Anasayfa Arşivler 2016 Ağustos

Aylık ArşivAğustos 2016

9 2.775 görüntüleme

Bildiğiniz gibi birkaç aydır Diyabet Hastanesi’nde tip-1 diyabetimle ilgili tüm muayene sürecimi yürütüyorum. Endokrinciden, diyabet diyetisyeni ne kadar her detayı Diyabet Hastanesi’nde yönetiyoruz.

Diyabet Hastanesi‘ne gittiğim ilk günden bu yana Diyabet Diyetisyeni Mine Telek ile beslenme konusunda birlikteyiz. Mine Hanım hakkında bilgi almak isterseniz Diyabet Diyetisyeni Mine Telek linkine tıklamanız yeterli.

‘Bu kadar bilgi ve tecrübenize rağmen neden diyetisyene ve doktora gidiyorsunuz’ diyenler olacaktır 🙂 Yaklaşık 1 yıldır artan iş yoğunluğum sebebiyle tip-1 diyabetimi yönetmekte zorluk çekiyordum. Kan şekeri regülasyonum elbette iyiydi ama düzenli beslenmede yaşadığım güçlük, ara ara dalgalı kan şekeri ve bir türlü zaman ayıramayıp düzene sokamadığım/sokamadığımız bazal insülin miktarları. Aynı zamanda beni birinin yönetmesi ve yönlendirmesine ihtiyacım vardı. Doktor ve diyetisyenle yakın temas olursam da bu yönetimi onlarla daha iyi yapacağımı düşünüyordum. Kısacası doktor ve diyetisyene bu sebeplerle benim de ihtiyacım vardı.

Türkiye’de Mine Hanım gibi diyabet diyetisyeni bulmak maalesef kolay olmuyor. Diyetisyenler her ne kadar karbonhidrat sayım yöntemi gibi teknikleri eğitim hayatlarında öğrenseler de diyabet ve karbonhidrat sayım yöntemi konusunda uzmanlaşmaları gerekiyor. Bu sebeple diyabeti ve karbonhidrat sayım yöntemi bilen bir diyetisyenle birlikte tip-1 diyabetinizi yönetmeniz oldukça önemli.

IMG_1793Diyabet Diyetisyeni Mine Hanım’ın benim gerçekten karbonhidrat sayım yöntemini bilip/bilmediğimi ve uygulamada hatamın olup olmadığını kontrol etmesi gerekiyordu. Bu sebeple de bana birkaç çizelge verdi. Ne yiyip, içiyorsam, kaç ünite insülin yapıyor ve kan şekerim nasıl gidiyorsa yazmamı istedi. İlk birkaç gün inanın çok zorlandım. Her şeyi not etmek bana mutluluk vermiyordu. Ve yoğun tempoda zorluk da çekiyordum. Ama yine de yapmayı başardım 🙂

Aynı zamanda her gidişimde Dexcom’ın raporlarını da yanımda götürdüm. Her günün ayrı ayrı çıktısını aldım. Ve sonuçlara göre de neyi nasıl yapalımın kararını verebildik.

 

IMG_1782İlk muayenemizde boy-kilo ölçümü yaptık. Galiba 65,4 lerde filan çıktım. Yaşam şeklim, iş tempom, yatma ve kalkma saatlerim gibi her şeyi konuştuk. Ve bir beslenme listesi çıkardık. Bu arada galiba ben bir görev adamıyım 🙂 Mine Hanım bana bu listeyi verdikten sonra birebirde her şeyi uyguladım. Hiçbir fire vermedim 🙂

İkinci muayenemizde beslenme listesi üzerinden tekrar geçtik. Nerelerde zorlandım ya da zorlanmadım gibi her detayı konuştuk. Birkaç revize yaptık.

Üçüncü görüşmemizde ise beslenme konusu artık oturdu. Bu kadar kısa sürede oturmasının ana sebebi konuya olan hakimiyetim ve Mine Hanım’ın özverili desteği. Karbonhidrat sayım yöntemi konusunda da bir sorunumuz olmadığını Mine Hanım’dan duymak keyif verdi 🙂

IMG_1787Dördüncü görüşmemizde ise farklı bir tartıyla tartıldım. 63,6 çıktı kilom. Tüm verilerinizi ölçen bir tartı. 2 kilo vermiş de olmanın keyfiyle daha bi motive oldum. Bu arada yağdan gitmiş kilolar 🙂 Amacım elbette kilo vermek değildi ama bu sonucu almış olmak da mutluluk verdi 🙂

Karbonhidrat sayım yöntemini ilk kez öğrenenecekseniz sizler için biraz daha uzun sürer bu öğrenme süreci. Minimumda 2-3 ay sabırla ve bir diyabet diyetisyeni ile karbonhidrat sayım yöntemini öğrenirsiniz diye düşünüyorum.

