Anasayfa Sizden Gelenler Mustafa Bey’in Yorumu ve Bilgilendirmesi

Mustafa Bey’in Yorumu ve Bilgilendirmesi

33 5.218 görüntüleme

UntitledArkadaşlar Selamlar,

Öncelikle yazı ve yorumlarınız gayet profesyonel. İnsani davranış ve tutumlarınız ise harkulade.

1 aydır takip ediyorum sizleri, yazılarını, yorumlarınızı. Neden takip ediyorum ? Ben de şekerim galiba :)

Her neyse. Ciddi bir stresli dönem sonrası şeker dünyasına adım attık. 6 ay önce hiç bir ibare yok iken bir anda şeker olduk.

Buraya yazmak istememin sebebi bu sürede toparladığım bilgileri sizler ile naçizane paylaşmak. Şimdiden tespitlerimde oluşabilecek hatalarım için özür dilerim.

Söyliyeceklerim esasında tip-2 leri ilgilendirir ama genel anlamda şeker hastalarının diyeti ve beslenmesiyle ilgili.

Bu arada mesleğim mühendislik ve bazı tabirlerim meslek içinden olabilir.

Şeker hastalığının temel iki nedeni var;

  • genetik
  • çevresel faktörler ve beslenme

Genetik: endokrin sistemimiz, Çevresel faktörler: stres vb durumlar ve yediklerimiz , soğuk veya sıcak hava vs vs..

Yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan araştırdıklarımdan yola çıkmadan önce tespitlerimi belirteyim;

  • Bağırsak ameliyatı olan kişilerde tip 2 rahatsızlığı ortadan kalkabiliyor.
  • Metabolizma ameliyatı olup ince bağırsağın üst ve alt kısmının yer değiştirilmesi sonrası %90 lara varan oranda tip-2 hastalığı iyileşiyor.
  • Soğuk ülkelerde tip-2 ye pek sık rastlanmıyor.
  • Özelikle elma sirkesi ve benzeri bağırsaktan emilim hızını azaltmak kaydı ile tip-2 ciddi kontrol altına alınabiliyor.
  • Şeker hastası olan kadavralardan alınan bağırsak numunelerinde zararlı bakterilerin yararlı bakterilerden ciddi oranda fazla olduğuna dair tespitler yapılıyor.

Aslında bir çok şey daha yazabilirdik ama sadede gelirsek merkezde bağırsak ve vücudumuzun bakteri florası duruyor. Bilindiği üzere bakteri florası herkese annelerinde hediyedir. İlk floramız annemizden bize transfer olur (genetik 🙂 ).

Şekerimin ciddi anlamda yükselmesinden 1 sene önce karnımda ciddi anlamda gurultu, şişkinlik, sıkça büyük tuvalete çıkma gibi durumlar ile karşılaştım. Olaylar bundan sonra gelişmeye başladı.

İşte bu noktada iyi ve sağıklı bir bağırsak florası, mide florası elde edilirse, ince bağırsağın en alt kısmında bulunan ve insülin duyarlılığını artıran kısmı gıdaca zengin şekilde beslenecek kadar bir beslenme diyeti uygulanırsa ve artı spor yapılırsa (meletonin salgısı açısından :) ) bunun yanında immün sistemin temel taşı olan bu bağırsak florası çok ciddi ele alınırsa özellikle tip-2 ler için ciddi faydalar sağlanabilir.
Öncelikle bağırsak florasının ne kadar sağlıklı olup olmadığını anlamak için size tavsiyem aç karnına bir adet elma yiyin. Eğer bu elma kısa bir süre sonra gaita olarak dışarı atılmış ve ciddi anlamda sindirilmemiş ise sizdeki bağırsak florası flora değil arkadaşlarım. Çünkü elma 24 saat süre boyunca bağırsaktaki o yardım kardeşlerimiz olan bakteriler tarafından fermantasyon yolu ile sindirilir. Bakteri yoksa ya da az ise o elma sindirilmez ve olduğu gibi ve kısa sürede dışarı atılır. Eğer böyle bir durumunuz var ise ki bende var tavsiyem (tavsiyem bu durumdan etkilenmeyecek durumda olan kişiler içindir. Herkesin durumu aynı olamaz ve dikkat edilmeli);

