Anasayfa Komplikasyonlar Diyabet ve Böbrek Komplikasyonları

Diyabet ve Böbrek Komplikasyonları

36 9.845 görüntüleme

imagesCAHCTT1HBöbrekler olağanüstü organlardır. Vücudumuzun filtresi gibi hareket eden ve kandaki atıkları vücudumuzdan uzaklaştırmaya yararlar.

Bazen bu filtreleme sistemi çöker. Diyabet böbreklere zarar verirken, düzgün çalışamamsına neden olabilir. Böbrek hastalığı sonucu atık ürünlerin kandan filtre yeteneği kaybolur.

Yüksek kan şekeri böbrekleri düzgün çalışmasını önler.

Erken teşhis edildiğinde böbrek hastalığı tedavi ile önlenebilir.

Daha geç teşhis edildiğinde ise genellikle böbrek yetmezliği ile sonuçlanır.

Böbrekler iflas ettiğinde diyaliz ya da nakil işlemi ile karşı karşıya kalınır.


Diyabet Böbrek Hastalığına Nasıl Neden Olur?

Yediğimiz proteininin sindirim anında vücudumuzda proses atık ürünler oluşur. Böbreklerdeki bu atık ürünler küçük kan damarlarının (kılcal) oluşturduğu filtreler sayesinde hareket ederler. Kan damarları aracılığıyla kan akışına benzer bir akış sistemiyle bu atıklar küçük moleküllere çevirilirler.Bu atık ürünler ise bir süre sonra idrar haline gelmektedir. Bu tür protein ve kırmızı kan hücreleri gibi yararlı maddeler  ise filtre içinde bulunan deliklerden geçirilir ve kan içinde kalırlar.

Diyabet ise bu muhteşem sisteme zarar verebilir. Kan şekeri yüksek düzeyde giden diyabetlilerin böbrekleri çok fazla kan filtre yapar. Tüm bu ekstra çalışma ise filtreleri bozar. Yıllar sonra ise bu filtrelereden atık madde sızıntısı başlar ve yararlı proteinler de idrarda kaybolur. İdrarda proteinin fazla miktarda olması ise Mikroalbüminürinin olarak adlandırılır.

Böbrek hastalığının erken (mikroalbüminüri sırasında) tanısı konduğunda sürecin çeşitli tedaviler ile daha kötüye gitmesi engellenebilir.

Zamanla aşırı iş yükü ve stres böbreklerin kendi filtreleme yeteneğini kaybetmesine neden olur. Atık ürünler daha sonra kanda birikmeye başlar. Ve sonrasında böbrekler doğru çalışamaz duruma gelir.

Böbrek yetmezliği olan ve diyalize bağlı bireylerin % 35-40’ını diyabetlilerin oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Böbrek Hastalığı Kimlerde Görülür?

Diyabetli herkeste böbrek hastalığı gelişir. Böbrek hastalığı gelişimini etkileyebilecek faktörler genetik, kan şekeri kontrolü ve kan basıncı sayılabilir.

Diyabetini ve kan basıncını düzende tutan bir bireyin böbrek hastalığına yakalanma olasılığı daha düşüktür.

Belirtileri Nelerdir?

Böbrekler hemen hemen tüm fonksiyonları bitene kadar hiçbir belirti göstermezler. Ayrıca böbrek hastalığının belirtileri spesifik değildir. Böbrek hastalığının ilk belirtisi genellikle sıvı birikimidir. Böbrek hastalığının diğer belirtileri ise uyku kaybı, iştahsızlık, mide bulantısı, halsizlik ve konsantrasyon güçlüğüdür.

Düzenli olarak bir doktora görünmek önemlidir. Diyabetin diğer komplikasyonları için kan basıncı, idrar (protein), kan (atık ürünler için), ve organları kontrol ettirmek gerekecektir.

Nasıl Önleyebilirim?

Diyabetik böbrek hastalığı hedef aralık içinde kan şekeri tutarak önlenebilir. Araştırma sıkı kan şekeri kontrolü yapan diyabetlilerin mikroalbuminüri riskini azalttığını göstermiştir. Diğer çalışmalar sıkı kontrolün mikroalbüminüriyi tersine çevirebileceğini ileri sürmüşlerdir.

Böbrek Hastalığı İçin Tedavi Yöntemleri

Kendine Bakım

Böbrek hastalığı için en önemli tedavinin sık kan şekeri ve kan basıncı kontrolü (=tansiyon) olduğunu söyleyebiliriz. Kan basıncının böbrek sorunlarının ilerlemesinde önemli bir etken olduğunu belirtmek lazım. Kan basıncında bile hafif bir artış hızla böbrek hastalığı kötüleştirebilmekte.

Kan basıncı düşürmek için dört yol, daha az tuz yeme, alkol ve tütünden kaçınmak, kilo kontrolü ve  düzenli egzersizdir.

İlaçlar

Bu yöntemler başarısız olduğunda bazı ilaçların kan basıncını düşürmeye yaradığını söyleyebiliriz. Doktorlar genellikle ACE inhibitörü denilen tansiyon ilaçlarını diyabetli kişilerde tercih etmektedirler.

Diyet

Bazı doktorlar düşük proteinli diyet ile idrarla protein kaybını azaltmak ve kandaki protein düzeyleri arttırmaktadırlar.

Böbrek Yetmezliği

Böbrek yetmezliği durumunda diyaliz ya da ilerleyen durumlarda böbrek nakli tedavi süreçlerindendir.


Önemli:
Yılda 2 kez böbrek fonksiyon testi yaptırarak böbreklerimizin ne durumda olduğunu öğrenebilir ve aksi bir durum varsa da erken tedavi yöntemiyle olumsuz durumu olumluya çevirebiliriz.

Diyabete bağlı böbrek fonksiyonlarında bozulma olan arkadaşlarımız varsa aramızda bizimle ne yaşadıklarını yorum olarak paylaşabilirler. (Böbrek fasulyeye benzediği için bu resimde fasulyeyi tercih ettik. Kaynak: Amerika Diyabet Vakfı ve goktasi.blogspot.com)

  • slm esra hanım,

    açıklayıcı bilgileriniz teşekkürler.

    ben bazı sorular sormak isterim cevaplarsanız sevinirim.