Diyabet Hastanesi‘nde Diyabet Diyetisyeni’ne gitmek isterseniz farklı paketler alabiliyorsunuz. Ben ilk olarak 4’lü, ikinci seferde de 2’li olan paketten aldım. 2’li paket için de 170 TL ödedim. Randevu alırken paket seçeneklerini sormanızı öneririm.

NOT: Yazıyı Facebook ya da Twitter gibi sosyal medya kanallarında paylaşın. Alttaki Facebook, Twitter, Google+ ya da Pinterest butonlarına tıklamanız yeterlidir.

9 1.120 görüntüleme

Tip-1 Diyabetimle Yollarda / Karadeniz

Amca kızları Çilem ve Derya ile ilk kez tatile çıktık. Birkaç ay önce planlamıştık. Arabayla gideceğimiz ve yolun uzun olması sebebiyle de Eşref bize eşlik etti.

Bu kısa tatil arabayla olacağı için az da olsa endişem vardı. Araçla yaptığımız tatillerde elbette sorun yaşamadık. Ama arabada bagajlar için yer problemi olacağından tip-1 diyabetimle ilgili az ve öz ekipman almak zorundaydum. Bu arada Karadeniz soğuk bir bölgeymiş. Arabada insülinleri götürmek elbette sorun olmadı.

En önemli detay; bu tatilde Dexcom elimiz ayağımız oldu. Dexcom’u Cumartesi günü Osmancık’ta değiştirdim. Kaldığımız yol üstü otelin kahvaltı alanında değişim enteresan oluyor. Kolonya, makas vs o kadar şey istedim ki hizmet personellerinden. Hepsi de sağolsunlar ciddi anlamda destek oldular.

Bu arada Karadeniz bence ekmeğin bolca yendiği bir coğrafya. Glisemik indeksi düşük ekmek bulma olasılığı zor. Daha doğrusu arasak bulurduk ama mekanlarda direkt beyaz ekmek geliyor 🙂 Mekanlarda sorduğunuzda ise enteresan karşılanıyorsunuz 🙂 Jest ve mimikler çok belli ediyor bu şaşkınlığı 🙂
En zor geçen gün ise Pazar günüydü. Ayder Yaylası’ndan inip Tar Şelalesi’ne gidecektik. Ana yoldan 2 km yürümeniz lazım. Pazar sabahı şekerim 300 civarındaydı. Romatoid artrit ağrım da bu yüksekliğin sebeplerinden. Şeker yüksekken hareket edilmeyeceğini biliyoruz. Ama keton olmadığı için ben yürüdüm. 1. km’deyken şekerim düştü. Ciddi bir düşüş. 60-70 bandında. Dexcom yanımızdayken gidişatı görmek iyi oluyor. Yanımızda ne meyve suyu ne de ek bir besin vardı. Şeker düşmesini nasıl önleyelim diye düşünürken insülin pompasını çıkarmak geldi aklıma. Çünkü pompa sürekli bazal insülini gönderecek ve şekerin düşmesi devam edecekti. Biraz dinleneyim dedim. Şekerin düşüşü devam ediyordu. Zaman kaybetmemek adına devam ettik. Şelalenin ordaki birkaç kişiye şekerli/şekersiz bir şey var mı diye sorduk. Biri lolipop verdi, diğeri Eti Form Limonlu bisküvi 🙂 O anlarda yanınızda bir şey yoksa farklı alternatifleri deniyor olmanız lazım. Bazen illaha meyve suyu ya da şeker olsun diye diretiyoruz 🙂 Bu sebeple vurgu yapıyorum.

