Anasayfa Arşivler 2018 Kasım

Aylık ArşivKasım 2018

4 6.233 görüntüleme

Tip-1 Diyabette İnsülin Enjeksiyonlarının Yerini Alabilecek Bir Tedavi “İmmünoterapi”

İmmünoterapi bağışıklık sistemini hedefleyen ve farklı yöntemleri de olan bir tedavi metodudur.

Bu yöntemle birçok klinikte araştırma çalışmaları devam etmekte.

King’s College Londra Ekibinin Çalışması

Bağışıklık sistemindeki T hücrelerinin yanlışlıkla pankreastaki insülin üreten beta hücrelerine saldırdığı tip1 diyabet bildiğimiz gibi otoimmün bir yaşam şekli.

İlk defa bir immünoterapi yaklaşımının tip 1 diyabet tedavisinde güvenle kullanılabileceği gösterildi. Görünüşe göre tedavi tip 1 diyabetin ilerlemesini durduruyor.

İmmünoterapilerde genellikle bağışıklık sisteminde ayarlamalar yaparak çoklu skleroz ya da romatoit artrit gibi otoimmün hastalıklarda iyileşme sağlamak amaçlanıyor.

Ancak daha önce tip 1 diyabette güvenle kullanılabileceği gösterilen bir immünoterapi geliştirilememişti. İşte şimdi küçük bir klinik denemeden alınan ilk sonuçlar peptit (küçük aminoasit zinciri) temelli bir immünoterapinin kayda değer yan etkilere yol açmadan tip 1 diyabeti durdurabildiğini gösterdi.

Tedavide proinsülin adlı protein öncülüne ait kısa parçalar kişinin kanına enjekte ediliyor. Proinsülin beta hücreleri tarafından üretilen ve daha sonra insüline dönüşen bir molekül.

Enjekte edilen parçalar T hücrelerini bir bakıma eğiterek T hücrelerinin onları zararsız olarak algılamasını ve böylece proinsülin üreten beta hücrelerine saldırmayı bırakmalarını sağlıyor.

Tedavi en fazla son 100 gün içinde tip 1 diyabet teşhisi konmuş 21 kişiye uygulanmaya başladı. Aynı durumdaki sekiz kişiye ise plasebo olarak tuzlu su verildi. İki gruba da altı ay boyunca birkaç ha ada bir enjeksiyon yapıldı.

Tedavinin başlamasından 12 ay sonra plasebo grubundaki kişilerin enjeksiyonla aldıkları insülin dozunun ortalama olarak %50 artırılması gerekti. Ancak immünoterapi uygulanan tip 1 diyabetlilerin durumu sabit kaldı. İnsülin dozlarının artırılması gerekmedi ve bu kişilerde beta hücrelerinin yıkımının hızlandığına dair bulguya rastlanmadı. Ayrıca herhangi bir yan etki de görülmedi. Proje ekibinden King’s College London’da araştırmacı Mark Peakman her şey yolunda giderse 10 yıla kadar kullanılabilir bir ilaç elde etmeyi umduklarını belirtiyor. İlacın ideal olarak, ilk belirtileri göstermeye başlayan çocuklarda ve tip 1 diyabete yönelik yüksek genetik risk taşıyanlarda uygulanması umuluyor.

Seattle Çocuk Araştırma Enstitüsü ve Seattle Çocuk Hastanesi İle Virginia’daki Benaroya Araştırma Enstitüsü İşbirliğiyle Devam Eden Başka Bir Araştırma

Bağışıklama ve İmmünoterapiler Merkezi Müdürü Dr. David Rawlings Seattle Çocuk Araştırma Enstitüsü ve Seattle Çocuk Hastanesi İmmünoloji Bölüm Şefi Dr. David Rawlings; “Bağışıklık sistemini kanser hücrelerini aramak ve yok etmek için uyarmak yerine, otoimmün koşulları tedavi etmek, tip 1 diyabetlinin kendi T hücrelerini haydut bağışıklık hücrelerini sakinleştirmelerini söylemeye ihtiyaç duyacaktır.” diyor.

Seattle Children’s, Rawlings ve meslektaşlarının öncülük ettiği gen düzenleme teknikleri, T hücrelerinin, tip 1 diyabetin potansiyel olarak tersine çevrilmesi için gereken talimatlarla donatılmasında önemli bir ilerleme kaydettiler. Leona M. ve Harry B. Helmsley Charitable Trust tarafından finanse edilen yeni 2 milyon dolarlık bu araştırma projesinde, araştırmacılar bu yeni başarıları, T-hücre immünoterapisini bu yeni formu kullanarak, ilk insan klinik çalışmalarında kullanacaklar.