    10 yıla yakındır tip 2 seker hastayım. gecen sene böbreğimin birisi tümör sebebi ile alındı .şimdi tek böbrekli kalmam nedeniyle ve şekerden dolayı çok dikkatli davranıyorum. ancak çok kısa bir zamandır yaklaşık bir aydır sıkı bir diyete ve egzersize başladım. tabi ki sonuçları olumlu olduğunu kendi ölçümlerimde gördüm. tansiyon 13-12 arası -7-8 arası asıl önemli olan şekerde açlık 80-110 arasında tokluk yemek sonrası 1 saatte 140-150 olurken 2. saatte 120 ye düşüyor. benim sorum sabah açlık şekeri 110 olurken açken yapmış olduğum 45 dakikalık yürüyüş ve bisiklet sürüşü sonucunda şeker değeri 130 kadar çıkıp dha sonra normale dönüyor.bu konu hakkında bir bilginiz varsa paylaşmanızı isterim. bu arada guatırrmı aldırdığımdan horman ilaçları alıyorum. kollestrol yüksekliği için ilaç alıyorum.ancak son ölçümlerimi daha yaptırmadım.

    ilginize teşekkürler

  • Sayın Hulagu Turan,

    ‘benim sorum sabah açlık şekeri 110 olurken açken yapmış olduğum 45 dakikalık yürüyüş ve bisiklet sürüşü sonucunda şeker değeri 130 kadar çıkıp dha sonra normale dönüyor.bu konu hakkında bir bilginiz varsa paylaşmanızı isterim.’ cümlenizdeki sorunuzu anlayamadım???

    sevgiler

  • slm sorum şu egsersiz yaptıktan sonra şekerde yukselme oluyor bunun hakkında bilgi alırsam sevinirim. hoşçakalın.

  • sayin esra hanim oncelile ilginiz icin tesekkurler ismim dogru yazilmis
    yapmis oldugum arastirmada kontrinsulin hormonunun devreye girip seker yuksekligi yaptigini ogrendim.acken ve sekerim 100civarindayken bunu yasiyorum.bu vucudun bir tepkisi oldugu belirtildi.bir nevi adrenilin gibi.
    yazilarinizi takip ediyorum bizlerin her bilgiye ihtiyaci var bu nedenle paylasmanin faydasi oluyor.iyi gunler ve saglikli yasamlar

    • Sayın Hulagu,

      Kontrinsulin nedir? Bir yandan da araştırıyorum bunu. Yani sizin şekeriniz iyi ve herşey normal iken kan şekeriniz yükseliyor o zaman. İnsülin donlarınızda bir ayar problemi olamaz mı? Doktorlarınız ne diyor?

      Yaşadığınız durumu net anlayamadığım için soru üstüne soru soruyorum.

      Sevgiler

  • sayın esra hanım araştırma sonucunda bulduğum bir yazıyı paylaşmak isterim.
    (Egzersiz esnasında insülin sekresyonu azalır. Kontrinsuliner hormonlar olan glukagon, epinefrin, norepinefrin, glukagon ve kortizol düzeyleri ise ar­tar. Glukagon artışı ve insulin azalması egzersizin başlangıcında hepatik gli-kojenolizi, daha ileri dönemlerde ise laktat, piruvat ve alanin üzerinden glu-koneojenezi uyararak—-kan glikozunun düşmesini engeller—–. İnsülin salınımın-daki azalma ise, kas dokuda artmış olan glikoz tüketimine rağmen plazma glukozunun sabit kalmasını sağlar.)
    ben yinede dün dr la görüşüp tüm tahlillerimi yaptırdım.bu konu hakkında önemsenecek bir şey olmadığını vücudun bir etkisi fizyolojik bir olay olduğunu belirtti.
    ancak şunu özellikle belirmek isterim şu an yaşıyorum ve çok kısa sürede oluştu. —-egzersiz ve diyetin —- sonuçları mükemmel. gerçekten şeker düzeyi hemen düşmekte ve şu an dr kontrolunda bazı ilaçları keserek takip etmekteyim.ümit ederim diğer arkadaşlarında egzesiz ve diyet konusuna dikkat etmelerini sağlarız. hoşçakalın

  • Merhaba,
    Ben Esra’nın arkadaşı ve kendisinin yakın takipçisiyim… Bu konudan Esra bahsetmişti, ben de henüz yeni taze bir böbrek yetmezliği teşhisi konulan tip2 diyabetli biri olarak yazmayı borç bildim.

