Anasayfa Arşivler 2017 Kasım

Aylık ArşivKasım 2017

3 2.822 görüntüleme

Tip-1 Diyabete Dışarıdan Bakanlar ve Okullu Tip-1 Diyabetli Çocuklar

Dışarıdan bakanlar dramatik bir hikâye görüyor ama bizim dünyamız rengârenk başlıklı röportajı Ayşe Arman, Ceyda Düvenci ile gerçekleştirmiş. Röportajı okurken birkaç satır tip-1 diyabetli çocukların okullarda yaşadıklarını aklıma getirdi.

Ceyda Düvenci’nin çocuğu farklı bir rahatsızlığa sahip olsa da eminim tip-1 diyabetli çocuk ve/veya çocukları olan ailelerin yaşadıklarıyla pek farkı yok.

Ceyda Düvenci’nin kendisine sorulan iki soruya verdiği cevaplar tip-1 diyabetli çocukların okullarda ya da sosyal hayatta maruz kaldıklarını bize bir yandan gösteriyor.

Okula da gidiyor şu anda, öyle değil mi?

Evet Küçükkarabalık’a gidiyor. Montessori eğitimi veren bir okul. Bizim için çok büyük bir şans. Çunku kaynastirma egitimi maalesef cok zor ulkemizde. Bir suru yaslari daha buyuk serebral palsi cocukları olan arkadasim var, buyuk sorun yasiyorlar.

Neden?

Okullar kabul ediyor, fakat veliler kazan kaldiriyor.”Cocuklarimizin konsantrasyonunu bozuyorl” deyip imza topluyorlar, Ya siz cocugunuzu alın ya biz aliyoruz!” diyorlar. Cok vahsiler. Ögrenciler degil ama veliler oyle. Bu okul farklı, sag olsun bizi kabul ettiler. Bu cocuklarda bagırmak yok, taskinlik yok, sadece biraz daha zor ogreniyorlar. Yanina bir refakatci ogretmen vermek ya da ablasini yanina koymak, tek dert bu. Bizde öcü’ muamelesi goruyorlar.

İki soru, iki cevap. Ve eminim tip-1 diyabetli çocuklar ve velileri okullarda çok büyük negatif ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Ya veliler, ya okul yönetimi, ya öğretmenler ya da çocuğunuzun arkadaşları. Tabiki ayrımcılık yapmayanlardan söz etmiyorum. İstisnalar elbette var.

Tip-1 diyabetle ilgili okullara konuşmaya gittiğimde hep vurguladığım nokta şu; ‘Biz sizden farklı değiliz. Ve okulda tip-1 diyabetli bir öğrenci olduğunu duyduğunuzda panik yapmayın. Biz sizden farklı olarak insülin yapıyoruz ve şekerimizi ölçüyoruz.’

Ve özellikle okul döneminde de asıl yük annelerin omzunda. Anne çocuğunu ya okul kapısında bekliyor ya da öğlen yemeğinde, yerli malı haftasında ya da şeker ölçüm saatlerinde okula taşınma zamanları başlıyor. Bu ne kadar zor bir durum değil mi!

Keşke okul yönetimleri diyabetli okullu çocuklar için sadece evraklar üzerinde söz vermek yerine gündelik işleyen süreçlerde artık harekete geçse ve aksiyon alsa.

Umarım ülkemizde de kronik rahatsızlığa sahip okullu çocuklarımıza negatif ayrımcılık yapılmayan, ayrıştırılmayan günleri görürüz.

19 10.156 görüntüleme

Tip-1 Diyabetli Çocuk, Yetişkin ya da Anne-Baba Hakları

Bu yazıda çocuğu tip-1 diyabetli olan ve kamuda çalışan anne ve babalara mesai, nöbet ya da vardiya gibi konularda esneklik sağlanabilir mi ya da kendisi tip-1 diyabetli olup da kamu ya da özel sektörde çalışan bireylere kanun ya da yönetmelikler gereği herhangi bir pozitif ayrımcılık yapılabilir mi gibi konuları anlatmaya ve örnek olaylar üzerinden açıklamaya çalışacağız. Aynı zamanda bu haklardan yararlanmak için kullanmayı pek sevmediğim ‘engelli raporu’ olmazsa olmaz mıdır gibi bir sorunun da cevabını bulmaya çalışacağız.

