Anasayfa Arşivler 2017 Eylül

Aylık ArşivEylül 2017

3 899 görüntüleme

Tip-1 Diyabet Kötü Değil, Özel Bir Yaşam Şekli

Ben tip-1 ile Ocak 2017 de tanıştım.

En başta kabul edemedim kabullenemedim. Neden ben? Niçin? Ne yaptım da böyle oldu dedim. Yıllarca profesyonel spor kariyeri olan bi adam nasıl olabilir diye. Bir sürü nedene bağladım. Şundandır dedim, bundandır dedim. Araştırdım. Yok ilaçtan olabilirmiş, yok aşıdan, yok ameliyat sonrasından diye. Her şeyi bi nedene bağlamaya çalıştım ama işin komik yanı Kasım ayında ameliyat oldum, Aralık’ta aşı yaptırdım falan diye bi türlü karar veremedim 🙂

Sonuçta oldum. Ne önemi var ki sebebinin diye zamanla alışmaya başladım.

İlk başlarda çok korkuyordum. Hastanede yatarken insanların halini gördükçe artık herkesten önce öleceğime, bi yerime bi şey olacağına, diyaliz hastası olacağıma, parmaklarımın kesileceğine falan inanmaya başladım. Çünkü yattığım bölümde hep böyle insanlara rastladım. Yattığımın 2. günü biri vefat etti. Şekeri hep yüksek diye kalbi zarar görmüş, kaldıramamış. Birinin parmaklarını kestiler. Ve bunları birebir görünce hayattan hepten soğudum.

Ne yazık ki benim çevremde eşimden, ailemden başka bana psikolojik anlamda destek olan olmadı. O kadar şanslı değildim. Belki inanmazsınız ama öz amcam hastanede yatarken beni aradı geçmiş olsun demek için ve cümlesinin sonunda “ah yeğenim şeker hastası olacağıma kanser olmayı tercih ederim.” dedi bana 🙂 Sonrasını siz düşünün halimi…

Anlayacağınız o dönemde hayattan hepten soğudum. İlk yattığım zaman asistan doktor aklınca teselli vermek için eşime; “Dikkat ederse 70 yaşına kadar atar.” dedi 🙂 …..

İşte ben böyle bi ortamda tanıştım rahatsızlığımla. Çoğu insan kadar pek şanslı değildim.

Taburcu olma zamanımız geldi. Şekerim alt seviyelere inmişti. Ben asidoza girerek yatmıştım hastaneye . Her şey toparlanmıştı. Taburcu olunca diyetisyene gittik. Diyetisyen de saçma sapan bir konuşma ile daha da moralimi bozmuştu. Doktorlar desen aynı. Kimse kimsenin umurunda değil. Tek bir hedef var, hastayı toparla gönder ama psikolojik durum kimsenin ne umurunda, ne de farkında.

Tip-1 diyabette tek bir şeyi farkettim; PSİKOLOJİ

İnanın her şeyden en önemlisi psikoloji ki ilk tanışan insanlarda bu çok önemli. Verilen bilgiler tek düze ezber bilgisi. Saçma sapan diyet. Hemşireleri onlara söylenen sabit bilgilerle bilinçlendirmeye çalışıyor hastaları. Doktorlar da öyle ama öyle olmaması lazım.

Neyse bu süreci düşe kalka atlattık. Sıra geldi sonrasına 🙂

Birkaç ay böyle devam etti. Bilinçsizce verilen bilgilerle takıldık. Ara sıra hipoglisemiye girdik. Ara sıra şekerimiz düşmedi. Öyle böyle çat pat devam ettik. Çünkü bize verilen bilgiler çok kafa karıştırıcı ve bunaltıcıydı. Hayatımızda ilk defa karşılaştığımız bi şeyle sanki 20 yıldır farkındaymışız gibi bilgiler verildi. Biz de öyle devam ettik.