    Yaklaşık olarak 2009 senesinden beri yani hamileliğimin başlamasından itibaren vücudum adeta deformasyona girdi ya da uyuyan volkan patlama yaşadı diyebilirim. Hamileliğimle birlikte, gestasyonel diyabet baş gösterdi, hamilelik sonrasında ise tip2 – gizli şeker (her nedeniyorsa, iki türlüsünüde söylediler) teşhisi konularak kendisi bana hamilelik sonrası yadigar kaldı. zor bir süreçti benim için. Üstelik haşimato hastasıydım. Hala daha da öyleyim. Tam diyabete daha doğrusu diyabetle yaşamaya alışmıştım ki başıma bu sene – 1 ay önce böbrek yetmezliği teşhisi ile yıkılmadım belki ama tuhaf bir psikolojiye büründüm. Hatta son 4 senedir üst üste gelen otoimnün sistemi hastalıklarıma alışmış olmalıyım ki doktorum teşhisini söylerken ben “hadi ya, o da mı çıktı?” diyerek gülerek karşıladım. Eski ben olsam her çıkan rahatsızlık da ağlar, ağlar, bol bol isyan eder, “neden ben?” der kaderime bir mum yakardım, tabi bu arada etrafımda ki herekese de kan kustururdum. Malum, haşimato=hormnlar ayarsız 🙂 + tip2 diyabet, sinir nöbetleri e tabi de bir de kadere isyanın bir göstergesi olarak hastalığıma duyduğum öfkenin dışa vurumu…..Zor arkadaşlar gerçekten zor… Ama kabullendim, alıştım. Diyabetle tanıştığım da yapmam gereken diyet beni çok ama çok germişti. Sanki yaşam hakkım elimden alınıyor gibi gelmişti. Kısıtlanması duygusu çok kötü bir duygu, hele benim için!!…Şeker değerlerim çok çok yüksek değil çok şükür. Ama tabii yediğime içtiğime dikkat ettiğim sürece… Tam tamam bununda üstesinden geldim demiştim ki… Bummm…
    Geçtiğimiz ay (Ocak), sırt ağrım ve nefes alma zorluğum nedeni ile hastaneye gittim. Ben ciğerimden şüphelenmiştim,keza öncesinde akciğerimde bir baloncuk (bül deniliyor) patlaması yaşadığım için, küçük bir operasyon geçirmiştim ve ciğerim yeniden şişirilmişti (balon-bül patlayınca bir kısmı sönmüş, anlayacağınız hava kaçırdım :). O zaman da sırt ağrılarım vardı önemsememiştim, meğer bu ağrılar bu olaya işaretmiş. Başa gelince öğrendik. Bu sefer yine 1 haftayı geçen sırt ağrısı yaşayınca korkup hemen soluğu ciğerci de aldım. (Biz artık eşimle olayı bu noktaya taşıdık. Tiroitçi, ciğerci, kalpçi……Bakılmadık bir yerim kalmadığı için. Derken kan değerlerimde “kreatin değerimin yüksek olduğu ortaya çıktı. Bu da tesadüfen, şöyle ki; ciğer filmimde görünen bir şey çıkmadı, doktorum İlkay Hnm.panik bir şekilde (daha önce de o tedavi etmişti beni)bu ğarılara sebep olan şeyi bulmaya ve hiçbir şeyi atlamamaya çalışıyordu. Bana dedi ki” Serap Hnm., bunu atlayamayız, akciğerlerinizde bir durum gözükmüyor ama pıhtı olabilme ihtimaline karşılık tomografinizi çekmeliyiz” dedi ve öncesinde , yani tomografi de verilecek olan ilacın böbreklere yan etkisi olduğu için tedbir amaçlı kanda ki kreatin değerime baktırdı. İyi ki de baktırmış. Beni bir hft sonuydu, cumartesi günü, ev de iş yapıyorum, tatil modundayım, cebimden aradı ” herşeyi bırak ve hemen bugün nefroloji ye görün, böbrek değerlerin hoşuma gitmedi” dedi ve beni o gün hastaney gitmem için zorladı. Gittim. Doktorum Can Bey, durumumun tam net olmaamsı ile birlikte “böbrek yetmezliği” gibi göründüğünü söyledi. Ben hala , gülüyorum, şakalar yapıyorum ” hadi ya eksikti tamamlanmış can Bey” diyerek, sanıyorum kendimce durumu hafifletmeye çalışıyordum…Basbaya ŞOK modundaymışım…..Bu görüşmenin sonunda 24 saatlik idrar toplamam istendi. 1 hft sonra 24 saat de emek emek topladığım pek kıymetli idrarımı !! tahlil için verdim. Sonuç : Böbrek fonksiyonlarımın %49 nu kaybetmişimmm… Şu an her iki böbreğimin çalışması %51… Teşhis: Kronik böbrek yetmezliği…Gerçekten, bir bu eksikti dedim…ama ne fayda başa geldi bir kere… Sıkı bir diyet beni bekliyordu. No protein – No tuz…..Eeeee epi topu 46 kg. lık bir hatunum. Zaten diyabet için belli bir diyetim var, böbrek için de mi diyet yapacaktım…?. Yok artık, bu kadarı da fazlaydı… Nolur YaRabbim beni artık hastalıkla sınama dedim…İsyanın durumuma faydası varmıydı?. HAYIR…Bu olay için sadece 1 kere ağladım, hem de çok…ama şimdi iyiyim, bunu da kabüllendim. 2. bir kere bebek sahibi olmam artık uzakkkk b ir hayaldi.. Diyabet, böbrek yetmezliği, kemik iliği sorunu, kansızlık, haşimato…..Napalım buna da şükür. Allah daha büyük çaresiz dert, hastalık vermesin diyoruz artık…bilemedim, bu züğürt tesellisimidir yoksa olması gereken yaklaşım mı?….
    Şimdi gelelim zurnanın zort dediği benim “isyannnn” şarkısını bağıra bağıra söylememe neden olan duruma…Artık hayatımda 1 değil 2 diyet var. Biri Tip2 diyabet için, diğeri böbreklerim için…Ama öyle zor bir durumdayım ki şu an bu karmaşayı tam anlamıyla aşabilmiş değilim. Diyabet için karbonhidrat -şeker düşük ama protein ağırlıklı bir diyet, böbrek yetmezliğim için ise, tam tersi bir diyet uygulamam gerekiyor. Evet arkadaşlar, şu an öğrenmeye, dengelemeye çalıştığım iş bu….Henüz becerebilmiş değilim. Diyetisyene tabii ki gittim, tabii ki bir listem var. Ama, gel gör ki, bana ölüm gibi geliyor. Bu arada zayıfladım, her gün ortalama 2,5-3 litre sıvı tüketiyorum, yememi diyete uydurmaya çalışarak azalttım 45 kiloya düşdüm… Daha fazla zayıflama istemiyorum… O sebeple biraz daha karbonhidrata ağırlık vermeye başladım. Her gün düzenli olarak şekerimi ve tansiyonumu ölçüyorum. Çünkü bundan sonra sadece şekerimi değil aynı zamanda tansiyonumu ve protein değerlerimi de belli bir düzeyde tutmam gerekiyor….Yeni hayat formum bu şekil…