  • Çorbalarınıza azcık elma sirkesi atın.
  • Her yemek öncesi bağırsak emiliminizi yavaşlatıp gıdaların ince bağırsağın sonlarına kadar ulaşabilmesi için 1 çorba kaşığı yulaf kepeği +1 bardak kefir + bir tatlı kaşı tarçın (insülin kullanımı iyileştirir) yemekten önce için.
  • Mutlaka balık yiyin. Haftada en az 1 kez (çupra tavsiyem).
  • Balık yiyemez iseniz mutlaka balık yağı kullanın.
  • Bol bol yoğurt.
  • Yeşil çay + yarım limon akşamları tavsiyem (damarları %4 oranında genişletip hücrelere enerji, glükoz , trigliserid girişine yardımcı olur.
  • Eğer sağlık açısından bir sıkıntı doğurmayacaksa probiyotik destek

Tüm bunları bağırsaklarınızda elma sindirebilir hale gelene kadar yapınız :)

Şimdi bunlarda ne denenebilir.

  • yulaf kepeği : çözünebilir lifler bağırsakta jel tabakası oluşturup emilimi tüm bağırsağa yayar
  • elma sirkesi : yine buda emilimi azaltarak bağırsağın alt kısımlarına kadar gıda ulaşmasına yardımcı olur
  • tarçın: insülin kullanımı kolaylaştırır. insülin direncini düşürür.
  • kefir ve yoğurt : bağırsak florasının düzelmesi için yardımcı olur-
  • prebiyotik : azalmış bakterilerimizi çoğaltır. (genelde 2 haftada bir noktaya getirir ama doktor tavsiyesi ile uzatmak faydalı olabilir.)

Bunları dikkate almadan önce mutlaka doktorunuza başvurun. Bilinçsizce kendi sağlık durumunuzu göz önüne almadan bu tavsiyelere uymayın.

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3224226/ linkinde buluna geniş makalede ise bağırsak florasının cidid anlamda etkilerine dair hipotezler mevcut. Bunun yanında tip-1 diabet için de bağırsak florasının geliştirilmesine dair bir takım bilgiler de mevcut.

Ayrıca http://tr.wikipedia.org/wiki/Fruktoz linkindeki bağlantıyı da okumanızda fayda var

Hepimize Allah şifalar versin..

saygı ve sevgilerimle

Mustafa

  • İmla hataları için kusura bakmayın lütfen 🙂 Bügün bir arkadaşımla konuştum. arkadaşımın eşinin annesi diyabet kaynaklı bir takım komplikasyonlardan geçenlerde vefat etti. arkadaşım da eşinin de sindirim problemleri yaşadığına dair şeyler söyledi. aslında taşları üst üste koyduğumuzda bağırsakların yalnızca sindirim ve besin emilimi yapmadığna dair onlarca makale okuyunca insan ciddi ciddi düşünüyor ! özellikle bağırsak florasındaki zararlı bakterilerin ciddi oranlarda arttığı şeker hastaları olgularınıda okuyunca bir bağlantı kurmamak elde değil. bunlara dair hipotezler var olsada bilimsel kanıtların tam olarak ortaya konulamamış olması belki skolastik anlamda bizleri tereddüte düşürüyor olabilir ama son yıllarda elde edilen verilerin immün sistemin start noktasının bağırsak florsı olduğunu gösteriyor. bazı kişilerin düzenli kefir kulanımı ile grip ve benzeri rahatsızlıkları ciddi oranda azaltmaları gayet ilginç !

    insan bu veriler ışığında düşündüğünde bağırsak ve sindirim sisteminin tanımlanamayan bir çok şeker hastalığı sebebinin neden bağırsak kaynaklı bu anadan yadigar flora olmasın diyor !

    bazı uzmanlar taş devri diyeti adı altında şeker hastalığını (t2) kontrol altına aldığını söylüyorlar. nasıl yapıyorlar ?; bol bol protein temelli beslenme ve bağırsak emilimini azaltıcı ilaçlar kullanarak kandaki glokoz seviyesini ciddi anlamda kontrol altına aldıkalrını söylüyorlar. aslında bu yöntemde aynı şey, bağırsağın emilimini yavaşlatmaktan ziyade ince bağırsağın son kısmını gıda zengin besinlerle besleyebilmek ve sonucunda insülin direncini düşürüp bağırsak florasını daha sağlıklı hale getirmek.