Sonra baktık olmuyor. Zaten takıntılarda başlıyor bu hastalıkla. Sürekli araştırdık. Yanlış anlamayın ota çöpü değil hastalığı araştırdık 🙂

Ha bu arada tip-1 diyabette hiçbir ot çöp işe yaramıyor. Bundan emin olabilirsiniz 🙂 🙂 🙂

Neyse dediğim gibi araştırdık araştırdık. Bayağı araştırdık. KB sayımını öğrendik. Tarttık, biçtik. Neyin neye sebep olduğunu, ne yapmamız gerektiğini sürekli araştırdık. Araştırdıkça bilinçlendik öğrendik. Öğrendikçe durum daha iyiye gitti.

Her defasında 10 insulin yap, ye sonra hipoglisemiye gir ya da 300 lerde takıl olayı bitti. Olması gereken düzeylerde takıldık. Hep böyle oldukça hayata daha pozitif baktık daha iyimser olduk. Eskiden “neden ben” sorusunu soruyorduk, şimdi “çok şükür vardır bir hayır” diyoruz.

Mesela babam da tip-2 ama hiçbir şey umurunda değil. Şeker düzeyi 200 olunca bayram ediyor. Sebep; bilinçsiz ve bilinçlenmek istemiyor.

Bu iş ilk başta sizde bitiyor. Öğrenmek istemezseniz hiçbir doktor hiçbir hastane size fayda etmez . Kötü olursunuz, doktora gidersiniz düzeltirler. Sonra yine aynı tekrar, aynı tekrar.

İlk başta canınızın ne kadar değerli olduğunu kabullenmek zorundasınız. Hayatınızdan “bi şey olmaz”, “ya ne olacak” sözcüğünü atmak zorundasınız. Her şeyden önce diğer insanlardan farklı olduğunuzu, sorumluluk sahibi olduğunuzu kabul etmek zorundasınız. Kötü anlamda değil, iyi anlamda.

Tip-1 diyabet kötü bir hastalık değil. Çaresi olmayan bir hastalık değil. Aksine özel bir hastalık. Hayat size sorumluluk yüklüyor.

Tek yapmanız gereken yediğinizi bilmeniz ve ona göre insulin dozunuzu yapmanız. Yav çok mu zor veya ağır? Pankreasınızın yapması gerekeni size elinizle yapıyorsunuz. Bir organınızın yapması gerekeni başka bir organla yapıyorsunuz. Bunun nesi kötü?

Ha şimdi diyeceksiniz ki; “öfff nedir iki de bir, her defasında, yok onu say yok onu hesapla. Televizyonun başında saatlerce boşa zaman harcanıyor ya da ellerde telefon saatlerce bi şeyler kurcalanıyor da yenilen 2-3 şey mi hesaplanamıyor.

Canımızdan çok mu önemli? Kesinlikle değil.

Konumuza gelecek olursak tip-1 diyabete meydan okuman ;

  • Bilinçli olmak.
  • Sorumluluk üstlenmek.
  • Bişey olmaz ne olacak sözcüğünü hayatımızdan atmak.
  • Sağlıklı ve Düzenli yaşamak.

İstediğiniz kadar yiyin ama bilin ki yemeseniz daha iyi. Sonuçta sağlıklı yaşamak için sağlıklı beslenmek gerek.

Ama bilin ne yediğinizi ve ona göre müdahale edin.

Spor yapın. İnanın çok zevkli. Belki başlarda sıkıcı gelebilir ama sonrasında bağımlılık yapıyor 🙂

Hayata pozitif bakın. Bu herkes için geçerli.

Tip-1 diyabet bir kanser hastalığı değil. Çözümü olmayan bir hastalık değil. Bunu bilin ve öyle yaşayın.

Rabbimden gelen bir şey bu ama çözümü olan bir şey çok şükür..

Baran Aygören

12 5.359 görüntüleme

Yeni İnsülinler Geliyor

diyabetimben.com her ne kadar tip-1 diyabet odaklı olsa da tip-2 diyabetli olup bizler gibi insülin pompası kullanan ya da çoklu insülin enjeksiyonu yapanlar da var.

