Anasayfa Arşivler 2014 Kasım

Aylık ArşivKasım 2014

4 2.931 görüntüleme

Yaklaşık 7 yıldır devam eden bir öksürüğüm vardı. Şaka gibi bir süre değil mi? KBB, Gögüs Hastalıkları ve Gastroentereloji gibi bölümlere de gidip birçok doktora göründüm. Solunum fonksiyon testinden, endoskopiye kadar yapıldı. Ya alerji ilaçları ya da reflü tedavisi ilaçları kullandım. Peki sonuç? Kocaman sıfır.

Çalıştığım şirket için haftada bir gün gelerek çalışanlara diyetisyen hizmeti verecek bir diyetisyen ayarlmıştım. Uzun arayışlardan sonra anlaşmamızı yapmıştık. Diyetisyen ile bir gün sohbet ederken sürekli öksürdüğünü, yıllarca çözüm bulamadığından bahsetti. Aynı hikaye bende de olunca anlatmaya başladım. Aynı yollardan geçmişiz. Aynı tedavi yöntemlerini kullanmışız. Hemen bir doktor tavsiye etti. Hisar Intercontinental Hospital’da Göğis Hastalıkları’nda Prof Dr Serhat Fındık.

Dün muayene için gittik. Muayene etti, bazı sorular sordu ve ‘bugün bu sorunu çözmek için önemli bir adım atacağız’ dedi. Kalakaldım 🙂 Sadece muayene edildim ve sorulara yanıt verdim 🙂 Bu kadar basit miydi teşhisi koymak 🙂 Hemen kan vermeye gittim. Ardından akciğer ve sinüslerin filmi çekildi. Sonrasında da solunum fonksiyon testine başladık. Solunum fonksiyon testini ikinci kez yaptırıyorum ama hiç sevmiyorum bu testi. Önce ilaçsız bir şekilde bir makineye bağlı ve ağızlığı olan bir aparat ile hemşirenin yönlendirmesine göre nefes alıp vermeye başlıyorsunuz. Önce normal nesefe alışlar, sonrasında da gelen komutla nefesi hızlıca çekip ve hızlıca vermeniz isteniyor. İki kez başarısız oldum 🙂 Sonuç bir türlü çıkmadı. En sonunda başardım. Ardından inhale bir ilaç verildi. Yarım saat sonra da ilaçlı olarak aynı solunum fonksiyon testini yaptım.

Serhat Bey beni bekliyordu. Teşhis: “Astmatiform Bronşit” Anlayacağımz dilden: Astım ve bronşit karışımı bir hastalık. Sürekli öksürük hali ve sanki boğazda balgam var da çıkmıyor hissi. Ve bazen o öksürmelerle ciğerlerim yerinden sökülecekmiş hissi. Kendini bu vesileyle veremli gibi hissetme hali. Özellikle gece artan ama gün içerisinde de başladığında sürekli öksürme durumu. İlk sorduğum soru: ‘İlaçları sürekli kullanmayacağım değil mi?’ Cevap: ‘Hayır’ Ama tedaviye kısa sürede cevap alamazsak süre uzayabilir. Kısacası ucu açık bir süreç. İçimden geçiriyorum: Neyse. İlaçları adam gibi kullan da sorun kalmasın ortada.

Serhat Bey’i kısa süreli de olsa değerlendirdiğimde; inanılmaz düzenli, analitik ve hastasını en iyi şekilde bilgilendiren bir doktor. Bana kullanacağım 6 ilacı da anlattı. Özellikle inhale olarak kullanacağım astım ilacının kullanımını uygulamalı olarak anlattı. Bu ilaç Türkiye’de ilk çıktığında kullananlardandım ama o zamanlar hiçbir şekilde doğru kullanmamışım. Bunun farkına varmak kötü oldu.

Serhat Bey tüm ilaçların kullanım şekli ve saatlerine kadar her şeyi A4 kağıda not ederek hazırlığını yapmış. Disiplin böyle bir şey işte. Dikkatimi bir not çekti: “Bol su için lütfen.” Neden diye sordum. Bizim bronşların susuz kalmaması gerekiyormuş. Su içmediğimiz zaman bronşlar kuruyor ve öksürmeye başlıyormuşuz. Bu sebeple bol bol su içmem lazım. Bu bilgiyi günün bilgisi olarak cebime koydum dün 🙂

FullSizeRender-17Şimdi ortalama 2 aylık bir süreç başlıyor. İlaçlarımı bugün kullanmaya başladım. Telefonumun ajandasına da unutmamak adına, Serhat Bey’in verdiği notları kayıt ettim. Saati saatine hangi ilacı nasıl kullanacağıma dair her şeyim kayıtlı.