    İşte bu noktada devreye birde fermente ürünler giriyor; kefir , elma sirkesi vb gıdalar. bunlar içlerinde alkol ve ciddi bakteri barındıran gıdalar. bunların alımı öncelikle bağırska florasını dengeliyor veya onarıyor ve emilimi tüm bağırsağa yayarak floranın homojen ve daha fazla yararlı bateri içeren bir duruma getiriyor.

    bazı verilere göre bozulmuş bağırsak floralarının onarımının yıllar alabileceği de belirtiliyor. yani ben şu bağırsağı 1 ay boyunca düzene sokayım ve işler düzelsin diye bir durumda gayet zor. bu sebepten ciddi süreler boyunca belki yıllar boyunca bu sıkıntıyı halletmek için çalışmak gerekebilir.

    burda ben probiotik tablet veya tozların kulanımın işe bir miktar hız katacağını düşünüyorum. 100 tirilyon bakterinin olduğu bağorsaklarımıza her defasında 2 milyar bakteri gönderen bu tabletleri her gün yesek dahi bize en hızlı 10 yıl lazım 🙂 bu sebepten komple beslenme ve diyetin artı bu ve benzeri probiotik kaynakların tüketimi sonucunda ortaya çıkan güsellll bağırsak florası neden iyi sonuçlar doğurmasın ?

  • bu arada saygı değer arkadaşlar ,

    size bir sorum olacak ?

    Diyabet olupta sindirim , gaz , şikinlik ve benzeri bağırsak ve sindirim sistemi sıkıntıları yaşayanlar var ise belirtsinler lütfen. yada şeker rahatsızlığı olup sindirim sistemi takır takır çalışan , gecenin bir yarısı karnındaki gürültü ile uyanmayan vs. cidden merak ediyorum.

  • Mustafa Bey Merhaba,

    İnanın bu konuda hiçbir araştırma yapmamıştım. Ve bilgim de yoktu. Baya şaşırdım yazınızı okuyunca.

    Bu arada ben elma uzun zamandır yemiyorum 🙂 Tuvalete çıkmamı zorlaştırdığına dair düşüncelerim var. Bu deneyi yapamasam da mevcuttaki doktoruma bu konuyla ilgili sorular sormaya başlayacağım 🙂

    Ancak buradan diyetisyenimiz Nesil Hanım’a da çağrıda bulunayım. Hem konu hakkındaki fikirlerini almak ve bizlere önerileri varsa onları dinlemek için.

    Ben de gaz problemi var. Ve ara ara da şişkinlik sıkıntısı. Ancak çoğu zaman da her şey oldukça yolunda gidiyor. Ancak sizdeki durum sanki biraz daha mı farklı?

    Ne yazacağımı bilemiyorum ama hem verdiğiniz linkleri hem de kendi bulduğum kaynakları araştırıyor olacağım. Belki o zaman edindiğim bilgilerle bazı şeyler kafamda daha ne oturur ve onları sizlerle paylaşırım.

    sevgiler

  • Bunu okuduğuma çok memnun oldum. Sitede tip 2 diyabetle ilgili kaynak eksikliği olduğunu düşünüyordum. Yazılanlar çok mantıklı. En kısa zamanda doktoruma danışıp, uygun gördüğü şekilde tedavime bu tür destekler eklemek isterim.

    Bir de curcumin üzerinde çok duruluyor. Benim doktorum içine koyulan çoğu maddeyi üstüne yazmadıklarını söyleyerek curcumin hapı kullanmama müsaade etmedi, fakat araştırdıkça insanın inanası geliyor.

    • Hakan Bey Merhaba,

      Bloğumuzun ana çıkış noktası tip-1 diyabet. Tip-2 diyabet hakkında bilgi olmaması çoook normal 🙂 Ancak yakın zamanda bloğumuzda bir yapılanma süreci olacak Ve yeni sosyal platformumuzda tip-1 diyabette pozitif ayrımcılığa son diyeceğiz ama yine de biraz ayrımcılık olacak 🙂

      Tip-2 diyabetlilerin de bloğumuzda paylaşımlarda bulunması oldukça önemli. Sizler paylaştıkça veri sayımız da artacaktır.

      sevgiler

    • çevirileri bir terslik olmaz ise yarın size gönderirim. şimdi yapmak isterdim ama yarın iş var ve bayağıda geç oldu.

      • Sorun değil Mustafa Bey. Blogta yabancı bir kaynak paylaşımı yaparken mutlaka Türkçe’ye çeviriyoruz.

        Bilginin herkese ulaşması gerekiyor. 3 çeviri yapıyorum. Yarın artificial pankreas (=yapay pankreas) ile ilgili bir röportajı yayınlayacağım. Yorucu oluyor ama bilgi herkese ulaşıyor.

        Şimdiden teşekkürler.