Dolayısıyla insülin hem biz tip-1 diyabetlilerle hem de tip-2 diyabetlilerin bir kısmı için önemli.

Bu arada bu insülinlerden bahsediyoruz ama insülin diyabet teknolojisi gibi isteğe göre model ve marka seçilebilecek bir hormon değil. Sağlık profesyonellerinin yönlendirmesi oldukça önemli.

Yeni Hızlı Etkili İnsülinler – ” Admelog

Sanofi’nin Admelog adında yeni çıkaracağı bir hızlı etkili insülin var. FDA’dan yakın bir zaman önce geçici bir onay almışlar. Geçici onaylanmasının sebebi ise Humalog ile biyolojik ve biyobenzerlik açısından aynı olması olarak vurgulanmış.

Ki Admelog, Eli Lilly’nin Humalog insülini için bir rakip ürün.
Bakalım tam FDA onayı ne zaman sonlanacak. Ama bu benzerlik baş ağrıtıcı bir sürecin ayak sesleri olabilri.

Yeni Uzun Etkili İnsülinler – ” Ryzodeg ”

Ryzodeg ise Novonordisk tarafından Türkiye’de satılması beklenen uzun etkili insülin.

Yabancı kaynaklarda çok duymasak da, kullanıcı tecrübelerini pek okumasak da TR diyabet pazarına girmesi bekleniyor.

Not: Takipçilerimizden biri kullanmaya başlamış. Demek ki gerekli onaylar firma tarafından alınmış. Çünkü geçtiğimiz hafta halen Türkiye için onay aşamasında idi.

Biyonbenzer İnsülinler

2016 yılında biyobenzer insülin olarak Basaglar çıkmıştı. Yeni Uzun Etkili İnsülin ‘Basaglar’ linkindeki yazımızda da sizlerle paylaşmıştık. Şu anda Türkiye’de de satılıyor.

Ultra Hızlı Etkili İnsülinler – ” FIAsp, BioChaperone ”

Yakın bir zamanda da Novonordisk’in ultra hızlı etkili insülini olan FIAsp çıktı. Hızlı etkili insülinlerden bir tık daha iyi bir performansı var. Ama maalesef Türkiye’ye gelmedi. Hızlı Etkili İnsülin Humalog ve Ultra Hızlı Etkili İnsülin FIAsp başlıklı yazımızdan diğer detaylarına ulaşabilirsiniz.

Ki bu arada BioChaperone adında ve bizim de Ultra Hızlı Etkili İnsülin BioChaperone® Lispro başlıklı yazımızda bilgisini verdiğimiz bir ulta hızlı etkili insülin daha var. Bu insülinin de tip-1 diyabet yönetimine yeni bir soluk getirmesi bekleniyor.

Ultra Uzun Etkili İnsülinler – ” Toujeo, Tresiba ”

Sanofi’nin Toujeo ve NovoNordisk’in Tresiba‘dan bahsediyoruz.

Toujeo şu anda Türkiye’den satılmakta. Toujeo hakkında Sanofi’nin Yeni Uzun Etkili İnsülini: TOUJEO başlıklı yazımızdan daha fazla bilgi alabilirsiniz.
Tresiba ise şu an Türkiye’de satılmıyor ama Ultra Uzun Etkili Bazal İnsülin ‘Tresiba’ İçin FDA Onayı Alındı başlıklı yazımızdan daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

5 1.484 görüntüleme

Tip-1 Diyabetle 94 Yılında Tanıştığımda 6 Yaşındaydım

Merhabalar,

Anlatacaklarım çok uzun, belki de roman olur. Ben yine de anlatayım. Belki yayınlarsınız.

88 yılının Ekim ayında dünyaya geldim Ankara bozkırında. Babam TRT Radyosu’nun karakol komutanlığını yapıyordu. Benliğimi ilk defa 4-5 yaşlarında silah sesleriyle uyandığımda hissettim Van-Başkale. Babam dağa çıkarken hep ağlardım.

