Anasayfa Sizden Gelenler Tip1 Diyabet Hikayeni Paylaş – Zeliş’in Hikayesi

Tip1 Diyabet Hikayeni Paylaş – Zeliş’in Hikayesi

10 1.159 görüntüleme

Tip1 Diyabet Hikayeni Paylaş – Zeliş’in Hikayesi

19 yaşıma kadar hep yaşıtlarıma göre toplu yani kilosu olan biriydim. Küçük yaşlarımda ‘Tombiş Zeliş’ diye sevildim.

Babam 20 sene Ülker Bisküvi fabrikasında çalıştı. Her hafta elinde bir poşet bisküvi, çikolata getirirdi evimize. O günü beklerdik. Parayla almasa bile fabrika verirdi her hafta o poşeti ve biz de büyük bir zevkle yerdik. Hiçbir zaman yediğim, tükettiğim şeylere özen göstermedim. Obez değildim ya da çok şişman değildim. Bu şekilde de mutluyum diye yediğim şeylerin miktarı, içeriği beni hiç düşündürmedi geçen sürede.

2014’te üniversiteye başladım Ankara’da. Yani yaşadığım şehirde, istediğim okulu kazandım ve okuluma başladım. Üniversite ortamı yeni bir çevre demektir. Yeni arkadaşlar, seni daha önce görmeyen insanlar.

Okul başladıktan 2 ay sonra liseden bi arkadaşımla görüşmüştüm. Arada geçen yaz ayını Da hesap edersek 5 aydır görüşmediğim bir arkadaşımdı. Beni ilk görüşünde dediği sey “sana ne olmuş böyle ne güzel kilo vermissin! ” Bi kızı en mutlu edecek cümleler arasında ilk 5’e girebilecek bi cümle bence bu 🙂 Ben de; “uzun zamandır görüşmüyoruz ya. Sana öyle gelmiştir.’ dedim. Devamında bu konu sık sık gündeme gelmeye başladı. Ben kilo vermeye devam ediyordum. Sonra bunla beraber çok su içmeye başladım. Okulda, yemekhanede abartısız söylüyorum bi yemekte bir sürahi suyu tek başıma içtiğini biliyorum. Sonra kilo vermeyi biraz buna bağladım. çok su içiyorum o midemi dolduruyor, çok yemek yemediğim için kilo veriyorum. Eee tabi o kadar su içilince sürekli bir tuvalete taşınma dönemi oluyor. Eee onun da sebebi belli yani. Her şeyin dışarıdan bakınca mantıklı bi açıklaması var. Ama artık bu durum rahatsız edici olmaya başlamıştı. Çok su iç, çok tuvalete çık, hızlı kilo ver, sürekli yorgun hisset. Geceler uykusuz geçsin çünkü gece de susuyorsun..

Günler böyle devam ederken üniversitede sınıftan bi arkadaşıma bahsettim laf arasında bu durumdan. “O da ‘şeker hastası’ olabilir misin, benim babamda şeker var, aynı belirtiler onda da vardı, bi şeker ver istersen” dedi. Şeker hastalığı mı? .. Eee iyi de o genetik bi rahatsızlık değil mi? Bizim ailemizde kimsede yok ama yine bi kan vermek gerek diyip konuyu kapattım ve bir daha bu konu hakkında düşünmedim bile.

Bu şekilde 4 ay geçti.. Sonrasında bacağıma gece uyurken kramplar girmeye başladı. Zaten gece uyuyamıyorum tuvalete sık sık çıkmaktan. Şimdi de bacak ağrısı çıktı.. Bir gece, iki gece derken her gece bacağıma aynı anda 100 tane iğne saplanıyor gibi uyanmaya başladım. Babam da; “yarın git sağlık ocağına, bir kan ver, yeter artık aylardır tedavisi neyse sorun neyse anlaşılsın” dedi. İğneden de çok korkarım (korkardım). Biraz da o yüzden kan vermek istemiyordum. Ama artık dayanılmaz bir hal alınca sorun ben de gidip bi sabah kan verdim.

Sonuçları almaya gideceğimiz gün de annemin yakın bir arkadaşına misafirliğe gitmiştik ve ben o gün orda 10 tane bakmaya yemiştim. Adeta şeker için kan veren ben değilmişim gibi 🙂 O kadar eminiz ki başka bi sorun olduğuna.. Ve kan sonucu aldık. Açlık kan şekeri 400!! Doktor hemen acile gitmeniz gerek dedi. Biz toparlanip acile gittik ama annem, babam, abim hepimiz şok olduk. Arabaya bindik. Hepimize aynı anda kamyon çarpmış gibi. Gidene kadar kimse konuşmadı.