Lolipop veren annenin bir oğlu vardı. Ben lolipopu yerken ettafımda döndü durdu. Annesine; ‘Neden lolipopumu verdin?’ diye de sordu. Bi bilse lolipop ile bana nasıl destek verdiğini 🙂

Dexcom’da yükselişi görünce içimiz rahatladı 🙂 Ve dönüş yoluna geçtik. Ama her ne kadar tecrübeli ve bilgili olsanız da biraz endişeleniyorsunuz. Hele ki Eşref’in endişesi maksimumdaydı 🙂

Trabzon ve Rize’ye gideceğimi kimseye söylememiştim. Sizlere de 🙂 Sadece Erdoğan Sezer ve Alper Saruhan biliyordu 🙂 Erdoğan sağolsun bize çok yardımcı oldu. Birkaç akşam birlikte yemek yedik. Eşi Zennur Hanım ve tip-1 diyabetli minnoş kızlarıyla harika zaman geçirdik. Çok detay var bu görüşmelerde ama bize kalsın 🙂

Kısa bir tatil olsa da bitti. Az önce Muhtar’ın Yeri’nde kahvaltı yaptık. O andaki bir fotoğrafı da bu yazının görseli yapıyorum.

Ve gördük ki; bölge, bölgenin beslenme şekli ve hava şeker değerlerini ciddi etkiliyor. Bu konu üzerine araştırma çalışmaları da yapılıyor. Sonuçlarını sizlerle paylaşırım.

Son olarak; birbirimize olan güvenin, bağlılığın ve samimiyetin artması lazım. Kendi hayatımızda güven üzerine kurduk her şeyi. Çaykara’da da insanların güven içinde yaşadığını görünce de daha bi mutlu olduk. Her dükkanın malzemeleri gece de olsa dışarıda. Biliyorlar ki; kimse kimsenin malına göz dikmiyor, dikemez de. Umarım güven ve umut dolu günlerimiz olur.

NOT: Yazıyı Facebook ya da Twitter gibi sosyal medya kanallarında paylaşın. Alttaki Facebook, Twitter, Google+ ya da Pinterest butonlarına tıklamanız yeterlidir.

4 2.172 görüntüleme

Daha İyi Tip-1 Diyabet Yönetimi İçin ‘InsuPad’ Türkiye’de

Tip-1 diyabetle ilgili teknolojileri tecrübe etmeye ve sizlere bilgi vermeye devam ediyorum. Özellikle son yıllarda Türkiye’deki diyabet teknolojileri daha da artıyor. Yakın bir zamanda farklı ürünler de gelecek 🙂 Sabırla beklemek lazım.

16 2.005 görüntüleme

(See the English version below)

Herkese yeniden merhaba,

Yaklaşık 10 gündür yediğim besin ve insülin miktarı aynı olmasına rağmen şekerim normalin üzerinde seyretti. Dolayısıyla ekstra insülin yapıyordum ve beraberinde ani hipoglisemiler yaşadım. Günde 3 kere 5 ila 7 ünite yaptığım Novorapid; 15-18’lere çıktı ki yine de düşüremediğim oldu kan şekeri değerlerimi. Hal böyle olunca kendimi oldukça depresif ve sinirli hissediyordum. Ayrıca şekerim yüksek seyrettiği için sürekli bir yeme hissim vardı.

Cumartesi sabahı 15,6 mmol (burada kullanılan birim mmol, Türkiye’de kullanılan mg olarak yaklaşık 280’e tekabül ediyor.) şekerle uyandım ve rutin insülinimi yapıp (7 ünite Novorapid) kahvaltımı ettim. Yaklaşık 1,5 saat sonra tokluk şekerime baktığımda 20mmol’e yükselmişti. Artık şekerim 400(mg) değere çok yakındı ve bu hem benim hem de vücudumun çok uzun suredir alışık olmadığı türde bir şeydi. 12 ünite hızlı etkili insülin daha yapıp bekledim. 1 saat geçmiş olmasına rağmen şekerim daha da yükselmeye başladı ve kalp atışlarımda ciddi bir hızlanma, vücudumda yoğun bir halsizlik hissiyle hemen acile gitmeye karar verdim.

Maalesef kaza, yaralanma ya da ölümcül bir durumda değilseniz İsveç’te direkt olarak hastaneye gidemiyorsunuz. Önce sağlık ocağına gitmeniz gerekiyor. Eğer onlar uygun görürlerse sizi hastaneye yönlendiriyorlar. Orada birtakım testler yapıldı ve periyod döneminde olmam dışında her şey normal görünüyordu ama neden şekerim bir türlü normale inmiyor, aksine sürekli yükseliyordu?