Ve Bartın işte tam da burasıydı benim bu hastalığa yakalanmam 6 yaşındaydım. Her gece yatağa ıslatmam sonucu annemden yiyeceğim azarı düşünürdüm sabahları. 1 ay kadar bu böyle devam etti. bir doğum gününe gittik. Koskoca bir pasta vardı ve ben onu yedim. Siz deseniz 3 dilim ben diyim 4 dilim.

Sabah azar yemeyi beklerken şiddetli karın ağrısıyla bağırmaya başladım. Kız kardeşim yeni doğmuştu o sıralar. Babam karakoldan çağrıldı annem tarafından. Doğruca Bartın Devlet Hastanesi. Yıl 1994. İlk müdahale olarak bir dekstroz serum takıldı. Serumun damlalarını sayarken 6 yaşında ağrılarım artıyordu. Bundan sonrasını hatırlamıyorum.

Bana anlatılanlara göre bir çocuk doktoru tarafından glikoz testi yapılmış. Şekerim 440 çıktığında direk olarak GATA’ya sevk edilmişim. Ambulans şoförü olmadığından babam beni karakol yardımcısıyla Doğan L arabamızla Ankara’ya götürmüş. Arabaya bindirildiğimi ve hemşirenin serumu nasıl değiştireceğini babama anlattığını duydum. Ankara girişinde bir polis ekibi tarafından durdurulduk ve babam kimliğini gösterdi. Doğan L arabayla 225 km/h radara girmişiz. Hemen anons edildi telsizlerden ve devam ettik biraz gittikten sonra 2 adet motorlu polis GATA’ya kadar bize eskortluk yaptı.

İşte benim mücadelem başladı.

Gözümü açtığımda bir-iki gün geçmişti galiba. Başımda değişik aletler. Hatırlıyorum çok büyüklerdi. Tansiyonum, şekerim ölçülüyordu. Hastanede çok zor günler yaşadım. Tam 1 ay boyunca hastanedeydik. Her gün tıp öğrencileri, annem, babam ve ben derslere katılıyorduk. Diyabet eğitimini tamamen aldılar diyebilirim. Her gün büyük bir iğne ile insülin yapılıyordu. Günde 2 defa. Her yemekten önce sonra idrar ölçümleri ve not alınıyordu. Bütün yiyeceklerim tartıda tartılarak veriliyordu.

Babamın mesleği dolayısıyla 2-3 sene aralıklarla okul değiştiriyordum. Her gittiğimiz yerde öğretmene resmen eğitim veriyordu annem ve babam. Üniversiteyi kazandım. Her şeyim altüst oldu. Öğünlerim ders saatlerim vb sorunlar yaşadım. Arkadaş ortamım bu hastalıktan dolayı hiç olmadı, olamadı. İçine kapanıktım.

Ve üniversitede ilk defa aşık oldum. Hem de okulun ilk günü.

O kızın peşinden koşarken hayatımı kaybediyordum. Değişik bir psikolojim vardı. İlk defa bira içtim ve sonrası hep geldi. Okulum uzadı. O kızla çok güzel günlerimiz de oldu. Birbirimizi sevmiştik. Ta ki babası devreye girene kadar. Bana bakarak kızına dedi ki; “Koskoca kızsın. Üniversite okuyorsun. Cahil misin bir şeker hastasıyla berabersin?” Çok kırılmıştım, çok üzülmüştüm. Hayatımın en kötü günlerinden birisiydi.

O gece teyzemin kızının düğünü vardı. Ortalığı dağıttım. 70lik bitirmişim. Gözlerimi açtığımda isyan ettim, bağır çağır, hayata küstüm. HbA1c bile ölçülmüyor Şekerim tavan vaziyette tam 2 yıl gezdim. Bu arada her gece alkol, gece hayatı. Hayatımın sınırlarını zorluyordum.

