Anasayfa Arşivler 2017 Ağustos

Aylık ArşivAğustos 2017

1 4.538 görüntüleme

İnsülin Enjeksiyonu Kasa Yapılırsa Ne Olur?

Bazen uzun etkili Lantuz ya da Levemir’ini yaptınız. Ve aniden şekeriniz 40 lara filan düştü. Ya da yemek yiyeceksiniz ve Humalog, Apidra ya da Novorapid yaptınız. Yemek yemeden ya da yedikten hemen sonra şekeriniz pat diye düştü. İşte bunlardan birini yaşarsanız yanlışlıkla kas dokuya insülin yapmış olma ihtimalinizi düşünmelisiniz.

Aslında doğru kalem iğne boyu ve doğru insülin enjeksiyonu yanlışlıkla insülin enjeksiyonu yapılmasını engeller. Bu sebeple tip-1 diyabet tanısı alındığında diyabet eğitimini de çok iyi almak lazım.

Uzun (Lantus, Levemir) ya da hızlı etkili (Humalog, Apidra, Novorapid) insülinlerden hangisini yaparsanız yapın kasa denk gelirse aniden ve yoğun hipoglisemi yaşarsınız.

Kasa yanlışlıkla insülin yaptığınızda hızla hipoglisemi yaşayıp ardından da hiperglisemilerle karşılaşacağınızı unutmamanız lazım.

Kas içi enjeksiyon riskine dikkat edilmelidir!

Kas içi enjeksiyon, insülinin hızla dolaşım sistemine geçmesi nedeniyle kan şekeri düzeylerinde büyük oynamalara neden olur. Potansiyel olarak hipoglisemi riski yüksektir. Ayrıca kasa enjeksiyon yapılması sıklıkla acı verici olup, kas içi kanamaya yol açabilir.

Kas içi enjeksiyonla, regüler (kristalize) insülin yaklaşık 15-30 dakika içinde zirve yapar ve yarılanma ömrü 50 dakikaya düşer, hipoglisemiyi hiperglisemi takip edebilir.

Deri altı enjeksiyon ile regüler insülin daha geç (90 dakika) zirve yapar ve aktivitesi daha uzundur.

Uzun etkili analogların kas içi enjeksiyonlarından, ağır hipoglisemi riskinden ötürü kaçınılmalıdır. Uzun etkili analogların enjekte edilmesinden sonra fiziksel aktivitelere katılan hastalar da hipoglisemi konusunda uyarılmalıdır.

Hızlı emilim ve ciddi hipoglisemi ile sonuçlanabileceğinden NPH’nin kas içni enjeksiyonundan kaçınılmalıdır.

Hızlı etkili analoglar kas içi yolla verilmemelidir. Çalışan kaslardan emilim araştırılamamıştır.

1 3.726 görüntüleme

İnsülin Enjeksiyonunda Doğru Deri Kıvrımı Nasıl Uygulanır?

Her ne kadar diyabet teknolojileri gelişse de insülin kalemi ile insülin yapmak şu anda ülkemizde en fazla kullanılan yöntem. Bu sebeple de insülin enjeksiyonunu yaparken dikkat edilmesi gereken detaylar bizim için oldukça önemli.

Doğru deri kıvrımı ile yapılan enjeksiyonda deri kıvrımını doğru yapmak, sadece deri ve yağ dokuyu kıvırmak çok önemlidir. Aksi taktirde deri ile birlikte kas dokusu da kaldırılarak kas içi enjeksiyon yapılabilir.

Doğru Deri Kıvrımı İçin:

  • Baş parmak ile işaret ve orta parmak kullanılmalı,
  • Hafifçe kavrayarak deri ve yağ tabakası kıvrılmalı,
  • Çok bastırarak ya da sıkıştırarak kas dokusunu da kaldırmaktan kaçınılmalıdır.

enjeksiyon rehberi 7

Eğer uzun iğne kullanıyorsanız (6 mm ve 8 mm) deri kıvrımı uygulamanız gerekecektir. Enjeksiyonda sıralama şöyle olmalıdır;

  • Deri kıvrımı oluşturulur.
  • Enjeksiyon deri kıvrımı yüzeyine dik olarak yavaşca yapılır.
  • Enjeksiyon yaptıktan sonra yavaş yavaş 10’a kadar sayılır (40 ünite ve üzeri dozlarda daha fazla beklemek gerekebilir).
  • İğne çıkarılır.
  • Deri kıvrımı serbest bırakılır.