Hastaneye sevk edildikten sonra beni acil biriminin iki farklı hemşiresi gördü. Bu sefer hastanedeki doktorun istediği testleri yaptırmam gerekiyordu. İlk şüphelenilen şey,  vücudumda herhangi bir enfeksiyon olup olmadığı idi. 5 tüp kan aldılar. Sonrasında bekleme odasında 2,5 saat kadar doktoru görmeyi bekledim. Bu arada saat aksam 17:00 olmuştu ve ben 7 saattir açtım fakat şekerim durumu böyle algılamıyordu. 7 saat açlıktan sonra sonunda 5mmol değerini görebildim. (Normal aralık 5 ve 10 mmol arasında)

Doktor, vaziyeti oldukça ilginç buldu çünkü test sonuçlarında her şey normaldi ama şekerim benimle ciddi bir savaşa tutuşmuştu. Tek açıklama; uzun süredir gece uykusu sırasında yaşadığım ani hipoların vücudumdaki stres hormonlarını devreye sokmasıymış. Durum böyle olunca, vücut kendini korumaya alıyor ve ben gün içinde insülin enjeksiyonu yaptığımda ‘yine geceki gibi şeker düşecek’ diye algılayıp insülini reddediyor; böylece direnç kazanıyor. Gece yaptığım 20 ünite Lantus’u akşam ve sabah olmak üzere iki sefere böldük. Artık akşam 20:00’de 10 ünite ve sabah 08:00’de 10 ünite olarak yapacağıma karar verdik.  Birkaç gündür Lantus’u bu şekilde yapıyorum ve şimdiden daha iyi geldiğini söyleyebilirim. Belki de placebo etkisidir diyeceğim ama diyabet böyle oyunları yemez diye düşünüyorum 🙂

Eğer benim şuan uyguladığım gibi Lantus’u gündüz de uygulayan ya da yalnızca gündüz uygulan diyabetliler varsa lütfen benimle deneyimlerinizi paylaşın. Çünkü ilk kez deneyimliyorum ve başlarda tereddütlerim vardı. Ayrıca, insülin rezistansı ve stres hormonları hakkında da bilgiye sahip olanlarınız varsa da seve seve dinlemeye hazırım.

Sevgiyle kalın,
Hazal Rende

———————

Hello everyone,

Eventhough I was taking the same amount of insulin and food; I’ve been having super unbalanced blood sugar for around 10 days. So, I needed extra insulin and had sudden hypoglycaemia. My normal is between 5 and 7 units of insulin daily but I started to take 15 or 18 units and still had high levels. Under these circumstances, I felt really depressed and wanted to eat more than usual.

On Saturday morning, my blood sugar was 15,6 mmol, when I woke up (Here we use mmol, in Turkey it is circa 280 mg). I took my normal amount of insulin (7 units Novorapid) and had my breakfast. 1,5 hours later it was 20 mmol. This was very weird which was not normal for me and my body as well. Then I took 12 more units and waited for a while. When I started to feel fast heart beats and weakness I decided to go to emergency service immediately.

Unfortunately, it is not possible to visit hospital unless you have a serious illness or accident in Sweden. One should go to health centre first. If they find visiting hospital is necessary, then you go there. They did some tests and everything seemed normal except my period, but why my blood sugar level still stayed on the high level?

After I arrived at the hospital, I gave 5 tubes of blood which was necessary to check if there was an infection in my body. Then I waited 2,5 hours to see the doctor. By the way, it was almost 5pm, I didn’t eat anything for 7hours and the level was going down to 5mmol, finally!

According to the doctor, this situation was really strange but there was one thing that he was highly suspicious about; ‘insulin resistance’. For so long I was having hypos during my sleep and this caused an increase in my stress hormones. When I take my routine insulin at day time it has less effect on my body because my body starts to use self-protection mechanism to not have hypos again. It denies insulin, that is to say it gains resistance against insulin. (Surprise! J) After all we decided to halve Lantus which was normally 20 units in the evening. Now it is 10 units in the morning and 10 units in the evening. I’m feeling much better after this suggestion. Maybe it is a placebo effect but I think my diabetes is smarter than my mind. 🙂 🙂

If you apply your Lantus like me or only in day time, please share your experiences with me. I wasn’t very convenient to take like this in the beginning but now everything is going well with this new cure. So I need your supports J Also, if you have ideas about stress hormones and insulin resistance, I am ready to read your comments willingly. 🙂

Regards,

Hazal Rende

NOT: Yazıyı Facebook ya da Twitter gibi sosyal medya kanallarında paylaşın. Alttaki Facebook, Twitter, Google+ ya da Pinterest butonlarına tıklamanız yeterlidir.

 

4 1.483 görüntüleme

Herkese Merhabalar,

Yolumuz bir şekilde burada kesişiyorsa, ben bunları yazıyor ve siz okuyorsanız diyabetle bir ortaklığımız var demektir. Peki ben kimim, diyabetle nasıl tanıştım?