Bu aralar özellikle çocuğu tip-1 diyabetli olan anne ya da babalardan gelen soruyu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Tip-1 diyabetli çocuğu olan devlet memuru Bilhan Hanım’ın sergilediği çabayı anlatmıştık. Mesai, nöbet ya da vardiyalı çalışma söz konusuydu. Kızı Tip-1 Diyabetli, Devlet Memuru Annenin Hak Arayışı başlıklı yazımızdan tüm detaylarını okuyabilirsiniz. Bilhan Hanım bazı yasa maddelerinden haklı bir şekilde yararlandı.

Bilhan Hanım devlet memuru olduğu için iş sözleşmesini ilgilendiren ilgili kanun maddeleri: Bakmakla yükümlü olduğum çocuğumun sağlık mazereti sebebiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104.maddesinin değiştirilmiş F fıkrası, aynı kanunun 104.maddesinin C fıkrası ve 105.maddesi ayrıca 30.01.2010 tarihli ve 27478 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ‘’Sendikal Gelişmeler Doğrultusunda Alınacak Önlemler ‘’ konulu 2010/2 sayılı Başbakanlık Genelgesinin 3 numaralı fıkrası,29.08.2009 tarihli 2009 Yılı Toplu Görüşmeleri Mutabakat Metninin ‘’Taraflarca Gerçekleştirilmesi Öngörülen Hususlar (Ek-1)’’ başlıklı listesinin 1. Maddesinde yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde bakmakla yükümlü özürlü aile fertleri bulunduğunu sağlık kurulu raporu ile belgelendiren kamu personeline ideri kolaylıklar sağlanması hakkından faydalanmış oldu.

Ancak bu kanunlardan yararlanmak için öncelikli olarak engelli raporu almak  ve çalışılan kuruma ilgili kanun maddelerini de ekleyerek özel durumu anlatan bir dilekçe yazılması gerekmekte.

Bununla birlikte benzer bir durumu Van’da yaşayan bir aile maalesef bu haktan faydalanamadı. Bu konuda kendileriyle telefonda çok görüştük ve elimden geldiğince yönlendirdim. Ama dediğim gibi süreç önce olumlu ve sonrasında da olumsuz sonuçlandı. Ve hem anne hem de baba nöbet ya da mesai saatlerinde tip-1 diyabetli çocuklarına bir şey olduğunda maalesef yanında olamıyorlar.

Aynı zamanda özel sektörde çalışan ve tip-1 diyabetli çocukları aileler de bulunmakta. Bildiğiniz üzere ben yıllardır özel sektörde İnsan Kaynakları’nda çalışıyorum. Şu anda da özel bir şirketin İnsan Kaynakları Müdürüyüm. Hem kendi tecrübelerim hem de araştırmalarım sonucunda özel sektör için hem tip-1 diyabetli hem de tip-1 diyabetli çocuğu olan anne ve babalar için bir esneklik söz konusu değil.

Fakat tip-1 diyabetliyseniz, engelli raporunuz var ise ve kamu sektöründe de engelli kadrosunda çalışıyorsanız bazı ufak ayrıcalıklarınız olabilmekte. 

BAŞBAKANLIĞIN 2002/58 SAYILI ÖZÜRLÜLER İLE İLGİLİ GENELGESİ Sayı :B.02.0.PPG.0.12-320-20515 3 Aralık 2002 BAŞBAKANLIK Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 03/12/2002 tarih ve 20515 sayılı 2002/58 nolu genelgesinin 3.maddesindeki Ulusal düzeyde kabul edilen 10-16 Mayıs sakatlar haftasının ilk günü ile 3 Aralık Dünya Özürlüler Gününde, özürlülere yönelik faaliyet gösteren konfederasyon, bağlı federasyon ve derneklerin kamu görevlisi olan yönetim kurulu üyeleri ile kamuda görev yapan tüm özürlüler idari izinli sayılacaklardır.

Ayrıca olumsuz hava koşulları nedeniyle valiliklerce okulların tatil edilmesi halinde aynı bölgedeki kamu görevlisi özürlüler, ayrıca bir talimat ve talebe gerek kalmadan, belirlenen tatil süresince idari izinli sayılacaktır.