        Sevgiler

  • aslında bendeki durum çok farklı değil. bendede sabaha karşı gece 3 civarlarında şiddetli karın gurultusu oluyordu. özellikle yukarıda bahsettiğim şekilde beslenmeye başladıktan sonra bağırsaklarım çığlıklar atıyordu. bu 1 hafta kadar belki biraz uzun sürdü. halen elmayı rahatça sindirebildiğimi söylemem zor. bunun uzun zaman alacağınıda düşünüyorum. aslında yüksek karbonhidratlı ve sindirimi olağan üstü kolay ve bağırsaklara hızlıca geçen bol ve geniş bir kahvaltı sonrası bolca tuvalete çıkma isteğim özellikle hafta sonları oluyordu.

    birde sinir ve stresin daha doğrusu hormpnal sistemin bağırsaklara olan bağlantısını askere başladığımda 2 hafta kabızlık problemi çekerek anlamıştım. ama immün sistemin bu derece sindirim sistemine bağlı odluğu ve onun belkide start noktası olduğunu bilmezdim.

    Bu arada hazımsızlık ve benzeri problem yaşayan arkadaşlardan yorum bekliyorum.

    Esra hanım ; ben pek sağlık konsuunda aforizma savuracak kadar cesaretli değilim. ama sonuçlarının az riskli ve olumlu sonuçlar doğuracağını düşündüğüm bir konuda bu konudan muzdarip kişilere en azından öğrendiğim ve faydasını gördüğümü düşündüğüm şeylerden bahsetmek istedim.

    umarım bunlar birileirnin işine yarar ve hiç olmaz ise moral olur ve insanlar daha düzgün beslenmenin neler doğuracağı motivasyonu ile diyetlerine sıkı sıkı sarılırlar.

    Birde unutmadan elma yedikten spor yapılması bağırsaklarda ciddi gaz sıkıntısına yol açar. tavsiyem yatmadan önce yenmesi 🙂

  • yazıp yazıp duruyorum ama aklıma parça parça geliyorlar 🙂

    Birde bağırsak floryasının daha doğrusu yararlı bakterilerin kolonize olmaları alel ade olmuyormuş. midenin , bağırsağın ve kalın bağırsağın barındırdığı bakteri miktarı ve çeşidi dahi farklı imiş ! bu durumda bağırsağın floryasından öte tüm vucudun yararlı bakteri floryasına totalde bakılması daha faydalı sonuçlar doğurabilir. buda ayrı bir bilgi.

    • Mustafa Bey Merhaba,

      Bloğumuzda birçok arkadaşım İngilizce bilmiyor.

      Ben de şu an birkaç yazıyı çeviriyorum.

      Linklerdeki yazıları çevirerek bana mail atsanız nasıl olur? Ayrı ayrı başlıklarda bu linklerdeki yazıları herkesle paylaşırız. esra[at]diyabetimben[dot]com mail adresim.

      Bir yandan da paylaştığınız linkleri inceleyeceğim 🙂

      Sevgiler

  • esra hanım unutmadan bir şey daha eklemek istiyorum. özellikle probiotic alımı konusunda dikkatli olmak lazım. sonuçta alınan bakteriler birer mikrop. kişlerin savunma mekanzmaları bunlara ilk başta ne yanıt verir kestirmek zor. ilk kullanımlar esnasında birk aç gün diare olanların varlığını bazı makalelerden okudum. bazı makalelerde ise pankreatid olanlarda ciddi hayatsal sıkıntılar doğurduğuna dair bir kaç yazıda gördüm. bu sebepten doktor tavsiyesi ile kullanım ve kullanım esnasında çok dikkatli olmak lazım. benim bu ve benzeri sıkıntılarım olmadığı için günde 1 adet ( minumum miktar) akşamları alıyorum. yaklaşık 10 gün oldu ve halen bir sıkıntı yaşamadım. üzerimde test etmeye devam ediyorum 🙂 sonuçları bir terslik olmaz ise burada paylaşırım. bunun yanında probioticlerin insanalr üzerine etkilerine dair ciddi araştırmalar için kaynak ayrılmıyor. bu sebepten sonuçları konusunda bilimsel veriler tam olarak olgunlaşmış değil. ama şu açıkki kafkasya insanının kefir ile , bulgarların mayalı ürünler ile elde ettiği uzun ömürlerin bu bakterilerin bir çok şeyle ilişkili olduğunu gösteren bazı deliller.

