Anasayfa Arşivler 2015 Eylül

Aylık ArşivEylül 2015

1 1.734 görüntüleme

Esra’nın Notu: Bu haber Eylül ayının ilk haftasında yabancı kaynaklarda da oldukça yer buldu. Ancak şu anda hayvan deneyleri kapmasında olan bir araştırma. Yani daha yeni yeni emekleyen bir çalışma.

Hymecromone ve 4-methylumbelliferone (4-MU) içeren, safra kesesi taşı ve spazmı tedavisinde kullanılan ilaçlarla yapılan araştırmada tip-1 diyabetin gelişme riskinin ortadan kalktığı ve tip-1 diyabetli bireylerin de tip-1 diyabetlerini yok edebilmek için de bir kapı açıldığı belirtiliyor.

Ama lütfen bu tarz haberleri okurken ve yorumlarken hemen yarın olacakmış gibi bakmamak gerekiyor. Ve bazen yolun başında çalışmalar olumlu ilerlerken araştırma devam ederken süreç olumlu devam etmeyebiliyor.

Haberin başlığı da oldukça iddialı 🙂 Ancak haberin asıl kaynağına Drug prevents Type 1 diabetes in mice linkinden ulaşabilirsiniz.

Tip-1 Diyabete Son Verecek İlaç Geliştirildi

ABD’li uzmanlar Tip 1 diyabetine umut olacak bir ilaç geliştirdi. Safra kesesi rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan ilaç, Tip 1 diyabetinin oluşumunu engelledi.

Stanford Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. Paul Bollyky önderliğinde  Tip 1 diyabetini önlemek amacıyla başlatılan araştırma olumlu sonuçlar verdi. Araştırmacılar ileride belirledikleri bir tarihte Tip 1 diyabet olacak şekilde ayarlanmış  kobay farelere safra kesesi rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan ve himekromon (Hymecromone) içeren ilacı verdi. Düzenli olarak bu ilacı alan farelerde, belirlenen tarihte Tip 1 Diyabet belirtisi kayboldu. Bu araştırmanın Tıp dünyası ve insanlık için mükemmel bir gelişme olduğunu söyleyen Yard. Doç.  Dr. Bollyky, araştırmanın detaylarını şöyle anlattı: Tip 1 diyabet sadece insüllin üreten beta hücrelerini yok eder.

HÜCREYE SALDIRI

Nedeni bilinmiyor fakat hastalığın erken evrelerinde pankreasta iltihaplanma oluştuğunu ve bağışıklık hücrelerinin orada konumlandığını gördük. Bir noktadan sonra da bu bağışıklık hücreleri beta hücrelerine saldırıyor, insülin üretimini durdurana dek saldırmaya devam ediyor. İnsülin üretimi durduğunda ise Tip 1 diyabeti alarm vermeye başlıyor. Araştırmalarımızda hyaluronan adlı sentezin Tip 1 diyabet olan insanların beta hücrelerinde bolca olduğunu gördük ve eğer hyaluronan maddesinin oluşumunu önlersek ne olur diye merak ettik.

YAN ETKİSİ YOK

Maddeyi önleyecek ilacın himekromon olduğunu tespit edip, çalışmalara başladğını söyleyen Yard. Doç. Dr. Bollyky farelerde başarıya ulaştıklarını açıkladı. Tip1 diyabetini önleyen bu ilacın safra kesesiyle ilgili hastalıkların tedavisinde kullanıldığını belirten Yard. Doç. Dr. Bollyky,  steroidler gibi bağışıklık sistemini düzenleyen diğer ilaçlara göre de ciddi bir yan etkisi bulunmayan bu ilacın pahalı olmamakla beraber ağızdan alınabildiğini ve çocuklar tarafından da kullanılabildiğini söyledi. Dr. Bollyky, araştırmanın önümüzdeki sene insanlar üzerinde uygulanacağını belirterek “Umuyorum ki aynı başarıyı yakalayacağız” dedi.

Kaynak: http://onedio.com/haber/tip-1-diyabete-son-verecek-ilac-gelistirildi–593541

22 4.027 görüntüleme

Hamilelik Dönemi

Ben 9 yıldır tip-1’im. 3 aylık da hamileyim. Acaba deneyimlemiş arkadaşlar var mı? Bu hamilelik döneminde şeker ölçüm çubuğumu fazla alabiliyoruz diye ben bu sitede okumuştum. Devlet hastanesi endokrin bölümüne gittim. Hamile olduğumu, tip-1 olduğumu, raporuma hamile diye yazılmasını talep ettim. Alacağım kutu sayısı artması için. Ben 8 kutu alabiliyorum ama hamile olalı yermiyor. Kesinlikle yetmiyor. Günde kaç kez ölçtüğümü ben bile unutuyorum. O kadar fazla!