    Gelelim bu böbrek yetmezlğinin belirtilerine. Açıkçası ben de hiç belirti vermedi. Zaten son noktaya kadar da pek bir belirti vermezmiş. Ammaa, hamileyken ve geçen sene yaptırmış olduğum bazı kan testlerinde böbrekle ilgili değerlerde bir anormallik olduğunu her doktorum söylemiş bendeniz kayle almamıştım. Keza, uzun zamandır çektiğim sık başağrılarım, halsizlik ve uyku halim ve dahi kansızlığım meğer buna işaretmiş… bilemedim. İhmal ettim, belki %50 değil, daha fazlayken müdehale edecek ve onları kurtarabilcektim. Kendim ettim kendim buldum durumu….Siz siz olun, kendinizde hissettiğiniz en ufak uzun süreli bir anormalliği, hafife almayın, atlamayın. Bence herkes ama herkes, belli aralıklarla böbrek, diyabet vb… hayati fonksiyonlarının durumunu gösteren kan tahlillerini rutin yapmalı ve çocuklarımıza da yaptırmalıyız….Umarım yazdıklarımın bir faydası olur. Hepiniz kendinize ve bedeninize iyi bakın. Sağlıkla kalın…..Serap Tümer

  • sayın serap hanım
    Esra hanımla bazı konularda bilgi alırken sizin yazınızda beni etkiledi. öncelikle geçmiş olsun.
    ancak herhalde ben biraz öndeyim galiba önce böbrek alındı bir ay sonra guatırımı tamamen aldılar allah’a şükür şimdi ilaçla hormonu dengeliyorum.tabi ki bunun dengelemesi o kadar kolay olmadı 8 ay da düzene girdi. yazımda diyet ve egzersizle işlerin düzeldiğini belirtiyorum.ama diyet egzersiz gibi kısıtlamalarla yaşamayı öğrenmek gerçekten zor.öncelikle hayatımda neler değişti belirteyim herhangi bir restorana gidip dilediğin gibi yemek yemek mümkün değil hepsi tuzlu gurubunda ,yediğin yemeği çok iyi takip edip şekerin yükselmesini önleyeceksin. sürekli böbreğini takip ettirip keratinin yükseldi mi yükselmedi mi takip edeceksin.tansiyon aleti bizim bir parçamız oldu hele tek böbrek kalınca artık dikkatleri onun üzerine çekiyorsun.bu arada diğer böbrek tümör nedeniyle alındığı için sürekli bt taramasına gidiyorum. allah’tan metastat yapmamış. tabii ki bunların suçlusu bir yerde bizlerinde sizin belirtiğiniz gibi dikkatli davranmadık. şeker olduğumu öğrendiğim yıllarda verilen ilaçları bir arada içip sanki grip olmuşum gibi hemen geçecekmiş gibi davrandım.daha başlarda diyete az bile uysaydım gelişme bu kadar çabuk olmayacaktı. neyse şimdi kontrol altında tutmaya çalışıyorum. öncelikle herkese sabırlı bir şekilde davranmaya dahada kötüsünü görmemeyi diliyorum. şimdiki düşüncem ya haftada üç gün diyaliz ya da her gün egzersiz ve diyet
    tabi ki bunu bana zaten dr lar söyledi. böbreğimi kaybetmem kader diye yorumladılar ancak bundan sonraki yaşantımı düzene sokmam kader olmuyor. bende sizinle aynı dilekte bulunarak hepimiz kendimize ve bedenimize iyi bakalım hoşçakalın

  • Serap hanim gecmis olsun ben sunu merak ediyorum bobrek yetmezligi 4 sene gibi kisa bi surede cikiyomu,bende yeni bi dunya tahlil yaptirdim bu bobrek fonksiyonlariyla alakali olanlarin isimlerini yazarmisiniz..tesekkurler

  • Günaydın herkese,

    Öncelikle Hulagu Bey, iyi dilekleriniz ve ilginiz için çok tşk ederim. Size de geçmiş olsun. evet zor bir durum, benden daha kıdemlisiniz 🙂 desem alınmazsınız sanırım :). Keşke dememek lazım biliyorum ama, keşke hiçkimse, hiçbirimiz bunları yaşamıyor olsaydık… Ama yaşıyoruz, belki de bizim hayatta ki sınavımız da budur. Allah daha beter durumlar daha çaresiz dertler vermesin dilerim.
    Sizin yorumunuzda beni etkileyen metanetiniz oldu. İnsan başına bir şey geldiği zaman kendini dünya da “tek” zannediyor. sanki bir tek “benim” başıma geldi gibi algılıyor. AmaEsracığımın bloğu sayesinde “yalnız” olmadığımızı görüyoruz, şahsen yalnız olmadığımı görmek, bilmek bana, belki bencilce gelecek ama garip bir sevinç ve rahatlama veriyor. Yani şunu diyebildim kendime; “kızım, bir tek sen yaşamıyorsun bunları, kader bir tek sana nanik yapmıyor, bak bir sürü insan var, türlü türlü dertlerle mücadele ediyor. Kalk silkelen kendine gel, derdinin dermenını ara, ayak da dur. Ajite etme ….” açıkçası bana bunu hissettiriyor.O sebeple bu sitedeki arkadaşların ve arkadaşlıkların varlığı, bizlere güç katıyor diye düşünüyorum. Hulagu Bey, bana iyi bir örnek oldunuz, dilerim her şey yolunda gider, o tek böbreğiniz size sağlık getirsin inşallah…Bir konuda haklısınız , hem de çokk, özellikle hft sonları dışarı çıktığımızda herkes istediğini yerken ben, karbonhidrat mı? Protein mi? gibi garip bir seçim yapma durumunda kalıyorum.. Bu biraz kötü oluyor.Ne yiyeceğimi bilememek, istediğini yiyememek….Bundan sonra lafınız düsturumdur ” hft da 3 gün diyaliz mi, yoksa diyet ve egzersiz mi?.” Tabii ki hayatı ve yaşamayı seçiyorum.Sevgiyle ve sağlıkla kalın….