  • merhabalar,ne guzel ne öğretcı seyler yazıyorsunuz.tskler:)
    bende de bagırsaklaırmda sorun oluyor.bazen olmuyor ama bazen de ya zor çıkıyorum yada sık çıkıyorum.ortayol bırturlu olmuyor.
    tskler.sevgıler.

  • esra hanım bu arada size birşey söylemek isterim.4 yıldır diyabetliyim.50 kiloyum.boyum170cm.bir türlü kilo alamıyorum.sizce neden olabilir?hormonlar normal.guatr falan çıkmadı.bi de benim gibi bu problemi yaşayan arkadaşlar varsa lütfen paylaşalım.artık sinir oldum 100 gr bile alamıyorum.bu da psikolojimi etkiliyor.

    • Özge Hanım Merhaba,

      Hiç Çölyak testi yapıldı mı size? Tip-1 diyabetlilerde görülebilen bir rahatsızlık ve en önemli belirtisi kilo alamamak.

      sevgilr

  • Özge Hanım,

    Durumunuz gerçekten çok ilginç çünkü ben de kilo vermek istiyorum ama bu konuda çok zorlanıyorum. Son aylarda spora başladığımdan dolayı 6 kilo verdim ama dediğim gibi benim için çok meşakatli bir süreç.

    Tip 1’siniz değil mi?

  • esra hanım mrb.teşekkür ederim.en kısa zamanda bu testi yaptırıcam.Ya nedense o kadar dikkat etmeme rağmen.bir gram alamıyorum.damla hanım sizin kilo durumunuz nedir ben genelde tip1 lerin zayıf olduğunu görüyorum.ama çözemiyorum.neyse görüşmek üzere.

    • Özge Hanım Merhaba,

      Uzun uzadıya yazamadım. Yola çıkma hazırlıkları 🙂

      Ben geçtiğimiz sene kilo alamıyordum. 60 kiloya takılıp kaldım. Ki 31 yıllık hayatımda ilk kez bu kiloyu görmüşüm. Mutluluk hat safhada ama aklımda acaba Çölyak olabilir mi endişesi.

      Doktoruma gittim. Test yapıldı. Zor bir test değil. Yapıldı ve sonuç negatif çıktı. Ki dediğim gibi en önemli belirti kilo alamamak ve kilo vermeye devam etmek. Bu da bir bağışıklık sistemi hastalığı. Tıpkı tip-1 diyabetimiz gibi.

      Bence bayramdan sonra ihmal etmeden hemen bir test yaptırın. İçiniz rahatlasın

      Sevgiler

  • peki çölyak yoksa neden kilo alamamışsın?Acaba nedeni ne olabilir.Bu arada iyi tatiller.Eşref abiyede geçmiş olsun.Atlatacağına inanıyorum.hoşçakalın.cevap yazdığınız için teşekkürler.

  • Elma sorunu bende de var yazıyı okuyunca taşlar yerine biraz oturdu ben yıllardır sabah elma yeyip doyan insanlara hep şaşırmışımdır bende tamtersi elma beni aşırı açıktırıyor karnım gurulduyor ve hemen tuvalete çıkıyorum ama nedeni buymuş anladım ah annem ah demek bana iyi bakteriler hediye edemedi… Bende tip 2 yim ve maalesef spordan nefret ediyorum işten sonra çok yorgun oluyorum hafta sonu temizlik Halim kalmıyor zaten yorgun bi tipim kısacası kendime mazeret üretmekte üstüme yok yediğime içtiğime dikkat ediyorum ama gece tuvalete sık kalkmalar şişkinliklerle benimde başım dertte Rabbim hepimizin yardımcısı olsun… Tavsiyelerinize dikkat edeceğim teşekkürler…

  • Özge Hanım, yorumunuzu şimdi gördüm. Dediğim gibi kilo vermekte zorlanıyorum.Normal kilomdan 5 kg kadar fazlalığım var. Spora devam ettikçe insülin ihtiyacım azalıyor, doğal olarak insülini azaltınca yediğim yiyecek de azalıyor..zincirleme bir durum yani..
    Ama kilo verme süreci uzadıkça gerçekten moralim çok bozuluyor..moral bozukluğu da biz tip 1 lerin en son ihtiyacı olan şey..