Bu arada diyabetimben.com ile tanıştım. Pompalardan bahsediliyordu. İnsanlar yaşıyordu, gülüyor eğleniyorlardı. Burada okuduklarımla hayatıma bir şekil vermek istedim. ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Sertifika Programı’na katıldım. 4 dönemlik bu program 1 sene sürdü. 3 dönemim başarılı geçti. 4. dönem işleri batırdım.

Tabi bu arada alkole devam ediyordum. Yani öyle 1 bira falan değil. 9-10 kadar içerdim oturduğum da. Paramız olursa viski alırdık. Arkadaşlarımızla rakı içerdik. Bir kızla tanıştım. Tip-1 diyabetli. Canlı canlı pompa gördüm. Eee güzelmiş dedik ve biz de taktık pompayı. O kızla 8 ay güzel bir ilişkimiz oldu. O’nu da çok sevmiştim. İyi kızdı güzeldi yani. İş aradım iş bulamadım. Bir kurye firmasında çalıştım. Günde yaklaşık 50 km yürüyordum. Sonra duyduk ki şeker hastalığı da engel sayılıyormuş. Sizin deyiminizle öncelik. Gittik aldık raporu. Yüzde 46 verdiler. İş bulmam daha kolay oldu. Özel bir kolejde bahçe süpürdüm, kapıda bekledim.

Bu sırada motor aldım. Alkol, yerini gezmeye bırakmıştı. İzmir- Didim-Kuşadası geziyordum. İşin kötü yanı yine yalnızdım. İlk yanlışımı yaptım. 2 bira içip motora bindim. Eve gelip park edene kadar sorun yoktu. Fakat nasıl olduysa elimden kayıp düştü motorum. Dedim ki yanlışı yaptın, artık araç üstünde içmeyeceksin. Buradan sosyal mesajı da verelim.

Bu arada Volkswagen’de işe başlamam 1-2 saat içinde oldu. Bir cv gönderdim, hemen döndüler. Sonunda hesap kitap işleri yaptım. Masa başında bir Fizikçi olarak bu bile güzeldi benim için. Volkswagen’de çok iyi paralar kazandım. Fakat gece hayatım hep devam etti. Alkol, her gün alkol. Gitgide derecesi artıyordu. Ve bir sabah kalktım yeter dedim. Gittim psikiyatriste. Tam 7 sene içki içmişim, bunun son 3 senesi her Allah’ın günü içmişim. Duramıyordum, frenim patlamıştı sanki. Bütün hayatımı burada yazdığım şekilde anlattım adama. Alkol tedavisine başladık. Hastanede yattım 10-15 gün kadar.

Psikiyatr çok şaşırdı benim bu halime. Komple bütün vücuduma bakıldı. Gözlerim dahil hiçbir problem çıkmadı. Doktorlar ölmesem de şu an sürünmem gerektiğini söylerken ben nasıl içki içtiğimi, hangi saatte insülin verdiğimi, 1. biradan sonra nasıl çerez yediğimi ballandıra ballandıra anlatıyordum.

BU YAPTIĞIM ŞEYLER İYİ ŞEYLER DEĞİLDİR DENEMEYİNİZ BEN ÇOK PİŞMANIM.

1 yıl alkol almadım. Bu arada babamın zoruyla Ekpss’ye girdim. Hiç hazırlanmadan tam 90 puan aldım. 1 sene boş boş gezdim ve hayatımın en kötü tercihini yaptım sanırım. Bütün memurlukları yazdım. Memleketim olan Aydın’da sadece hizmetli kadrosu açıktı. Onu da en sona ekledim. Tuta tuta o geldi.

Buraya kadar sigarayı elime bile sürmemiş olan ben sigaraya da başladım. Buraya kadar bir problem yokken diyabetik retinopatiye yakalandım. Sağ ve sol olarak 8 seans lazere girdim. Lazerler sonucunda doktorum ameliyat olmayacağım takdirde görme alanımın daralarak kör olacağımı söyledi. Birkaç doktora daha gittim ve hepsi aynı şeyi söyledi. Ameliyat olalı 1 ay oldu. Bilmeyenler için söyleyeyim ameliyatın adı Vitrektomi. Şu an sağ gözümde slikon var. Gözüm 4,5 numara. Silikon 3 ay sonra alınacak ve gözüm eski haline kavuşacak inşallah.