Deri kıvrımını, enjeksiyon bitip iğneyi çıkardıktan sonra bırakın. Kıvrımı erken bırakmak kas içi enjeksiyona sebep olabilir.

Bu arada lütfen ama lütfen 4 mm ya da 5 mm kalem iğne ucu kullanıyorsanız deri kıvrımı yapmadan insülininizi yapın.

enjeksiyon rehberi 6

1 2.873 görüntüleme

Diyabetle Yaşam Derneği Başkanı Sn Emine Alemdar’ın paylaşımı üzerine biz de sizlerle paylaşmak istedik.

Emine Hanım Blue Circle Voice yani “Mavi Halka’nın Sesi” üyesi. https://www.idf.org/our-network/blue-circle-voices/meet-the-blue-circle-voices.html linkinden de Emine Hanım’ın sitedeki profilini görebilirsiniz.

Mavi halkanın diyabeti simgelediğini hepimiz zaten biliyoruz.


Blue Circle Voice (BCV), diyabetli ya da diyabetli yakınları / bakıcıları olan, diyabetli kişilerin yaşamlarını iyileştirmek için tutkulu, gönüllüler ve / veya savunucularından oluşan ve IDF değerlerini paylaşan, tüm insanlara açık bir ağdır.

International Diabetes Federation yani Uluslarası Diyabet Federasyonu’na sunulmak üzere 5 slogan bekleniyor.

Üretilecek özel bir t-shirtte İngilizce, İspanyolca veya Fransızca, diyabeti anlatan, 5 adet slogandan bahsediyoruz.

1 Eylül’e kadar dile pelesenk olabilecek, etkileyici slogan önerilerinizi bu yazının altına yorum yaparak belirtebilirseniz seviniriz.

2 3.191 görüntüleme

Roche, Senseonics ve TypeZero Yapay Pankreas İçin Güçlerini Birleştiriyor

Roche’u hepimiz biliyoruz. Özellikle glükometre konusunda ülkemizde Roche Diagnostic varolurken Türkiye dışı çoğu ülkede Accu-Chek Insight İnsülin Pompası ile de varolmakta.

Senseonics ise Eversense sürekli glükoz ölçüm sistemini üreten şirket. Cilt altına yerleştirilen, şu an için 3 ay boyunca cilt altında kalıp şeker değerini gösteren bir cihaz.

TypeZero şirketi ise diyabetli bir bireyin tüm diyabet verilerini alıp, işleyerek anlamlı, yorum yapılabilir formata getiren bir yapı.

Hepsinin uzmanlık alanı farklı. Ve bu farklı uzmanlıklar gelişmiş bir yapay pankreasın ortaya çıkmasında önemli rol alacak. Senseonics ve TypeZero şirketleri bu yapay pankreas çalışma programında Roche ile çalışacaklarını bu ay duyurdu.

Uluslarası Sağlık Entitüsü ve Uluslararası Diyabet Kapalı Döngüsü Deneme programı da bu projeyi desteklemekte.

Bu yapay pankreas sistemi şu an Avrupa’daki üç klinik araştırma merkezinde test ediliyor.

  • Hollanda’daki Amsterdam Üniversitesi,
  • İtalya’daki Padova Üniversitesi ve
  • Fransa’daki Montpellier Üniversitesi Hastanesi

Bu çalışmanın gerçekten de benim için en heyecan verici tarafı oyunculardan Roche’un özellikle kan şekeri ölçüm sistemlerindeki nokta atışı başarısı ve güvenilirliği. Eminim ki bu üçlü güzel bir sonuca varır. Ve hedeflenen 2022 yılına kadar daha nice tip-1 diyabet teknoloji çözümüne umarım denk geliriz. Ki umarız tip-1 diyabet sonlanır ama sonlanana kadar teknolojik çözümlerin hayatımızda en iyi yeri alması dileğiyle 🙂

 

7 3.939 görüntüleme

Savaşacaksanız Bir Tip-1 Diyabetli Gibi Savaşın

Tip-1 diyabet. Bir meydan okuma hikayesi.