  • Arkadaşlar merhaba,

    öncelikle bilgi paylaşmak güzel ama bilimsel olması daha güzel ve önemli bence…Lütfen beslenme ile ilgili bilgileri diyetisyeninizden özellikle diyabet diyetisyeninizden alın…

    yazıyla ilgili olarak;

    bağırsaklar immün sistemin çok önemli bi parçası doğru…ama elma sirkesinin bağışıklığı güçlendirdiğine dair elle tutulur bir bilimsel kaynak yok…

    tarçın malesef tip 2 dahil hiç bir kan şekeri düzensizliğinin (bozulmuş açık glikozu,gizli şeker ve insülin direnci,reaktif hipoglisemi gibi) kontrolünde kullanılan bir besin veya besin desteği değil…hiç bir çalışma tarçın ile ilaçların etkileşimini,ne kadar tüketmememiz gerektiğini ve ne zaman tüketeceğimizi ve kan şekerimizi ne kadar düşüreceğini söylemiyor.ya da hangi yaş aralığında ne miktarda verilmesi gerektiği bilimsel olarak açıklamıyor …öyleyse tarçının tadını seviyorsanız tüketin ama kan şekerinizi düşürmek amaçlı değil…etkisi yok çünkü…

    ayrıca elmada pektin denen çözünür bir posa var ve barsaklarda fermente olarak barsak florasına destek veririr.Acıkmamızın temel nedeni de içerisindeki posadır.Bunun barsaktaki geçiş hızı bir çok etmenden etkilenebilir bunu tamamen diyabete bağlamamalısınız. Ayrıca tip 1 diyabet ve tip 2 diyabet isimleri hariç bir çok yönden birbirine benzemeyen iki hastalıktır.(ortaya çıkışı ve komplikasyon ilerleyişleri,beslenme tarzlarına kadar)

    balık yemenizi tabiki tavsiye ediyorum haftada 2 kere yemeniz kalp ve damar hastalıklarından korunmak veya oluşmuş kalp damar hastalığının ilerlemesini engellemek ve bağışıklığınızı daha yüksek tutmak açısından önemli.yalnız malesef çipura yağlı bir balık değil ve almanız gereken n-3 yağ asidini bu balıktan alamazsınız.amaç balık yağını almaksa yağlı balıkları tercih etmeniz gerekir.yani somon,uskumru,sarıkanat gibi yağlı balıkları…(tansiyon sorununuz varsa,gebe veya emzikli iseniz ton balığı gibi konserveleri tercih etmemelisiniz)diğer kişiler rahatlıkla ton balığını da tercih edebilirler…

    yeşil çay ve limon ikilisi hücreye glikoz geçinde etkili değildir.hücreye glikoz glikoz taşıyıcıları ile taşınır ve bunları aktifleştirmek tek bir besin ile mümkün değildir.Ayrıca yeşil çay siyah çayın fermente edilmemiş halidir ve siyah çay ve yeşil çay fenolik bileşikler açısından çok da farklı değildir….

    ayrıca günde 2 limon tükettiğinizde 15 gram karbonhidrat almış oluyorsunuz….

    bu kadar bilgiden sonra gelelim benim mesleki konuda tek hassas olduğum noktaya… beslenme ve diyetetik okumamış kişilerin çok rahat mesleğimiz hakkında hem de yönlendirici şekilde yazı yazmaları… nasıl ben hiç bir ortam veya forum veya sayfada makine mühendisliği ile ilgili (bilgileri bilsem bile) bilgi vermediğime göre (burda arkadaş mühendis olduğu için yazıyorum,öğretmen,spor danışmanı veya diğer meslek grupları da olabilir )beslenme konusunda bilgi vermemeliler…helede yönlendirici olarak…özellikle de diyabet gibi önemli bir hastalık konusunda bir sayfa yazı yazmaları beni üzüyor…o zaman 4 yılımı lisans,ilk yılı ders 2 yılı tez olarak 3 yıl yüksek lisans ve şimdi doktora yapmamın ve bunca emek vermemin ne anlamı var diye düşünüyorum…

    herkese sevgiler…

    • Nesil hanım merhaba;
      Uzun zamandır hiç bir yazı beni bu kadar etkilememişti, kaleminize sağlık.
      Bu konu hakkında okuduğumda ben de yanıt yazabilmek için oldukça düşündüm ve vazgeçtim daha doğrusu polemik yaratmak istemedim. Dediğiniz gibi herkes doktor veya diyetisyen olamaz,onlar gibi yönlendirme yapamaz;bizler sadece deneyimlerimizi yaşadıklarımızı ve sadece kanıtlanmış doğruları ifade edebilir ve sunabiliriz.Bu kadar hassas bir konu olan diyabet yada benzer bir konuda; olacak şey değil. Ama maalesef ülkemizde bu tür kendini doktor sanan ve insanlarımızı kullanan şaklabanlar olduğu müddetçe kaçınılmaz son da gerçekleşiyor. Birde üzüldüğüm bir konu da bu şaklabanlara okumuş belli bir yaşam kültürüne ulaşmış insanların bile inanması.Bu konunun çözümlenemediği durumlarda da bir takım yanlışların olasılığı kaçınılmaz olacaktır.
      Yazdığınız her sözcüğün yanındayım ve katılıyorum. Böyle bir konuda bu kadar açık ifadelerle yönlendirme ve eleştiri yaptığınız için de size çok ama çok teşekkür ederim.