Gözlerimle ilgili problemim çıktığında korktum, çok korktum hem de. Araştırdım Libre gelmiş. Onu aldım. 640 g almaya niyetlendim fakat ameliyatıma çok para harcadım. Şimdilik bu pompayla devam ediyorum. Seneye nasipse onu da alırım.

Şekerim çok iyi gidiyor. Alkol kesinlikle yok, sigara tek tük arada. Onu da bırakacağım. Kısacası mücadele ediyorum. Yeni doğmuş gibiyim. Hayatım daha da güzel. Umutluyum, mutluyum. Geçmişim bu şekilde benim. Ama tekrar söylüyorum çok ama çok pişmanım. Yaptıklarımı yapmayın.

Eğer Esra Hanım yazımı yayınlarsa lütfen kötü yorumlar yapmayın. Bütün eleştirilerinize katılıyorum. Yapmamalıydım. Hayatımı kısalttım resmen. Bundan sonra çok dikkat edeceğim. Çünkü bu hayat benim ve sağlıklı yaşamayı çok istiyorum yapacağım da.

Herkese sağlıklı günler dilerim.

Mustafa

1 2.894 görüntüleme

Parmaktan Kan Şekeri Ölçümü Yaparken Nelere Dikkate Edilmeli?

Bazen basit gördüğümüz konularda ne kadar yanlış uygulamalar yaptığımızın farkına bile varamıyoruz. Bu sebeple sizlerle parmaktan şeker ölçümünde dikkat edilmesi gereken detayları aktaracağım.

Parmaktan kan şekeri ölçümü bizler için oldukça önemli. Sensör kullanıyor olsak bile sensör kalibrasyonu için de ayrı bir önemi var.

Şeker Ölçümü Öncesinde Ellerimiz Temiz Olmalı

Kan şekeri ölçümü yaparken ellerimiz temiz olmalı.  Mesela  ılık su ile ellerimiz sabunlayıp yıkayarak ve iyice kuruttuktan sonra ölçüm yapmalıyız.

Ama her zaman gidip el yıkayamıyoruz. Ki ben toplantıda ya da müsait bir ortamda değilsem; el yıkamak ve hatta ilk kanı silmek aklıma dahi gelmiyor. İstisnai durum varsa en azından temiz bir peçete ile deleceğiniz parmağı silerek biraz temizleyin.

Stribi Gükometreme Yuvasına Yerleştirirken Dikkat

Stribi glükometreme yuvasına yerleştirirken kanı damlatacağınız kısımlara lütfen dokunmayın. Ölçüm sonuçları negatif etkilenebilir.

Vücudumuzda Hangi Kısımları Delebiliriz?

Parmağın ucu, yanı ya da avuç içinin yağlı kısmı delinebilmekte.

Ya da özellikle bebeklerde topuk kısmı delinip kan şekeri ölçüşebiliyor.

Parmağımızı Deldiğimizde Kanı Çıkarmak İçin De Dikkatli Olmamız Lazım

Parmaktan kanı sıkma aşamasında ise kafama yatan bir sıkma süreci var. Her bir parmağımızın iç kısmı 3 bölümden oluşuyor. 3 ana çizgi var. 1’si tırnağa yakın uç kısım, diğeri orta kısım ve diğeri ise avuç içimize yakın son kısım. Parmağımızı deldik. Deldiğimiz yere bastırarak kanı çıkarırsak kan birden çıkacak. Ama bu kanın yapısı düzgün olmayacak. Çünkü daha fazla serbest glükoz molekülü açığa çıkmış olacak. Bu durumda kanın yapısı değişeceği için çıkan sonuç yanıltıcı olabilir.