Hastaneye girdik. Tekrar kan alındı. Bu kez çıkan değer 749. Eee o kadar baklavanın faturası da burda çıktı 🙂 Babam yanımdaydı. Doktor yanımıza geldi bize “kızınız artık diyabet. Şimdi onu oda ayarlıcaz, dozlari ayarlanicak, eğitim vericez” dedi. Babamın yüzüne baktım. Çünkü ailemizi sarsan bi sorun vardı ve bunun sorumlusu bendim. O an öyle hissettim. Babam sadece “tamam üzülme Allah’tan geldi yapacak bi şey yok” dedi ve ben yüzüme düşen gözyaşlarını silmeye çalıştım. Doktor da; “tamam ağlayacak hiçbir şey yok ki. Gerçekten daha iyi olucak her şey dedi” ve babamı dışarı aldı annemlerin yanına.

Serum takıldı. 2 saat orda, acil serviste oturdum tek başıma. Nasıl olcak şimdi? Hap kullanacağım demek ki. Bir hap değil mi? Yediklerime de dikkat ederim bundan sonra. Çok zor olmamalı gerçekten. Yani ben insülinden “iğnelerden” habersizim. Çünkü daha önce hiçbir diyabetli tanıdığım yoktu. Diyabet hakkında tek bildiğim şey hatta diyabet ne demek onu bile bilmiyorum. Şeker hastalığı diye bildiğim tek şey genetik olması.

Odama alınıp tedavi süreci başlayınca her şey bir bir döküldü önüme. Hiçbir zaman tedaviyi reddetmedim. Diyabet konusunda öğrenebileceğim her şeyi ogrenmeye çalıştım. Hala da ogrenmeye devam ediyorum ve şu anda 6 aydır insülin pompası kullanıyorum ve gerçekten artık diyabetimi yönetme konusunda daha başarılıdır. Ben bu yaşıma kadar bana yüklenen sorumlulukları her zaman en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştım. Okulda, evde, mahallede, arkadaş çevremde sorunsuz, uyumlu süreçler geçirdim. Şimdi de zamanla artık net adını kullandığım tip1 diyabetimle uyumlu bir hayat sürmek zorundaydım. Çoğu zamanımı ailemi bu konuda rahatlatmak, ben iyiyim iğne acıtmıyor, kan şekeri ölçmek acıtmıyor diyerek geçirdim. Hala da bunları tekrarlıyorum.

Hastaneden çıktıktan sonra şimdi ne olacak? İnsanlar bu şekilde yaşıyorsa bunu kolaylaştırmak adına neler yapabilirim diye araştırdım sürekli. Sosyal medyada kendim gibi diyabetli arkadaşlar edindim. Ve su anda burda bunları yazacak gücü kendimde buluyorsam geçen 1 sürede bana her konuda yardımcı olan diyabetli tanıdıklarim sayesinde.

Ben tip1 diyabet konusunda Ankara’da olma noktasinda şansliyim. Şu anki teknolojide diyabetimi yönettiğim için şanslıyım. Bana her konuda destek olan bir ailem olduğu için şansliyim. Diyabet konusunda da bana her türlü özeni gösteren arkadaşlarım olduğu için çok şansliyim ve ben en çok Öyküm Abla’yı tanıdığım için şanslıyım..

Tip1 diyabet bence zor bir rahatsızlık değildir. Zor olan diyabeti yeteri kadar bilmemektir. Bildiklerini uyguladıktan sonra da tip1 diyabet gün içinde toplam diyabetsiz yaşam sürmenin dışında sadece en fazla 30 dakikanı ayırıp gerekenleri yapmanı bekleyen bir okuldur hatta.

5 gün sonra tip1 diyabetim 1 yaşına giriyor. Onun için en yakın arkadaşımla kutlama yapmayı düşünüyoruz. Bu ” iyiki diyabetim” tarzında bir kutlama değil. “Ben diyabetsiz de mutluyum ama tip1 diyabet ile de mutluyum” diyebileceğim bir kutlama olucak 🙂

Hayatta her türlü sorunla karşılaşabiliriz. Önemli olan bu sorunları aşmaya çalışmak, sorunları sorun yapmaktan çıkarmak.

Bu konuda bize destek olan insanlar iyi ki var ki ben buraya bunları buraya yazabiliyorum.

Iyi ki varsınız, iyi ki varız!! 🙂

Zeliha Yılmaz

Not: Zeliha bu yazıyı 15 Mart 2016’da yazmıştı. Tip-1 diyabette 1. yılı da Pazar günü 🙂 Kutlama yaparken kalben yanında olduğumuzu bilmeni isterim. Sanki hep birlikte kutluyormuşcasına.