  • Alp Bey günaydın :), sorunuzun cevabını tam olarak doktorlar dahi bilemiyor, yani öncesinde mi başlamıştı, yoksa bizim bildiğimiz süreçte mi gelişti?. açıkçası meçhul. ancak doktorumun söylediği, bazen bir tek antibiyotik veya sık alınan ağır bir ağrı kesici bile bu duruma sebebiyet verebilirmiş. Şu an Ramatolijiye yönlendirdiler beni, vücutta iltihabi bir durum sebebi ile mi acaba hal böyle oldu diye. Yani kesin bir sebep bulamıyorlar. Eğer daha da bir şey bulamazlarsa, böbreğe biopsi yapmaktan bahsettiler ki ben bunu kesinlikle yaptırmayı düşünmüyorum. Çünkü zaten %50 çalışan bir organı bir de biopsi ile dürtüp yormanın manası yok. Olanı da kaybetmek istemiyorum. Şu an tek amacım var olanı korumak allah’ın izni ile.

    Alp Bey, öncelikle bu durumn ortaya çıkmasını sağlayan, kan testinde “kreatin” değerimin belirlenmesi ile oldu. Burada çıkan kreatin değerim”1,45″. Oysa ki sınır, 0,9. Bu yüksek bir değer kabul ediliyor. Takibinde, benden 24 saat idrar toplamam istendi. Amaç, kan ki, potasyum, protein, fosfor vb. değerlere bakarak böbreğin gerçek çalışma kapasitesini görmek. Sonuç da kan değerlerinde bu oranlar yükselmiş ise, demek ki böbrek işlevini yerine getiremiyor, filtresini sağlıklı çalışmıyor ve vücudumda zehirli, toksik atıklar dolaşıyor atılamıyor demek oluyor. Nitekim tüm bu değerler çok şükür ki sınırların üzerinde çıkmadı. Bir tek fosfor değerim yüksek ti. Şu an için protein kaçağım yok. Bu bulgular, durumum için bir “+”. Böbreklerim, %50 çalışıyor ama işlevini yerine getiriyor demekmiş. Çok şükür. Şimdi yapmam gereken, protein, fosfor ,sodyum… bazlı yiyeceklerimi ve tuzu kısıtlayarak böbreğime yardımcı olmak. O na destek olmalıyım ki o da beni erken yorulup bırakmasın…
    Bu idrar testinde yukarı da bahsettiğim bulguların dışında (böbreklerin nasıl çalıştığı ve işlevi) bir de “kreatin klarinsin” değeri var ki, bu da böbreklerin toplam çalışma yüzdesini veriyor. benim bu değerim %51. Yani böbreklerim %51 oranında çalışıyor. Umarım değerleriniz iyi çıkar.Payşalırsanız sevinirim. Yazdıklarım, inşallah sizi aydınlatabilmiştir bir nebze….Kendinize iyi bakın. Geçmiş olsun….

  • SLM serap hanım
    yazınızı okuyunca bir şeyler ifade etmek istedim. keratin değerinizin 1.45 olması o kadar da korkulacak bir değer değil bazı testlerde 1.5 kadar normal olduğu belirtiliyor. zaten 4 ve yukarısında tehlike başlıyor. tansiyonu 12 lere çekebilirsen buda tuzu unutarak başlıyor.ve egzersizi ihmal etmemek. elma ve suyunun keratini düşürdüğü söyleniyor ve ben başladım sonuç alırsam belirtirim. bu arada tansiyon ilacı alıyorsanız keratin oranı yükseliyor. (delix gibi) bir ilaç daha var bunu her zaman kullan moral .. hoşçakalın

  • Hulagu Bey, bilgileriniz için çok tşk. ederim. Bilekten değil de koldan ölçen dijital tansiyon aleti aldık. Şimdiye kadar 12’yi 1 kere geçti. Yalnız delix aklıma takıldı. normalde de benim tansiyonum çok yüksek değildir, delix kullanmasam nolur? diye doktora soracağım. Doktorum tedbir ve koruma amaçlı olarak bu ilacı almamı söyledi ama kreatini yükseltiyorsa ne gerek vaqr o zaman?. anlayamadım. Bir konuşmak lazım doktorla. diğer ilacı da “moral” her zaman aklımda tutacağım ;).

    • iyi gunler serap hnm
      delix le ilgili olarak ben de dr ma sordum hatta doktorlar sitesinde yorum yapiyor prot dr ali basci ege unvrst nefrolji baskani yazilarini takip etmeni oneririm.delix kreatini yukseltigini soyledi ancak bobrek fonksiyonlarini yavaslatim kotrol altindatutuyormus. sizde keratinin yuksekliginin bir kismi buna bagli olabilir diye belirtmek istedim. ben 🙂 4ayda bir bu hocaya gidiyorum siteye uye olup soru sorarsaniz cevap veren bir hoca umit ederim sizede yardimci olur hoscakalin

  • Bu arada evet, elma ve suyu ile bir netice alırsanız mutlaka haberinizi almak isterim. Tekrar tşk., sağlıkla kalın…

  • Serap hanim takmayin kafaniza,sanirim tip 2 diyabetlisiniz keske tip 1 olsaydiniz o zaman bobrekle birlikte pankreas nakli de yapiliyomus,aslinda hastaligi biz cektigimiz icin bize cok buyuk geliyo ama daha beter hastaliklar var allah oblardan korusun hepimizi,diyabet agritmiyo acitmiyo oldurmuyo hatta daha da cok yasatiyo bu bi teselli mi bilemiyorum ama boyle dusunmek istiyorum ,ben daha yeni tip 1 oldugumu ogrendim doktorlarimiz sagolsunlar tip 2 sin diye beni 2 sene oyaladilar,ben size iyi bi prof a gitmenizi oneririm cunku onlar olaya akademisyen kimligiyle bakip altindaki nedenlere gore cozum uretmeye calisiyolar ,ornegin benden doktorum d vitamini testi istedi diger doktorlar hic boyle bisi istemediler ve d vitaminim cok dusuk cikti meger tip 1 diyabetin en onemli sebeplerindenmis d vitamini eksikligi,digerleri hap ver gonder yani demem o ki her meslekte oldugu gibi doktorlardada bi umursamamazlik gidiyo ,iyi bi profa giderseniz en azindan yanlis teshis edilme ihtimaliniz duser..cok gecmis olsun sevgiler..