  • Herkese selamlar ,

    Nesil hanımın söylediklerine bende katılıyorum. Bu yazıyı yazarken insanları uyararak öncelikle konunun uzmanı kişilerden yani endokrin veya dahiliye uzmanı kişilerden mutlaka destek almalısınız deyip sizin skolastik düşüncenin şark yaklaşımı ile sergilediğiniz sinire rağmen uzmana danışılması önerisine önem gösterdiğimi düşünüyorum. evet ben mühendisim , diyetisyen veya dahiliyeci yada endokrin uzmanı değilim ama sistemlerin matematiksel modellerini çıkaracak kadar skolastik sistemlerin bilimi okudum. bizim meslekte olgular , matematik ve çözüm vardır.

    Bu arada emekli rumuzlu üyeyi esefle kınıyorum. bey efendi , o şaklaban kelimesini de size iade ediyorum. ben doktor değilim ama bu konuların ne kadar hassas olduğunu bilecek kadar eğitim almış ve yazarken bu konuyu okuyucu ile de paylaştım.

    Tüm bunların yanında bu yazıyı yazmamın sebebi özellikle tip2 hastaların bu konuda ülkemiz bilim insanlarının özellikle bu konuda pek bir şey üretemiyor olması(böyle düşünüyorum çünki incelediğim tüm tezler olguların sonucunda çıkarılmış istatistiksel çalışmaların ötesine gitmemiş) beni türkçe dışı kaynaklara yöneltti. Dawn sendromunun sabah yüksek çıkan şekerini elma sirkesi kapsülü ile kontrol altına alabilen yabancıların olması ve bu konuda ülkemizde ne bir forumda nede bir kaynak da bu konuda bir tane dahi yazı veya makale olmaması beni şaşırtmıştı.

    yazdıklarımın bilimsel ispatını yapmaya çalışmayacağım. bunu yapacak eğitimden ziyade bu konuda ki yerli yabancı olguları gözlemleyip, makaleleri okuyup çıkarımlar yapabilirim.

    Sevgili Nesil hanım bizi tarçının şekeri düşürmediğinden çok umarım bağırsak florası ve diyabet hastalığı ilişkisi arasındaki bilimsel veya en azından olgu , teori veya benzeri konularda bilgilendirirse bu konudan muzdarip kişiler bilginin aydınlığına ve bilincine bir adım daha yaklaşır.

    Metforminin keşfinden 50 yıl sonra ne tarz etkilere sahip olduğunu ispatlayan ilaç sektörünün hızı 70 yıllık bir insan ömrünün içinde bireysel anlamda geç kalınmış kişiler için bir anlam ifade etmiyor. ispatın ve teorinin ortasında nerede durabileceğini bilen bir hekim daha fazla fayda sağlar diye düşünüyorum. bu benim fikrim.

    herkese saygılarımla ,

    yine belirteyim, araştırıp elde ettiğim olgulara dair yazıyı dikkate almadan önce; özellikle endokrin uzmanına yada dahiliye uzmanına danışın.

  • Mustafa Bey Merhaba,

    Ana metinde de bahsettiğiniz üzere; ‘Bunları dikkate almadan önce mutlaka doktorunuza başvurun. Bilinçsizce kendi sağlık durumunuzu göz önüne almadan bu tavsiyelere uymayın.’ notunuz her şeyden önemli bizim için.

    Bu noktada yazınızı okuyan bir kişi amacınızı eminim farklı anlamamıştır.

    Ancak galiba bir yanlış anlaşılma ya da cümleyi yanlış ifade etmeden kaynaklı bir sıkıntı söz konusu. Emekli rumuzlu takipçimiz Ünsal Bey. Ünsal Bey ‘şaklaban’ derken sizden ziyade tv de diyabetle ilgisi olmayan kişilere o şekilde bir atıfta bulundu. Çünkü biz cümlesinde bunu çok net anladım. Lütfen Ünsal Bey’in bu cümlesini üzerinize almayın.