Umarım kısa sürede şu 7 yıllık öksürükten kurtulurum 🙂

Bu arada görüldüğü gibi hastalık sohbetleri ve paylaşımları oldukça işe yarıyor.

5 2.125 görüntüleme

Uzun zaman oldu video çekip sizlerle paylaşmayalı.

Her ne kadar Eşref ile video çekmek daha keyifli olsa da tek başına video çekmek de fena olmuyormuş 🙂

Size mevcut durumumdan biraz bilgiler vermiş oldum. Umarım keyifle izlersiniz.

0 2.340 görüntüleme

Herkese Merhaba,

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun web sitesi ve sosyal medya kanallarında birkaç gün önce 2015-2020 Türkiye Diyabet Programı açıklandı.

Sizlerle hem bülteni hem de programı paylaşıyoruz. Umarım hedefe giden çalışmalar gün geçtikçe artar.

Türkiye Diyabet Programı 2015-2020

Diyabet, Dünya’da ve ülkemizde sıklığı gittikçe artan önemli bir kronik hastalıktır. Yol açtığı komplikasyonlar ve eşlik eden hastalıklar dolayısıyla ciddi morbidite ve mortaliteye sahiptir. İnsan ve toplum sağlığını tehdit etmesi yanında gerek bireylere gerekse de ülkelere önemli bir mali yük getirmesi nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir.

Diğer bulaşıcı olmayan kronik hastalıklar gibi diyabet de uzun soluklu etkin bir hastalık yönetimi gerektirmektedir. Bu yönetim içerisinde hastalığın önlenmesi önemli yer tutmaktadır. Bakanlığımız tarafından da kronik hastalıklarla mücadelede sağlıklı beslenme, hareketli hayatı teşvik, tütün, alkol ve madde bağımlılığının önlenmesi gibi konulara özel önem verilmekte ve “sağlıklı yaşam” kavramı temel strateji olarak benimsenmektedir. Diyabetli bireylerin komplikasyonlardan korunması ve etkin olarak tedavi edilebilmeleri başarılı bir diyabet yönetiminin göstergesidir. Bu konularda Sağlık Bakanlığı ile beraber tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, yerel yönetimlere, üniversitelere, belediyelere, sivil toplum kuruluşlarına, özel sektöre, toplum için rol model olan kanaat önderlerine önemli görevler düşmektedir.

Ülkemizde diyabet prevalansı %13.7’dir ve toplumumuzun çok önemli bir kısmı obezite ve prediyabet nedeniyle diyabet açısından risk altındadır. Halk sağlığını tehdit eden bu kronik hastalığın etkin yönetilmesini sağlamak amacıyla, Sağlık Bakanlığı önderliğinde birçok kurum ve kuruluşun katkısı ile beş yıllık Türkiye Diyabet Programı hazırlanmıştır. Türkiye Diyabet Programı; etkin diyabet yönetimi için politika geliştirilmesi ve uygulanması, diyabetin önlenmesi ve erken tanı konması, diyabet ve komplikasyonlarının etkin tedavisi, çocukluk çağı diyabet bakım ve tedavisi ile diyabetin ve diyabet programının etkin izlenmesi ve değerlendirmesi şeklinde beş ana bölümden oluşmaktadır. Bu programda yer alan aksiyonların hayata geçirilmesi ile ülkemizde diyabetin önlenmesine katkı sağlanacağını ve tüm diyabetli bireylerin daha etkin tedavi edilmelerinin mümkün olacağını umut etmekteyiz.

Türkiye’de diyabetin etkin yönetilmesine sürekli katkılarınızı beklemekteyiz, Saygılarımızla,

Prof. Dr. Bekir ÇAKIR                                           Prof. Dr. Seçil ÖZKAN

Türkiye Diyabet Programı Koordinatörü            Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı

Programın detaylarına turkiyediyabetprogrami linki üzerine tıklayarak ya da http://beslenme.gov.tr/content/files/diyabet/turkiyediyabetprogrami.pdf linkinden ulaşabilirsiniz.

0 2.315 görüntüleme

Bu sene 14 Kasım’ın olduğu hafta sanki daha bi farklı geçti. Daha bi mavi, daha bi çocuk, daha bi tip-1 diyabeti içerdi. Sizler de benimle aynı fikirde misiniz?