10-16 Mayıs tarihleri arası engelliler haftası olarak kutlanır, kamu kurumlarında, kutlanan bu engelliler haftasının ilk günü mesai gününe denk gelirse o gün tatildir.

Başbakanlık Genelgesinde, kamu görevlisi özürlülerin, genelgede belirtilen hallerde izinli sayılacağı belirtildiğinden, Genelge, özel sektörde çalışan engellilere izin hakkı vermemektedir.

Bu konuyla ilgili tecrübesi olan varsa lütfen bizlerle paylaşsın. Ayrıca  diyabetimben.com‘u takip eden avukatlarımızdan ricam özellikle bu konularda bize yol gösterirlerse seviniriz.

14 17.519 görüntüleme

İnsülin Alerji Yapar Mı?

Diyabetliler (şeker hastalığı) için domuz ve sığırdan insülin (80’lerin ortalarından öncesine kadar) elde edilen günlerde insülin alerjisi nispeten ortak bir olay olmuştu. Rekombinant insan insülin kullanımı yaygın hale geldiğinde ise insülin alerjisi olan insanların sayısı çok azalmıştır.

İnsülin alerjisi şimdilerde nadirdir, ancak ara sıra da olsa görülebilmekte. Herhangi bir alerjik reaksiyon gibi insülin alerjisi de bağışıklık sistemi tarafından insülinin yabancı bir madde gibi algılanarak verdiği tepkidir.

İnsülin Alerjisi Olan Kişilerde Görülen Belirtiler

enjeksiyon bölgesinde, tüm vücudundan, anjiyoödem (deri yüzeyinin altında derinin şişmesi), hatta hipotansiyon, nefes darlığı ve anafilaksi üzerinde yayılan bir döküntü de kurdeşen ya da kızarıklık ile karşılaşabilmekte.

Anafilaksi olarak görülen alerjik reaksiyonda ise boğaz şişer ve nefes alma tehlikeye girdiği için boğulma riski söz konusu olabilir.

1 2.493 görüntüleme

 

Tatlandırıcı İçecek Ya Da Yiyeceklerin Biz Tip-1 Diyabetliler Üzerindeki Etkisi Nasıl Oluyor?

Aslında bir tip-1 diyabetliler karbonhidrat ve şekerli besinlerden uzak durmaya çalışırken her “diyet” içecek ya da yiyeceği de rahatlıkla tüketmemeliyiz.

Çünkü tatlandırıcı içerene yiyecek ve içeceklerle vücudumuzu kandırmaya çalışırken ilginç geri dönüşleri de alabiliyoruz. Daha önce de Diyet İçecekler: Faydalı mı Zararlı Mı? linkindeki yazımızda bundan bahsetmiştik ama konuyu biraz daha derinlemesine ele almakta fayda var.

Coca-cola Light ve Coca-cola Zero arasındaki farkları ve bizde yarattığı etkiyi ele alarak konu daha anlaşılır olacaktır. 

Coca-cola Light’da iki tür yapay tatlandırıcı bulunuyorr. Biri Aspartam diğeri ise Asesülfam-k.

Coca-cola Zero içindeyse üç tür yapay tatlandırıcı var. Aspartam, Sükraloz ve Asesülfam-k .

Aspartam, sofra şekerinden 200-300 kat daha tatlı. Aspartik asit ile Fenilalanin birleşimidir. Bağırsaklarda sindirildiğinde fenilalanin ortaya çıkar ve bu durum fenilketonürili (PKU) hastaları için tehlike oluşturur.

Asesulfam-k ise sofra şekerinden 200 kat daha tatlıdır.

Sükraloz da sofra şekerinden 600 kat daha şekerlidir.

Bu tarz tatlandırıcılar içeren içecek ve/veya yiyecekleri tükettiğimizde beynimizde keyif ve ödül mekanizması coşuyor. Ve anlamsız yere kendimizi aç ve sürekli yeme isteği halinde buluyoruz.