    Bloğumuz bilgi, deneyim ve araştırmalarımızla elde ettiğimiz bilgilerin paylaşım yeri. Eğer bir yanlışımız olursa da hem takipçi doktorlarımızın hem de özellikle Nesil Hanım’ın bilgi ve deneyimi ile yazı ve yorumlarımız elbette düzeltilmekte. Çünkü özellikle sağlık profesyonelleri yanlışları düzeltirken bir taraftan da bizleri kendi bilgileriyle beslemekteler.

    Lütfen ama lütfen yorumdaki o sıfatı üzerinize almayın. Genel bir şekilde söylenen bir sıfat olarak düşünmekteyim halen.

    Bu konuyla ilgili yorumuma istinaden sizin, Ünsal Bey’in ya da bir başkasının yazacağı olumsuz ve devam niteliğindeki yorumunu da yayına alamayacağımızı özellikle belirtirim. Zira burada yanlış bir sıfat kullanımı ve dolayısıyla yanlış bir anlama söz konusu.

    sevgiler

  • Nesil Hanım selamlar

    Yeşil Çay konusunda yapılmış bilimsel bir çalışmada yeşil çayın damarları %4 oranında genişlettiğine dair iddialar vardı. içindeki antioksidanlardan çok bu dikkatimi çekmişti.

    Böyle bir duruma dair bir makale okudunuz mu? sizce damarların %4 oranında genişlemesi ne gibi bir fayda sağlar.

    Bir şey daha ben kimseye 2 adet limonu sıkıp için demiyorum. gün içinde bir limonun tüketilmesinin şekerin zararlı etkilerini bir nebze azalttığına dair bilgilerin olduğunu söylüyorum.

    Umarım bu konuda da bizleri bilimsel anlamda bizi aydınlatmanız dileğiyle

  • Esra hanım selamlar

    İnanın o uzun yazıyı yazmadan önce çok düşündüm. yanlış anlaşılma olmasın veya biri bunları okuyup yanlış tedavilere yönelmesin diye. ama gerçekten birileri belki bunlardan bir fayda sağlar diye paylaştım.

    aslında korktuğum başıma da geldi. Beyefendinin bu yazısı beni ciddi rencide etti. Nesil hanımın tepkisini de içime sindiremedim.

    Hepinize İyi Geceler

    Tüm Diyabetlilere Allah’tan şifa diliyorum

    • Mustafa Bey Tekrar Merhaba,

      Ben blog sahibi olarak oluşan yanlış anlamadan ötürü sizden özür dilerim. Bazen iletişim kazaları yaşayabiliyoruz. Ancak bloğumuzdaki birçok kişiyi hem telefon ile hem de yüz yüze tanıyorum. Ancak emin olabilirsiniz ki kimsenin amacı sizi zor durumda bırakmak değil. Yorumunuzdan yola çıkarak oluşabilecek yanlış anlamalarla ilgili konulara açıklık getirmekti.

      Lütfen bu yorumları sizi zor durumda bırakacak yorumlar gibi düşünmeyin. Sizden tekrar özür dilerim.

      sevgiler

  • Sayın Mustafa bey;

    Öncelikle o kelimeyi sizin için sarfetmediğimi daha önceki yazılarımdan da okumuşsanız anlarsınız.Ama lütfen ithamlarınızı direk bana yapmanızı dilerdim bu kadar hassas bir konuda bu tür polemikler yaratmanız beni cidden üzdü.

    Eğer alındınızsa özür dilerim ki sizi asla bağlamayan bir konudur bu.Ben tamamen bu işten rant sağlayan kendilerini uzman sanan ve hatta tv. lere çıkıp reklam yapan ……… şahıslardan bahsediyorum.

    Benim ne haddimeki size o kelimeyi sarfedeyim.Burada amacım sizi eleştirmek değil sadece Nesil hanımı desteklemek ve aynı fikirde olduğumu beyan etmekti amacım.Evet Nesil hanım bir yazı yazmış ama tamamen duygusal bir yaklaşım olduğunu da inkar edemem;haklı isyanlarının dışa vurumu olarak algılarsanız sanırım sizde hak verirsiniz.

    Mustafa bey;tekrar ediyorum benim size böyle bir kelime söylemeye hakkım olmadığı gibi mesleğinize de saygım sonsuz.

    Yanlış anlaşıldığım için özür diler saygılarımı sunarım.

  • Cevap Bırak