Ama eğer parmaklarımızda bahsettiğim 3 bölmenin en sonundaki yani avuç içine yakın kısmından parmak ucu yönünde sıvazlayarak ve orta kısmı da hafiften geçerek parmak ucu ya da kenarlarından kanı çıkarırsak daha sağlıklı ölçüm sonucu alabiliyormuşuz. Unutmayın. Deliğe yakın yere kesinlikle basınç uygulamıyoruz. Oraya gelmeden yani parmağın orta kısmını geçip kan gelmeye başladığında kanın çıkışını izlemek en doğrusu.Özellikle belirtiyorum; sadece parmak ucu ya da kenarlarından kan çıkarmalıyız. Diğer kısımlar parmak ucundan ya da kenarından kan çıkması için sıvazlanacak bölgelerdir. Biraz karışık gibi görünse de yapmak lazım (Sizin için Eşref elimin fotoğrafını çekti. Ve ben de 3 bölüm derken nerelerden bahsettiğimi size oklarla gösterdim.) .

Toparlamak gerekirse; parmağı deldikten sonra ikinci boğumdan parmak ucuna doğru (ancak delme yerinin üzerine veya çok yakınına gelmeyecek) olacak şekilde sıvazlanmalı ve kan örneğini elde edilmeli. El ayasının parmakla birleştiği yerden başlayarak sıvazlanması da tavsiye ediliyor. Kişi parmaklarını ılık ve sabunlu suyla yıkarsa, kan dolaşımı artacağı için, parmak delme işleminden sonra parmak ve ayanın birleştiği yerden başlayarak sıvazladığında istenilen kan miktarını kolayca elde edebilir.

Şeker Ölçüm Sonucundan Endişe Ediyorsanız!

Eğer cihazın ölçümünden şüphe ediyorsanız sürekli aynı parmak ve delikteki kan ile ölçüm yapılmamalı. Gerekiyorsa 10 parmaktan farklı ölçümler yapılmalı.

Eğer hepsinden çıkan sonuçlara bakıldığında %10-15’ten fazla sapma varsa cihazda bir hata var denilebilir.

1 399 görüntüleme

Bursa Tip 1 Diyabetliler Derneği 3. Bahar Şenliği’nin Bizde Bıraktıkları

Dün Bursa’da gerçekleşen ve Bursa Tip 1 Diyabetliler Derneği’nin düzenlediği 3. Bahar Şenliği’ne katıldık. Eşref de benimle geldi 🙂

Bu tarz etkinlikler özellikle diyabetli çocukların kendilerini daha rahat hissettikleri ve özgüvenlerinin de artmasına vesile oluyor. Aileler ve kardeşler için de diğerlerini gözlemek ve onlardan bilgi edinmek adına iyi bir ortam sağlıyor.

Bu arada Diyabetli Çocuklar İçin Birlikteyiz İyilik Hareketi’nden arkadaşlarım Ankara’dan Mustafa Çağlar, İzmir’den Fikret Karadağ ve eşi Yeliz Hanım, Kayseri’den İlker Yıldırım ve Bursa Tip 1 Diyabetliler Dernek Başkanı Yadigar Aydın da şenlikteydi. İzmir’den aynı zamanda sosyal medyadan tanıdığım Sevgili Erdinç Coşkun Erikçi de bizlerleydi. Şunu da söylemem lazım; özellikle il dışndan gelen aileler ve kişiler tam bir çılgın. Kimseye bunu zorla yaptıramazsınız. İstekle ve keyifle katılım sağlayan herkes kıymetli ama il dışından gelenlerin ayrı bir önemi var 🙂

Öncelikle şunu başta vurgulamam lazım. Bursa Tip 1 Diyabetliler Derneği ekibi iyi bir görev paylaşımı yapmış. Herkes sorumluluklarının bilincinde. Etkinlik bittikten sonra da hepsi etkinlik alanında yapılması gerekenleri yapıp ve tüm katılımcıları uğurlayıp öyle ayrıldılar. Teker teker isim saymaktansa dernekteki herkesin müthiş özverisini tebrik ediyorum.

