazım.
  • Asetaminofen yani Parasetemol, CGM’lerin doğru çalışmasını engelleyebilir veya doğru okuma yaptırmayabilir. Bu etken maddeli ilaçlar kullanıldığında sensör glikoz değeri ara ara parmaktan kan şekeri ölçümü ile teyit edilmelidir. Bu gruptaki ilaçlara örnek: Calpol, Minoset, Paracetamol, Parol vb.
  • İbuprofen (nonsteroid antiinflamatuarlar) etken maddeli ilaçlar ise insülinin hipoglisemik etkisini arttırdığı bilinmektedir. Bu etken maddeli ilaç kullanıldığında hipoglisemi yaşama olasılığını düşünerek yine sıkı bir kan şekeri takibi gerekmektedir.

Önemli not: Yukarıdaki bahsettiğimiz etken maddeli ilaçları kullanmak zorunda olan kişiler varsa doktorlarının da görüşünü alarak tedavilerine devam etmelidir.

Umarım Kimsenin Başına Gelmez Ama Olası Karantina Riskini Düşünerek Hazırlıklı Olmamız Lazım

Tip-1 diyabetle ilgili kullandığımız her şeyin elimizde olduğundan ve bir süre bizi götürebileceğinden emin olmamız gerekiyor.

Elbette panik yapmamamız lazım ama tedbiri de elden bırakmamak gerekiyor.

Belirtiler

Yetişkinlerde gözlemlenebilecek;

Altı saatten fazla kusma veya ishal, nefes darlığı, birkaç gün süren ateş, yüksek keton seviyesi, kusma ve ishalle birlikte hipoglisemi atakları vb.

Çocuklarda gözlemlenebilecek;

Nefes almakta zorluk varsa veya dudakların rengi mavileşmişse, iştahsızlık, şiddetli kulak ağrısı ve uykusuzluk vb.

Yardımcı kaynak: https://www.jdrf.org/coronavirus/