Tip 1 diyabet immünoterapisi geliştirmek

Bu yeni araştırma, Virginia’daki Benaroya Araştırma Enstitüsü ile işbirliğiyle sürdürülüyor.

İlk çalışmalarında, bilim adamları, düzenleyici hücreler olarak çalışan insan T hücrelerini, bağışıklık sisteminin tepkisini düzenleyen bir bağışıklık hücresi türü oluşturmak için gen düzenlemesini kullanmayı başardılar. Bu düzenlenmiş düzenleyici T hücreleri, hem laboratuvarda hem de hayvan çalışmalarında “tehlikeli” efektör T hücrelerini kapatabilirdi. Buna paralel olarak, araştırmacılar, spesifik bir ‘antijen’ hedefini tanıyan T hücrelerini izole edebildiler ve bu antijene özgü efektör hücreleri düzenleyici T hücrelerine dönüştürdüler.

Yeni çalışmaları, tip 1 diyabette pankreasta arıza yapan, insülin üretimini engelleyen ve onları düzenleyici T hücrelerine dönüştüren tehlikeli efektör T hücrelerini ayırmak için tasarlandı.

Rawlings, “Bu düzenlenmiş T hücre hücreleri, bir diyabetik vücuduna geri döndüklerinde, efektör T hücrelerinin insülin üreten hücreleri yok etmesini önleme potansiyeline sahip olabilecekler” dedi. “Bu hücrelerin, başlangıçta tip 1 diyabeti tedavi etmek için kullanılabileceğine, muhtemelen uzun süreli bir tedaviye de yol açabileceğine inanıyoruz.”

Buckner, “Düzenleyici T hücrelerinin terapi için kullanılmasının yararı, T hücrelerinin, bağışıklık sistemini tüm bağışıklık sistemine zarar vermeden belirli bir organa odaklayabilmesidir.” dedi. “Tip 1 diyabet için, tasarlanan T hücrelerinin pankreasta ilerlemesini ve pankreastaki T hücresi saldırılarını durdurarak, sağlıklı bağışıklık hücrelerini el değmeden bırakmasını sağlamak istiyoruz.”

İnsülin enjeksiyonlarının yerini alabilecek yeni bir tedavi

Rawlings ve Buckner’ın bu araştırmanın savaşan tip 1 diyabetlerin yaşamlarını iyileştirmek için yeni tedavilere yol açacağını umuyorlar. Tip 1 diyabetliler için bir T hücre immünoterapi ürünü sunan bir klinik denemenin ufukta olduğuna söylüyorlar.

Rawlings, “Bu araştırmanın nihai hedefi tip 1 diyabetlilere düzenlenmiş bir düzenleyici T hücre immünoterapisi getirmek” dedi.

Rawlings ekibi aynı zamanda CRISPR / Cas9 geni düzenlenmiş düzenleyici T hücrelerini kullanarak otoimmün hastalığı önlemek ve tedavi etmek için yeni tedaviler geliştirmek ve geliştirmek için bir gen düzenleme endüstri lideri Casebia Therapeutics ile işbirliği yapmaktadır.

3 4.550 görüntüleme

Şeker Ölçüm Sensörleri Geri Ödeme Kapsamına Mı Giriyor?

Son günlerde şeker ölçüm sensörlerinin geri ödemesi ile ilgili Türkiye Diyabet Vakfı ve Diyabetle Yaşam Derneği’nin paylaşımlarına mutlaka denk geliyorsunuzdur.

Prof Dr Temel Yılmaz’ın konuyla ilgili kaleme aldığı yazısına https://m.haberturk.com/yazarlar/prof-dr-temel-yilmaz/2229637-uc-buyuk-siyasi-partinin-parlamentodaki-ittifakinin-hikayesi linkinden ulaşabilirsiniz.

Şu anda bu konuyla ilgili SUT’a (Sağlık Uygulama Tebliği) giren bir madde bulunmamakta.

Bununla birlikte bazı önemli detaylar da elbette konuşulmuş/belirlenmiş ama SUT’a girene kadar da belirsiz olacak.

👉Türkiye’de olan sensörlerin tamamı mı SGK geri ödemesinde olacak?

👉Geri ödeme desteği belli yaş aralığındaki diyabetlileri mi ya da sadece çocuk diyabetlileri mi kapsayacak?

👉Kaç adet sensör karşılanacak ya da 3 aylık sensör geri ödemesi mi olacak?

👉%100 geri ödeme mi ya da kısmi geri ödeme mi olacak?

Bu detaylar elbette net değil.

Strip geri ödemesinin de halen sorun olduğunu unutmayarak, sensör geri ödemesi konsunun bu olgunluğa ulaşmasını sağlayanlara sonsuz teşekkürler.