Doktora raporumda değişikliği istedim. Belirttim de bilhassa; ‘ kutu sayısı 18’e kadar çıkabilecek yazarsanız, ama yine tabiiki yüzde ödeyeceğim her aldığım kutu için, 20 tl veriyorum’ dedim. Karşılığında doktor bana buna gerek olmadığını, 8 kutunun yeteceğini, çok ölçmemem gerektiğini, hamileyim diye hele sık ölçmenin gerekmediğini, kendisi hamile hastalarına sık ölçmeyi önermediğini, karbonhidrat sayımı öğrenmemi, öğrenirsem ölçmeye gerek kalmadığını daha bu gibi bi sürü bana göre gereksiz cümleleri sıraladı ve raporumu yenilemedi.

O gün çok aşırı talihsiz bi an yaşamıştım buna bağlı olarak doktorla tartışmaya girmekten kaçındım.

Herneyse. Sizce bu tutum doğru mu? Hakkı var mı bi doktorun buna? Tip-1 hamileler nasıl alıyorlar çubuklarını? Varsa aramızda bunu deneyimleyen bize aktarabilir mi?

Bir de ekim ayında alanında uzman doktor hemşire ve pompa firmasından gelenlerle konferansları varmış. Sadece sağlık personelinin katılabileceği. Beni oraya davet etti. Sadece hasta olarak sana söyledim şu an, normalde hiçbi hasta gelemez dedi. Neden çağrıldığımı sorunca, ‘ e sen tip1’sin ve hamilesin. Arkadaşların sana soracakları deneyimleyecekleri, bi görüşleri olacağını bi, hamile diyabetliden duymanın onlar için iyi olacağını’ söyledi. Yani hem sıradışı vaka görüyor beni. İlgi çekici tabii; hem tip-1 hem hamile. Hem de gereksiz buldu çubuk talebimi rapor talebimi..

Sizce bu gördüğüm muamele normal mi?

Ben zaten BİMER e şikayet etmeyi düşünüyorum. Böyle olmaması gerek bir hasta olarak talebime saygı duymalı, devletin bana tanıdığı hakkı benden alamaz diye biliyorum.
Hamile arkadaşlarımız bir cevap verirse çok sevineceğim.
Bu konuyu da böyle işgal etmiş oldum yorumla ama mail adresinizi bulamadım 🙂 Genel olarak bu maruzatını anasayfada dile getirirseniz memnun olurum.
Herşey için teşekkürler. İyi ki siz varsınız 🙂

Betül

8 1.261 görüntüleme

Esra’nın Notu

Bu tarz haberler maalesef sürekli çıkıyor. Sağlık harcamalarının çoğunun diyabet için ve hatta diyabetin komplikasyonları için harcandığını artık hepimiz biliyoruz. Ancak bu konuya çözüm bulmayıp, sürekli aynı noktadan aynı haberleri yayınlamak bana hiç doğru gelmiyor.

Umarım diyabetli bireylerin kullandığı ilaç, insülin, insülin pompası ve en önemlisi kan şekeri ölçüm cihaz ve striplerine yapılan geri ödemeler en ideal seviyeye gelir de bu tarz harcamalar artmaz ve diyabetli bireyler de daha sağlıklı ve konforlu bir hayat yaşarlar.

Sağlık Harcamalarının Dörtte Biri Diyabet Hastalığına Gidiyor

Halk arasında “şeker hastalığı” olarak bilinen diyabet, Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) yıllık sağlık harcamalarının 10 milyar liralık bölümünü oluştururken, bu rakam, toplam sağlık harcamaları içinde yüzde 23’lük yer tutuyor.

Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) 2014 verilerine göre, diyabetin dünyada sadece doğrudan maliyeti yıllık 612 milyar doları buluyor. Novo Nordisk Uluslararası Operasyonlar Başkan Yardımcısı Mike Doustdar, Uluslararası Diyabet Basın Bilgilendirme Konferansı’nda diyabetin çok ciddi ve giderek artan küresel bir sorun olduğunu belirtti.