  • Merhaba Alp Bey,
    Bu yorumunuz iyi oldu. D vitamini eksikliğinin böyle bir duruma sebep olduğunu bilmiyordum. Bu konuyu dikkate alacağım. Uyarınız için ayrıca tşk ederim :). Bu arada evet tip2 diyabetliyim…Size de geçmiş olsun alp Bey. Nakil konusunda napalım artık şansımıza küselim ;)….

  • Serap Hanım delix protein atılımınızın artmasını önleyerek böbreklerinizi korur. O nedenle kreatin 2 nin üstüne çıkmadıysa kullandırılır. Böbrek kötüleştikçe daha farklı tansiyon ilacı gruplarına geçilir.

  • Dİyabetin böbrekte yarattığı komplikasyonlardan korunmanın 3 yolu vardır :

    1-) Glukozüriyi engellemek..Yani kan şekerinin hiçbir suretle renal eşik olan 180 mg/dl seviyesini aşmasına izin vermemek…

    2-) Allopurinol Kullanmak…Çok sayıda plasebo kontrollü araştırmada allopurinolün, oksidatif stresi, ROS hasarını ve ürik asit miktarını azaltarak diyabetik böbrek hastalığından koruduğu ve eğer Diyabetik Nefropati başlamışsa da hastalığın ilerleyişini durdurduğu yada iyice yavaşlattığı gözlemlenmiştir..

    3-) Hipertansiyondan mutlak suretle korunmaktır..Tansiyonda üst sınır 13/8’dir..Tansiyonda iki koldan da ölçüm yapılır..Yüksek olan değer baz alınır..Eğer tansiyonunuz zaman zaman 13/8 seviyesini geçiyorsa bu konuda kesinlikle tıbbi yardım almalı ve HOLTER cihazı ile gerçekten hipertansiyon olup olmadığı ortaya çıkarılmalı..Anlık tansiyon ölçümleri çok değişken olup yanıltıcı sonuçlar verebilirse de Holter cihazında böyle bir risk yoktur..Sizde hipertansiyon olup olmadığını kesin olarak belirler Holter cihazı…Bazı hekimler her sağlıklı insana 30 yaşından 5 senede bir Holter cihazı ile tarama önermektedir..Çünkü hipertansiyon sadece böbrekleri mahvetmiyor önlem alınmazsa kalp krizlerine ve felçlere de yol açıyor..

    Bu arada şunu da belirtmek isterim..Diyabetin yol açtığı tek böbrek hastalığı Diyabetik Nefropati değildir..

    Kontrolsüz diyabet yani sık sık renal eşik olan 180 mg/dl seviyesini aşan kan şekeri sonrasında asemptomatik glukozüri olur..

    Glukozüri sırasında bazı bakteri şusları idrardaki şekeri fermante ederler..Bu sebeple;

    ** Akut Sistit ve Kronik Sistit

    ** Akut Pyelonefrit ve Kronik Pyelonefrit

    ** Akut Prostatit ve Kronik Prostatit

    ** Akut Gromülonefrit ve Kronik Gromülonefrit

    ** Amfiyametoz Pyelonefrit ( Böbrek Kaybı ile Sonuçlanır Genelde..)

    Gibi enfeksiyon kökenli ciddi hastalıklara yol açabilir kontrolsüz diyabet..

    Bu arada şunu da belirteyim..Protein kısıtlamalı diyet sadece böbrek hastalığı olan kişilere nefroloji uzmanı hekim gözetiminde uygulatılır..Böbrek hastalığı olmayan kişilerde proteini kısıtlamak sakınca doğurur çünkü protein kısıtlanınca karbonhidrat artar..Daha çok karbonhidrat demek daha çok insülin demektir..Daha çok kan şekeri demektir..Bu da böbreğe protein ağırlıklı diyetlerden daha fazla zarar verir.

    İyi günler..

  • Meraba serap hanim,illa tip 1 de degil bobrek nakli surekli yapilan bisi ya valla coktakmamak lazim ben ne zaman sekerimi olcmesem 3 aylik sekerim 6 6.5 civarinda cikiyo ,ne zaman duzenli olcersem 8 9 cikiyo bende anlamadim tabiki dikkat ediyorum az once yanimdan 20 ye yakin sutlac gecti icim gitti 🙂 ama 5 dakka sonra unuttum ,ben elimden geleni yapiyorum sonrasinda ne olacaksa olsun artik umrumda degil,dunya saglikliya da kalmiyo herkes gidiyo neticede ama iyi bi doktor konusunda gercekten israrciyim ,sevgiler..

  • Alp Bey, walla size katılmamak mümkün değil. Dediğiniz gibi tedbiri elden bırakmamak ama aynı zamanda çık da takılı kalmamak gerek. :)… Ölçüm olayınız hoşmuş :))… Haklısınız dünya kimseye kamıyor, ama anne olunca hayata çok başka gözlerle bakıyorsunuz. Şu an kendimden çok küçük kızımı düşünüyorum. Hal böyle olunca biraz duygusala bağlıyorsunuz :)….İyi bir doktor bulma konusunda da size katılıyorum, bir tane prof. buldum dalında başkan. 14 şubat da randevum var. Umarım hayırlar olur.