Umarım SUT’ta yayınlanır ve sensörlü insülin pompası ile sensör geri ödemesinin vakti zamanında olduğu gibi geri ödemeye bir süre girip ardından geri çekilmesi gibi bir durum yaşanmaz. Bu durumu da hatırlayanlar mutlaka vardır. 2013 idi galiba. Sensörlü insülin pompası ve sensörü SGK tarafından geri ödeme kapsamına alındı denildi. Birkaç kişi geri ödeme aldı ve sonrasında alan hemen hemen herkese geri ödeme verilmedi.

Ülkemizde maalesef bir kazanıp, bin vermek kaderimize işlemişken insan endişe etmekten kendini alıkoyamıyor ☺️

Tekrar emeği geçenlere teşekkür ederken, kararın ne içerikte olursa olsun SUT’a girmesini diliyorum 🙏👏

#tip1diyabet #diyabetimben #dexcom #medtronic

1 5.102 görüntüleme

Tip-1 Diyabet Yönetiminde SGLT2 İnhibitör İlaçları

İnsülin kullanan diyabetliler ve özellikle biz tip-1 diyabetlilerin kan şekeri kontrolü için ilaç şirketleri çözüm üretmeye devam ediyor.

Daha öncesinde de sizlerle Zynquista’yı paylaşmıştık. Tip-1 Diyabet İçin Onaylanmış İlk Oral Anti-Diyabetik İlaç “Zynquista” linkindeki yazıyı okuyabilirsiniz. Ama bu ilaç dışında farklı ilaçlar da şu anda gündemde.

Bu arada bu ilaçlardan Türkiye’de de var.

Peki bu ilaçlar ne yapıyor? Tip-1 diyabetlilere nasıl fayda sağlıyor? Ve riskleri nelerdir?

Bu ilaçların birkaç örneği yazının görselinde de bulunuyor. Ama isimlerini tekrar vurgulamak gerekirse; Forxiga, Jardiance ve Xigduo.

Türkiye’de de Forziga, Jardiance ve Xigduo isimleriyle bulunmakta.

SGLT2 kanalları, böbrekte, glikozu tekrar kan dolaşımına vererek vücudumuzun idrar yoluyla daha fazla glikoz kaybetmesini önlemekten sorumludur. Diyabetli olmayan bireylerde idrara çıkıldığında kan şekerinin daha da düşmesini de engeller. SGLT2 ilaçlar ise bu hareketi engeller, glikoz emilimini azaltır ve fazla glikozun idrara geçmesine izin verir.

Artıları:

En önemli katkısı kan dolaşımında daha az glikozun bulunmasına vesile olmasıdır. Ve böylece daha düşük kan şekeri ve daha iyi bir HbA1c’ye ulaşmak demek. Ve her zaman ekstra glikoz atılımı idrarla gerçekleştiğinden, kan şekeri, yemekten sonra daha düşük çıkar.

Bazı bireyler için de diğer bir artı özellik kilo kaybına vesile olması. Glikozu idrar yoluyla attığımızdan ve her 1 gram glikoz 4 kalori olduğundan, azaltılmış insülin gereksinimleri kilo vermeyi biraz daha kolaylaştırmakta.

Aynı zamanda SGLT2 inhibitörleri, kardiyovasküler hastalık ve inme insidansının azalmasına da sebep olur.

Eksileri:

Böbrekler üzerinden çalışan herhangi bir ilacın potansiyel olarak zararlı yan etkileri olduğu bilinmektedir. Bu yan etkinlerin en yaygın olanları: genital mantar ve idrar yolu enfeksiyonları. İdrardaki ekstra glukoz, idrar yolundaki bakterileri beslerken ve mesaneye ve böbreklere yayılabilen enfeksiyona da izin vermekte.

En sık görülen ikinci yan etki ise tansiyon düşüklüğü.

Ayrıca SGLT2 ilaçları, şeker normal seviyelerde olsa bile kan glükoz düzeylerini düşürmeye devam eder ve hipoglisemi riskini arttırmasına sebep olur. Dolayısıyla SGLT2 ilaçlarını kullanan tip-1 diyabetlilerin bazal (uzun etkili) ve bolus (yemek zamanı ve düzeltme) insülin dozlarını ayarlaması gerekebilir.

Tip 1 diyabetli bireylere özgü diğer bir yan etki de diyabetik ketoasidoz (DKA) riskidir. Bunun sebebi de;

  • SGLT2 inhibitörlerinin dehidratasyon yani fazla sıvı atılımı,
  • Azalan insülin dozuna ve idrar yoluyla ketonları temizlemedeki azalmış bir etkiye katkıda bulunması gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Ve dolayısıyla dikayetik ketoasidoz kan şekeri normal seviyede olsa bile ortaya çıkabilir.