Özellikle İstanbul’da Tip1 Diyabetliler Derneği, Ankara’da ise Diyabetle Yaşam Derneği Ankara Şubesi, Düzce’de Çocuk ve Genç Diyabetliler Derneği ile Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Anabilim Dalı ve ayrıca Diyabetiz grubu önemli başarılara imza attı. Ve bu organizasyonlar; daha bi mavi, daha bi çocuk, daha bi tip-1 diyabetliydi.

Mutlaka farklı illerde güzel projeler olmuştur ama sizlerle sadece bu iki organizasyonu paylaşacağım.

Tip1 Diyabetliler Derneği tüm projelerini İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü ile gerçekleştirdi. Ortalama 2-3 ay süren proje çalışmaları ve görüşmeleri oldu.

1623562_881083511904718_282096329764896747_nBu sebeple dernek adına uygun ve İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü’nün de desteklediği ‘tip-1 diyabet’ merkeze alındı. Gerçek hayatta tip-1 diyabetli olan yetişkinler , çocuklar ve aileleriyle afiş çalışmaları yapıldı. Her birinden yasal izinler de alındı. Slogan ‘Tip-1 Diyabet Her Yaşta’ seçildi. Afişlerde 4 yaşındaki tip-1 diyabetli çocuk da vardı, 31 yaşındaki tip-1 diyabetli yetişkin de. Ve her afişte her bireyin tip-1 diyabetli olmadan yaşadığı belirtiler vardı. Bu vesile ile de tip-1 diyabetli olmayan bireylere belirtiler anlatılmaya çalışıldı. Ayrı bir afiş çalışmasında ise diyabetin belirtilerine odaklanıldı.

Bu afişler İstanbul’da belediye otobüsleri, vapur iskeleleri, metro ve metrobüs durakları gibi birçok yerde kullanıldı.

Aynı zamanda Yeditepe Üniversitesi Rektörlük Binası, Turgutlu, Mardin, Nazilli ve İzmir’de Katip Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne de asıldı.

 

10556434_879896022023467_2034288426671766136_nÖzellikle Nazilli’de oğlu tip-1 diyabetli olan Sevgili Özlem Bozbek büyük bir emek harcayarak tüm merkez ve köy okullarına ayrıca sağlık kurumlarına da giderek bu asılmasına vesile oldu.

Dernek aynı zamanda tip-1 diyabetli çocuklarla zumba show yapmaya karar verdi. Hem eğlenceli hem de tip-1 diyabetli çocukların da özgüvenini daha da arttıracak bir çalışma olması hedeflendi. ‘Eksik’ olmadıklarını hissetmeleri oldukça önemlidi. Zumba Show Buyaka AVM ve Armonipark Outlet AVM’de büyük ilgi gördü.

Aynı zamanda her iki AVM’de kan şekeri taramaları yapıldı. 3 günde 1262 kişinin kan şekerine bakıldı. Ve maalesef kan şekeri 131 ve üstü olan kişi sayısı 158 olarak tespit edildi.

1526156_881814425164960_1725187195519667324_n    10425505_881807085165694_5546892327086877520_n

1506846_880710765275326_3703745565770532145_n14 Kasım Cuma günü ise Tip1 Diyabetliler Derneği ve İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü ortak projesi olan Twitter projesi devreye girdi. diyabetheryasta hashtagi içeren 1500 Twit atılsa bile ortalama 5 milyon 795 bin kez etkileşim oluştu. Farkındalık anlamında az da olsa bir fayda sağladı.

 

10320270_878693202143749_3672066307140091204_nİstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü ve Tip1 Diyabetliler Derneği’nin ortak projesi olan diyabetheryasta hashtagine özel mavi halka fotoğraf çekimi de gerçekleştirildi.

Fotoğraf çekiminde İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü çalışanları. Tip1 Diyabetliler Derneği ve çekimi gören bireyler dışarıdan katıldılar ve projeye destek verdiler.

 

 

10417448_881797651833304_5044886847422405959_nDernek ayrıca Manisa Turgutlu‘da Pekdemir AVM’de ve Seramiksan Spor Kulübü-Antalya Belediye Büyükşehir Spor Kulübü’nün voleybol maçı öncesinde de kan şekeri taraması yaptı.

 

 

 

 

1528474_882151478464588_5930876074324805533_nKosova’nın Prizren, Gilan ve Mitroviça şehirlerinde ise askeriye ile ortak bir proje yürüttü. Prizren Hastanesi ve Türk hemşire ve doktorları tarafından katılanların öncelikle boy/kilo, tansiyon, kan şekeri ölçümü yapılmış ve müteakiben diyabet hakkında bilgilendirme/bilinçlendirme yapılmıştır.