Mühendislik eğitimim esnasında tip-1 diyabetle tanışmıştım. Doktorum; “Tip-1 diyabetlisin artık.” dediğinde kulağıma da fısıldamıştı. “Birlikte diyabetini yönetmeye çalışacağız. Artık biz bir ekip olduk.” demişti. O zaman pek anlamasam da cümle kendi yüküyle zaten bana afilli gelmişti 🙂

Aynı zamanda arazilerde de sabah-akşam bulunuyor, çalışıyordum. Yürüyorum arazide ama. Herkesin telaşı yeni kayaçları görmek. Hocayı daha bir kulakları dört açıp dinlemek. Ve tek hedefi sadece arazide görevini yerine getirmek herkesin. Acaba o zamanlar şimdi olduğu gibi kafamda konuşma balonları çıkıyor muydu?

  • Acaba şekerim kaç?
  • Genital bölgem kaşınıyor. Şekerim mi yükseliyor acaba?
  • İştahla su içiyorum. Şeker ne alemde?
  • Acıktım. Odaklanamıyorum. Kesin düşüyor şekerim 🙂

Sonra mezun oldum. İş arama telaşım iyiki de çok uzun sürmedi. Sadece 2-3 haftamı almıştı.

Gündelik iş hayatı durumları içinde iş hayatının getirdiği doğal survivorın içinde bulmaya başlıyorsun kendini. Okulda birbirine rakip olmak daha masum gelirken, iş hayatında rakip olmak daha sıkıntılı, daha parçalayıcı 🙂

Ortalama 11-12 yıldır iş hayatında ne alevli toplantılar, ne gergin işler ve konular, ne başarılara imza attım. Neler geçmedi ki, neler yaşamadım ki bu sürede. Biliyorsunuz ben bir de İnsan Kaynakları profesyoneliyim. Ana merkezde “insan” var. Ve hayatın her anında insanla uğraşmak 🙂 Bazen bunaltıcı olabiliyor 🙂

Ve bazen kıyamet kopuyor. Sen içinde inanılmaz sakinsindir. Sabah kalktığında şekerin zaten düzgün çıkmıştır. Mutlusundur. Kimse de o andan sonra seni mutsuz edemez. Bazen de şekerin sabahın o kör saatinde öyle efsane yüksek çıkmıştır ki. Gireceğin önemli toplantının içinde olsan bile “Şekerimi nasıl düşürürüm?” telaşında bol bol su içersin kimseye çaktırmadan. Ara ara toplantıdan izin alıp tuvalete gidip şekerini ölçersin. Ya da sürekli glükoz ölçüm sistemi kullanıyorsan elin hep CGMs’in takip kumandasındadır.

Ya da bir eğitimdesindir. Kahve-çay molası zamanında sevgili organizasyon sorumluları pasta-börek-çörek koymuştur. Kokusu burnuna gelir. Gerçekten ciddi bir mücadeleye girmişsindir. Bazen başarılı olursun. Ve yemezsin. Bazen de başarısız olursun. Ve hem şekerinin gidişatınden endişe eder hem de kendine kızarsın.

Bir gün önemli bir bütçe toplantısında sensörlü pompanın alarmı öter. Daha doğrusu önce titreşir. Sonra birkaç daha titreşir. Ve sen sunum yaparken kendi içinden de sayarsın.

  • Evet ilk titreşim geldi. Biraz sabır. Hızlan sunumda.
  • İkinci titreşim de geldi. Yaaaa çok mu yavaşım? Hızlan Esra.
  • Şimdi tireşim+ses gelecek. Ses şimdilik yüksek çıkmıyor. Duymaz kimse. Devam. Hızlan.
  • Sonra toplantı alevlenir. Ve ambulans alarmı gibi alarm ötmeye başlar.
  • Çağrı cihazım öttü de dersin çocukça 🙂 Çağrı cihazı mı? Sene 2017. Deliyim ben galiba.
  • Sonra sessizce bir tuvalet izni. “Toplantıya girerken neden aklına gelmez ki Esra sensörlü insülin pompasının sensörünü kapatmak.” serzenişi.

Evlenirken bile yanındadır. Acaba her şey yolunda gidecek mi? Yemek yemede sorun yaşar mıyım hazırlıklarda? Şeker şimdi nasıl? gibi gibi konular arasında sıkışıp kalırken evlilik gibi eğlenceli konu sadece adında eğlenceli kalır. Çünkü düğünde elinde mendil tam da halay başı iken saat 22:00’da düğün senin için durur. Gelinliğinin eteğini kaldırır. Ve Lantus’unu yaparsın.

Ve sen hayatının her anında, kesintisiz meydan okurken, diğerlerinin savaştığı şeyler anlamsızlaşır.

Görsel kaynak: Medtronic Hypoheroes Project