Elbette hormonlarımıza da etki yapıyor. Glükagonun enerji erişim fonksiyonlarına zarar vererek ve kortizol seviyesini yükseltip tokluk hormonu olan leptin direncine ve insülin direncine sebep olurlar. Yani vücudumuz şeker aldığını düşünüyor ama ortada şeker, meker yok. Tokluk hormonu olan leptin ve insülin hormonunun çalışmasını alt üst ediyor.

Bu tarz tatlandırıcılar yabancı maddelerin vücuda alınmamasını sağlayan bariyerlerin sağlamlığını azaltırken, vücudumuzdaki herhangi bir işleyişe dahil olmadan atılırlar ve faydalı mikropları da öldürebilmektedirler. Sonuç olarak da bağırsak geçirgenliği meydana getirdiği için de bağışıklık sistemimizi zayıflatmaktalar.

Aslında biz tip-1 diyabetli bireyler şekerli yiyecek ve içeceklere mesafeli olmaya çalışırken bu tarz tatlandırıcılı yiyecek ve içecekleri de çok sık olmadıkça kullanabiliriz. Ne zaman ki sıklığı artar işte o zaman yukarıda bahsettiğimiz konularla karşı karşıya kalırız. Bu arada haftada 1-2 kez bile sık bir durum. Ayda 1-2 kez belki daha iyimser bir rutin olabilir. Aklımızda olsun.

Yani her zamanki gibi azı karar, çoğu zarar diyoruz 😊

 

 

5 5.898 görüntüleme

Çocuğumun HbA1c’sini Düşürmek İçin Ne Yapmalıyım?

Düzce Diyabetli Çocuklar Derneği Facebook Sayfası‘nı takip ediyorum. Sizlerin de takip etmenizi öneririm.

Sayfayı Prof Dr İlknur Arslanoğlu yönetmekte. İlknur Hanım, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. Yaklaşık iki yıldır kendisini tanıyorum. Her paylaşımı ve özveri ile gerçekleştirdiği her organizasyonu gönülden destekliyorum.

İlknur Hanım’ın da izni ile Düzce Diyabetli Çocuklar Derneği Facebook Sayfası‘nda paylaştığı birkaç önemli bildirimi sizlerle paylaşmak istedim.

Bir arkadaşımızın şöyle bir sorusu oldu : Çocuğumun HbA1c si 7.6 . Düşürmek için ne yapmalıyız?

Bu çocuğumuz 11 yaşında. Dünyada çocuk diyabeti için 7.5 un altı ideal kabul ediliyor. Yani bu durumda ideale çok yakın bir HbA1c.

Benim yanıtım özetle şöyle oldu : HbA1c si hedefi tutturan çocuklarda ailenin öncelik sıralaması değişir. Artık hedef düşürmek değil, bir anlamda bu düzeyi korumak, bir anlamda da bu ideal metabolik durumun yaşam kalitesini bozmadan sürdürülmesini sağlamak.

Yaşam kalitesi derken kısaca çocuğun durumundan mutlu olmasını, yaşıtlarıyla doyurucu bir iletişim içinde olmasını, okul, spor gibi diğer uğraşılarını ödünsüz sürdürebilmesini, yani durumla barışık olmasını kastediyorum. Yani arabayı yokuş çıkarken bağırttırmamak, veya antreman yaparken kalbinizin ölesiye çarpmaması, iş yaparken tükenmemek gibi, diyabet bakımının da çocuğu yormadan, tükenme duygusu yaratmadan sürdürülmesi gerekir. Böylece ergenlik çağı gibi çalkantılı veya erişkinlik gibi diğer yaşamsal sorumlulukların yükünün taşındığı dönemlere daha hazırlıklı girilir.

Ayrıca hedefi tutturan ailelerin kendine şu soruyu da sormasını öneririm : Bunu biz başardık mı, yoksa başımıza talih kuşu mu kondu ? Neleri doğru yaptığımız için bu sonuca ulaştığımızın bilincinde miyiz ? Ya da ortalama iyi ama, acaba hipoglisemi ve ketoz risklerimizi yeterince azaltabildik mi ? Ya da esnek yaşam koşullarında da hedefi tutturacak kadar insülin-besin-hareket üçgenindeki etkileşimi anlayabildik mi ?

Prof Dr İlknur Arslanoğlu