Derneğin web sitesi adresi: www.t1dd.org

Facebook, Twitter ve Instagram hesap adları ise: T1DDernegi

 

Ankara’da ise; Türkiye Diyabet Vakfı Ankara Şubesi ve Diyabetle Yaşam Derneği Ankara Şubesi projeler önemli rol oynadı.

13 Kasım Perşembe günü Trt Radyo-1 canlı yayınına Diyabet Söyleşisi için Diyabetle Yaşm Derneği Ankara Şube Başkanı Sevgili Aşır Can Büyükrt ve Prof. Dr. İlhan Yetkin katıldı. 30 dakika süresince diyabet temelinde bir program oldu.

1620613_980460491970785_2325665390838003377_n14 Kasım Cuma günü ise Ufuk Üniversitesi’nde Diyabet Paneli’ne Diyabetle Yaşam Derneği Ankara Şubesi ve Türkiye Diyabet Vakfı Ankara Şubesi stand kurarak katıldı. Panelde konuşmacı olarak Öyküm Solak ve Sıddık Şimşek katıldı.

Yine 14 Kasım Cuma günü Diyabetle Yaşam Derneği Ankara Şubesi olarak Fatih Kangı ve  Aşır Can Büyüker, Türk Tabipler Birliği’nde Prof.Dr. Temel Yılmaz ve Prof. Dr. Selçuk Dağdelen ile basın açıklaması yaptı. Diyabetli bireylerin her alanda karşılaştığı sorunlar dile getirildi.

 

 

 

 

1377545_10152735358736387_1254122643125321140_n16 Kasım Pazar günü Diyabet Eğlencesi düzenlendi. Tüm Türkiye’den yaklaşık 350 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen bir organizasyon oldu.

 

 

 

 

10449512_10152738603721387_2375539691766806535_n19 Kasım Çarşamba günü Türkiye Diyabet Vakfı’nın düzenlemiş olduğu ve T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde devam eden Diyabet Parlamentosuna katılındı. Cumhurbaşkanı Temsilcisi, SGK Başkanı, Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı, Milletvekilleri ve çok değerli hocaların katıldığı toplantıda Yeşim Sonkaya ve Öyküm Solak yaşanılan sorunları dile getirdiler. SGK Başkanı tüm konuların konuşulacağı bir toplantı yapacaklarını ve artık diyabetle alakalı sorunların çözüme kavuşturulması gerektiğini ve Aralık ayının ortasına toplantı sözü verdiklerini belirtti.

 

 

 

 

1234179_934130719949529_8023711692506697019_nBu organizasyona özel yaptırılan mavi halkalarla çekilen fotoğraf karelerinden sadece birini sizlerle de paylaşmak isterim.

Ankara Şubesi’nin Facebook hesabı: Diyabetle Yaşam Derneği ANKARA ŞUBESİ

 

 

 

63979_10152828244750750_6869598215817329156_nDüzce’de ise belediye meydanında toplanan, şemsiyeler ve pankartlar taşıyan grup, slogan atarak Anıtpark Meydanı’na kadar yürüdü.

Çocuk ve Genç Diyabetliler Derneği ile Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, grup adına yaptığı açıklamada, kamuoyunun dikkatini diyabete çekmek için yürüyüş düzenlediklerini söyledi.

Özellikle Prof Dr İlknur Arslanoğlu’nun önderliğinde ilerleyen ve çocuk tip-1 diyabetlilere özel Facebook hesabını takip etmenizi öneririm. ‘Düzce Diyabetli Çocuklar Derneği’

10313391_377659302392693_6040347354697479043_nAyrıca Diyabetiz grubu da Dünya Diyabet Günü sebebiyle öncesinden oldukça iyi hazırlıklar yaptılar. Facebook hesaplarından takip ettiğim kadarıyla 16 Kasım Pazar günü İstanbu’da yapılan Avrasya Maratonu’na katılarak tip-1 diyabet odağında dövizler taşıdılar.

 

 

10665829_373078759517414_5805826501357340082_nAyrıca 16 Kasım Pazar günü organize ettikleri yemek etkinliğinde el emeği yaptıkları bileklikleri misafirlere hediye ettiler.

Facebook ve Twitter hesap adları: Diyabetiz

İnternet sitesi ise: http://diyabetiz.com/diyabetiz/index.php

 

Gördüğünüz gibi bu yıl çok çalışılmış, emek harcanmış. Umarım önümüzdeki yıl da bu yıl olduğu gibi 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nün olduğu hafta her yer maviye boyanır, her yer tip-1 diyabet odağında olur.