YAŞAM SÜRESİ ARTIYOR HARCAMALAR DA ARTIYOR

Diyabetin tüm dünyada milyonlarca insanı etkilediğini ve önemli tıbbi komplikasyonların gelişme riskinde çok büyük artışa neden olduğunu vurgulayan Doustdar, bunun sağlık sistemleri üzerinde artmakta olan ciddi bir yük haline geldiğini ifade etti.

Doustdar, diyabetle ilgili sağlık harcamalarının, ortalama yaşam süresinin uzamasıyla daha da arttığını belirterek, “Uluslararası Diyabet Federasyonu 2014 verilerine göre, diyabetin dünyada sadece doğrudan maliyeti 612 milyar doları buluyor. Dolaylı maliyetinin de bu rakamın çok daha üstünde olduğu öngörülüyor. Diyabet, dünyadaki sağlık harcamalarının yaklaşık yüzde 11’ini oluşturuyor” dedi.

DİYABETİN NEDEN OLDUĞU ETKENLER MALİYETİ ARTIRIYOR

Diyabet harcamalarının azaltılabilmesinde erken tanı ve tedavinin önemine dikkati çeken Doustdar, “Diyabet maliyetinin yüzde 75’i komplikasyonlardan kaynaklanıyor. Bu nedenle komplikasyonlar önlenebilirse sağlık harcamalarında ciddi azalma sağlanabilir” diye konuştu.

Yanlış ya da yetersiz tedavi sonucunda diyabetin hızlı şekilde ilerlediğini vurgulayan Doustdar, bunun sonucunda görme sorunları, kalp ve damar hastalıkları, böbreklerde sıkıntı ve ayak gibi çeşitli uzuv kayıplarının söz konusu olabildiği uyarısında bulundu.

“24 MİLYAR AVROYA VARAN TASARRUF”

Türkiye’nin diyabete ayırdığı sağlık harcamaları hakkında bilgi veren Doustdar, “Diyabet, SGK’nın yaptığı yıllık sağlık harcamalarının 10 milyar lirasını, diğer bir deyişle yüzde 23’ünü oluşturmaktadır” dedi.

Doustdar, şunları kaydetti:

“Diyabetin toplam maliyeti, 2008 yılından beri yılda yüzde 18 oranında artmıştır. 2012 yılında diyabet ile ilgili ilaçların SGK’ya olan direkt maliyeti yaklaşık 2,4 milyar lira olmuştur. Diyabete bağlı her komplikasyonla yıllık maliyet belirgin olarak artmaktadır. 2012’deki SGK rakamları, diyabete bağlı komplikasyonlar için diyabetin toplam doğrudan maliyetinin 3 kat daha fazlasının harcandığını göstermektedir. Diyabetin neden olduğu komplikasyonların 2012 yılındaki toplam maliyeti, toplam diyabet tedavisi maliyetinin yüzde 73’ünü oluşturmaktadır. Diyabetin komplikasyonlara neden olduğu durumda, bu komplikasyonların tedavisi ve ilgili sağlık harcamaları, diyabetin kendisinin tedavisi için harcanan miktarın yaklaşık beş katı daha fazla olabilmektedir. IDF, Türkiye’de diyabetle ilgili halihazırda kişi başına harcamanın yıllık 866 Amerikan doları olduğunu tahmin etmektedir.”

Doustdar, “Yapılan analizlere göre diyabet kontrolünün tavsiye edilen düzeylere çekilebilmesi 2035 yılına kadar Türk toplumuna 24 milyar avroya varan bir tasarruf sağlayabilecektir” değerlendirmesinde bulundu.

“DİYABET İŞ GÜCÜ KAYBINA YOL AÇIYOR”

Doustdar, diyabetin doğrudan maliyetinin yanı sıra kişinin kendisi, ailesi ve toplum açısından değerlendirildiğinde dolaylı maliyetinin bulunduğunu vurguladı.

Diyabetin erken emekliliğe ve iş gücü kaybına neden olduğunu belirten Doustdar, “Diyabet genellikle ilk olarak çalışmakta olan kişilerde teşhis edilir. Bu da çoğunlukla kişilerin üretkenliğinde azalmayla, işe gidilmeyen günler ya da çalışırken işe odaklanamama gibi durumlarla hatta erken emeklilikle sonuçlanmaktadır” dedi.