  • Öyküm Hnm, Eyüp Bey. bilgileriniz ve ilginiz için teşekkür ederim.
    Öyküm hnm., sizin methinizi ve isminizi Esra’dan bol bol duymaktayım…Umarım bir gün tanışmak nasip olur. Sizden öğreneceğim çok şey olduğunu biliyorum. Hepimize sağlıklı günler…

  • Hadi hayirlisi serap hanim diger insanlardan yasam suresi konusunda bi farkimiz yokki,mesela dun adapazarinda kizcagazin basina ne geldi,bende orda insaat muhendisligi okudum ve o piste durmadan gidip go kart yapardim ,kader bu attan dusen olmemiste esekten dusen olmus derler yani bu konuda duysalliga gerek yok vade ne zaman biterse yani ,bende kusmustum hayata ama bi dusundum elim ayagim tutuyo bi yerim acimiyo agrimiyo salladim valla,beni en cok yikan 6 senelik bi iliskim vardi o bitti iykide bitmis ,simdi dua ediyorum napicam oyle vefasizi :)kan sekeri konusunda ciddiyim gercekten kiziniza da allah uzun omurler versin allah anali babali buyutsun hersey gecer uzulmeyin

  • Güzel dilekleriniz ve yüksek moraliniz için çokkkk tşk ederim Alp Bey… Hayatımızda “vefasızlara” değil, ” vefalı” insanlara ihtiyacımız var 😉 şeker ölçümü gibi, “biteni “de sallayın gitsin. Herşey daha düzene girecektir 🙂 …

  • Hic takmiyorum serap hanim, kaderciyim artik,yazilani yasiyorum , bu hastaligin caresi olmus bulunmus bulunmamis inanin onuda cok 4 gozle beklemiyorum samimi soyluyorum,tek su var ben tatliyi cok severdim bulunursa da bayilana kadar baklava yiycem 🙂 moral vermekten ziyede gercekten cok siznde rahatsizliginiz oyle aman aman degil ya ,siz felaket cigirtkanlarina bakmayin rahat olun hoscakalin:)

  • Alp Eren Bey;

    Bence kaderci olmayın pek..Alacağınız önlemlerle normal bir insan gibi hayat yaşamak varken bile bile lades olup ondan sonra olayı kadere bağlayanların mantalitesini anlamakta zorluk çekiyorum..

    Bayılana kadar baklava yemenin şeker hastası olmayan normal birinde bile ciddi sıkıntı yaratabileceğini biliyormusunuz ? Benim dişçi arkadaşımın abisi bundan 3 sene önce girdiği iddia üzerine halı saha maçı sonrası yarım kilo baklava yedi ve 42 yaşında olmasına rağmen felç geçirdi..Üstelik şekeri de yoktu..Peki nasıl oldu bu dersiniz ? Yarım kilo baklava yedikten sonra aniden pankreası aşırı insülin salgıladı kan şekerini normalleştirmek için..Aşırı insülin sempatik sistemi ve damar endotel kasının fonksiyonunu bozarak ve sodyumun renal atılımını engelleyerek tansiyonu kısa süreli yükseltti ve felç geçirdi..

    Dilerseniz bu konuda bilimsel yayın da paylaşabilirim..Diyabetli olun olmayın..Herzaman için ölçülü yemek gerekir..Hiçbirşeyde aşırıya kaçmamak gerekir..Herşeyin normali güzeldir..

  • TEŞEKKÜRLER DR. EYÜP BEY ÇOK GÜZEL BİR ANLATIM YAPTINIZ BANA DA MORAL OLDU. İNSANI ŞEKER DEĞİL YEDİĞİ YEMEKLER ZARAR VERİYOR.GEÇMİŞİ DÜŞÜNDÜĞÜM ZAMAN YEDİKLERİMİN NE KADAR FAZLA OLDUĞUNU ŞİMDİKİ DİYETLE DE ÇOK GÜZEL YAŞANABİLDİĞİNİ ÖĞRENDİM. YAVAŞ YAVAŞ İLAÇLARIDA AZALTABİLMEM BENİ MEMNUN EDİYOR.ŞİMDİ BAŞLANGIÇTA ALDIĞIM İLAÇ DOZAJLARINA DÖNDÜM. HEM AŞIRI YEMEK YEME YAPACAKSIN HEMDE SEKER NEDEN DÜŞMEDİ DİYECEKSİN. BU TERCİH ARTIK BİZLERE KALMIŞ.NE MUTLU Kİ ARTIK TİBBİ YÖNDEN BÜYÜK İLERLEME VAR HERŞEYİ GÖRÜP ÖNLEM ALMA İMKANIMIZ VAR. HERŞEY İÇİN TEŞEKKÜRLER

  • eyüp bey öncelikle şunu söylemeliyimki lada diyabeti sizden öğrendim ben yazdıklarınız gerçekten benim diyabet türüme cuk oturdu..Yazınızın ilk başında yazdığınız gibi bile bile lades durumu yok aslında ben orda dedimki ben elimden geleni layığıyla yapıyım ,gerisi artık ne olacaksa olsun ,ben demiyorumki ben baklavamı yiyim alkolümü içeyim ,cips vs tv başında götüreyim nasıl olsa insülin yapıyorum demiyorum ki bu bence cehaletten ibarettir ,siz sadece baklavalı kısmı okumuşsunuz sanırım,yazılarınız gerçekten baa bi etkileyici o nedenle malesef size güvenim tam malesef diyorum çünkü bugünde yazmışsınız insülin kalp damar kanser vs hastalıklar yapar diye ,ben insüline zor başlayan biri olarak(esra hanım şahittir)bu yazıdan sonra baya bi korktum açıkcası,burdaki insanların sadece fiziksel değil bu hastalıkla beraber gelen bi ton psikolojik sorunları da oluşuyo, siz doktor olarak herşeyi pat diye söylüyosunuz söylediklerinizde eminim doğrudur ama doktorlar pek hasta psikolojisini düşünmüyolar benimde sizden ricam şu ;lütfen sizde biraz bizim yerimize koyun kendinizi ,insülin kanser yapar yerine tehlikeli çok kullanmayın diyebilirsiniz,baklava konusu bi hayal şuanda bu gidişlede hayal olmaya devam edecek gibi napalım hayal kuruyoruz işte ,sizi tenzih ederim ama şuda bi gerçek doktorlara kalsa karalar bağlayıp durmadan şeker ölçüp ,yok böbreğime zararlı yok kalbime zararlı yok damarıma zararlı diyip hiçbişey yapamıycak hale gelicez ,e bu sizce sağlıklı bi yaşam şeklimi yoksa yaşarken ölmek mi? bunlar benim düşüncelerim gerçekten çok değerli ,çok takdir ettiğm bi doktorsunuz ,biraz daha yumuşak söylerseniz gerçekten çok sevinirim ben kendi adıma saygılar

  • Yazıyı tam okumadan yorumları okumuştum, bi bakıyım dedim ki yazıda bir sıkıntı hissettim.