Tüm ekiplere gösterdikleri çabadan ötürü teşekkür ederiz.

Not: Bu sene diyabetimben.com olarak bir şey yapmadığımızı unutmadan söylemek isterim 🙂

6 2.852 görüntüleme
Yerli üretime teşvik kararının ardından yurtdışına her yıl milyonlarca dolar çıkmasına yol açan bir çok hastalığın ilacı Türkiye’de üretilecek.

 

ANKARA- Yerli üretime teşvik kararının ardından yurtdışına her yıl milyonlarca dolar çıkmasına yol açan birçok hastalığın ilacı Türkiye’de üretilecek.

İlk aşamada ilaç pazarında çok büyük bir yere sahip insülünlerden patent süreleri dolanların Türkiye’de üretilmesi planlanıyor.

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Saim Kerman, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı eylem planındaki yerli ilaç ve tıbbi cihaz üretimine teşvik konusu hakkında bilgi verdi.

Eylem planının, hem teşvik mekanizması hem de ihtiyaç belirleme yönünün bulunduğunu belirten Kerman, ihtiyaçların belirlenmesi noktasında Kurum’un ön plana çıkabileceğini ancak teşviğin Bilim Sanayi ve Teknoloji,  Ekonomi ve Kalkınma Bakanlıklarının katkılarıyla belirleneceğini bildirdi.

TÜBİTAK’ın AR-GE teşviklerinin artacağını ifade eden Kerman, özellikle gelişmiş sanayi bölgelerine satılabilecek, yüksek teknoloji gerektiren ürünler üretilmesinin zorunlu olduğuna dikkat çekti.

Kurum Başkanı Kerman, hastalıkların git gide daha iyi tanındığını, bir çok hastalıkta artık alt gruplar belirlendiğini, “hedefli” ilaçların söz konusu olduğunu, bunun da üretimde maliyet sorununu beraberinde getirdiğini kaydederek, “yetim hastalık” kavramının yakın zamanda değişeceğini, artık “toplumda az görülen hastalık”lar için kullanılan söz konusu kavramın, her hastalığın belirlenen alt türleri için de kullanılabileceğini bildirdi.

Git gide kişiye özgü tedaviden bahsedileceğini ifade eden Kerman, kişiye özgü tedavide ise gen teknolojisinin önem kazanacağını söyledi. Birçok hastalıkta genetik boyutun araştırılacağını kaydeden Kerman, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu yapısal dönüşümde, temelde mevcut olmayan teknolojinin sahibi olmayı hedefliyoruz. Bizim arkadan koşmak yerine öne geçmeye çalışmamız lazım. Bu yolun nerelere gideceğini bilip ona göre bir yol izleyeceğiz. Bu yüzden hedefimiz yeni molekül üretmek olmalıdır.”

Biyoteknolojik ürünler 

Kerman, biyoteknolojik ürünlerin de bu kapsamda değerlendirilebileceğini, eylem planında bunların da desteklenmesinin öngörüldüğünü, Türkiye’nin bu teknolojiye sahip olmadığını, bazı firmaların sadece dolum yaptığını söyledi.

Bunun geleceğe yönelik bir adım olduğunu ifade eden Kerman, “Nasıl ki ülkemizde veri koruması sona eren orjinal ilaçla aynı özelliğe sahip eşdeğer ilaç üretilebiliyorsa patent süresi dolan biyoteknolojik ürünlerle aynı özelliğe sahip biyobenzer ürünlerin üretilmesi için de çalışmalar var. Şu anda ülkemizde henüz biyobenzer ürün üreten firma yok ama bu yönde hazırlıklar var” diye konuştu.

“30 gramı için yılda 17 milyon dolar yurtdışına gidiyor” 

Patent süreleri dolan insülinlerin Türkiye’de üretilmesi için harekete geçildiğini bildiren Kerman, bunun dışında kanser ve hematoloji alanlarında kullanılan tuzumab, filgrastin, eritroproteinler için de çalışmaların başladığını söyledi.

Bu ürünlerden birinin 30 gramı için yılda 17 milyon doların yurtdışına gittiğini, Türkiye’deki insülin pazarının ise 500 milyon dolar civarında olduğunu vurgulayan Kerman, “Bu ürünler Türkiye’de üretilirse hem para ülkemizde kalacak hem de fiyatları düşecek” diye konuştu.

(Kaynak: http://www.dunya.com/turk-mali-insulin-geliyor-245305h.htm)