4 4.111 görüntüleme

Tip-1 diyabetli olmasaydık pankreasımızın beta hücreleri yemeklerden dolayı yükselen kan şekerini dengeleyebilmek adına hızlıca insülin salgılardı. Ve aynı zamanda yemek yemediğimiz anlarda da kan şekerimizin oynamaması için de yine azar azar insülin salgılamaya devam ederdi. Aslında teorik olarak beta hücrelerinin ürettiği insülin aynı. Ancak biz tip-1 diyabetliler ve insülin kullanan tip-2 diyabetlilerin kullandığı insülinler genelde iki tiptedir. Yemeklerden önce yapılan kısa etkili ve gün boyu kan şekerimizin dengeli gitmesini sağlayan bazal insülin. Yani pankreasımızdaki beta hücrelerinin yaptığı insülin salgılamasını biz taklit etmeye çalışıyoruz.

Bu sebeple kısa ve uzun etkili insülinler kalem insülin kulllanan tip-1 diyabetliler için önemlidir. Uzun etkili yani bazal insülin de olmazsa olmaz oyuncudur.

Sanofi’nin galiba 200’lerin başında çıkardığı Lantus tip-1 diyabetliler için oldukça önemliydi. Çünkü Lantus 24 saat süresince kan şekerini dengede götürmeye çalışacak ve ani dalgalanmaları da minimum seviyeye indirecekti. Özellikle vurgulamak isterim; 24 saat süreli bazal insülin o zamanlarda yoktu 🙂

Sanofi şimdi de Lantus’a aslında rakip bir bazal insülin geliştirdi. FDA onayını da aldı. Adı: TOUJEO Sizlerle daha öncesinde FDA Yeni Bazal İnsülin Toujeo’yu Onaylıyor yazımızda da Toujeo hakkında bilgi vermiştik.

toujeoToujeo, Lantus’a göre daha konsantre. Yani akışkanlığı daha az. Yandaki görselde de görebileceğiniz gibi Lantus ve Toujeo ile yapılan bir ünite insülin arasındaki fark gözle görülebilecek farklılıkta.

Aslında bu farkı daha az insülin yapacağız gibi düşünmeyin. Aynı doz ama daha konsantre.

Toujeo’nın aynı zamanda Lantus’a oranla daha az hipoglisemi hedefi de bulunmakta.

about-toujeo-FPO-copy pngBence en önemli detay tam olarak 24 saat süresince çalışabiliyor olması. Ki Lantus ilk çıktığında 24 saat süresince çalışan bazal insülin olarak pazarlansa da aslında 20-22 saat arasında vücutta kaldığı tespit edildi. Lantus kullanıcıları ortalama 2-4 saat bazal insülinsiz kalmakta. Ancak yandaki grafiktenden de görebileceğiniz gibi Toujeo’nın 24 saat etkisini yitirmeden ve hatta 36 saate kadar da çalıştığı rapolanmıştır.

Şu an için çocuk tip-1 diyabetlilerin kullanımına uygun olmadığı not edilmiş ama spesifik bir sebep yazmıyor. Bulursam mutlaka yazarım. Çocuklarda Lantus kullanımının negatif etkisi ile ilgili de birçok araştırma yayınlanmıştı. Ki 2001 yılında çocuklar için de FDA onayını almışlardı. Mutlaka Toujeo da yakın zamanda FDA onayını alır.

Yararlanılan Kaynaklar

https://www.toujeo.com

http://www.healthline.com/diabetesmine/

 

23 8.986 görüntüleme

İnsülin pompası ve rezervuarları için örnek rapor nasıl olmalı?

Birkaç gündür diyabetli (şeker hastalığı) takipçilerimiz benden insülin pompası ve rezervuarları için örnek rapor istemekte.

Genel olarak 2011 yılına ait bir raporumun olduğunu ve değişen rapor uygulamaları olabileceğini ve bu sebeple benim raporum referans alınmaması gerektiği cevabını veriyorum.

Ancak yine de rehber olsun diye insülin pompası almaya karar verdiğim dönemde çıkarılan ilk raporu ve sonrasında pompa raporumun 2 yıllık kullanma süresi dolunca çıkardığım ikinci raporu sizlerle paylaşacağım.

Benim aldığım insülin pompası Medtronic marka ‘sensörsüz insülin pompası‘. Medtronic marka sensörlü pompa için hazırlanan rapor ya da reçete hakkında bilgim yok. Ya da Dana marka ve Insumed insülin pompaları hakkında da. Ancak Medtronic marka sensörlü insülin pompası alanlar ile Dana marka insülin pompası ve Insumed marka insülin pompası alanlar lütfen raporlarını ve reçetelerini tarayıp esra@diyabetimben.com mail adresime göndersinler.