20 yaşında, evinden farklı bir şehirde okuma çabasında – laf aramızda İstanbul’da bir üniversitede Beslenme ve Diyetetik okuyorum – hayatından memnun ve mümkün oldukça zevk almaya çabalayan biriydim. Bakmayın böyle konuştuğuma şimdi de çok yaşlanmış değilim, yaş 21 🙂

Hepimizin az çok aşina olduğu kilo kaybı, aşırı su içme ihtiyacıyla kendini gösterdi benim diyabetim de. Ama öğrenci insan, e bir de yurtta kalıyoruz yemekler malum annemizinkiler gibi değil 🙂 , eve kaçamak yapıp gittiğimde annemin “Çok kilo vermişsin, bir baktıralım içim rahat etsin yavrum.” demelerine hep bir bahane buldum. Biraz da biliyoruz ya tabii tip1 diyabet çocuklukta ortaya çıkar, tip2 diyabet olamayacak kadar ufak ve zayıfız. Kardeşimin doktor olmasına rağmen “Yok yok, diyabet değildir, yemekler kötü öğrencilikte olur şeyler.” diyerek geçiştirmek istedik kardeş kardeş. Ama şüphe bu, insanın içini kemirdikçe kemiriyor, o zamanlar benim su içme ihtiyacı daha da artmış tabii. Bir tahlil yaptıralım içimiz rahat etsin diyerek verdim tüp tüp kanları. Söylendim bile iğneden korkmamama rağmen insan kardeşinden bu kadar çok kan ister mi diye 🙂 Biz içimiz rahatlasın diye beklerken sonuçları geldi mi açlık kan şekeri 300!! Sonrası malum belki yanlıştır diyip tekrarlamalar, geri kalan testleri mecburen final haftamda İstanbul’da yaptırmıştım sınavları da kaçırmamak için. Onların ahvali de pek iyi değildi, gittiğim dahiliye doktorunun tip 1 için çok yaşlısın demesine rağmen elimde yaptırdığım tahlillerim, final haftamı yarıda kesip diyabet polikliniğinin yolunu tuttum. Elimde kendi tahlillerimle durumum daha da kötüleşmeden gitmem doktorları şaşırtmış olsa da tanıyı almama engel olmadı. Sonra malum hastaneye yatış, insülinle tanışma, eğitimler… Okuduğum ve sevdiğim bölümün de çok faydası oldu hala daha da faydasını görüyorum. Gerek kendi öğrendiklerim, gerek hocalarımın destekleri ve tavsiyeleri çoğu noktada hayatımı oldukça kolaylaştırdı. Benim gibi tip 1 diyabet olup tanışmak için gittiğim diyetisyen ablam, daha yeni gitmek için fırsat bulduğum doktorum da diyabetli hayatımın iyiye yönelmesinde önemli role sahiptir, haklarını ödeyemem 🙂

Peki ben ne hissediyorum, zorlandım mı, kabul etmem ne kadar sürdü…? Aslında hiç neden ben demedim, ailem de asla desteklerini esirgemedi, bir suçlu aramadık. Benim için tip 1 diyabetle yaşamak imkansız değil, sadece alışmak için zamana ihtiyacım vardı hepimizin olduğu gibi. Ara sıra vize-final dönemlerimde, şekerim az biraz düzensizleştiğinde çaresiz hissetsem dahi hayatımı hala seviyorum 🙂 Mesleğimi de çok seviyorum ve ilerde olmak istediğim yere gelebilirsem danışanlarıma da anlatmak istediğim şeylerden biri de diyabetin doğru şekilde yönetildiğinde hayata engel olamayacağı. Hayal kurmanın bir sınırı yok elbet, bakarsınız çoktan yapay pankreasları kullanıyor oluruz, hatta kök hücre nakli gibi çalışmalar başarıyla sonuçlanmış ve uygulanmaya başlanmış olur da bizler için daha da kolaylaşır hayat 🙂

Ben sesinize bir ses daha eklemek istedim. Zira biz birlikte çok daha gür, çok daha güçlüyüz.

Sevgilerle 🙂

Bir Diyabetli Diyetisyen Adayı

NOT: Yazıyı Facebook ya da Twitter gibi sosyal medya kanallarında paylaşın. Alttaki Facebook, Twitter, Google+ ya da Pinterest butonlarına tıklamanız yeterlidir.