Bu arada ilk defa bir şenlikte kendimi misafir gibi hissettim. Etkinlik sorumlusu arkadaşlarımın tamamı benimle o kadar çok ilgilendi ki. Hepsine bu konuda da ayrıca teşekkür ediyorum.

Hoş geldiniz konuşmaları yapılırken Doç Dr Erdal Eren cümleyi gayet iyi toparlayarak konuşma topunu bana attı 🙂 Ben de kısa birkaç cümle ile şenlikte olduğumu da belirterek konuştum. Bu arada Erdal Bey şenlik alanındaki çoğu tip-1 diyabetli çocuğun doktoru. Hepsinin hayatlarına müthiş dokunuşlar yapmış. Bunu hem çocukların hem ailelerin hem de Erdal Bey’in gözlerinden görüyorsunuz. Benim de iyiki de tanıyorum dediğim nadir insanlardandır Erdal Bey 🙂

Galiba akşam 18:00’a kadar o masa senin bu masa benim, yeri geldi oturarak, yeri geldi ayakta saatler geçirerek her tip-1 diyabetli akranım ve sevgili tip-4ler (tip-1 diyabetli yakınlarına böyle diyoruz 🙂 ) bol bol sohbet ettik. Neleri konuşmadık ki! Diyabet teknolojilerinden hamileliğe, yeni insülin pompası takanlardan güzel dilekleri paylaşmalara kadar sohbetler ettik.

Beni görmek için Marmaris’ten gelen tip-1 diyabetli akranım da vardı. Ya da oğlu tip-1 diyabetli olan bir baba eşinin isteğiyle çocuğunu şenliğe getirmiş. Anne şenlikte benim olduğumu duyunca eşine mutlaka şenliğe gitmesini söylemiş. Hem de bana selamlarını göndermiş. Bu arada anne yeni doğum yapmış ve hastanede 🙂

Tanıştığıma çok mutlu olduğum Efza diye bir kızımızından da bahsetmek istiyorum. Uzun yıllardır tip-1 diyabetli ve Sjögren Sendorumu adında da bir rahatsızlığı var. Uzun uzadıya sohbet ettik. Hayallerini anlattı bana. Düşüncelerimi anlattım ben de. Özel çocuklardan biri. İyiki de tanıdım Efza’yı.

Artık herkesin ya kardeşi, ya ablası ya da arkadaşı olarak da sosyal medyadan beni takip eden çoğu kişiyle de tanışmış oldum. Bu tanışmalar beni çook ama çook mutlu etti.

Dün kısaca tam bir şenlik havasında, yaklaşık 650 tip-1 diyabetli ve diyabetli yakınlarının olduğu kalabalık ve keyifli bir şenlikti. Tip-4lerden tüm tip-1 diyabetlilere kadar Survivor oyununu da oynayarak keyifle vakit geçirdik. Şarkılar söylendi, halaylar çekildi, oynandı. Uzun zamandır katıldığım nadir şenliklerden biri oldu. Tekrar herkese tüm emekleri için teşekkürler.

Dün gece eve girdik ama Eşref ve benim suratımda inanılmaz bir mutluk vardı. “İyiki de bugün oradaydık.” dedik 🙂

Etkinlikle ilgili tüm fotoğraflara https://www.facebook.com/diyabetimbenesraavci Facebook hesabımdan ulaşabilirsiniz. Özellikle Türkiye’de diyabetle ilgili tüm şenliklere hiçbir beklentisi olmadan katılan ve kendisi de tip-1 diyabetli olan Sevgili Turgay Altıncı’nın çektiği fotoğraflara mutlaka bakın.

Bendeki birkaç fotoğrafı ise aşağıda paylaşıyorum 🙂 Ve herkese bu vesileyle güzel bir hafta diliyorum 🙂