    Böbrek yetmezliğinde diyaliz, ileri durumda böbrek nakli gibi bir cümle dikkatimi çekti. Burda bir yanlış anlaşılma olabilir o nedenle düzeltmek istedim. Kronik böbrek yetmezlğinde diyaliz aşamasına gelmiş kişi, nakil aşamasına da gelmiştir.Yani önce diyaliz daha da ilerleyince nakil değil. KBY nin tek gerçek tedavisi organ nakidir diyaliz sadece kişiyi nakle kadar hayatta tutmaya yarar.

    En başarılı nakiller ise kişinin diyalize hiç alınmadan uygulandığı nakillerdir. Bunlara preemptif böbrek nakli denir. Diyabetliler için önerilen durum da preemptif nakildir çünkü maalesef diyaliz ve diyabet ok başarılı gidememekte.

    Bir de halk arasında diyabetlilere organ nakli yapılamayacağı yolunda bir inanış var maalesef.

    Ancak diyabetliler organ naklinden en çok fayda sağlayan gruptur.

  • Diyabette böbrek problemi yaşayan kişiler ağırlıklı olarak diyabeti tanımayan kişilerdir..Genelde doğu ve güneydoğu bölgemizde yaşayan diyabetik kişiler maalesef hastalıkları hakkında hiçbir bilgiye sahip olmayıp hastalık ile alakalı eğitim seminerlerine bile katılmamaktadır..Sağlık Bakanlığı tarafından bu kişilere dağıtılan broşürler ve küçük dergiler de okunmamakta yada okunsa bile özen gösterilmemektir..

    Diyabette en büyük tehlike ”cehalet”tir..Yani diyabeti tanımamak, beslenme konusunda bilgi sahibi olmamaktır..Öyle diyabetli insanlar varki ”toz şekeri yada beyaz şekeri keserek hastalığın önüne geçebileceğini” sanıyor..Bir tane hastam vardı hatta..Sabah 2 tabak börek yemiş ve fenalaşmış..Kan şekeri eczanede ölçülmüş ve 420 mg/dl çıkınca hastaneye getirmişler..İlk muayenesini ben yaptım ve bana ” kan şekerimin nasıl çıktığını anlamadım..Ben beyaz şekeri tamamen kestim sadece 2 tabak börek yedim” şeklinde trajikomik bir cevap verdi..O’nun o duruma üzüldüm..Hem üzüldüm hemde sitem ettim..Okuma yazması olan, ekonomik durumu iyi olan bir insandı..Diyabeti neden tanımadığı ve neden yok saydığını anlayamadım bir türlü.

    Yani bir diyabetli önce diyabeti iyi tanımalı..Kan şekerini hangi besinler yükseltir bilmeli..Besinlerin karbonhidrat değerlerini ve glisemik indekslerini bilmeli..Karbonhidrat değişim metotlarını öğrenmeli..Yani diyabetin vücuda zarar vermemesinin ilk yolu eğitimden geçiyor..

    Ayrıca ALLOPURİNOL, ZERDEÇAL ( Curcumin ) ve OMEGA-3 kullanımı da Diyabetin yaratacağı organ hasarlarını ciddi oranda azaltıyor veya önlüyor..Omega-3 gerçek manada bir mucize..Ancak patent hakkı olmadığı ve rant sağlamadığı için klasik tıp camiası tarafından nedense pek tavsiye edilmiyor..Görmezden geliniyor..

    Oysa omega-3 yani balıkyağının retinopati, nefropati ve kalp hastalığı riskini azalttığına dair o kadar bilimsel yayın varki, görmezden gelinmesi mümkün değil..Ama klasik tıp dünyasındaki fetva makamları ne derse çoğu hekim bunu uygulamak zorunda kaldığı için Omega-3 gibi zerdeçal gibi doğal mucizeler yok sayılıyor..Görmezden geliniyor..”Koca karı ilacı muamelesi” yapılıyor…Patent hakkı olan ve rant sağlayan kimyasal ilaçlar daha çok rağbet görüyor..

    Bu arada şunu da belirteyim..Zerdeçal yani tıp diliyle Curcumin inanılmaz bir madde..Çok güçlü bir antioksidan ve müthiş faydaları olan bir polifenol..Yani öyle birşeyki..İyi gelmediği şey yok gibi..Ben artık faydalarını okumaktan yoruldum..Sayısız plasebo kontrollü araştırma Zerdeçalin aktif maddesi olan Curcumin’in otoimmun hastalıkları engellediğini, kanser riskini ciddi şekilde azalttığını, Diyabet’in komplikasyonlarını engellediği yada riski düşürdüğü, kalp-damar hastalıklarından koruduğu yönünde..

    Zerdeçal ve balıkyağından kesinlikle ama kesinlikle istifade etmeli Diyabetli kişiler..Glisemik kontrol, kilo kontrolü ve Zerdeçal, Omega-3 ve Allopurinol kullanımı Diyabet komplikasyonlarını tamamen engelleyecek ve Diyabetli kişilerin normal insanlardan bile daha sağlıklı ve uzun yaşamasını sağlayacaktır..

    • eyup bey yazınızı okuyunca allopurinol kullanımının dogru bir sey olduğunu merak ettim. bu ilaç sanırsam gud hastalığı tedavisinde kullanılıyor. diyabetlilere ve de tek böbrekli olmam nerdeniyle bizlere uygun mu.ben omega 3 için keten tohumunu kullanarak alıyorum..zerdaçalı bilmiyorum.bu ilaçın bizlere yan etkileri olurmu iyi günler

  • slm esra hanım babam 2005 yılında böbrek nakli oldu hastalandı isal kusma tansiyon gibi belirtiler vardı hastanesine gittik keratin 8 çıkmıs tekrar diyalize aldılar acaba kısa surelımı degerı dusunce diyalizi keserlermi moral sıfır tşk ederim

  • Cevap Bırak