  • Kendimi gördüm bi ara okurken, laylaylom su iciyorum kilo veriyorum süperim ya diyodum bende :)) Kutlu olsun Diyabetinizle 1 yasiniz, benim ki 2,5 yasinda oldu artik :))

  • Yazarken gözlerim dolduğu gibi tekrar okuyup yine gözlerim doldu.. 🙂 teşekkür ediyorum Esra Abla, bu ve bu tarz platformlar inan bizi hiç tanımadan birbirimize bağlıyor desteğinizi her zaman hissediyoruz pazar günki kutlamada muhakkak aklımda olucaksınız, sevgilerimle ♡

  • Zeliha Selam,

    Hikayendeki; araba, misafirlik, baklava, çıkan kan şekeri noktaları çok fenaaa 🙂 Hele ki su içip içip kilo verme 🙂 Bizler daha ne isteriz ki?

    Bu arada ben de ilk test için gittiğimde çift lavaşlı iki dürüm döner yemiştim 🙂

    Demotive olmayıp ve isyan modunda kalmadan tip-1 diyabetle yol arkadaşı olma becerin için seni tebrik ediyorum.

    Sevgiler

  • Hikaye çok tanıdık geldi aynı şeyleri yaşamışız zeliha sen benden daha deneyimlisin ama 🙂 bende öğreneli 6 ay oldu Esra hanım bu arada biz tip 1 diyabetlilerin tanisabilecegi sosyal medyalardan birbirimizi ekleyip bilgi alışverişi yapabilecegi bir ortam yokmu ben ankarada yaşıyorum kendim gibi yasit arkadaşlarımla tanışmak isterim.
    Teşekkürler

    • buse Merhaba, dediğin gibi hepimizin hikayesi benzer 🙂 ben de Ankarada yaşıyorum kaç yaşındasın bilmiyorum ama facebookta beni ismim ile arayıp bulursan tanışabiliriz her konuda destek olabilirim sana 🙂

    • Buse Hanım Merhaba,

      Maalesef bahsettiğiniz gibi bir ortam bulunmuyor. Bir ara mail grupları oluşturalım demiştim ama ona bile başlayamadım 🙁

      Bu mail grubu projesi için bugün tekrar düşüneyim. Takipte kalırsanız yazılardan bu konunun ne aşamada olduğunu görebilirsiniz.

      Sevgiler

      • merhabalar 🙂
        ben de 4 ay kadar önce tip1 ailesine katıldım 😀 tanışmak kelimesini kullanamam çünkü annem 15 senedir tip1 diyabetli, evde herkes adeta bir doktor, bir hemşire 😀 öncelikle esra abla (abla diyorum çünkü siteye o kadar sık giriyorum ki artık benim için bi yabancı değil de aileden biri gibi oldunuz :D) bu site için sana ne kadar teşekkür etsem az. neye kafam takılsa anında soluğu burada alıyorum 😀
        bu tarz hikayeleri okumak kendimi yalnız hissettiğim anlarda bana bir dayanak gibi oluyor 🙂 oturup “neden benim başıma geldi, ben yanlış bir şey yapmadım, hayatım bitti” gibi saçma sapan düşüncelere dalmak yerine yalnız olmadığımızı hatırlayıp yaşam kalitemizi arttırmaya yönelik konular hakkında konuşmak bence hem diyabetimiz hem de ruhsal sağlığımız için daha olumlu sonuçlar verecek. (hastalık hastalığını da hafife almayın, çooook zor 😀 )
        bu arada 24 yaşındayım, ben de diyabete Ankara’dan katılıyorum 😀

  • özellikle benim gibi böyle tam 18-19 yaşlarında diyabete yakalnanların hikayesi beni daha derinden etkiliyor
    ben de yazmak istiyorum ama öncelikle üşeniyorum ve ayrıca sanırım bu tarz bir olayı hikaye etmek için belli bir kabullenilmişlik seviyesine ermek gerekiyor
    yazacaklarım okuduğum iki hikayedeki kadar olumlu olamayabilir esra hanımın filtresine takılabilirim:D

    • Mert Bey Merhaba,

      RTÜK gibi bazı olaylara temas ettiğim doğrudur 🙂 Ama tip-1 diyabet tanışma hikayelerine müdahale edeceğimi düşünmüyorum.

      Kabullenmek kolay iş değil ama bu konuda ben de bir yazı yazdığımda umarım size kabullenme konusunda yardımcı olurum.

      Sevgiler

    Cevap Bırak