SGLT2 ilaçlarıyla ilişkili riskleri azaltmak için insülin kullanıcıları şunları yapmalıdır:

  • İdrar yolu enfeksiyonlarının riskini azaltmak için en ideal hijyen sağlanmalıdır.
  • Düşük tansiyonu önlemek için her gün bol bol su içilmelidir.
  • Rutin tahlil yaparken elektrolit dengesi ve böbrek fonksiyonu için testler yaptırılmalıdır.
  • Hafif kan şekeri yükselmelerinde ve hastalanıldığında bile keton bakılmalıdır.
  • Takibinde olduğunuz sağlık uzmanlarıyla tüm insülin dozlarını yeniden ayarlamalısınız.

Kaynak: https://myglu.org/articles/sglt2-use-for-treating-type-1-diabetes-what-you-need-to-know

 

 

2 4.093 görüntüleme

Şeker Ölçüm Sensör Teli Cilt Altında Kalırsa

Bir takipçimizin sorusuyla sizlerle paylaşmak istedim.

3 yaşındaki diyabetli çocuğuna ilk kez sensör taktırmışlar. Sonra sensörü geri çıkarmışlar. Ancak sensörün teli, sensörün ucunda değilmiş. Cilt altında kaldığından şüphelenip röntgen çekmeye gitmişler ve sensör cilt altındaymış.

Bu durumu ben yaşamadım ya da bana bu konuda danışan kimse olmadığından internette, yabancı bloglardan konuya baktım.
Bu konu sık yaşanan bir konu değilmiş. Firmaların FDA bildirimleri de oldukça azmış. Ancak yaşanma oranı az olsa da elbette yaşanıyor.

Bu durumu yaşayanlar telaşla doktora başvurmuşlar. Doktorlar ise bunun bir zararı olmayacağını söyleyerek herhangi bir cerrahi müdahaleye gerek olmadığını söylüyorlarmış.


Sensör telinin cilt altında kalmasının yaratacağı tek sıkıntı ise olası enfeksiyon riski. Ki bunun oranın da düşük olarak belirtiliyor.

Cerrahi bir müdahale ile alınmasının da şart/gerek olmadığı söyleniyor. Fayda/maliyet olarak bakıldığında, telin cilt altında kalması daha mantıklı görülüyormuş.

Ancak sensör teli cilt altında kalan diyabetli bireyler ve yakınları bu konuda huzursuz. Cilt altında, saç teli inceliğindeki bir telle yaşamayı can sıkıcı ve endişe verici buluyor!

Sensör telinin boyutunu bilen biri olarak da aynı durumu ben yaşasaydım çok umursamazdım. Ama elbette bu durumu yaşamayan biri olarak yaptığım yorum bu 😊

Sensörü ciltten çıkarırken nelere dikkat edilmeli?

Transmitter ve sensörü ayrı ayrı olan bir sürekli glikoz ölçüm sistemi kullanıyorsanız (Dexcom ya da Medtronic markalarına ait sensör sistemlerinden bahsediyoruz.) sensörü çıkaracağınız zaman transmitteri bandından tutup nazikçe ciltten çıkarın. Transmitteri ise bandı çıkardıktan sonra bantlı kısımdan ayırın.

Sensörü transmitter ile aynı anda çıkarmayı neden özellikle vurguluyorum? Çünkü sensör telleri çok nazik. Ufak bir harekette dahi yerinden çıkabiliyor ya da olduğu yerde kalabiliyor. Çıkardıktan sonra da ucuyla birlikte gelip gelmediğini kontrol etmekte fayda var.

Transmitter ve sensörü aynı parçada olan bir anlık glikoz ölçüm sistemi kullanıyorsanız (Libre) sensörü yine bandından tutup nazikçe çıkarın ve ucuyla birlikte gelip gelmediğini kontrol edin.

1 2.084 görüntüleme

Bugün Benim Doğum Günüm! / Frederick Banting

14 Kasım 1891.

İnsülini keşfeden Frederick Banting’in doğum günü.

14 Kasım (bugün) insülini bulan Doktor Frederick Banting’e, insülin kullanan tüm diyabetliler müteşekkir ve minnetkar. Ve bu minnetkarlığı her yıl “Dünya Diyabet Günü” ile kendisine iletiyoruz.

Bizi hayatta tutan, yaşama sıkı sıkıya bağlayan bu hormona, hormonu keşif eden Dr Frederick Banting ve arkadaşlarına saygıyla…